Onkolojik dermatoloji (deri kanserleri)

Pek çok farklı deri kanseri bulunur.

Vücudumuzun en büyük organı olan deri, vücudun hem ısı dengesini sağlar hem de dış etkilere karşı korur. Bu organın en fazla maruz kaldığı etkenlerin başında deri kanserlerinin de birincil sebebi olan güneş ışınları gelmektedir.

Deri yüzeyindeki hücrelerin DNA yapılarının hasar görerek kontrolsüz çoğalmaları sonucu oluşan deri kanserleri tüm dünyada en sık görülen kanserlerin başında yer almaktadır. Deri yüzeyinde lezyonların oluşmasındaki temel etken güneş ışınları olduğundan cilt kanserleri, kollar, bacaklar, eller, göğüs bölgesi, kulaklar, dudaklar, yüz, boyun gibi güneşin daha çok etki edebildiği alanlarda gelişir. Ancak kanserin yaygın formları daha çok güneşe daha az maruz kalınan bölgelerde ortaya çıkmaktadır. İyi huylu yada kötü huylu olabilecek bu lezyonların sıklığı da oldukça fazladır. Deri kanserleri en fazla görülen kanser türü olmakla birlikte yaşam kayıplarının en düşük olduğu kanser olduğunu söylemek gerekir.

En sık rastlanan tipleri şöyle sıralanabilir:


Deri kanserlerinin diğer kanserlere oranla daha görülebilir olması erken fark edilebilmek adına avantaj sağlamaktadır. Tüm dünyada görülme sıklığı açısından ilk sırada yer alan deri kanserleri üç ana grupta incelenmektedir. Cilde rengini veren melanosit hücrelerden kaynaklanan kanserler “malign melanom” olarak adlandırılır. Bazal hücrelerden kaynaklanan kanserler “bazal hücreli kanserler”, cildin dış tabakasındaki yassı hücrelerden kaynaklanan kanserler “yassı hücreli (skuamöz) kanserler” olarak tanımlanır.

Bazal hücreli kanserler: Melanom dışı deri kanserleri içinde yer alan bazal hücreli kanserler, tüm deri kanserlerinin yaklaşık yüzde 80’inden sorumludur. Her 10 deri kanserinin yaklaşık sekizi bazal hücreli kanserlerdir. Derinin en dış tabakası olan epidermisteki hücrelerden kaynaklanan bazal hücreli kanserler yavaş büyürler ve çok nadir olarak yayılım gösterirler. Derinin güneşe maruz kaldığı bölgelerde daha sık gözlenmekle birlikte sırt ya da bacakların alt kısımlarında da ortaya çıkabilmektedir. Orta ve ileri yaştaki kişilerde daha çok ortaya çıkan bazal hücreli kanserler yaşla birlikte artış eğilimi göstermektedir. Genellikle deride küçük, parlak yumru ya da nodül şeklinde görülür ve açık tenli ve renkli gözlü kişilerde daha fazla ortaya çıkar.

Skuomöz hücreli kanserler: Epidermisteki yassı hücrelerden kaynaklanan bu kanserler, tüm deri kanserlerinin yüzde 16’sından sorumludur. Melanom dışı kanserler arasında yer alan skuomöz hücreli kanserler de bazal hücreli kanserler gibi yoğun olarak uzun süre güneşe maruz kalmış bölgelerde gelişir. Baş, boyun bölgesi, eller ve bileğin arka kısımları sık görüldükleri yerlerdir ve genellikle açık tenli kişilerde görülür. Yassı hücreli kanserler sıklıkla cildin hemen altındaki yağ dokusuna yayılma eğilimindedir. Nadir de olsa vücudun uzak organlarına ve lenf bezlerine yayılabilmektedir.

Melanomlar: Daha nadir görülen melonom, derinin üst ve alt tabakalarında yer alan pigment üretmekle görevli melanosit hücrelerinden kaynaklanır. Deri kanserlerinin en kötü huylusu olan melanom, tüm deri kanserlerinin yaklaşık yüzde 4’ünü oluşturur. Melanom dışı kanserlerin vücudun diğer bölgelerine yayılımı çok nadirken, melanomlar sıklıkla çevre dokuya ve vücudun diğer bölgelerine yayılır. Genellikle açık tenli erkek ve kadınlarda görülse de tüm cilt tiplerindeki kişiler risk altındadır. Melanomlar, diğer cilt kanserlerine göre çok farklı yapıda ve özellikle olduğu için tedavi yaklaşımı da farklıdır. Bu nedenle daha ayrıntılı bilgiyi melanomla ilgili hazırlanan sayfalarımızdan öğrenebilirsiniz.

Doğum anından ölüme kadar vücudumuzun farklı bölgelerinde  ben, leke gibi sayısız lezyon çıkar. Deride görülen her lezyon deri kanseri anlamına gelmemektedir. Çok büyük bir kısmı iyi huylu olan bu lezyonlarının deri kanseri olduğunu gösteren belirtiler şöyle sıralanmaktadır.

Bazal hücreli kanserlerin belirtileri; Deri yüzeyinde sert ya da pul pul görüntüsü vardır. Genellikle parlak, pembe ya da kırmızı yığınlar şeklinde gözlenir. Yüz, kafa derisi, kulaklar, eller ve sırt bölgesinde daha yaygın olarak görülen bazal hücreli kanserlerde lekeler kendi haline bırakıldığında kabuk tutabilir ya da ülsere dönüşebilir. Çok yavaş büyüyen bu lezyonlarda zaman içinde renk değişimleri yaşanır. Ten renginde olan kabarıklıklar morumsu kırmızı bir renk haline gelir.

Skuamöz hücreli kanserlerin belirtileri; Yüz, boyun, dudaklar, kulaklar, eller, omuzlar, kollar ve bacaklarda daha fazla görülür. Lezyonların görünümleri değişir, büyür ve ülserler gözlenir. Sert kabarıklıklar ortaya çıkar. Dikkat edilmez ve ihmal edilirse kabarıklıklar açık yara haline gelerek kanama oluşur.

Deri kanserine yakalanma ihtimalini artıran unsurlar risk faktörü olarak ifade edilmektedir. Kanser türüne göre risk faktörleri de değişir. Deri kanserinde, sigara kullanımı ya da güneşe aşırı maruziyet gibi faktörler değiştirebilirken, yaş, aile öyküsü gibi bazı risk faktörlerini değiştirme şansı bulunmamaktadır. Diğer kanser türlerinde olduğu gibi deri kanserinde de risk faktörlerine sahip olmak mutlaka hastalığa yakalanılacağı anlamına gelmemektedir. Bu nedenle özellikle değiştirebilir risk faktörlerine karşı mutlaka önlem almak ve değiştirilemez faktörlerde de farkındalık düzeyine yükselterek hareket etmek önem taşımaktadır. Melanom dışı deri kanserlerinde risk faktörleri şöyle sıralanmaktadır;

Ultraviyole (UV) ışınlara maruz kalma: Ana kaynağı güneş olan ve solaryumda da kullanılan ultraviyole (UV) ışınları cilt hücrelerinde DNA hasarına neden olmaktadır. Bu hasar nedeniyle cilt hücreleri kontrol dışı büyüyerek cilt kanseri ortaya çıkmaktadır. UV ışınlara maruziyet arttıkça risk de artmaktadır. Özellikle açık alanda çalışmak zorunda kalan kişiler, çiftçiler, inşaat çalışanları, yelken, sörf gibi açık hava sporuyla uğraşanlar ve çok sık solaryuma girenler risk altındadır. Bu kişilerde cilt kanseri yaştan bağımsız olarak ortaya çıkabildiği için koruma önlemlerini mutlaka almak gerekmektedir.

Cilt rengi: Deri kanserleri derinin rengi ne olursa olsun herkeste ortaya çıkabilmektedir. Ancak, açık tenli kişilerde olduğu gibi cildin daha az pigmente sahip olması UV ışınlarından daha az koruma sağlayacağı için bu kişilerde risk artmaktadır. Bu nedenle, kalıtımsal olarak derideki pigmentlerin olmadığı Albinizm hastaları deri kanseri açısından riskli grupta yer alır. Koyu renkli ya da siyah tenli kişiler daha az risk taşısa da güneşe maruz kalmayan alanlarda ortaya çıkan deri kanserleri için riskin devam ettiği bilinmelidir.

Yaş: Bazal ve skuomöz hücreli deri kanserleri daha yavaş ilerlediği için yaşlandıkça bu kanserlere yakalanma riski de artar. Zaman içinde güneşe maruz kalınan sürenin artması bu riski ortaya çıkarmaktadır. Bu nedenle çocukluk yaşlarından itibaren cildi güneşin zararlı etkilerine karşı korumak gerekir. Her ne kadar deri kanserleri daha ileri yaşlarda ortaya çıkma eğilimi gösterse de, bu kanserlere genç yaşlarda da rastlamak mümkündür.

Erkek cinsiyeti: Bazal ve skuamöz hücreli kansere yakalanma ihtimali kadınlara oranla daha yüksektir. Bunun nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte güneşe daha fazla maruz kalmanın etken olduğu düşünülmektedir.

Bazı kimyasallara maruz kalma: Arsenik gibi bazı kimyasallara yoğun olarak çalışmak durumunda olan kişilerde de deri kanserine yakalanma riski yükselmektedir. Bununla birlikte çalıştığı iş alanından dolayı kömür katranı, parafin ve bazı yağ türlerine uzun süre maruz kalan kişilerde de deri kanserine yakalanma riski daha yüksektir.

Radyasyon tedavisi görmek: Daha önce radyasyon tedavisi gören kişilerde tedavi alanında deri kanserine yakalanma riski yüksektir. Özellikle küçük yaşta radyasyon tedavisi gören çocuklar için önemlidir. Bu nedenle radyoterapi gördükten sonra, tedavi bölgesinin mümkün olduğunca güneşe maruz kalmasını önlemek ve yüksek koruyucu kremlerin kullanımı ve diğer koruyucu önlemlerin alınması gerekmektedir.

Geçirilmiş deri kanseri öyküsü: Daha önce bazal ya da skuamöz hücreli kanser geçiren kişilerde tekrar cilt kanseri geçirme ihtimali yükselmektedir.

Ailede cilt kanseri öyküsü: Özellikle ebeveynlerinden birinde skuamöz hücreli cilt kanseri öyküsü olan kişilerde deri kanserine yakalanma ihtimali 2-3 kat artmaktadır. Bu noktada cilt tipi de önemlidir. Yine açık tenli bireylerin oluşturduğu ailelerdeki kişiler daha fazla risk altındadır. Ayrıca bazı ailelerde deri kanserini artıran kalıtımsal özellikler de bulunmaktadır.

Bağışıklık sisteminin zayıflaması: Organ nakli ya da kemik iliği nakli gibi bazı hastalıkların tedavisindekullanılan ilaçlar nedeniyle bağışıklık sistemi zayıflamış kişiler de deri kanserine yakalanma açısından risk artmaktadır.

Sedef hastalığı gibi bazı deri hastalıklarının tedavisi için uzun süre ultraviyole ışık tedavisi gören kişilerde de riskin arttığı bilinmektedir.

Melanom dışı deri kanserlerinden korunmak için öncelikle güneş ışığına maruziyeti azaltmak gerekir. Güneşin yararlı etkilerinden faydalanmak ve zararlı ışınlarından korunmak alınacak önlemlerle mümkün. Deri kanserleri açısından riski azaltmak için yapılacaklardan bazılarını şöyle sıralamak mümkün;

Güneşten korunmak için mümkün olduğunca uzun kollu giysiler tercih edin, güneş gözlüğü ve geniş kenarlı şapka takın.

UV ışınları etkisini yılın her döneminde devam ettiği için dışarıda bulunmanız gerektiğinde mutlaka yüksek koruma faktörlü güneş koruyucusu kullanın.

Özellikle çocuklarınızı çok küçük yaşlardan itibaren güneşten koruyun. Bunun için koruyucu giysileri tercih edin ve güneş kremi kullanın.

Güneş ışınlarının dik olarak geldiği 11.00-16.00 saatleri arasında ve direkt olarak güneşin altında kesinlikle güneşlenmeyin.

Solaryum UV ışınları yansıttığı için cilt hücrelerinin bozulmasına ve dolayısıyla deri kanserleri açısından risk oluşturmaktadır. Bu nedenle, bronzlaşmak için solaryumu tercih etmeyin.

Cildinizi düzenli olarak kontrol edin. Benler, çiller, doğum lekelerinde oluşan değişikleri gözlemlemeye çalışın. Yüz, boyun, kulak ve saç derisini ayna yardımıyla kontrol edebilirsiniz. Kol ve bacaklarınızın üstlerini ve arkasını, parmakların aralarını, ayak tabanını ve genital bölgenizi de düzenli aralıklarla kontrol edin. Herhangi bir değişiklik gördüğünüzde zaman kaybetmeden hekime başvurun.

Ciltteki lekeler, biçim ve yapı değiştiren lezyonları fark eden kişi zaman geçirmeden hekime başvurulmalıdır. Melanom dışı deri kanserlerinde tanının ilk adımı hekim muayenesidir. Sonraki aşamada biyopsi yapılarak kanserin türü ve yayılımı belirlenir. Biyopsi ile anormal büyüme gerçekleşen bölgeden parça alınır ve patoloji uzmanı tarafından kanser olup olmadığı araştırılır. Skuamöz hücreli kanserlerde de lenf bezi yayılımı olup olmadığı sentinel lenf bezi biyopsisi ile yapılır. Tanıya bağlı olarak tedavi planlaması yapılır.

Bazal ve skuamöz hücreli deri kanserlerinin tedavisinde kanserin türü, evresi, yayılım gösterip göstermediği, hastanın yaşı, eşlik eden hastalıklar gibi unsurlar birlikte ele alınarak yöntem belirlenir. Her iki kanser türü için cerrahi ortak bir tedavi yöntemidir ve farklı cerrahi teknikleri kullanılmaktadır.

Kryocerrahi; Bu yöntemde anormal hücrelerin yok edilmesi için, küçük metal plakalar donma derecelerine kadar soğutularak anormal hücrelerin bulunduğu alana yerleştirilir.

Tümör dokusunun çevresinde bulunan sağlıklı dokunun bir kısmıyla birlikte alındığı basit eksizyon, hücrelerin ortadan kaldırılmasında lazerden yararlanılan lazer cerrahisi de cerrahi olarak kullanılan yöntemler arasında yer almaktadır.

Deri kanserlerinin tedavisinde tümörün yaygınlık durumuna göre kemoterapi ve radyoterapi de kullanılmaktadır.

İleri Tıbbi Uygulama Merkezlerimiz ve Bölümlerimiz

Kanserle İlgili Uzmanlarımıza Sorun
Güvenlik Kodunu Giriniz
Captcha
CaptchaResart
Bizden haberdar olmak
ister misiniz?
florence nightingale hastanesi çağrı merkezi
florence nightingale hastanesi

Copyright 2016 Florence Nightingale. Tüm hakları saklıdır.

Web sitemizdeki bilgiler kişileri tanı ve tedaviye yönlendirme amacı taşımaz. Tanı ve tedaviye yönelik tüm işlemlerinizi doktorunuza danışmadan uygulamayınız.