Akciğer kanseri

akciğer kanseri

Akciğer kanseri ülkemizde ve dünyada yaygın bir kanserdir ve her iki cinste kanser nedeniyle meydana gelen ölüm nedenleri arasında birinci sıradadır. Tanısı koyulduğunda hasta sıklıkla ileri evrede olduğundan hastalarda 5 yıllık sağ kalım oranı %15-20 civarındadır. 

Akciğer kanserleri kabaca iki gruba ayrılabilirler:

1. Küçük hücreli dışı akciğer kanserleri (skuamöz hücreli karsinom, adenokarsinom ve büyük hücreli karsinom)

2. Nöroendokrin kanserler (Küçük hücreli akciğer kanseri ve karsinoid tümörler)

Akciğer kanseri normal akciğer hücrelerinin kontrol dışı çoğalarak akciğer içinde tümör oluşturmasıyla başlar. Akciğerde oluşan tümör öncelikle bulunduğu ortamda büyür, daha sonra çevre dokulara ve dolaşım yoluyla karaciğer, kemik, beyin gibi uzak organlara yayılır. 


Akciğer kanserinin başlıca risk faktörü sigara kullanımıdır. Yirmi yıl boyunca günde bir paket sigara içenlerde, içmeyenlere göre akciğer kanserine yakalanma riski 20 kat artmıştır.Sigara dumanına maruz kalan pasif içicilerde de kansere yakalanma oranının yükseldiği bilinmektedir.

Ayrıca endüstriyel olarak bazı maddelere maruz kalma durumunda (egzoz gazı, asbest, arsenik, krom gibi) akciğer kanseri ihtimali artar.

Kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) ve tüberküloz olan hastalarda da akciğer kanseri daha fazla görülür. Bunlara ilaveten genetik hastalıklarda, aile bireyleri arasında akciğer kanserine yakalanma oranı artmıştır.  

Akciğer kanseri ileri evreye gelene kadar sessiz seyredebilir. Akciğer kanserini bu kadar tehlikeli yapan en önemli faktör belirti vermeden geçirdiği bu sessiz evredir. 

Sigara kullanmaya bağlı kronik bronşiti olan kişinin öksürük ve balgam şikayetlerinin süreklilik kazanması, balgamında kan görülmesi, nefes darlığının giderek artması, sırtta kürek kemiklerinin arasına, omuzlara yayılan batıcı nitelikte göğüs ağrısı oluşması akciğer kanserini düşündürür. 

Kişide iştahsızlık, halsizlik, kilo kaybı, gece terlemesi gibi belirtiler de görülür. Bazı durumlarda; karaciğer, beyin, böbrek üstü bezi ve kemik gibi uzak organ yayılımına bağlı, tutulan organa özel belirtiler ortaya çıkabilir. 

Akciğer kanseri, yakın bölgede lenf düğümlerine veya başka organlara yayılım göstermeden  önce nadiren belirti verdiğinden hastaların çok az bir kısmına erken tanı konur. Erken tanı, çoğu zaman tesadüfen, başka bir hastalık nedeniyle çekilen Akciğer Grafisi (röntgen), Bilgisayarlı Tomografi, Manyetik Rezonans Görüntüleme, PET/CT tetkiklerinde kitlenin görülmesi ile konur.

Bronşların endoskopik olarak değerlendirilmesi anlamına gelen bronkoskopi ve bronkoskopik biyopsi, bazı durumlarda ultrasonografik tanı yöntemleri (EBUS veya EUS) tanı için ilk başvurulacak tetkik yöntmleridir.


Hastalığın yerine göre bazı durumlarda tanı, bilgisayarlı tomografi eşliğinde iğne ile örnek alma yöntemi ile de koyulabilir. Daha seyrek olarak ameliyatla akciğer dokusundan parça çıkarılarak da (wedge rezeksiyon) tanı koyulabilir. 

Radyolojik olarak mediastene yayılımdan şüphe ediliyorsa mediasten lenf bezlerinin değerlendirilmesi için EBUS, mediastinoskopi ve bazen video yardımlı torakoskopik cerrahi uygulanır. 

Biyopsi örneğinin patolojik incelemesi sonucunda kanserin varlığı ve hücre tipi kesinleşir.
Kanserin evrelenmesi tedavi ve prognoz (yaşam beklentisi) açısından son derece önemlidir. Sağ kalımla ilgili en önemli etkenler; lenf bezleri ve uzak organ tutulumlarıdır. Akciğer kanseri evresine (yayılımına ve aşamasına) göre tedavi edilir. Akciğer kanseri 4 evreye ayrılır. Erken evreler olarak kabul edilen evre 1 ve 2’de cerrahi tedavi uygulanır. Cerrahi tedavide amaç hastalıklı akciğer dokusunu anatomik olarak tümüyle ve mediastendeki lenf bezlerini onkolojik prensipler çerçevesinde çıkarmaktır. Evre 3 hastalarda komşu bazı organlarda (kalp, mediasten, trakea, göğüs duvarı kemikleri ve omurga, aort gibi büyük damarlar) tutulum mevcuttur ve bu durumlarda bazı seçilmiş hastalarda neoadjuvan kemoterapi veya radyoterapi (ameliyattan önce tümörü küçültme tedavisi) sonrasında operasyon uygulanabilir. Yine mediastendeki lenf bezi tutulumu olan hastalar da evre 3 grubundadırlar. Bu hastalarda da yine neoadjuvan tedavi sonrası operasyon mümkün olabilmektedir. Evre 4 hastalıkta diğer organlarda metastaz mevcut olduğundan hastalığın tedavisi genellikle kemoterapi veya radyoterapi ya da her ikisi de eş zamanlı uygulanarak yapılır.  
Akciğer tümörlerinin az bir kısmı iyi huylu tümör grubuna girer. Bunlar arasında hamartom, kondrom, lipom, fibrom ve tüberkülom sayılabilir. Bu tümörler sıklıkla küçük boyuttadırlar ve herhangi bir şikayet yaratmazlar. Fakat yine de bazı durumlarda kötü huylu tümörler gibi öksürük, nefes darlığı, ağızdan kan gelmesi gibi belirtiler verebilirler. Tanı koyma metodları kötü huylu tümörlerdekiyle aynıdır. Hastada şikayete sebep olan veya kötü huylu tümör şüphesi yaratan iyi huylu tümörlerde cerrahi tedavi uygulanabilir. Ancak bu durumda, kötü huylu akciğer kanserinde yapıldığı gibi geniş ve anatomik akciğer ameliyatı yapmak yerine, sınırlı ve akciğer koruyucu küçük rezeksiyonlar ile ameliyat yapmak yeterlidir.

Hastalık Belirtileri

Tetkik ve Uygulamalar

İleri Tıbbi Uygulama Merkezlerimiz ve Bölümlerimiz

Kanserle İlgili Uzmanlarımıza Sorun
Güvenlik Kodunu Giriniz
Captcha
CaptchaResart
Bizden haberdar olmak
ister misiniz?
florence nightingale hastanesi çağrı merkezi
florence nightingale hastanesi

Copyright 2016 Florence Nightingale. Tüm hakları saklıdır.

Web sitemizdeki bilgiler kişileri tanı ve tedaviye yönlendirme amacı taşımaz. Tanı ve tedaviye yönelik tüm işlemlerinizi doktorunuza danışmadan uygulamayınız.