Çoğu hasta kalp krizi geçirdiğini anlamıyor. Kriz sadece kola vuran sırt ya da göğüs ağrısıyla değil midedeki bir hazımsızlık şikayetiyle de sinyal veriyor...

Kalp krizi belirtilerini anlatan Kalp ve Damar Cerrahisi bölümünden Prof. Dr. Belhhan Akpınar midedeki ağrı ve hazımsızlığa dikkat çekerek sorularımızı şöyle yanıtladı...

Hocam 39 yaşındayım, spor yapmıyorum ve sigara içiyorum. Annem 10 yıl kadar önce 60 yaşında kalp krizi geçirdi. Her an kalp krizi geçirebilir miyim diye korkuyorum. Bu risk ne kadardır?

En önemli şey genetik yani aile hikayesi. Şöyle bir kural var genellikle aile fertlerinde 60 yaş ve sonrasında kalp çıkıyorsa genetik daha ikinci planda kalıyor. Sizin yakın çevrenizde 30-40'lı yaşlarda kalp krizi geçirmiş kişi olmadığı için genetik faktör daha az ön planda. Daha sonra sizin kendinizle ilgili faktörlerinize bakmamız lazım. Tansiyon, şeker problemi yok, kilo probleminiz yok. Hanımlarda sigara kullanımı erkeklere oranla daha zararlı. Beslenme alışkanlığı önemli. Önemli olan miktarlar. İşi dozunda bırakmak çok önemli. Benim yaşımdaki bir insanın günlük kalori ihtiyacı 1200 kalori.

Nereden bileceğim yediğimizin kaç kalori yaptığını?

Ben kaba bir hesap yaptım günlük kalorim çok rahat 2500'ü geçiyor. O nedenle ilk iş porsiyonları ufaltmak. Bir de yemeklerinizdeki yağ kullanımı önemli. Tereyağın etrafta gördüğünüz pek çok margarin veya bazı sıvı yağlardan daha az zararlı olduğuna inanıyorum. Mesela ayçiçeği yağı çok fazla faydası olmayan bir yağ. Biliyorsunuz sıvı yağlarda şu anda iyiliği tek kanıtlanan zeytinyağı.

Soya yağı da faydalı deniyordu?

Soya yağının kan metabolizmasını bozduğu ve tuz miktarı yüzünden zararlı olduğu biliniyor.

Krizin bir sinyali var mı?

Genelde hastaların büyük çoğunluğu göğüs, sırt ağrısı kola vuran şeklinde şikayetle geliyor. Bu sadece yüzde 40-50'si böyle geliyor. Geri kalan yüzde 30'u da bir hazımsızlık, mideden kalbe doğru yukarı doğru vuran baskı hissi, sanki bir gaz çıkarsam rahatlayacağım şeklinde belirti olur.

İlle de mideden olması şart değil kalple ilgili olabilir. Özellikle de şeker hastalarında daha çok oluyor. Bu hastalar hazımsızlık ve bir sıkıntı gibi algılıyorlar ve kalp üzerinde durmuyorlar.

Niye mide?

Genelde kalbin arka ve alt yüzünü besleyen damarlarda problem olduğu zaman bu tip şikayetler oluyor. Şeker hastalarında bu duyu sinirleri farklı çalışıyor. Mesela şeker hastalarının yarası geç iyileşir. Kalp ile ilgili sinirler vücutta o kadar orantısız dağılıyorki yukarı doğru çıkan, aşağı mideye doğru inenler var. Bunların hepsine uyanık olmak lazım. Mide ağrısı ya da gaz şikayeti mideyle ilgili olmayabilir. Kalple ilgili olma ihtimali yüksek. Son zamanlarda gördüğüm hastalar daha çok bu tür şikayetle geliyorlar. Hastalar bunu yaşadıklarında midelerinin rahatsız olduğunu düşünüyor. Kalp krizi olup olmadığının anlaşılmasının çok kolay bir yöntemi var. Bir tane dil altı hapı alındığında bu rahatsızlık hafifliyor ve geçiyorsa bilin ki kalp krizi geçiriyorsunuz. Dil altı hapı yoksa en yakın hastaneye gitmekte fayda var. İnsanlar bunu fark etmediklerinde kalp krizini ayakta geçirmiş oluyor ve hayatına devam ediyor ama kalbi zarar görmüş oluyor. En azından bu durumu yaşadıktan sonra bile doktora gitseler gerekli tedavi uygulanır.

Az yemeyi öğrenin...

- Eşimle ben 8 aylık bir diyet programına girdik, bitirdik. Bizim hastanenin sağlık merkezinde metabolizma ölçüyorlar vücudunuzun ne kadarı yağ ne kadarı kas. Bu ölçüme göre sizin ortalama olarak ne kadar kilo vermeniz gerektiğini söylüyorlar. Ve bir diyet düzenleniyor. Bu diyet de eve geliyor. Sabah 6'da sizin bütün öğünleriniz hazırlanıp getiriliyor. Onu yiyorsunuz başka bir şey yok. Haftada bir gün serbest. Biz bu şekilde 4,5-5 ayda eşim 10 kilo, ben 8 kilo verdim. Sonra bıraktık. O diyetle az yemeyi öğrendim. Ne kadar yemem gerektiğini öğrendim.

Beş senede bir kere çok kesitli tomografi çektirin

Kalp krizi geçirme riskine karşı ne yapmalıyız?

Bir check-up'la kan yağlarının kontrol edilmesi lazım. İyi huylu ve kötü huylu kolesterole bakılması gerekir. Eğer bunlar normalse o zaman endişe etmeye bence gerek yok. O zaman yapılacak şey henüz kan yağlarının bozucu bir etki olmamış anlamına geliyor. Genelde tavsiyemiz erkeklerde 40, kadınlarda 45 yaşından sonra senede 1 kere bu kan yağlarına, tansiyonunun ve şekere bakılması gerekiyor. Eskiden insanlara eforlu elektro yapılırdı ama bunun hassasiyeti tartışılıyor son zamanlarda. Çünkü gerçekten bir sorun olup olmadığını anlamak için eforlu ekoda limitleri zorlamak lazım. Yani sizi kan ter içinde hatta banttan düşecek şekilde koşturmak lazımki bir şey var mı anlaşılsın ama 4'üncü kademeye geliniyor ve bir şey yokmuş deniyor. Halbuki çok kesitli tomografi kalpte bir problem olup olmadığını yüzde 95'in üzerinde hassasiyetle gösteriyor. Bu şu demek yaptırdınız kalp damarlarının etrafında ne kadar kireçlenme var ve ufak bir anjiyo yapılıyor. İki şey çıkabilir eğer damarlar tamamen temizse yüzde 100 güvenebilirsiniz. Ama bazı yerlerde plaklar, bazı yerlerde darlıklar var çıkıyorsa o zaman normal anjiyo ile bunu teyit ettirmek lazım ve nasıl bir tedavi yapılacağı planlanır. Ben herkese onu öneriyorum. Gerçekten çok önemli.

Senede 1 kere mi yaptırmalı?

Hayır ona gerek yok. Bunu 5 senede bir yaptırmak yeterli. Erkeklerde 40, kadınlarda 45 yaşından sonra yaptırmakta fayda. En kestirmeden bir problem olup olmadığını anlamak açısından çok önemli.

Damardaki tıkanma ile daralma arasındaki fark nedir?

Tıkanmada hiç kan geçmiyor. Yani kan geçmeyecek şekilde damarın geçit vermemesi. O zaman da kriz oluşuyor. Ama daralma öyle değil. Tıkanma adayı oluyor ve kalp önceden sinyal veriyor.

Kalp hastası değilseniz aspirinin faydası yok

- Bir başka doğru bildiğimiz yanlış ise günde 1 tane aspirin alın uyarısı. Bu da çok yanlış. Kalp hastalarının kullanmasını tavsiye ediyoruz ama eğer kalp hastası değilseniz aspirinin faydası yok zararı var. Bunu ben de yaşadım. 10 yıl kadar önceydi. Her gün aspirin kullanıyordum. Bir gün traş olurken yüzümü hafifçe kestim. Ama malesef o küçük kesiğin kanaması bütün bir gün devam etti. Sonra yaptırdığım testlerde buna aspirinin neden olduğu anlaşıldı. Eğer kalp hastası değilseniz aspirin kullanmayın.


VATAN Gazetesi / 18 Kasım 2008

Tarih 18.11.2013 editor@florence.com.tr
Paylaş