Toplumda sık görülen sindirim sistemi hastalıklarının en önemli nedenlerinden biri, yoğun şehir hayatı içinde yemek yemeye az zaman ayırmak ve gıdaları yeterince çiğnememek... Hızla tüketilen öğünler, hazımsızlık ve şişkinliği beraberinde getiriyor.

Reflü ve Gastrit Neden Oluşur, Tedavisi Nasıldır?Reflü, gastrit, sırta yayılan ağrı, bulantı, kusma ve yutma güçlüğü, midedeki bazı sorunlara işaret eden bulgular arasında. Hem genetik hem de çevresel faktörlerin rol oynadığı sindirim sistemi hastalarını ciddiye almak gerekiyor. İstanbul Florence Nightingale Hastanesi’nden Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koruk, sık görülen sindirim sistemi hastalıklarını anlattı ve bunlardan korunma yolları hakkında sorularımızı yanıtladı

- Gastroenteroloji, geniş bir bilim dalını ifade ediyor. İlgilendiği organları ve bunların sık görülen hastalıklarını sıralayabilir misiniz?

Gastroenteroloji, sindirim sistemi hastalıklarıyla uğraşan bilim dalıdır. Bu sistemde yemek borusu, mide, ince ve kalın bağırsaklar, karaciğer, safra yolu, pankreas yer alır. Endokskopi ise bu organların doğrudan veya kısmen görüntülenmesini sağlayan bir alandır. Toplumda en sık hazımsızlık, reflü, gastrit, ülser ve fonksiyonel bağırsak hastalıkları görülüyor. Ayrıca yemek borusu, mide ve kalın bağırsak kanserleri, iltihabi bağırsak sorunları, pankreas rahatsızlıkları, karaciğerin problemleri de sayılabilir.

- Toplumda hemen herkes mide ve bağırsak sorunlarından şikayet ediyor… Bu, dünyanın her yerinde böyle mi?

Mide ve bağırsak hastalıkları, dünya genelinde sık görülüyor. Tabii çevresel ve genetik faktörler de işin içinde... Özellikle rahatsızlık hissi, hazımsızlık ve reflü ilk sıralarda yer alır. Yapılan çalışmalarda, reflünün gelişmiş toplumlarda sıklığının arttığı da ortaya çıktı. Toplumun beşte birinde reflü var. Hassas bağırsak sorunu ise her 4-5 kişiden birini etkiliyor.

- Bu sorunlar hastalar tarafından geçiştiriliyor mu?

Kişiler, şikayetleri görmezden gelip, hastalıkla birlikte yaşıyor. Bunun nedeni, daha önce sağlık kurumlarından istediği cevabı alamaması ve önerilen tedaviyle düzenlemeleri yerine getirememesi olabilir. Tıbbın birçok alanında olduğu gibi burada da mucize tedaviden bahsetmek mümkün değil.

- ‘Sinire ve strese bağlı reflü ya da gastrit’ tanıları ne kadar doğru?

Gastrit, midenin iltihabi durumudur. Bu ifade, midedeki asit fazlalığına bağlı olarak ortaya çıkan hali, organda yerleşmiş bakterinin ve kullanılan ilaçların yarattığı zararı anlatmak için kullanılır.

Midede sindirimin gerçekleşebilmesi için yoğun bir asit salgılanması vardır. Ancak bazı durumlarda midenin savunma bariyerlerinde zayıflama olması, saldırgan faktörlerdeki artış asit dengesini bozabilir. Sigara ve alkol tüketimi, helikobakter pylori varlığı, kontrolsüz ağrı kesici kullanımı bunlardan bazılarıdır. Böylece ödem, hasarlanma ve gastrit ortaya çıkar.

Reflü ise ‘geri kaçış’ anlamına gelir. Bu sorunda, midedeki asit artışı rol oynar. Ayrıca bazı hastalarda anatomik yapıda bozulma olması ve yemek borusuyla mide arasında, valv gibi işleyen kas tabakasının fonksiyonlarının bozulması veya mide fıtığı da etkilidir. Yemek borusuna doğru kaçan asit içeriği, ciddi hasara yol açabilir. Hastalarda göğüs kafesinde yanma, yediklerinin yukarıya doğru geri gelmesi, yutarken zorlanma ve takılma hissi gibi şikayetler vardır.

Stres, asit artışına neden olan önemli etkenler arasındadır. Dolayısıyla stres, doğrudan gastrit veya reflü oluşturmaz ama mevcut hastalıkların şikayetlerinde alevlenmeye yol açar.

- Bir insan fiziksel alt yapısı olmasa da mide ağrısı çekebilir mi?

Her mide ağrısı, altta yatan ciddi bir hastalığa işaret etmez. Özellikle kısa süreli, geçici, hafif şiddette olan ve beraberinde şikayetlerin bulunmadığı durumlar masum görülebilir. Yemek, ilaç ya da stres şikayetlere yol açabilir. Önemli olan, hangisinin masum, hangisinin ciddi değerlendirilmesi gerektiğidir.

Ağrı kronik hal almış, tekrarlayıcı nitelikte, sırta yayılan, beraberinde bulantı, kusma ve yutma güçlüğünün bulunduğu tarzdaysa, mutlaka bir hekime müracaat edilmeli.

- Gastroenteroloji hastalıkları önlenebilir mi?

Dengeli beslenmek, sigara ve alkolden uzak durmak, kontrolsüz ilaç kullanmamak, kiloya dikkat etmek gibi genel kurallar, sindirim sistemi hastalıklarının görülme sıklığını azaltabilir. Bunlar, reflü şikayetleri ve karaciğer yağlanmasına karşı koruma sağlar. Düzenli olarak sağlık kontrolleri yaptırmak, belirli hastalıklar için önerilen takip ve tarama programlarına uymak da önemlidir.

- Endoskopi ya da kolonoskopinin bir yaş aralığı veya hedef kitlesi var mı?

Belirli yaşlardan sonra yapılması tavsiye edilen check-up takipleri, henüz bulgu vermemiş birtakım hastalıkların tanısında yardımcı olabilir. Şikayeti olmasa bile, 50 yaşını geçen herkese kolonoskopi tavsiye edilir. Amaç, bağırsakta yerleşen poliplerin tespit edilip, çıkarılmasıdır. Çünkü kanser vakalarının yüzde 95’inde bu polipler rol oynar. Poliplerin sayısı, boyutu ve patolojik tiplerine göre de bir sonraki kolonoskopi zamanlamasına karar verilir.

Son Avrupa kongresinde tartışılan konulardan biri, kolonoskopi tarama programınnı başlangıç yaşı üzerineydi. Özellikle 45-50 yaş aralığında tanı alan kolon kanseri hastası sayısında artış olması nedeniyle tarama programının erken yaşlara çekilmesi savunuluyor. Kişinin birinci derece akrabasında kolon kanseri hikayesi varsa tarama, teşhis yaşından en az 10 yaş öncesinde başlatılmalı. Bazı genetik hastalıklarda ise tarama çok daha genç yaşlarda yapılmalı.

- Beslenmede yaptığımız yanlışlar nedir?

Zengin bir mutfağımız var ama bazı noktalara dikkat etmemiz gerekiyor:

Şehir hayatında koşturmaca ve zamanın azlığı gibi gerekçelerle yemeklerimizi çok hızlı, hatta geçiştirerek yiyoruz. Ve tabii maalesef, yeterince çiğnemiyoruz. Az çiğnediğimiz zaman hazımsızlık ve şişkinlik ortaya çıkıyor. Hızlı yerken bir taraftan da hava yutuyoruz. Ayrıca şunu da biliyoruz ki, çok çiğnemek metabolizma hızını yükselterek kilo kontrolünü kolaylaştırıyor. Çiğnemeyi alışkanlık haline getirmeliyiz.

Reflü ve Gastrit Neden Oluşur, Tedavisi Nasıldır?Katı gıdaları en az 20 kez çiğnemekte fayda var. Günümüzde raf ömrü uzatılmış, katkılı ürünlerin sayısı artıyor. Mesela nitrit ve nitrat bakımından zengin, tütsülenmiş gıdaların sindirim sistemi kanserleri için risk faktörü olduğu biliniyor.

Doğal olmayan şeker ve fruktoz tüketimi, karaciğerde yağlanmanın önemli nedenleri arasında. Doğal pancar şekeriyle bu risk daha azken, nişasta bazlı şekerde artıyor.

Günlük beslenme alışkanlığımıza yeterli miktarda lif eklemeyi unutmamalıyız. Çünkü lif miktarı arttıkça, bağırsaklarda su tutulması ve faydalı bakterilerin sayısının artması mümkün. Bu şekilde kabızlığın önüne geçilebilir.

Yeterli miktarda su içmemek, başta böbrekler olmak üzere tüm sindirim sistemini olumsuz etkiliyor.

Sonuç olarak bol su içmek, bol çiğnemek, bol lif almak, katkılı ürünlerin tüketimini sınırlandırmak günlük hayatta kolayca uygulayabileceğimiz tedbirler arasında yer alıyor.


MİLLİYET Gazetesi - Cadde Eki / 2 Temmuz 2018

  • Toplumda sık görülen sindirim sistemi hastalıklarının en önemli nedenlerinden biri, yoğun şehir hayatı içinde yemek yemeye az zaman ayırmak ve gıdaları yeterince çiğnememek... Hızla tüketilen öğünler, hazımsızlık ve şişkinliği beraberinde getiriyor.
Tarih 2.7.2018 editor@florence.com.tr
Paylaş
Benzer Haberler