Lenfoma (Lenf kanseri)

lenfoma lenf kanseri
Lenfomalar: Lenfatik sistemden kaynaklanan kanserler lenfoma olarak adlandırılır. Sıklıkla lenf nodlarından köken alırlar.  Bunun dışında dalak, kemik iliği, mide-barsak içindeki lenf dokusu ve diğer organların lenf dokularından da kaynaklanabilirler.Lenfositler vücudumuzda enfeksiyonlarla ve diğer hastalıklara karşı savaşan hücrelerdir. 

Boyun, koltuk altı ve kasıklarda ortaya çıkan ağrısız, lastik silgi kıvamındaki bezeler lenf bezesi kanserinin ilk işareti olabilir. Beraberinde ateş, terleme, kilo kaybı ve kaşıntı bulunabilir. 

Hodgkin ve non-Hodgkinlenfoma olmak üzere iki ana grupta incelenirler.

Hodgkin  ve non – Hodgkinlenfoma (NHL) farkı nedir?

Hodgkinlenfoma köken aldığı lenf düğümlerinden diğerlerine düzenli bir şekilde yayılırken, Non-Hodgkinlenfoma (NHL) diğer lenf düğümlerine daha çokkan yoluyla düzensiz olarak yayılır.Hodgkinlenfoma yavaş seyirlidir, kombine kemoterapi ile %80-90 tam iyileşme söz konusudur. NHL’de ise agresif (saldırgan) seyreden tipleri tehlikelidir,  yoğun kemoterapiye rağmen tekrarlama olasılığı yüksektir. İndolent (iyi seyirli) formları ise sıklıkla tedavi gerektirmez, sık aralıklarla takip edilir.

Lenfomanın kesin nedenleri bilinmemektedir. Hastalığın ortaya çıkmasını kolaylaştıran bazı risk faktörlerinin insanlarda duyarlılık oluşturduğu kabul edilmektedir. Yaş, lenfoma gelişiminde de risk faktörüdür. NHL, yaşla birlikte artarken, yaşlı kişilerde görülen HL daha kötü seyretmektedir. HIV, Helicobacter pylori ile Hepatit B ve Hepatit C gibi enfeksiyonlar bağışıklık sistemini zayıflatır ve lenfomalara karşı duyarlılık yaratabilmektedirler. Yüksek dozda radyasyona maruz kalanlar ve daha önce radyoterapi tedavisi gören kişilerde de risk artmaktadır. Ailede lenfoma öyküsü olması da lenfoma oluşumunda risk faktörleri arasında yer alır. Ancak risk faktörlerin varlığı kişide lenfomanın gelişeceği anlamına gelmemektedir.

Lenfoma başlangıç döneminde birçok hastalıkta da bulunabilen hafif belirtiler gözlenir. İlk işaret, kol, boyun ve kasık bölgesindeki lenf bezlerinde görülen ağrısız şişliklerdir. Bu şişlikler zamanla büyüyerek ele gelir hale gelebilirler. Vücudun farklı bölgelerindeki lenf düğümleri ve dokularında da şişme, büyüme görülebilir. Bu büyümenin damarlara bası yapması sonucu, kol ya da bacağın şişmesine, sinire yaptığı bası sonucu ağrı, uyuşma ya da karıncalanmaya, mideye bası yaparsa dolgunluk hissi yaratabilir. Dalak büyümesi ve buna bağlı karın ağrısı gibi şikayetler de görülebilmektedir. Bazı hastalarda, ateşin nedensiz olarak yükselmesi, her gece uyandıracak, çamaşır değiştirecek kadar fazla gece terlemesi, halsizlik ve sürekli yorgunluk hali, deri yüzeyinde kaşıntı, iştah kaybı ve son altı ay içerisinde vücut ağırlığında yüzde 10 azalma gibi semptomlar da görülebilmektedir.

Bu belirtiler spesifik değildir ve hastadan hastaya değişebilmektedir. Grip ya da viral enfeksiyonlar gibi farklı hastalıkları da işaret edebilir. Ancak lenfomada, belirtiler süreklidir ve farklı bir hastalıkla açıklanamaz. Bu nedenle lenfoma belirtilerinin ciddiye alınması ve birkaç günden uzun sürmesi halinde mutlaka hekime başvurulması gerekir.

Lenfomada tanı koyabilmek için işaret edilen şikayet ve bulgulara sahip olan kişilerin öncelikle fizik muayenesinden geçmesi gerekmektedir. Spesifik olmayan bu belirtilerde altta yatan neden ortaya çıkarılmalıdır.

Yapılan muayene sonuçları aile geçmişi ve tıbbi geçmişi gibi birçok faktörle birlikte değerlendirilir. Lenfoma şüphesi doğması durumunda da tanıyı kesinleştirmek için, kan testleri, kemik iliği muayenesi ve görüntüleme yöntemlerini içeren ayrıntılı testlerin yapılması gerekir.

Biyopsi: Bir kişide lenfomanın kesin tanısı kanser şüphesi duyulan dokudan parça alınarak patolojik değerlendirilmesi sonucu konur. Biyopsi olarak tanımlanan bu işlemde çeşitli yöntemler kullanılmaktadır. Cilt altından hissedilebilen kitlelerde biyopsi yapmak daha kolay olabilmektedir. Biyopsi lokal anestezi yapıldıktan sonra bir iğne ile küçük bir doku parçası alınarak yapılır. Bu yöntemde alınan örnek her zaman istenilen kalitede olmayabilir. Bu durumda cerrahi biyopsi tercih edilmektedir. Deriden küçük bir kesi açılarak yapılan cerrahi biyopsi lokal ya da genel anestezi altında yapılmaktadır. Kitlenin deri altında değil de karın içinde daha derinde olması durumunda ise laparoskopi yöntemi ile şüpheli bölgeden parça alınır. Çıkarılan parçaya patolojik inceleme yapılır.

Görüntüleme: Kalıcı belirtilerin varlığı durumunda ele gelen bir kitle olmasa da görüntüleme yöntemlerine başvurulur. Böylece hem kitlenin varlığı ve hem de biyopsi için konum belirlemesi yapılır. Boyun gibi vücudun belli bir yerinde kitle fark ediliyorsa direkt röntgen grafileri yeterli olabilirken daha ayrıntılı bir görüntü elde edilmek istendiğinde bilgisayarlı tomografi (BT) ile vücudun herhangi bir yerindeki kitleleri tespit etmek için kullanılır. PET-BT ve PET-MR görüntüleme yöntemleri de vücut tutulmasını göstermek için kullanılır. Özellikle beyin ve omurilik tutulumundan şüpheleniliyorsa manyetik rezonans görüntüleme (MR) dan yararlanılır. 

Kemik iliği biyopsisi: Lenfomanın kemik iliğinden kaynaklandığı ya da kemik iliğine yayıldığı durumlarda mutlaka yapılması gereken bir testtir. Lokal anestezi altında gerçekleştirilen bu yöntemde, kemik iliğine iğne ile girilerek biyopsi için ilik materyali alınır. Biyopsi için genellikle kalça kemiği tercih edilir.

Kan sayımı: Kan hücreleri sayısında ortaya çıkan değişiklikler lenfomayı işaret edebilmektedir. Bu nedenle kan sayımı ile alyuvar, akyuvar ve trombositlerin görünümleri ve sayıları değerlendirilir.

Ayrıca hekim gerekli gördüğü taktirde, lenfomanın vücudun hangi bölgelerine yayıldığı ve hangi aşamada olduğunu görmek için ek testler yaptırabilir.

Evreleme, kanserin nerelere ve ne kadar yayıldığını belirlemek için kullanılan bir süreçtir. Hastanın tedavisinin doğru planlanması için evrelemenin mutlaka yapılması gerekir. Lenfoma’nın klinik evreleri şöyledir.

Evre I: Hastalık karın zarının alt ve üst bölgesinde tek taraflı olmak üzere bir lenf düğümü bölgesindedir.

Evre II: Göğüs ya da karın bölgesinde yine tek taraflı olmak üzere birden fazla hastalık vardır.

Evre III: Karın zarının hem altında, hem de üstünde olmak üzere birden fazla lenf düğümü tutulumu vardır.

Evre IV: Hastalığın yayılım alanı genişlemiştir. Kanser, lenf dokusu tutulumu dışında kemik, kemik iliği, deri, beyin, akciğer gibi doku ve organlara yayılmıştır.

Hekim lenfomayı evrelemede bazı harfler kullanır. Bunların anlamı; Tanı sırasında ateş, gece terlemesi, kilo kaybı gibi sistematik belirtilerin varlığı durumunda “B”, semptomların olmaması durumunda ise “A” harfi kullanılır. Hastalık lenf düğümünden bir organa yayıldığı zaman ya da hastalık lenfatik sistem dışında bir tek organı tuttuğu zaman “E” harfi kullanılır.

Hodgkin dışı lenfomada, hem hastalığın ilerlemesi, hem de etkili tedavinin seçimi açısından tümörün büyüme hızı da dikkat edilen noktalardandır. Düşük dereceli sessiz seyirli lenfomalar, çoğunlukla acil tedavi gerektirmez. Hastalık yavaş ilerler ve hastalar uzun süre yaşam kalitesi düşmeden hayatını sürdürebilir. Orta ve yüksek dereceli lenfomalar agresif bir seyir izler. Çok hızlı şekilde büyüyebilecekleri için tanıyla birlikte vakit kaybetmeden tedaviye başlamak gerekir.

 

Lenfoma tedavisinde de birçok kanserde olduğu gibi birden fazla uzmanlık dalının bir arada çalışmasını gerektirmektedir. Tedavi planlamasının yapılması ve  uygulanmasından hematolog, onkolog, radyasyon onkoloğu ve patologlardan oluşan ekip sorumludur.

Patolojik değerlendirmeyle tanısı kesinleşen ve görüntüleme yöntemleri ve kemik iliği biyopsisi sonrasında evrelemesi yapılan hastalığın tedavisine başlanır. 30 farklı alt grubu olan lenfomada tedavi yaklaşımı hastadan hastaya değişebilmektedir. Lenfomanın türü, yayılımı, seyri, hastanın genel sağlık durumu ve yaşı belirleyici faktörlerdir. Hasta bazı durumlarda sık kontrollerle sadece gözlenirken, bazı durumlarda kemoterapi, radyoterapi, biyolojik tedavi ve kemik iliği nakli, tek başına ya da kombine şekilde kullanılabilmektedir.

Bugün lenfoma tedavisindeki temel hedef, hastalığı tamamen tedavi etmek ama aynı zamanda hastanın yaşam kalitesini sağlayabilmektir. Özellikle son yıllarda hastalığın nedenleriyle ilgili bilgiler arttıkça tedavisinde de önemli gelişmeler yaşandı.

Lenfoma tedavisinde kemoterapinin çok önemli yeri vardır. Kemoterapi kürlerinin sayısı sıklıkla hastalığın yaygınlığı ile ilgilidir. Küçük bir bölgede olan lenfomalara verilecek kemoterapi ile yayılmış lenfomaya uygulanacak kür sayısı farklıdır. Özellikle günümüzde çok ciddi ilerleme sağlamış ve son derece başarılı sonuçlara ulaşılan biyolojik tedaviler yani hedef yönelik ilaçlarla birlikte de kullanılabilmektedir. Kemoterapi ilaçları tümör hücreleri yanında vücudun sağlıklı pek çok hücresine de etki yaparken hedefe yönelik tedavi ilaçları sadece tümörlü hücreleri seçebilmektedir.

Lenfoma tedavisinde önemli noktalardan biri tedavinin geciktirilmeden gününde verilmesidir. Bu nedenle hangi tedavi yöntemine karar verilirse verilsin her aşamada hasta uyumunun sağlanması çok büyük önem taşımaktadır.

 

Tedaviyle hastalıktan kurtulan kişilerde bir süre kemik ya da eklem ağrısı, ellerde ve ayaklarda uyuşma, karıncalanma, yorgunluk, konsantrasyon bozukluğu gibi sıkıntılar yaşansa da bunlar bir süre sonra ortadan kalkacaktır. Önemli olan hekim ve hasta arasında sürekli bir iletişimin olmasıdır.

Ayrıca hastanın yaşam kalitesini yükseltmek için sağlıklı beslenmesi, egzersiz yapması ve mümkün olduğunca stresten uzak kalması gerekir. Kesinlikle sigara ve alkol kullanmamak gerekir. Lenfoma geçirmiş olmak kişide diğer kanserler açısından riski artıran bir unsur olduğundan diğer kanserleri taramaya yönelik düzenli olarak  mamografi ve kolonoskopi yaptırmasında yarar var. 

Tetkik ve Uygulamalar

İleri Tıbbi Uygulama Merkezlerimiz ve Bölümlerimiz

Kanserle İlgili Uzmanlarımıza Sorun
Güvenlik Kodunu Giriniz
Captcha
CaptchaResart
Bizden haberdar olmak
ister misiniz?
florence nightingale hastanesi çağrı merkezi
florence nightingale hastanesi

Copyright 2016 Florence Nightingale. Tüm hakları saklıdır.

Web sitemizdeki bilgiler kişileri tanı ve tedaviye yönlendirme amacı taşımaz. Tanı ve tedaviye yönelik tüm işlemlerinizi doktorunuza danışmadan uygulamayınız.