Prof. Dr. Coşkun TECİMER, kanser tedavisinde bağışıklık sistemini temel alan İmmünoterapi uygulaması hakkında bilgi verdi...

Bağışıklık sistemi enfeksiyon hastalıkları ve kanser gibi hastalıklardan korunmamızda çok önemli bir mekanizmadır. Bağışıklık sistemini inceleyen bilim dalı immünolojidir. İmmünoloji ve onkoloji arasındaki bağlantılar 19. yüzyıla kadar uzanır.

Vücudumuzda kanser oluşmasını önleyen bağışıklık sistemi birçok faktörden oluşmaktadır. Bunları şu şekilde sıralayabiliriz:

1- Hücresel bağışıklık dediğimiz sistemde kandaki akyuvarlar yani lökositler önemli bir rol alırlar. Özellikle lökositlerin alt grubunda yer alan lenfositler vücuda giren yabancı maddeleri ya da vücutta oluşan tümöral oluşumları tanımakta çok ustadırlar.

Özellikle T lenfositleri içindeki bir grup (sitotoksik T hücreleri ve yardımcı T hücreleri) yabancı maddelerin tanınmasını sağlarlar. Doğal öldürücü hücreler (natural killer hücreler) dediğimiz bir grup lökosit ise yabancı hücrelerin yok edilmesinde rol alır. Başka bazı lenfositler ve makrofaj dediğimiz hücreler de kanserden korunmada önemli rolü olan interlökin ve interferon gibi maddeleri salgılarlar. Bir başka hücre tipi olan makrofajlar yabancı maddeleri içlerine alarak bunların yok edilmesine  katkıda bulunurlar.

2- Hümöral bağışıklık dediğimiz sistemde de yine lenfositler rol alır. Buradaki lenfositler, B lenfositleri olarak adlandırılır. Bunlar yabancı maddelere karşı antikor üreterek bu maddelerin daha kolay yok edilmesine olanak sağlarlar.

Kanserin tedavi edilmesinde kullanılan mekanizmalar bu sistemden en üst düzeyde yararlanmaya hedeflenmiştir ve şunlardan oluşur:

1- Sitokinler ve bağışıklık sistemini uyaran maddeler:
a. İnterlökin-2: İlk kullanılan bağışıklık sistemi düzenleyicileri arasında intelökinleri sayabiliriz. Bunlar, çoğalma hızı zayıf olan böbrek kanserleri ve melanom dediğimiz hızlı seyirli cilt kanserlerinde eskiden beri kullanılmaktadır.
b. Lenalidomid, pomalidamid gibi ilaçlar nispeten daha yeni ilaçlardır ve multipl miyelom dediğimiz bir tür kemik iliği kanserinde başarıyla kullanılmaktadırlar.
c. İnterferon: Bu da eskiden beri kullanılan bir ilaçtır. Böbrek kanserleri ve melanomda etkilidir.
d. BCG aşısı: Tüberküloza karşı korunmada kullanılan bu aşı aynı zamanda yüzeyel mesane kanserlerinin tedavisinde de işe yaramaktadır.

2- Hücre kontrol noktası inhibitörleri (Checkpoint inhibitörleri):

a. PD-1 (programmed cell death: programlanmış hücre ölümü-1) ve PDL-1 (programmed cell death ligand-1) inhibitörleri: Bunlar son zamanlarda geliştirien immünoterapi ilaçlarıdırlar. PD-1 inhibitörleri arasında pembrolizumab ve nivolumab’ı sayabiliriz.  PDL-1 inhibitörleri arasında ise atezolizumab, avelumab ve durvalumab’dan söz edilebilir. Bu ilaçlar günümüzde daha çok metastaz yapmış kanserlerde kullanılmaktadır. En çok kullanıldığı kanserler arasında metastatik küçük hücreli dışı akciğer kanserini sayabiliriz. Melanomda kanser cerrahisi sonrası adjuvant tedavi olarak adlandırılan koruyucu tedavide kullanılan tipleri vardır. Bu ilaçların kemoterapi kadar olmasa da yan etkilerinin olduğunu biliyoruz. Kullanılmaları kanserin tamamen yok edileceği anlamına gelmemelidir. Özellikle PDL-1 reseptörleri yoğun olan tümörlü hastalarda daha etkilidirler. Bunların etkilerini değerlendirmek için aceleci olunmamalı, en azından birkaç ay beklenmelidir. Bazen görüntüleme tetkiklerinde yanıltıcı olarak hastalığın düzelmediğine, hatta ilerlediğine dair yanlış bilgiler olabilir. Bu yüzden çekilen tomografi ve magnetik rezonans tetkiklerinin yorumlanmasında daha dikkatli olunması gerekmektedir. Günümüzde metastatik küçük hücreli dışı akciğer kanseri, melanom ve böbrek kanserlerinde birincil tedavide kullanılabilir, ancak bunun dışındaki kanserlerde kemoterapiye yanıtsız hastalarda uygulanmaktadır.

b. CTLA-4 inhibitörleri: Bunlar da bağışıklık sistemi üzerinden etkili ilaçlardır. Melanom tedavisinde kullanılan ipilimumab bunlar arasında sayılabilir. İpilimumab, melanom cerrahisi sonrası koruyucu amaçla ya da metastaz yapmış hastalarda tümöre yönelik olarak uygulanmaktadır. Bu grup ilaçlar PD-1 inhibitörleriyle kombine edilerek de kullanılmaktadır. İpilimumab ve nivolumab kombinasyonu metastaz yapmış melanom ve ilerlemiş böbrek kanserlerinde tek başına kullanmaya göre daha etkili bulunmuştur.

3- Aşılar: Bu konuda uzun zamandır çalışılmakla birlikte gerçek anlamda aşı olarak kullanılan onaylanmış madde, sipuleucel-T’dir. Bu aşı kastrasyona dirençli ilerlemiş prostat kanserinde kullanılmaktadır. Bununla  yaşam süresinde artış sağlanabilmiştir. 

Prof Dr Coşkun Tecimer
İstanbul Bilim Üniversitesi
Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Başkanı





Tarih 12.3.2018 editor@florence.com.tr
Paylaş
Benzer Haberler