Kadınlarda idrar kaçırma (üriner inkontinans) ve tedavisi

Üriner inkontinans, özellikle 30 yaş üstü kadınların % 30-40’nı etkileyen önemli bir sağlık sorunudur.  Toplumda sık görülmesi sonucu, neredeyse normal yaşamın bir parçası olarak algılanmaktadır. Kadınlar, emici pedler kullanarak, ekstra iç çamaşırı taşıyarak ya da sıvı alımını azaltarak bu sorunla mücadele etmeye çalışmakta, bu şikayetle doktora başvuruma sayısı gerek bu sorunun normal yaşamın bir parçası, gerekse utanma dolayısıyla yetersiz olmaktadır.

Dolayısıyla üriner inkontinaslı kadınlar, günlük aktivitelerini ve sosyal yaşam planlarını bu sorun merkezinde yapmakta ve yaşam kalitesi ciddi anlamda kısıtlanmaktadır. Seksüel problemler, öz güven sorunları, anksiyete ve depresyon gibi psikolojik problemler inkontinansı olan kadınlarda daha sık gözlenmektedir.

Oysa günümüzde, modern tıbbın gelişimi ve cerrahi tekniklerin gelişimine paralel olarak, kadınlarda inkontinans sorunu başarı ile tedavi edilebilmektedir. Tedavi sonrası kadınların sosyal yaşamı ve yaşam kalitesi, öz güveni ve seksüel yaşamında anlamlı derecede artış olduğu çalışmalarda gösterilmiştir. Sonuç olarak kadınlarda üriner inkontinans , normal yaşamın bir parçası değil tedavi edilebilir bir hastalıktır. 


Böbrekler ve mesane nasıl çalışır?


Böbrekler, kanın filtrasyonu sonucu sürekli olarak idrar üretir. Böbreklerde oluşan idrar, üreter olarak adlandırılan kanallar yoluyla idrar torbası (mesaneye) taşınır.

İdrar miktarı; böbreklerin sağlıklı çalışması ve alınan sıvıya bağlı olarak değişkenlik gösterir.

Mesane kas tabakasından oluşur ve görevi idrarı depolamaktır. Mesaneye idrar geldikçe, bir balon gibi genişler. Mesane istirahat halindeyken, kas tabakası gevşek ve mesane çıkımı kapalı olmalıdır.

Mesane çıkışı, üretra (mesanenin dışarı açıldığı kanal) kapakçığı ve pelvis tabanındaki kaslar ile desteklenir. Mesane belirli bir hacimde idrar ile dolduğunda, kişide idrar yapma hissi oluşur, mesanenin kas tabakası kasılırken, üretra kapakçığı ve pelvik taban kasları gevşeyerek idrar boşaltımı sağlanır.

İdrarın sağlıklı bir şekilde depolanması ve boşaltımı için; beyin, mesane ve pelvik taban kaslarının sinirsel uyarılarını sağlıklı ve koordinasyon içinde çalışması gereklidir.

Üriner inkontinans, istemsiz idrar kaçırma, idrarı tutamama veya mesane(idrar torbası) kontrolünün kaybı olarak tanımlanır ve toplumda çok sık rastlanan bir sağlık problemidir.

Kadınlarda daha sık görülür. Şiddeti değişkenlik göstermekle beraber, öksürme, gülme yada karın içi basınç arttığında damla damla idrar kaçırma (stres inkontinans) olabileceği gibi, aniden idrar yapma hissi ile tuvalete yetişememe ve idrar kaçırma (urge inkontinans) şeklinde ortaya çıkabilir.Bazen her iki tip idrar kaçırma kombine olabilir (mix tip inkontinans).

Eğer üriner inkontinansın derecesi günlük yaşamı ve yaşam kalitesini etkiliyorsa mutlaka doktora başvurulması gerekir. Çoğu hastada, basit yaşam tarzı değişiklikleri ve basit medikal tedavilerle ciddi sonuçlar alınabilir ve inkontinans tedavi edilebilir. 

Stres inkontinans: Bu tip üriner inkontinans, öksürme, hapşırma, aniden ayağa kalkma, gülme, ağır bir şey kaldırma gibi ani karın içi basınç arttığı durumlarda damla damla veya daha fazla idrar kaçırma olarak tanımlanır. Stres inkontinans, mesane ve üretrada (mesaneden dışarı açılan kanal) kapakçıkların yetersizliği veya zayıflığı sonucu görülür. En önemli risk faktörü gebelik , doğum ve menapozdur.  

Urge inkontinans: Aniden gelen idrar yapma hissi ile idrarın kaçırılması olarak tanımlanır.  Mesanede aniden ortaya çıkan istemsiz kasılmalar neticesinde ortaya çıkar ve kişi tuvalete yetişemeden idrar kaçırma oluşur.  Bu tip inkontinansın yarattığı sıkıntı ile, geceleri de dahil olmak üzere çok sık tuvalete gider.  Urge inkontinans sebepleri arasında; idrar yolları enfeksiyonları, mesane irritasyonu yapan maddeler (idrar yollarında taş, kum…), barsak problemleri, Parkinson hastalığı, Alzheimer hastalığı, inme ve Multipl skleroz gibi hastalıklar sayılabilir. Urge inkontinansa, sebep olan bir hastalık yoksa, hiperaktif mesane sendromu olarak da adlandırılmaktadır.

Taşma inkontinası: Mesane duyuların algılanamaması söz konusudur, mesane dolu olmasına rağmen his kaybı nedeniyle idrar yapma hissi olmaz ve  mesane kapasitesini aşan hacimlerde idrar depolandığında taşma şeklinde idrar kaçırma görülür. Bu tip inkontinans, mesane yaralanmaları, üretra tıkanıklığı veya sinirlerde hasara neden olan diyabet (şeker hastalığı), omurilik zedelenmeleri yada multipl skleroz gibi hastalıklarda görülür.

Mixt inkontinans: Bazen idrar kaçırma hem stres hem de urge inkontinas şeklinde olabilir. Bu durumda mixt inkontinans olarak sınıflanır.

Total inkontinans: Gece, gündüz sürekli veya periodik olarak idrar kaçırmayı tanımlar. 

Doktor muayenesinde idrar kaçırma ile ilgili şikayetler sıkılmadan bildirilmelidir. Çünkü bu durum utanılması gereken bir durum ya da normal yaşamın bir parçası değildir.

Ancak şu durumlar varsa, ertelenmeden doktora başvurulmalıdır:

  • İdrar kaçırma ile beraber ciddi idrar şikayetleriniz varsa (idrarda kan görülmesi, yanma, idrar yaparken zorlanma)
  • Üriner inkontinans günlük aktivitelerinizi, sosyal ilişkilerinizi , yaşam kalitenizi ve günlük planlarınızı etkiliyorsa
  • Üriner inkontinans şikayetleri zamanla artıyorsa 
  • Alkol:  Mesaneyi uyarıcı etkisi ve idrar yapımını arttırıcı özelliği nedeniyle inkontinansa sebep olabilir.
  • Aşırı sıvı alımı: Kısa sürede fazla sıvı alımı, idrar üretiminin artması sonucu inkontinansa sebep olabilir.  
  • Kafein:  Hem idrar yapımını arttırarak hem de mesanenin direkt uyarılması ile inkontinansa sebep olabilir. Çay, kahve, enerji içecekleri gibi kafein içeren içeceklerin fazla tüketimi inkontinans sebebi olabilir. 
  • Mesane uyarıcılar:  Karbonatlı, gazlı içecekler, çay ve kahve (kafein içerenler veya içermeyenler), tatlandırıcılar, mısır şurubu, baharatlı yiyecek ve içecekler, şekerli ve asitli gıdalar, domates ve limon gibi meyve sebzeler mesaneyi direkt uyararak geçici inkontinansa sebep olabilir. 
  • İlaçlar:  Kalp ilaçları, hipertansiyon ilaçları, sakinleştiriciler, kas gevşeticiler gibi bazı ilaçlar kullanım esnasında idrar kaçırmaya sebep olabilir. 
  • İdrar yolları enfeksiyonları: Enfeksiyonlar direkt olarak mesaneyi uyararak, özellikle urge inkontinansa sebep olabilirler. İnkontinansla beraber idrar yaparken yanma ve kötü kokulu ve koyu renkli idrar çıkışı görülebilir. Enfeksiyonun tedavisi ile inkontinans düzelir. 
  • Konstipasyon (kabızlık): Rektum ve mesane  yakın komşulukta olup benzer sinirler tarafından kontrol edilen iki organdır. Kompakt sert feçes (dışkı) veya konstipasyon (kabızlık) hallerinde, idrara çıkma sıklığında artma veya hiperaktif mesane sendromu görülebilir, bazen taşma tarzı üriner inkontinansa sebep olabilir. 
  • Gebelik ve doğum; Gebelikte hızla artan kilo alımı, hormonal değişimler, rahimin büyümesi ve mesaneye baskısı nedeniyle inkontinas görülebilir. İlave olarak, vajinal doğumda pelvis kasları üzerindeki baskı sonucunda oluşan pelvis kaslarında zayıflama ve yırtıklar nedeni ile  sürekli üriner inkontinans ortaya çıkabilir. Doğum esnasında pelvis kaslarında, sinirlerinde ve destek dokularında oluşan hasar ile pelvis ve vajinada sarkmalar (prolapsus) meydana gelebilir. 
  • Prolapsus; Mesane, rahim, rektum ve bazen ince barsaklar vajinadan dışarı sarkabilir ve bu tip prolapsuslar da üriner inkontinansa sebep olabilir. 
  • Yaşa bağlı değişimler;  Artan yaşla beraber mesanenin depolama kapasitesi azalır ve hiperaktif mesane semptomları artar. Özellikle sistemik hastalığı olan ileri yaşlı kadınlarda bu şikayetler daha belirgindir. Sigaranın bırakılması, aktif yaşam tarzı, spor ve hipertansiyon ve diyabet (şeker hastalığı) gibi hastalıkların tedavi ile kontrol altında tutulması, yaşa bağlı hiperkatif mesane şikayetlerini azaltabilir yada önleyebilir.  Menapozal dönemde azalan östrojen hormonuna bağlı olarak, mesane ve üretranın kanlanması ve beslenmesi azaldığından üriner inkontinansa yatkınlık artar. Ancak ilginç bir şekilde,  menapoz sonrası dönemde verilen östrojen tedavileri üriner inkontinansı şiddetlendirebilmektedir.
  • Histerektomi (cerrahi olarak rahimin alınması);  Rahim ile mesane yakın komşulukta olup rahimi destekleyen kas ve lifler mesaneyi de desteklemektedir. Cerrahi olarak rahimin alınması, mesanenin destek dokularının zayıflaması ve pelvis kaslarında zayıflama sonucu üriner inkontinansa sebep olabilir. 
  • Ağrılı mesane sendromu (intertisyel sistit); Kronik (süreğen) ağrılı ve sık idrar yapma ile karakterize sebebi tam olarak bilinmeyen bir sendromdur ve bazen inkontinansa sebep olabilir. 
  • Mesane kanserleri ve idrar yolları taşları; inkontinans, acil tuvalete çıkma hissi ve idrarda yanma idrar yolları taşları ve mesane kanserlerinin belirtisi olabilmektedir. Ayrıca idrarda kan görülmesi ve pelvisde ağrıya sebep olabilir. 
  • Nörolojik hastalıklar; Multipl skleroz, Parkinson hastalığı, inme, beyin tümörleri, omurilik zedelenmelerinde, mesanenin sinirsel iletiminde hasara neden olabilir ve sonuçta üriner inkontinans gözlenebilir.
  • Tıkanma ve bası; İdrar yolları boyunca (böbreklerden üretraya kadar) baskı yapan karın içinde değişik organlardan köken alan tümör ve kitleler özellikle taşma tipi inkontinansa sebep olabilir. Böbrek, mesane ve idrar yollarındaki taşlar da aynı mekanizma ile taşma tipi inkontinansa sebep olabilir.  
  • Cinsiyet; Kadınlarda gerek anatomik nedenlerden dolayı inkontinansa yatkınlık, gerekse gebelik, doğum ve menapoz sebebiyle, üriner inkontinans çok daha sık görülür.
  • Yaş; Yaş ilerledikçe, mesane kas yapısı ve pelvik taban kas yapısında zayıflık nedeniyle inkontinans sıklığı artar. Ancak inkontinans yaşlanmanın doğal bir süreci olarak normal kabul edilmemektedir, tedavisi yapılarak yaşam kalitesi arttırılabilir.
  • Obezite; Aşırı kilo alımı ile mesane ve pelvik taban kaslarına basıncın artması sonucu inkontinans gelişebilir. Zayıflayan pelvis kasları sonucunda öksürme, hapşırma ile stres inkontinans sık görülür. 
  • Sigara;  Sigara içimi ile gelişen kronik öksürük ve sürekli artmış karın içi basınç özellikle stres inkontinans riskini arttırır. Ayrıca, sigara içimi, mesane kasılmalarını etkileyerek taşma tipi inkontinansa da sebep olabilir. 
  • Sistemik hastalıklar;  Böbrek hastalıkları, diyabet (şeker hastalığı) gibi sistemik hastalıklar inkontinans riskini arttırır. 
  • Cilt problemleri; Üriner inkontinans, genital bölge cildinin sürekli idrar maruziyetine ve cildin ıslak kalmasına sebep olur ve genital bölgede ciltte döküntüler, kızarıklık, ülserler (yaralar) oluşabilir. 
  • İdrar yolları enfeksiyonları; İnkontinans, tekrarlayan idrar yolları enfeksiyonlarına sebep olabilmektedir. 
  • Günlük aktivitelerde değişiklikler; İnkontinans sonucu, spor ve egzersiz kısıtlaması, günlük planlarda bulunulacak yerlerde tuvalete erişim düşüncesi, kişinin günlük aktivitelerini kkısıtlayabilmektedir.
  • İş yaşamında değişiklikler; Üriner inkontinans, iş yaşamını negatif olarak etkiler. Uzun toplantılara katılımı engeller ve kişi üzerinde stres  ve sıkıntıya sebep olarak konsantrasyonda problemlere sebep olabilir. Ayrıca geceleri uyku bölünmesi nedeniyle halsizlkik ve yorgunluğa sebep olabilir.  
  • Yaşam kalitesinde değişiklikler; Yaşam kalitesini olumsuz etkileyebilmektedir. Kişinin öz güveni azalır, seksüel aktivitede idrar kaçırma korkusu ile seksüel ilişkiden kaçınma gözlenebilir. Ayrıca inkontinans olan kadınlarda anksiyete ve depresyon gibi hastalıklar daha sık gözlenebilmektedir. 
Üriner inkontinans tanısında en önemli faktör hastanın hikayesidir. İnkontinansın ne zaman başladığı, ne şiddet ve sıklıkta olduğu, yaşam kalitesine etkisi, kişinin hikayesinden inkontinansın tipi ve şiddeti tespit edilebilir.
Hikaye dışında tanıya yardımcı olabilecek bir takım spesifik ve non-spesifik testler vardır:

  • Mesane günlüğü; Günlük alınan sıvılar ve idrara çıkma sıklık ve miktarını içeren bir formdur. Yaklaşık 1 hafta boyunca kayıtları tutulur ve kişinin idrar yapma profili ve inkontinansın derecesi belirlenir. 
  • İdrar analizi;  Yapılacak idrar analizi ile idrar yolu enfeksiyonları, idrarda kan veya taşa ait bulgular saptanabilir. 
  • Kan testleri;  Kan testleri direkt olarak inkontinans tanısı için faydalı olmamakla beraber, inkontinansa sebep olabilecek diyabet gibi sistemik hastalıkların araştırılması açısından faydalı olabilir. 
  • Postvoid rezidüel ölçüm (PVR);  Kişi idrarını yaptıktan sonra, mesanede kalan idrarın doktor tarafından ince bir kateterle veya ultrasonografi ile ölçülmesi işlemidir.  İşeme sonrası mesanede fazla miktarda kalan idrar varlığı, idrar yollarında tıkanıklık, idrar yollarında problem veya mesanenin sinir veya kas tabakasında sorun olduğunu gösterir. 
  • Pelvik ultrasonografi; Ultrasonografi ile mesane kapasitesi ve mesane böbrekler ve idrar yollarındaki anomaliler, tümörler, taş ve tıkanmalar saptanabilir. 
  • Stress test;  Jinekolojik muayene esnasında, hastanın öksürme veya ıkınması ile karın içi basınç artışı sağlanarak idrar kaçırma olup olamadığının gözlenmesi esasına dayanan basit ama önemli bir testtir. 
  • Ürodinamik testler; Bu testler mesanenin dinlenme ve işeme esnasında basınçların ölçümü esasına dayalı testlerdir. Üretra ve mesaneye kateter yerleşimi ve özel basınç ölçer cihazlar gerektiren testlerdir. İnkontinans tanısı için her zaman gerekli olmamakla beraber, özellikle inkontinans tipinin belirlenemediği hastalarda tedavi seçenekleri konusunda yardımcı olabilir.  
  • Sistogram; Mesaneye kontrast boya maddesi verilerek sonrasında çekilen seri X ray röntgen grafiler ile idrar yollarında problemler tespit edilebilir. 
  • Sistoskopi;  Kamera sistemi içeren ince bir kanül ile üretradan girilerek mesane ve idrar yollarının direkt olarak gözlenmesi yöntemidir. İdrar yollarındaki patolojiler direkt olarak gözlenir ve aynı seansta lezyonlara müdahale edilebilir. Ofis şartlarında bile yapılabilmesine karşın genellikle ameliyathane şartlarında genel veya spinal anestezi ile kolaylıkla yapılabilir.

Üriner inkontinans tedavisi, inkontinans tip ve şiddetine bağlıdır.

Çeşitli medikal ve cerrahi tedaviler mevcut olup tedavi hastaya özel seçilmelidir.

Çoğu hastada, ilk basamakta, fiziksel ve davranışsal terapiler tercih edilir. Sonraki basamaklarda, ağır anatomik problem saptanan hastalarda ve şiddetli inkontinansta cerrahi ve kombine tedaviler tercih edilebilmektedir.


Davranışsal teknikler ve yaşam stilinde değişiklikler çoğu zaman inkontinans tedavisinde faydalı olmakta, pek çok hastada ilave tedaviye gereksinim duyulmamaktadır.
  • Mesane egzersizleri: Mesane egzersizleri, idrar yapmanın geciktirilmesi ve idrar hissi geldiğinde belirli süre tutularak mesanenin eğitilmesi tekniğini içerir. Tuvalete gitme hissi geldiğinde, 10 dakika tutup, idrara çıkma geciktirilerek başlanır. Burada hedef tuvalete gitme aralıklarını 2-4 saate kadar uzatabilmektir. Mesane egzersizi aynı zamanda, idrarı yaparken kesip, bir süre tutmak ve tekrar idrar yapmayı da içerir. 
  • Planlı tuvalet egzersizleri: Zamanlı idrar yapmayı tanımlar. Her 2-4 saatte bir planlı tuvalete gidilmesi ile mesane eğitimi sağlanır. 
  • Sıvı alımı ve diyet yönetimi: Alkol, asitli sıvı ve yiyeceklerin alımı ve kafeinli sıvılarının tüketiminin azaltılması inkontinans şiddetini azaltır. Bazı hastalarda, sıvı tüketiminin azaltılması, kilo verilmesi, fiziksel egzersiz ve yaşam tarzı değişiklikleri ile inkontinans problemi aşılabilir.

  • Pelvik taban kas egzersizleri:  Pelvik taban kasları ve mesane kapakçıklarını içeren özel egzersizler idrar kontrolünü kolaylaştırır. Fizyoterapi eşliğinde periyodik seanslarla yapılan tedaviler ile kontinans sağlanabilir. Pelvik taban kaslarının egzersizleri ‘’Kegel egzersizleri’’ idrar yaparken işemenin durdurulması ve pelvis kaslarının istemli kasılması esasına dayanır. İşeme esnasında pelvik kaslar sıkılarak idrar yapma durdurulur ve üçe kadar sayılarak tekrar işemeye devam edilir ve bu periyodik olarak tekrarlanır. Kegel egzersizlerini uygularken doğru kasların çalıştırılması önemlidir, karın ve bacak kaslarının kullanılmaması, doğru bir şekilde pelvik taban kaslarının kullanımını sağlar. Kegel egzersizlerinin doğru bir şekilde efektif yapılması için, öncelikle doktor ve fizyoterapist eşliğinde yapılmalı, hasta doğru kas gruplarını çalıştırmayı öğrendiğinde bireysel olarak self-tedavi şeklinde devam edilmelidir. 
  • Elektriksel stimülasyon:  Vajina ve rektum çevresindeki pelvik taban kaslarına elektrotlar yerleştirilerek, bu kas grupların elektriksel stimülasyonlarla kasılması esasına dayanan bir tedavi yöntemidir. Elektriksel stimülasyon, stres ve urge inkontinansda etkili bir tedavi yöntemi olmakla beraber çok sayıda seans gereklidir ve tedavi aylar boyunca sürmelidir.

Farmakolojik ilaç tedavileri, sıklıkla davranışsal ve fiziksel tedavilerle kombine edilerek kullanılır. Seçilecek ilaçlar hastadan hastaya değişkenlik gösterebilir ve bazen kombine kullanılabilir.İlaç kullanımı mutlaka doktor tarafından seçilmeli ve doktor gözetiminde sürdülmelidir. Tüm ilaçların ciddi yan etkileri olabilir.
Başlıca kullanılan ilaç grupları:

  • Antikolinerjikler: Bu ilaç grubu sıklıkla urge inkontinans tedavisi, hiperaktif mesane sendromu ve mixt tip inkontinansda kullanılır. Bu kategorideki ilaçlar; oxybutynin , tolterodine, darifenacin, fesoterodine , solifenacin  ve trospium’dur. Bu ilaçların yan etkileri arasında, ağız kuruluğu, kabızlık,bulanık görme ve sıcak basmaları görülebilir. 
  • Lokal östrojenli kremler ve tabletler: Lokal olarak uygulanan östrojenli vajinal krem ve tabletler, genital bölge ve idrar yollarında hücre yenilenmesi ve doku beslenmesini arttırarak inkontinans tedavisinde sınırlı da olsa etkili olabilir.  
  • Imipramin: Imipramin bir antidepresan olup stres, urge ve üriner inkontinansta, ayrıca enurezis noktürna (çocuklarda gece idrar kaçırma) durumlarında kullanılmaktadır.
  • Duloxetin: Yeni nesil bir antidepresan olup seçilmiş hastalarda stres inkontinans tedavisinde kullanılmaktadır. 

Çeşitli medikal araç ve cihazlar, inkontinans tedavisinde kullanılmakla beraber tedavideki yeri kısıtlıdır.

Mini tampon şeklinde üretral insertler, üretra çıkışını kapatarak inkontinansı önleyebilmektedir, ancak 24 saattten uzun kullanımı sakıncalıdır. Üretral insertler, ağır fiziksel aktivitelerde kullanılabilir ancak rutin kullanımı oldukça sınırlıdır.

Buna karşın, özellikle vaginal prolapsusu (sarkma) olan hastalarda vajinal halka şekilli silikon pesserler kullanılabilir.Cerrahi uygulanamayan ve prolapsusu olan hastalara, yeterli eğitim verilerek pesser efektif olarak kullanılabilir. Pesser vajinaya yerleştirilerek, hem pelvis taban kaslarını destekler hem de mesanenin yukarı kaldırılarak inkontinansın tedavisine katkıda bulunur. Ancak pesserlerin uzun süreli kullanımı, vajinada ülserler ve infeksiyona sebep sebep olabileceğinden belirli periyotlarda ara vermek gereklidir. 

Cerrahi uygulamalar:
  • Sentetik materyal injeksiyonları:  Karbon kaplı zirkonyum, kalsiyum hidroksiapatit, polidimetilsiloksan gibi birtakım sentetik materyaller, üretra altına ve çevresine enjekte edilir. Üretra altındaki destek doku ve mesane boynunun destekleyerek inkontinası engellerler.  Son derece kolay bir teknik olup ofis şartlarında lokal anestezi ile 5 dakika süren bir işlemle uygulanmasına karşın sıklıkla müdahalenin belli periyotlarda tekrarlanması gerekir. Başarı oranları % 60 civarındadır.
  • Botulinum toxin tip A: Mesanenin kas tabakasına Botoks uygulaması, özellikle hiperaktif mesane sendromu ve urge inkontinans tiplerinde faydalıdır. Ancak Botoks uygulaması fazla yapılırsa, hasta idrar yapmada zorlanabilir. Her 6-9 ayda bir tekrarlanması gereklidir.  
  • Sinir uyarıcı cihazlar: Mesane sinir uyarılarından sorumlu olan sakral siniri uyaran cihazlar ve bacağa ve kalçaya uygulanabilen sinir stimülatörleri mevcut olup kullanımları son derece sınırlıdır. 

Cerrahi operasyonlar:

Günümüzde , cerrahi tekniklerin ilerlemesi ve sentetik mesh teknolojisinin ilerlemesine paralel olarak, cerrahi tedavi en yaygın ve en etkili tedavidir. Ancak hasta seçimi ve uygun cerrahinin seçimi son derece önemlidir.

Cerrahi abdominal (karından), laparoskopik veya vajinal yolla uygulanabilmektedir. Günümüzde en etkili yöntemler vajinal yolla gerçekleştirilen cerrahi tekniklerdir. Hasta operasyondan bir gün sonra taburcu edilebilmekte ve hemen günlük yaşamına dönebilmektedir.

Günümüzde en sık kullanılan cerrahi prosedürler, Sling (Askı) operasyonlarıdır.   Sentetik veya biyomateryal kullanılarak pelvik askı oluşturulması, mesane boynu ve üretranın desteklenmesi esasına dayanan operasyonlardır. TVT, TOT ve mini-sling teknikleri popüler olarak uygulan operasyonlardır. Ameliyathane şartlarında, yaklaşık 15 dakikada, genel veya spinal anestezi altında uygulanabilir. Hasta hemen ertesi gün taburcu edilmektedir. Başarı oranları % 90’ın üzerindedir ve uzun dönem sonuçları son derece başarılıdır. Dünyada en sık uygulanan jinekolojik operasyonlardandır. Komplikasyon oranları son derece düşüktür. Özellikle en sık görülen inkontinans tipi olan stres inkontinans ve mixt tip inkontinansda sonuçlar ve hastanın yaşam kalitesine etkileri yüz güldürücüdür.  

Laparoskopik olarak BURCH operasyonları da vajinal cerrahiye eşdeğer başarı oranlarına sahiptir. Uygun hastalarda güvenle uygulanmaktadır. Açık abdominal cerrahi ise, sadece inkontinans için nadiren uygulanmaktadır. 

Günümüzde, üriner inkontinans için onaylanmış alternatif tedavi modalitesi yoktur.

Hipnoterapi, manyetik stimülasyon, refleksoloji, akupunktur uygulamaları ile ilgili çalışmalar olsa da kesin etkinlikleri henüz gösterilememiştir.  

Üriner inkontinans, her zaman önlenebilir bir hastalık değildir ancak bazı yaşam tarzı modaliteleri ile risk azaltılabilir.

Üriner inkontinans riskini azaltmak için öneriler: 
  • Sağlıklı kilo kontrolü;  Obeziteden korunmak ve ideal kiloda olmak inkontinans riskini azaltır. 
  • Sigaranın bırakılması;  Sigara içilmemesi, sigaranın bırakılması inkontinans riskini azaltır. 
  • Kegel egzersizleri; Özellikle gebelikte olmak üzere, Kegel egzersizlerinin günlük yaşamda uygulanması inkontinans riskini azaltır. 
  • Mesane uyarıcılardan kaçınmak; Mesane uyarıcı etkisi olan yiyecek ve içeceklerin tüketiminin sınırlanması inkontinans riskini azaltır. Örneğin günlük kahve ve kafeinli içeceklerin tüketiminin azaltılması önerilir.
  • Lifli gıda tüketimi; Lifli gıdadan zengin diyet ile kabızlığın engellenmesi, inkontinans riskini azaltır.  
  • Egzersiz ve düzenli spor;  Düzenli fiziksel aktivite, üriner inkontinans gelişim riskini azaltır. 




Tetkik ve Uygulamalar

İleri Tıbbi Uygulama Merkezlerimiz ve Bölümlerimiz

Bizden haberdar olmak
ister misiniz?
florence nightingale hastanesi çağrı merkezi
florence nightingale hastanesi

Copyright 2016 Florence Nightingale. Tüm hakları saklıdır.

Web sitemizdeki bilgiler kişileri tanı ve tedaviye yönlendirme amacı taşımaz. Tanı ve tedaviye yönelik tüm işlemlerinizi doktorunuza danışmadan uygulamayınız.