Prof.Dr. Azmi Hamzaoğlu, Türkiye’nin dünya çapında nam yapmış en iyi omurga cerrahlarından biri... Ameliyathanede geçen bir ömür...

Ailesiyle görüşme fırsatı bulamayan, bugüne kadar 20 bin ameliyat yapan ünlü cerrahın İstanbul’da Florence Nightingale Hastanesi’nde sabah 7’de başlayan mesaisi, gece 11’lere kadar devam ediyor. Zirveye çıkmasına rağmen çalışma disiplininden bir an bile taviz vermiyor. Mütevazılığı da elden bırakmıyor. Hamzaoğlu’nun 40 kişilik ekibi ise hocalarına gözleri gibi bakıyor. Hoca “Ben olmasam onlar, onlar olmasa ben olmazdım” diyor. İstanbul Tıp Fakültesi’nden 1979’da mezun olan ‘Sihirli Parmak’ lakaplı Hamzaoğlu’nun hayatındaki dönüm noktası ABD Minnesota’da aldığı 1  yıllık  ‘fellow’ adlı eğitim. “ABD’ye gitmesem bu noktaya gelemezdim” diyor söyleşimiz sırasında. Hamzaoğlu yoğun çalışma temposu nedeniyle çoğu zaman çocuklarıyla ameliyathanede hasret gideriyor. Sinop Ayancık’ta doğan, Kabataş Lisesi’ni birincilikle bitiren ve  en büyük tutkusu Fenerbahçe olan Hamzaoğlu  yıllar sonra ilk kez Milliyet’e konuştu. Söyleşimiz ameliyathane koridorunda gerçekleşti.

- Çalışma temponuz herkesi şaşırtıyor, bu tempo sizi depresyona sokmuyor mu?

“Her sabah 6’da uyanırım. Tıraş ve banyo, ardından 6.45’de hastane. Ekibimle her sabah 7’de toplantı yapıyoruz. Bir gün önce yaptığımız ve o gün yapacağımız tedavileri konuşuruz. Ayrıca bizden eğitim almak isteyenlere de yaptığımız işler hakkında bilgilendirme yapıyoruz. Depresyona girecek vaktim olmuyor, çok çalışıyorum. Haftada en az 2 saat, ortalama 4 saat tenis oynuyorum. Başka bir hobim yok.”

- Aileyi unuttunuz hocam?

“Haziran, Temmuz, Ağustos ayları içerisinde birer hafta ailemle mavi yolculuğa çıkıyorum. Yurtiçi ve yurtdışındaki  toplantıları da hesaba katarsak, yılda bir ay tatil fırsatım oluyor. Her yıl Amerika’daki skolyoz ve omurga cerrahisi toplantılarına katılıyorum. Toplantılar 5 gün sürüyor. Gittiğim diğer ülkeleri bu sayede birkaç gün gezebiliyorum.”

- Ekibiniz bu durumdan memnun mu?

“Ekip 42 kişiden oluşuyor. Kahvaltımızı toplantı esnasında yapıyoruz. Saat 8’de servise çıkıp  hastalarımı kontrol ediyorum. Sonrası ameliyathane. Haftada 4 gün ameliyathanedeyim. Mesela dün gece 11’de çıkabildim. Hastaneden en erken çıktığım saat akşam 7’yi buluyor. Haftada bir iki gün çok ağır vakalar geldiğinden ameliyatlar uzun sürüyor. Cuma günleri yeni hastaları muayene ediyorum. Cumartesi yine hasta kontrolleriyle geçiyor. Haftanın 3 günü evime gece 11’de gidebiliyorum. Günde 5-6 saat uyumaya özen gösteriyorum.”

- İzin günü, dinlenme fırsatı yok mu?

“Pazar bana ait. Sabah mutlaka tenis oynamaya giderim. Spor sonrası ailemle kahvaltı yapıyorum. Pazar günü de mutlaka hastaneye uğrayıp visit yapıyorum. Pazartesi programını da pazar gününden yaparım. Pazar akşamı ailece yemek yeriz. Fenerbahçe’nin İstanbul’da maçı varsa kaçırmam. Çok iyi arkadaş gruplarım var. Yemek organizasyonlarını bir hafta önce söylüyorlar. Ben de kaçta katılabileceğimi onlara söylüyorum.

- Hocam sizinki Alman disiplini.

“ABD’ye gittiğim yıl, hekimlerin işlerini ne kadar sevdiğini ve insanlık için ne kadar üretim yaptıklarını gördüm. İnsan eğitmek, bildiklerini diğer insanlarla paylaşmak çok önemli. Şuna karar vermiştim; ülkeme dönünce tanrının bana verdiği yetenekler kadar ülkeme ve insanlara hizmet edecektim. İyi ve kötü yaşadıklarımı, başıma gelen her türlü problemi ve onları nasıl çözdüğümü anlatmaya karar verdim. Bilgi ve tecrübe paylaşımı cerrahideki en büyük olay. Tecrübelerimi paylaşmaya karar verdim ve o motivasyon halen devam ediyor.”

- Zirvedesiniz, yapacak ne kaldı ki?

“Daha çok insan yetiştirmek istiyorum. Teknoloji çok hızlı ilerliyor. Bulunduğumuz hastane, tüm teknolojik imkanları kullanma fırsatı sunuyor. Her yıl 3-4 milyon dolarlık yatırım yapılıyor. Ekip olarak bilgiyi isteyen insanlarla tecrübemizi paylaşıyoruz.”

- 39 yıldır neden bir başka Azmi hoca çıkmadı?

“İyi doktorluk için çok emek vermek gerekiyor. Omurga cerrahisi için ciddi eğitim lazım. O eğitim için  grup kurmak gerekir. Ekip çalışması olmadan olmaz. İşin sırrı biraz da ekip çalışmasında. Senin noksanlarını ameliyat öncesi anlayan ekibin olmalı. Bizim ekipte 6 profesör var. Dünyanın en iyi iskelet sistemi radyologlarına sahibiz. Birçok arkadaşımızı eğitim için yurtdışına yolladık. Ben olmasam onlar, onlar olmasa ben olamazdım. Size güvenen, inanan, fedakârlıkta bulunacak ve zamanını, bilgisini, tecrübesini sizinle harcayacak insan grubuna ihtiyaç var.”

‘Çok fazla tıp fakültesi açıldı ama yayınlar az’

- Tıp eğitiminde geçmişe göre ne durumdayız?

“Benim yetiştiğim dönemde Çapa, Cerrahpaşa, Hacettepe, 9 Eylül, Ankara tıp fakülteleri dünyanın sayılı eğitim kurumları arasındaydı. Şu an öyle olduğunu sanmıyorum. Çok fazla tıp fakültesi açıldı.”

- Sorun nereden kaynaklanıyor?

“Türkiye’deki birçok hastanenin teknolojik donanımı Avrupa ve ABD ile yarışacak durumda. En önemli problem temel bilimler ve klinik araştırmalardaki yayınların azlığı. Bu alana yönelmemiz, emek vermemiz gerekiyor. Yaptığınız işler çok iyi arşivlenmeli. Bilgi bankanız olduğunda geçmişe dönük sonuçları karşılaştırma, negatif yönlerin düzeltilmesine yönelik çalışmalar yapma imkanınız olur. Bilim böyle ilerliyor.”

- Hastalar en çok hangi şikayetle geliyorlar?

“Son 5 yılda ameliyat ettiğim olguların yüzde 60’ı daha önce en az 1 veya 2 kez ameliyat geçirmiş, bizim revizyon ameliyatı yaptığımız kişilerden oluşuyor. Her hekimin hayatında başarısız olduğu vakalar vardır. Bazen hastadan, bazen hekiminden kaynaklanan başarısızlıklar olabilir. Olaya sadece cerrah başarısızlığı olarak bakmamalıyız.  Dünya’nın en iyi hekimlerinin bile başarısız ameliyat sonuçları olabiliyor. Sıfır hata söz konusu değil.”

- Omurga cerrahisi teknolojik anlamda hangi noktada?

“Omurga cerrahisi son 15 yıldır değişti. Önemli olan hangi hastaya, hangi zamanda, hangi teknolojiyi uygulayacağınız. Bunu da hasta ve ailesiyle çok iyi paylaşmak gerekir. Çıkan her yeni teknolojiyi anında uygulamak mümkün değil. Çünkü yeni teknolojinin de yan etkileri olabiliyor. 5-10 yıllık uzun sonuçları görmeden hareket etmek ciddi soru işaretleri doğurabilir.”

- Yaşlı hastaların sayısı artıyor mu?

“Hastaların çoğunu 50 yaş ve üstü omurga vakaları oluşturuyor. 90 yaşına kadar uzanan bir eğri söz konusu. 15 yıl önce hastalarımızın yüzde 80’inde omurga deformiteleri (skolyoz, kifoz) şikayeti olurdu. Aileler bilinçlendikçe omurga bozuklukları erken yaşlarda ameliyatsız tedavi edilir hale geldi. İnsan ömrü uzadıkça yaşlanan omurga, kanal darlığı, osteoporoz, osteoporotik kırık, eğrilik, 50 yaş sonrası  skolyoz ortaya çıkmaya başladı. Yaşlı hastaların sayısı artış gösteriyor.”

- Genç meslektaşlarınıza tavsiyeleriniz neler?

“ABD ve Japonya’ya giderken masraflarımı kendi cebimden karşıladım. Hiçbir yerden burs imkanım olmadı. Uzmanlık sonrası eğitimimi büyük paralar harcayarak, borç alarak tamamladım. Genç meslektaşlarıma tavsiyem eğitim için çok çaba sarfetmeleri. Bizim dönemimize göre çok şanslılar. Çünkü bilgi ellerinin altında. Gidip çalışacakları çok merkez var. Genç doktorlar kendilerini çok iyi eğitmeli. Sabır göstermeden, iyi eğitim almadan başarı olmuyor. Çok iyi eğitim aldıktan sonra da en iyi toplantıları, kongreleri takip etmeliler.”

‘Haftada 4 gün balık yerim’

- Bu tempoya nasıl dayanıyorsunuz?

“Vücut biyolojik ritme ayak uyduruyor. Haftanın 4 günü balık veya baklagil yerim. Dışarıdan hazır yemek asla. Dondurulmuş veya işlenmiş gıda ağzıma süremem. Öğle yemeklerindeki balık siparişlerinden ameliyathane başhemşiresi görevli. Hastanedeki restoranda balıklar pişirildikten sonra ameliyathanenin yemekhanesine gelir. Yemeği ekip olarak birlikte yeriz. Herkese aynı menü. Bizde ayrı gayrı olmaz.”

‘Omurga için düzenli yüzün’

- Millet olarak omurgamız sağlam mı?

“Yaşayan tüm iki ayaklı varlıkların omurgaları 20 yaşından itibaren yaşlanmaya başlıyor. Bu doğal bir döngü. Sağlıklı omurga için kilo almamaya dikkat etmek, karın ve sırt kaslarını güçlendirmek gerekiyor. Egzersiz yöntemleri ise hekim ve fizyoterapistlerden öğrenilmeli. Aşırı bel kemiğini zorlayan sporlardan uzak durulmalı. Yüzmeyi tavsiye ediyorum. Omurga için en iyisi yüzmek. Sigara içenler bu alışkanlıklarından kurtulmalı. Sigara omurgayı çok hızlı yaşlandırıyor. Duruş bozukluklarına bağlı ağrılar ise bilişim teknolojilerinin hediyesi. Artık omurga ameliyatı olan hastalar 2 gün sonra yürüyüp 3’üncü gün tuvalet ihtiyaçlarını tek başına görebiliyor.”

‘Yaşlı bakım evi kuracağım’

- Gelecekte çılgın projeniz var mı?

“Kendi memleketime veya doğal güzelliği olan bir yere yaşlı evi kurmak istiyorum. Türkiye’deki en büyük problemlerden biri yaşlı bakım evlerinin azlığı. Nüfus giderek yaşlanıyor. Yaşlandığımda fikir ve tecrübemi genç meslektaşlarıma aktarmak istiyorum.”

‘En zor ameliyatı Lefter’e yaptım’

- Haftada kaç hastaya bakıp, kaç ameliyat yapıyorsunuz?

“1 hafta boyunca 200’e yakın hasta görüyorum. Ameliyat sayısı 8-12 arasında değişiyor. En zor ameliyatım merhum futbolcu Lefter’in operasyonuydu. Lefter bize yürüyemez durumda gelmişti. Yaşı ve kalbinin ameliyatı kaldıramayacağı söyleniyordu. Fenerbahçe’nin de simge futbolcusuydu. Masada kalma riski yüzde 60’dı. 12 saatlik ameliyat sonrası felç geri döndü ve Lefter yeniden yürümeye başladı. Sonrasında bisiklete bile bindi. Tüm riski üzerine alarak ameliyat olmayı kabul etmişti. Lefter riski üzerine almasa cerrahi operasyonu yapamazdık.”

ABD şansı

- İlk ameliyatınız?

“İlk ameliyatımı 1979’da Çapa Tıp Fakültesi’nde yapmıştım. Hastamızın diz kapağı kırılmıştı. Şu anda hocam olan Prof.Dr. Ayhan Nedim Kara gözetiminde ameliyat yapmıştım. Ellerim titremedi ancak heyecanlanmıştım. Ayhan hocayla halen beraber çalışıyoruz. Kendisi, Bilim Üniversitesi Ortopedi Bölüm Başkanı. Benim üniversite ile ilgim yok ancak öğrenci ve asistan yetişmesi için yardım ediyoruz. Prof.Dr. Ünal Kuzgun ve Prof. Dr. Fahri Seyhan’ın üzerimde çok emeği vardır. ABD’deki hocalarım ise tamamen beynimi, hayat görüşümü, hastaya yaklaşım ve tıbba bakışımı 180 derece değiştirdi. ABD’ye gitmeseydim bu noktaya gelemezdim.”


MİLLİYET Gazetesi  /   17 Mart 2018

Tarih 17.3.2018 editor@florence.com.tr
Paylaş