55 yaş üstü kişilerin 3'te 1'inde görülüyor

Kulak burun boğaz hastalıklarıyla sık karşılaşıyoruz. Peki, hangi belirtiler halinde bir KBB uzmanına gitmemiz gerektiğini biliyor muyuz? İşte bu alanın ilgilendiği hastalıklar konusunda yeterli farkındalığa sahip olmamızı sağlayacak bilgiler…

Kulak burun boğaz doku zenginliği, çeşitliliği ve karmaşık ilişkileri açısından vücudun önemli alanları olarak tanımlanıyor. İstanbul Florence Nightingale Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Mazhar Çelikoyar, "Geniz bölgesi burundan gelen hava yolunun boğaza aktığı, kulaklara hava taşıyan östaki kanallarının bulunduğu yer olması nedeniyle tam bir kavşak noktasıdır" diyor. Peki, Hangi hastalıklar KBB'nin alanına giriyor? İşte bu uzmanlık alanını ilgilendiren konu başlıkları, ve hastalıkların ayırıcı şikâyetleri.

TİPİK BELİRTİ BAŞ DÖNMESİ

Toplumun % 20 - 30'u yaşamında en az bir kez baş dönmesi atağı geçiriyor. 40 yaş üstü kişilerde ise bu oran % 40'lara varıyor. Bu sorunda mide bulantısı, iç geçiyormuş ve baş ağırlığı hissi, net görememe, göz kararması, ayakta duramama gibi belirtiler çoğu kişide görülebiliyor. KBB uzmanının baş dönmesinde ayırt etmeye çalıştığı ilk özelik, hastanın gerçekten bir dönme hissi yaşayıp yaşamadığının tespit edilmesi olduğu belirtiliyor.

Baş dönmesi iç kulakta yer alan denge organının hastalıklarında tipik bir belirti olarak görülüyor. Op. Dr. Mazhar Çelikoyar, "İç kulak denge organı hastalıklarında çocukların, kendi etraflarında dönme' oyununa benzer bir baş dönmesi ortaya çıkar. Bu noktada dönmeyi tetikleyen şeyin varlığı, dönme süresi ve beraberinde getirdiği belirtilerin neler olduğunun bilinmesi çok önemlidir" diyor.

Sorunun çözümünde kulak muayenesi ile işitme ve denge değerlendirmesi yapılıyor. Eğer bu araştırmalarda sorun görülmüyorsa, manevra adı verilen ek incelemeler gerçekleştiriliyor. Baş dönmesine yol açabilecek kritik hastalıklar olabileceği gibi (tümör, beyin kanamaları vb.) daha hafif durumlar da olabiliyor.

İç kulak kökenli baş dönmelerinin en sık görülen nedeninin kulak kristal hastalığı olduğu belirtiliyor. Bu sorun baş çevirmekle ortaya çıkıyor ve baş dönmesi 30 saniyeden daha kısa sürüyor. Hastalığın tanı ve tedavisi doktor tarafından verilen ve hastanın gerçekleştirmesi gereken bazı baş hareketlerinden oluşuyor.

HASTAYI PERİŞAN EDİYOR

İç kulak kökenli baş dönmesi hastalığı olan denge sinirinin iltihaplanması çoğunlukla soğuk algınlığı sonrası ortaya çıkıyor. Bu sorunda işitmede hiçbir etkilenme olmamasına karşın, hastayı perişan edebilecek boyutta baş dönmeleri görülüyor. Bulantı ve kusma sık görülebiliyor ve belirtiler günlerce bazen de haftalarca sürebiliyor.

MENİERE HASTALIĞI

Meniere hastalığında baş dönmesi atağına işitme kaybının da eşlik etmesi sıkça görülen şikâyetler arasında. Atak geçtikten sonra işitmenin düzelebileceğini söyleyen Op. Dr. Çelikoyar, "Bu hastalık kendini ataklar şeklinde göstermeye eğilimlidir. Buna dalgalı işitme kaybı adı verilir. Sorun zamanla ilerleyip kulağın işitmesini tamamen yitirmesine neden olabilir" diyor. Baş ağrısının kaynağı sinir mi migren mi?

Baş ağrısının kaynağı sinüzit mi migren mi?

Baş ağrıları çok farklı nedenlerle ortaya çıkarken bu ağrıların çok büyük bir kısmının gelip geçici olduğu belirtiliyor. Dünya Sağlık Örgütü'ne (DSÖ) göre erişkinlerin yılda bir kez baş ağrı yaşama oranı yüzde 47 iken bu kişilerin % 10'undan fazlasında migren olduğuna dikkat çekiliyor. Toplumun % 4'e yakınının ise ayın yarısını baş ağrısı şikâyetiyle geçirdikleri gözlemleniyor. "Sinüzitim olduğu için çok başım ağrıyor" ifadesi çok yaygın kullanılıyor.

Oysa kişide sinüzitin yol açtığı baş ağrıları çok az oranda görülüyor. Sinüzite bağlı başarısı yaşadığını düşünen hastalardan yüzde 88'inin migren tipi baş ağrısının olduğunu söyleyen Op. Dr. Mazhar Çelikoyar, "Sinüzit baş ağrısına yol açmaktan çok, burunda ve burun çevresinde doluluk ve ağırlık, kimi zaman burundan, kimi zamansa genizden akıntı yapar" diyor.

Baş ağrısı ile başvuran hastalarda doktorların genel muayene yanında olası riskleri de göz önünde bulundurmaları gerekiyor. Ağrı nedeninin açıklanamadığı durumlarda ise MR gibi ileri görüntüleme tekniklerinden yararlanılıyor. Baş ağrısının tedavisi, ağrıya yol açan faktörün belirlenmesi ile olanaklı oluyor.

Kulak Çınlaması "biri beni andı" anlamına gelmez

Çınlaması toplumun yüzde 10-15'inde ve 55 yaş üstü kişilerin 3'te 1'inde görülen bir sorun olarak değerlendiriliyor. Kulak muayenesi çoğu zaman nedenin ortaya çıkarılmasında yetersiz kalabiliyor. Bu noktada;

  • Çınlamanın başlangıcı
  • Çınlamayı başlatan olaylar
  • Süresi
  • Hangi ortamlarda duyulabildiği
  • İlişkili oluğu diğer hastalıklar
  • Duyulan sesin niteliği
  • İşitme durumu

...gibi faktörler önem taşıyor. İşitme organının bazı frekanslarda işitme keskinliğini yitirmiş olması kulağı çınlayan orta yaş ve yaşlılarda sık rastlanan bir bulgu olarak değerlendiriliyor. Bu tür çınlamalar daha çok sessizlikte duyuluyor, sürekli ve kesintisiz oluyor.

Hastalar uğultu ve çınlama arasındaki ayrımı vurgulamış olsa bile öncelikle tespit edilmesi gerekenin sesin varlığı olduğu belirtiliyor. Kesintili seslerin varlığı iki şekilde ortaya çıkıyor.

Bunların ilki kalp atım sesini andıran sesler oluyor ve bir güçlü, bir kesinti şeklinde kendini yineleyip eforla artabiliyor. Bu duruma çoğu kez kulağa komşu bölgelerde damarlarla ilgili hastalıkların varlığı, damar genişlemeleri ve tümörler neden oluyor. İkincisi ise "tık tık" sesini izleyen kesintiler sonrasında görülüyor.

Bu sorunda kulak komşuluklarında ki kasların özellikle de damak kaslarının istemsiz kasılmaları düşünülüyor. Bu her iki sesin ana özelliğinin dışarıdan başkaları tarafından da duyulabiliyor olması olduğu belirtiliyor. Nedeni ortaya konabilmiş çınlama tedavi edilebilirken bunun çoğunlukla gerçekleşmediğine dikkat çekiliyor.

 

 

  • 55 yaş üstü kişilerin 3'te 1'inde görülüyor
Tarih 8.12.2015 editor@florence.com.tr
Paylaş