Obezite

Obezite; insan vücudunda yağ dokusunda depolanan doğal enerji birikimlerinin hayatı tehdit eden ciddi risk oluşturacak düzeyde artması ve sonuçta ölüm oranlarının kaçınılmaz olarak yükselmesi ile karakterize bir sendromdur.

Obezite gelişmiş ve gelişmekte olan toplumların başlıca sağlık sorunlarından biridir. Az gelişmiş toplumlarda yiyeceğe ulaşamama ya da yiyeceğe ulaşmadaki zorluklar nedeniyle obezite daha az gözlenirken gelişmiş toplumlarda özellikle masa başı iş yapan kişilerde obezite durumu daha sık ortaya çıkabilmektedir.

Köy yaşamında tarlada kas gücüyle çalışan kişilerde obeziteye neredeyse hiç rastlanmamaktayken, şehir hayatında masa başı işi yapan, kas gücünü kullanmayan ve stres altında olan kişilerde obezite kolaylıkla görülmektedir. Şehirlerde yiyeceğe özellikle yüksek kalorili olanlara ve hızlı tüketilenlere ulaşmanın da kolay olması sonucunda obezite kaçınılmaz olmaktadır.

Obez kişiler; sedanter hayat (fiziksel hareketliliğin neredeyse hiç olmadığı yaşam tarzı) yaşadıkları ve günlük işlevlerinden farklı kas aktivitesinden uzak durdukları sürece; yani aldıkları kalorileri halk tabiriyle yakmadıkları için bir kısır döngüye girerler. Kilo vermek isterler, diyet yaparlar, ancak zorlu ve sistemli olmayan diyet sürecinde verdikleri kiloları hatta bazen daha fazlasını kolayca geri alabilirler. Buna pratikte "yoyo etkisi" denir. Bu şekilde kilosu durmadan değişen kişilerde tüm vücut sistemleri olumsuz etkilenebilir. Kan ve dokular devamlı değişken yağ asitlerine maruz kalır ve kalp - damar hastalıkları riski artabilir.

Bir yandan verilemeyen kilolar, diğer yandan obezitenin başlı başına getirdiği sorunlar, diğer taraftan da bozulan sağlıkla beraber sağlık harcamalarının artması hem ülke açısından hem de kişi açısından istenmeyen durumlara neden olabilmektedir.

Obezite, vücuttaki birden çok sistem bozukluğunun ortak sonucu olarak karşımıza çıkmaktadır. Yani tek nedeni olan bir hastalık değildir. Bu yüzden obezite tedavisi ancak birden fazla disiplinin ortak çalışması sonucu ortaya konan irade ile (multidisipliner yaklaşım ile) mümkün olabilmektedir.

Obez tanımını yapabilmek için bazı terimlerin bilinmesine ihtiyaç vardır. Obezite tanımı günümüzde Vücut Kitle İndeksi (VKİ-yabancı literatürdeki karşılığı Body Mass Index-BMI dır) baz alınarak yapılan ölçüm esasına dayanır. VKİ; kilonun, metre cinsinden boyun karesine bölünmesi ile hesaplanır. Buna göre;

VKİ           <20 kg/m2                 Zayıf

VKİ          20-24.9 kg/m2            Normal

VKİ         25-29.9 kg/m2            Fazla Kilolu (Overweight)

VKİ         >30 kg/m2                  Obez

VKİ         >40 kg/m2                  Ciddi (Morbid) Obez (başka hastalık varsa >35  kg/m2 ciddi obez kabul edilir)

Vücuda alınan kalori ile harcanan kalori eşitse kişi ne kilo alır ne de kilo verir. Kilosu sabit kalır.

Alınan kalori miktarı harcanan kalorinin altında ise kişi kilo vermeye başlar.

Eğer alınan kalori, harcanan kaloriden fazlaysa da bu kaloriler vücutta ileride kullanılmak üzere yağ hücrelerinde depolanır.  

Alınan gıdalarda kullanılmayacak olan yani ihtiyaç fazlası maddeler “yağ” olarak depolanır. Kişi devamlı alımı sağlarsa ve yıkım ya da kullanımı sağlanmazsa depo yağlar çoğalır ve obezite denilen durum meydana gelir. 

İnsan vücudu son derece tasarruflu çalışmaya programlanmıştır. Normal işlevi için az bir enerji sarfeder. Bu yüzden kilo almak son derece kolaydır. Bunun karşılığında kilo vermek, almak kadar kolay değildir. 

Vücutta biyokimyasal olarak alınan fazla karbonhidrat (halk arasında bilinen şekliyle şeker ve nişasta) ve proteinler kullanılmadıkları takdirde bir dizi biyokimyasal reaksiyona girerek kolaylıkla karaciğer tarafından yağa dönüştürülürler. Aktif spor yapmayan, hareketsiz yaşam süren kişilerde bu daha da kolaydır. Sedanter yaşantı dediğimiz çağımızın masa başı işi olarak adlandırılan yaşam biçimi de obezitenin gelişimine son derece katkı sağlayan bir durumdur. 

Açlık durumunda ihtiyaç oluştuğu zaman kolaylıkla yağa dönüşen şeker ve proteinlerin yağdan tekrar oluşturulmaları son derece karmaşık reaksiyonlar gerektirir. Bu yüzden depolanan yağlar -yani alınan kilolar kolaylıkla harcanamaz. Bu durum devam ettikçe alınan kilolar verilemez hale gelir. Bu da kişiyi depresyona sokar ve bazılarında daha belirgin olmak üzere depresyon yemek yemeyi körükler. Yemek yeme dürtüsü ile alınan kilolar fazlalaşır ve kişi daha çok depresyona sürüklenir; böylece kişi içinden çıkılamaz bir kısır döngüye girebilir. 

Yemek yemeye karşı direnemeyen iradesi üzerinde hakimiyeti zayıf olan kişilerde de benzer durum söz konusu olabilmektedir. Bu kişiler sorulduğunda tüm diyetleri bilirler hatta uygulamışlardır. Ancak sonuç almaktan öte 2-3 kg verip 10 kg geri aldıklarını da rahatlıkla ifade ederler. Çünkü uygunsuz kilo verme programlarında özellikle bilimsellikten uzak diyet uygulamalarında vücudun aç bırakılması halinde vücut kendinde bulunan enerjiyi harcamamak için hayati organların çalışmasında kullandığı enerjiyi minimale indirir. Öyle ki metabolizma hızı normalin ¼ üne geriler. Dolayısıyla yediği her şey kişinin ihtiyacının üstünde kalmaya başlar ve yağ olarak vücutta depolanır. Aç bırakan diyetlerde kilo verilememesinin nedeni budur.

Aç kalan kişi bu hali uzun süre devam ettiremeyeceği için sonunda yiyeceklere teslim olur ve kontrolsüz bir şekilde gıda alımına yönelir. Bu alım diyet öncesi kişi ne tür gıdalara yatkın ise onları yeniden fazlasıyla alma şeklinde ortaya çıkar. Böylece açlık diyeti esnasında verilen 2-3 kg fazlasıyla geri alınır.

Bu yüzden obezite sınırına girmeyen fazla kilolular (VKİ 25-29.9 kg/m2 olanlar VKİ 35'e kadar olanlar) diyetisyen kontrolünde aç kalmadan, vücudu savaş durumuna sokmadan diyet yapmalıdırlar. Aksi halde olay havanda su dövmekten öteye gidemez.       

Tetkik ve Uygulamalar

İleri Tıbbi Uygulama Merkezlerimiz ve Bölümlerimiz

Bizden haberdar olmak
ister misiniz?
florence nightingale hastanesi çağrı merkezi
florence nightingale hastanesi

Copyright 2016 Florence Nightingale. Tüm hakları saklıdır.

Web sitemizdeki bilgiler kişileri tanı ve tedaviye yönlendirme amacı taşımaz. Tanı ve tedaviye yönelik tüm işlemlerinizi doktorunuza danışmadan uygulamayınız.