Kalp damar hastalığı bulunan hastalar için sık karşılaşılan sorulardan biri, Ramazan ayında oruç tutmanın güvenli olup olmadığıdır.

Kalp hastalığının derecesine göre kontrol altındaki kalp hastaları oruç tutabilirler. Ancak kalp hastası olan kişinin mutlaka bu konuda kendisini takip eden doktoruna danışması gerekir. 

ORUÇ TUTMAK KALP DAMAR HASTALIKLARI BAKIMINDAN ÖNEMLİ OLAN RİSK FAKTÖRLERİNİ ETKİLER Mİ?

Kalp Hastaları Oruç Tutabilir mi? Güvenli midir?Ramazan ayı boyunca oruç tutmak yaşam tarzı için radikal bir değişimdir ve yaşam tarzı değişiminin kalp damar sistemi üzerinde önemli bir etkisi vardır. Bunun için ramazanda beslenme ile ilgili dikkat edilmesi gereken bazı noktalar vardır.

Oruç tutmak, koroner arter hastalığı ve serebro-vasküler hastalık olan hastalarda yaşam boyu kalp damar hastalıkları riskini etkileyebilecek bir değişim oluşturabilmektedir. 

Aterosklerotik kalp damar hastalığı veya inme riskinin artmasıyla ilişkili en yaygın risk faktörleri, aşırı kilo, şeker hastalığı, kan yağları (kolesterol) düzeylerindeki anormallikler hipertansiyon, sigara içimi ve hareketsiz yaşam biçimidir.

Kan yağlarının içeriği de, diyet alışkanlıklarındaki değişiklikler, farklı diyet yağları kullanımı, rafine şeker tüketiminin artması ve fiziksel aktivitenin azalması gibi faktörlerden etkilenir.

Ramazan ayı boyunca yiyecek ve yeme kalıplarının kalitesinde olduğu gibi fiziksel aktivite alışkanlıklarında da önemli değişiklikler olmaktadır. 

ORUÇ DÖNEMİNDE OLUŞAN BESLENME DÜZENİNDEKİ DEĞİŞİKLİK KİLO KAYBI YA DA KİLO ALIMINA SEBEP OLUR MU? 

Ramazan, Müslümanlar için şafaktan gün batımına kadar yeme, içme ve sigara içmekten kaçınılan bir dönem olması yanında, özellikle bu dönemde gün doğumu ve batışında iki büyük öğün şeklinde ve daha çok karbonhidrat ve tatlı yiyeceklerin tüketilmesi de söz konusu olabilmektedir. 

Ramazan ayı boyunca kilo değişimi ile ilgili raporlarda çeşitli yazarlar kilo kaybını, kilo alımını ve kiloda bir değişiklik olmadığını bildirmişlerdir. Bu farklılıklar kısmen farklı etnik köken, yaş, cinsiyet, kalori alımı, fiziksel aktivite ve çalışma katılımcılarının yerlerinden kaynaklanabilir. Bununla birlikte, en tutarlı gözlem kilo kaybı olmuştur. Araştırma sonuçlarına dayanarak, 1 aylık süre içinde bildirilen ortalama kilo kaybı 1,24 kg olmuştur.

Diyet alışkanlıkları sosyal kültürel ekonomik ve etnik duruma göre değişiklik göstermekte, bazı toplumlarda Ramazan boyunca protein alımı artarken bazı bölgelere karbonhidrat alımının arttığı görülmektedir. Ramazan ayında yüksek kalorili yiyecek ve kısıtlı fiziksel aktivite tüketimine atfedilen kilo alımı da görülebilmektedir.

Ramazan orucunda, yemeklerin sayısında, zamanlamasında ve kalori içeriğinde bir değişiklik vardır. Ramazan ayında, öğün sayısı ikiye düşürülür, ancak her öğünün miktarı ve kalori içeriği artar ve bu da beklenen kaloriden daha fazla tüketime katkıda bulunabilir. 

RAMAZAN'DA KİLO VERMEK FAYDALI MIDIR?

Oruç tutmasında tıbbi açıdan sakınca olmayan ve ideal kilonun üzerindeki hastalarda, kilo kaybı Ramazan orucu sırasında meydana gelir ve eğer muhafaza edilirse yararlı olabilir, bu nedenle özellikle hasta metabolik sendrom, hipertansiyon, şeker hastalığı ve obeziteye  sahipse, kilo kaybını korumaya teşvik edilmelidir. Sigara içenler de sigarayı bırakmaya teşvik edilmelidir.

Ramazan ayında kilo kaybının geçici olduğu görülmektedir. Başarılı bir kilo yönetimi, terapötik yaşam tarzı değişikliklerini hedef alan yapılandırılmış bir program gerektirir. Oruç diyeti olarak da adlandırabileceğimiz böyle bir programın Ramazan'dan en az 1-2 ay önce başlatılması gerekir. Sadece oruç tutarak zayıflamak sürekliliği olamayacak bir şeydir.

ORUÇ, KALP DAMAR HASTALIĞI GELİŞME RİSKİNİ AZALTIR MI?

Bir araştırmada Ramazan orucundan sonra Framingham risk skoruna dayanan 10 yıllık kalp damar hastalığı riskinde anlamlı bir iyileşme bildirilmiştir. Bu araştırıcılar Ramazan sonrası önemli derecede bir yüksek yoğunluklu lipoprotein kolesterol düzeylerinde artış (HDL-c) ve düşük yoğunluklu lipoprotein kolesterol (LDL-c), sistolik kan basıncı, vücut kitle indeksi ve bel çevresinde de azalma saptadılar. Tüm bu faktörlerin kalp damar sağlığı için yararlı olabileceği bilinmektedir. 

  • Oruç tutanlarda kalp damar hastalığı risklerindeki değişim oruç boyunca ne yediğinize ve de nasıl yaşadığınıza da bağlıdır. 
  • Oruç öncesi çoğu hastaya tavsiye edilen Akdeniz tipi beslenmenin oruç zamanında da sürdürülebilmesi önemlidir Orucun etkilerinin olumlu olması kadar olumsuz sonuçlanması da mümkündür ve bu da öğün sayısından ziyade ne ağırlıklı beslendiğinizden de etkilenir.
  •  Aynı çalışmada, oruç sonrası vücud kitle indeksinde azalma saptanan bu hastalarda kolesterol düzeyleri yanında kan basıncı üzerine de olumlu etkilerinin saptandığı bildirilmiştir. Ancak bu araştırmada dikkati çeken, önemli bir konu, çalışmada incelenen kişilerin beslenme alışkanlıkları, tükettikleri günlük protein ve karbonhidrat oranları açısından beslenme içeriklerini oruç öncesi döneme göre değiştirmemiş olmalarıdır. Aynı hastalardaki sonuçlara bakıldığında kan şekeri, insulin düzeyleri üzerine de orucun olumsuz bir etkisi olmayabileceği görülmüştür. Özetle, oruç boyunca beslenme alışkanlıkları ve tarzında olumsuz bir değişiklik olmadığı koşullarda ve kilo kaybı gerçekleşen bireylerde oruçtan olumsuz bir etkilenme saptanmamıştır.
  • Bununla birlikte Ramazan orucundan sonra kan yağlarında olumsuz artışlar olduğunu tansiyonda artış ya da kan şekeri kontrolünde olumsuzluklar olduğunu  gösteren bazı raporlar da mevcuttur. Bu farklı sonuçlar bu araştırmaların yapıldığı ülke ve bireylerdeki farklı beslenme alışkanlıklarıyla ilişkili gözükmektedir. 
  • Olumsuz sonuçlar oruç boyunca daha fazla tatlandırılmış gıda içeren beslenme düzenine geçiş veya farklı Ramazan diyet modellerine bağlı görünmektedir. 
  • Ramazan oruçlarının serum lipid ve kan şekeri düzeyleri üzerindeki etkisinin diyet alışkanlıkları ve diğer yaşam tarzı değişiklikleri ile yakından ilişkili olduğu görülmektedir. 
  • Ramazan boyunca kilo kaybı kadar ve kilo alımı da görülebilmektedir ve kilo alımı olursa kalp damar hastalıkları yönünden bir çok risk faktörünü olumsuz yönde değiştirmektedir.
  • Fiziksel aktiviteyi Ramazan boyunca da sürdürmek önemlidir.
  • Ramazan ayı boyunca fiziksel aktivite de genellikle belirgin bir şekilde sınırlanmaktadır ve bu durum mutlaka kontrol edilmelidir. Beslenme içeriği kalori düzeyi aynı kalsa bile fiziksel aktivitedeki azalma kilo alımıyla sonuçlanabilir.
  • Egzersizler, akşam yemeğinden sonra veya sabah yemekten önce rahatlıkla yapılabilir. Yürümek veya bisiklete binme gibi aerobik egzersizler tercih edilir ve özellikle namazlarda yer alan fiziksel zorunlulukta da faydalı katkıda bulunabilir. 
  • Ramazan sigarayı bırakmak için bir fırsat olarak görülmelidir
  • Ramazanın başlangıcı, sigarayı bırakmayı teşvik etmek için de önemli bir dönemdir. Sigara içenler, gündüzleri sigara içmekten kaçınırlarsa, sonradan kolayca sigarayı bırakabilecekleri gerçeği ile motive olabilirler.
  • Gün ışığında sigaranın zorunlu olarak içilememesi nedeniyle birçok sigara içen kişide rahatsızlığa neden olacaktır. Ramazan döneminde sigara eksikliği bulgularını ve şikayetlerini azaltmak için, Ramazandan önce sigarayı azaltmayı ilk hedef olarak teşvik etmek ve gerçekleştirmekte fayda vardır. 

HANGİ KALP HASTALARININ ORUÇ TUTMALARI SAKINCALIDIR?

Koroner kalp hastalığı tedavi edilmemiş kişiler için oruç tutmak risklidir. Özellikle bol yağlı, kalorili ve hızlı yenilen iftar yemeklerinden sonra bu hastaların kalp krizi geçirme riskleri artabilir. 

  • Son 1 yıl içinde yeni kalp krizi geçirenler, 
  • Kalp hastalığına bağlı kontrol altına alınamayan şikayeti olanlar, 
  • Çoklu ilaç kullanımını gerektiren kalp yetersizliği olanlar, 
  • Kontrolsüz hipertansiyonu olan hastalar, 
  • Bypass ameliyatı olmuş
  • Kalp yetersizliği nedeniyle hastaneye yatıp çıkmış hastalar 
  • Kalp kapak protezi ya da artmış inme riski nedeniyle kan sulandırıcı ilaç kullananların oruç tutmaları önerilmez.

Ancak damara stent uygulaması ardından 1 yıl geçmiş ve hastanın şikayetleri kontrol altındaysa yine doktoruna danışarak oruç tutmasında sakınca olmayabilir. Kişide sadece kalp pili olması oruç tutmak için engel değildir. Ancak kalp ya da kalp dışı diğer yandaş hastalıklar da varsa kişinin oruç tutmasında bazı sakıncalar olabilir. Her hasta ve hastalık için kişiye özel öneriler hastayı takip eden hekim tarafından verilebilir.

  • Araştırma sonuçlara göre son bir yıl içinde kalp krizi geçirmiş hastalar ya da kalp krizi tehlikesi altında bulunanlar, kontrolsüz hipertansiyonu olanlar, kontrol altına alınamamış kalp yetersizliği, yeni kalp müdahalesi veya kalp cerrahisi geçirmiş olanlar veya zayıflatıcı hastalıkları olan hastalar ise açlıktan kaçınmalıdır.
  • Kontrol altına alınamamış kalp yetersizliği olan ya da idrar söktürücü tedavi gerektiren durumlarda, özellikle Ramazan yaz aylarına denk geldiğinde, oruç tutmamaları şiddetle tavsiye edilir.
  • Özellikle kalp damar hastalığı, şeker hastalığı ve böbrek hastalığı gibi kronik hastalıkları olan kişiler için, Ramazan ayından 1 ay önce sağlık kontrolü yapılmalıdır. 

HİPERTANSİYON HASTALARI ORUÇ TUTABİLİR Mİ?

Ramazan ayında birçok faktör teorik olarak kan basıncını (tansiyonu) etkileyebilir. Bunlar beslenme alışkanlığı düzeni, uyku değişikliklerini ve ilaç alımının zamanlamasındaki değişiklikleri içerir.

Diğer organ hasarı olmayan (komplike olmayan) hipertansiyon hastaları, Ramazan orucunu belli koşullara dikkat ettikleri sürece oruçtan olumsuz etkilenmeden oruç tutabilmektedirler.

Kan basıncı düzeylerindeki değişiklikler hafif olabilir ve muhtemelen aktivite, uyku ve yeme alışkanlıklarındaki değişikliklerle ilişkilidir. Hipertansiyonu tedaviyle kontrol altında olan hastalar, ilaçlarına uymaları şartıyla Ramazan'ı güvenli bir şekilde geçirebilirler. 

HİPERTANSİYON HASTALARINDA RAMAZAN ORUCU BOYUNCA NELERE DİKKAT EDİLMELİDİR?

Hipertansiyon hastalarında hekimin tavsiyesi ve yönetimi hastaya göre bireyselleştirilir. 

  • Hastalar, klinik durumlarının değerlendirilmesi ve ilaçların ayarlanabilmesi için Ramazan öncesi tıbbi tavsiye almalıdır. 
  • Hipertansiyonu olan hasta hem yaşam biçimiyle ilgili önerileri hem de ilaçlarla ilgili önlemlere bağlı kalmalıdır. 
  • İdrar söktürücü ilaçları özellikle sıcak havalarda veya erken akşam saatlerinde almaktan kaçınılması önerilir. 
  • Uzun etkili olan, günde bir kez kullanılan ilaçlar daha çok tavsiye edilir. Hastaların düşük tuzlu, az yağlı bir diyet almaları önerilir. 
  • Hipertansiyonunu kontrol etmesi zor olan hastalara, kan basınçları kontrol edilene kadar oruç tutmamaları tavsiye edilir.
  • Hipertansiyona bağlı acil durumları olan hastalar, oruçtan bağımsız olarak uygun şekilde tedavi edilmelidir. 

KALP İLAÇLARI KULLANAN HASTALARDA RAMAZAN'DA NELERE DİKKAT ETMELİ?

  • Hastalar gerektiğinde ilaçlarını ayarlamak için Ramazan ayından 1 ya da 2 ay önce tıbbi yardım almalıdır. 
  • Günde üç kez verilen ilaçların tek kullanımlık ilaçlara değiştirilmesi olasılığı konusu ancak uzman doktorunuz tarafından değerlendirilmelidir.
  • Özellikle ciddi kalp ritim bozukluğu olan hastalarda ilaçlarla ilgili özel önlemlere ihtiyaç vardır.
  • Kalp yetersizliği için ya da hipertansiyon ilacı olarak idrar söktürücü içeren ilaç kullanan hastalar ilaçların dozlarının oruç dönemi boyunca ayarlanması için doktoruna danışmalıdır.

Ramazanda Kalp Hastaları Oruç Tutabilir mi?Kan sulandırıcı ilaçlar kullanan hastalarda ancak yüksek risk özellikleri yoksa, ve diyetle ilgili önerilere ve ilaçla etkileşebilecek besinleri tüketmekte oruç dışı zamandaki gibi azami özeni gösterebilecekse oruç tutmalıdır.

Ramazan ayı, bu ay boyunca sağlık üzerinde elde edilen kazanımların yıl boyu devamını sağlamak için yaşam tarzı modifikasyonunu hedefleyen ideal bir platformdur.

Tüm hastalar  oruç tutma kararından önce kendilerini takip eden doktorun görüşünü almalıdır. Oruç tutarken kalp hastaları için sorun oluşturabilecek iki temel konu; özellikle sıcak ve uzun yaz günlerinde uzun süre susuz kalmak ve iftarda ani, çabuk ve çok miktarda yemek yemektir. 

Kalp hastaları için en uygun beslenme biçimi; sebze ve salata ağırlıklı, et olarak da balığın tercih edildiği beslenme tarzıdır. Uzun süren açlık ardından tuzlu ve yağlı, çabucak, çok miktarda yemek yenmesi kalp damar hastalığı bulunanlar için sakıncalıdır.  Bu şekilde kalbin iş yükün de bir artış olması nedeniyle sorunlar oluşabilir. Ani kalp krizleri, hastalık bulgularında şiddetlenme ve hastalıkta ağırlaşmaya neden olabilir. Bu yüzden özellikle bilinen kalp hastalığı olanların, aslında herkesin, günlük almaları gereken besin miktarını iftarla sahur arasında bölüştürerek azar azar ve sık alması en uygun yöntemdir.  

KORONER KALP HASTALIĞI OLANLAR İFTARDA ve SAHURDA NELER YEMELİ?

Kalp diyeti, çok zorlayıcı hayattan bıktırıcı bir diyet değildir. Kalp hastalarına önerilen beslenme tarzı, sağlıklı kişilere de kaliteli yaşam sürmeleri için tavsiye edilen bir beslenme tarzıdır ve Ramazan ayında daha da önem kazanmaktadır. Tereyağı, sakatatların yağları, koyun etinin içerdiği yağlar ve sığır etinin görünen yağlarıyla margarinler uzak durmak çok önemlidir. Tüm bunların yanında aşırı kalorili hamur işleri ve tatlılardan kaçınılması da gereklidir. Kalp ve damar sağlığı açısından olumsuz etkileri olan bu besin maddelerinden yalnızca Ramazan ayında değil, kişinin tüm yaşantısı boyunca uzak durması sağlık açısından çok önemlidir. Sağlıklı beslenme tarzı, şeker hastalıkları ve kansere karşı da koruyucu etkiye sahiptir.

KALP HASTALARI ORUÇ TUTARKEN BESLENMEYLE İLGİLİ NELERE DİKKAT EDİLMELİDİR?

  • Ramazan ayı süresince daha önce önerilen yeterli ve dengeli beslenme şartlarını uygulamaya özen gösterilmelidir.
  • Ramazan ayında öğünler; sahur ve iftarda iki ana öğün ile iftardan sonra 1-1.5 saat aralıklarla iki ara öğün şeklinde düzenlenmelidir.
  • Hastalar iftarda çok hızlı bir şekilde yemek yememelidir. Bu durum kalp ve damar sistemini olumsuz etkiler. Bir tabak yemek yedikten sonra en az 10-15 dakika yemeğe ara verilmelidir.
  • Hastalar günlük hayatlarında dikkat ettikleri tuz ve su alımı kısıtlamalarına aynı şekilde devam etmelidir. Ancak bu konudaki istisna ve değişiklik gerekliliklerini mutlaka takip eden kalp doktoruyla görüşmelidirler.
  • Yağlı, şekerli, hamur işleri, kızartılmış kavrulmuş, tütsülenmiş ve besinlerden uzak durulmalıdır.
  • İftarda hızlı ve ağır yemekten kaçınılmalıdır 

Tarih 15.5.2018 editor@florence.com.tr
Paylaş