Kalça eklemini oluşturan uyluk kemiğinin boyun kısmında veya boynun daha alt kısmında olan kırıklara kalça kırığı denir. Tüm kırıkların yaklaşık %1’ini oluşturur. %80 60 yaş üzerinde ve kadınlarda erkeklere göre 4-5 kat daha fazla görülür. Kalça üzerine düşme veya çarpma şeklindeki dolaysız zorlama ile femur boynunda kırık oluşabilir.

İlerleyen yaşlarda genellikle basit düşmelerle, gençlerde ise trafik kazası veya yüksekten düşme gibi yüksek enerjili travmalarla meydana gelir. Yaşlılarda osteoporoz önemli bir etkendir. Osteoporozun özellikle menopoz sonrası kadınlarda daha yaygın oluşu ileri yaş döneminde kalça kırıklarının kadınlarda daha sık görülmesine neden olmaktadır. İleri yaşla birlikte görmede, reflekslerde ve kas gücünde azalma, düzensiz tansiyon kişiyi düşmeye yatkın hale getirir.

Kalça kırıklarında, hasta yürüyemez ve kalça bölgesinde hareketle artan şiddetli ağrısı olur. Kırık taraftaki bacak kısalmış ve dışa dönmüş durumdadır. Tanı için röntgen çoğu kez yeterli olur.

Tedavide amaç hastayı yatağa bağımlılıktan bir an önce kurtarmak ve eskisi gibi yürümesini sağlamaktır. Bunun için tek çözüm cerrahi tedavidir. Cerrahi tedavide iki farklı seçenekten birine karar verilir.
Genç hasta gurubu dediğimiz 55-60 yaşına kadar olanlarda, bütün kırıklar ameliyat ile ve çivi, vida, plak kullanılarak tesbit edilirler.

Daha yaşlı hastalarda ise kemiğin baş ve boyun kırıkları kalça endoprotezleri ile tedavi edilir. Tedavi olarak kırılan baş bölgesi çıkartılır. Endoprotez adı verilen metalden yapılmış malzemeler ile sadece kırılan kemik bölgesi veya kalça ekleminin her iki tarafı da değiştirilir.

Yaşlı hastaların uzun süre hareketsiz yatması yatak yarası, akciğer ve idrar yolu enfeksiyonları ve emboli gibi komplikasyonlara yol açabileceğinden kırık sonrası olabildiğince erken dönemde ameliyat edilmelidir ve ayağa kaldırılmalıdır.

İleri Yaşlarda Görülen Kalça KırıklarıKırıkların güncel tedavisi

Kırıklar birbirini izleyen beş dönemden geçerek iyileşirler.

Pıhtı dönemi

Kırık nedeniyle kemiğin o bölgesindeki damarlar kopar ve bunun sonucu olarak da o bölgesinde kanama olur. Damar dışına çıkan kan, kısa sürede kırık bölgesinde pıhtılaşır. Pıhtının içinde bir fibrin ağı oluşur. Fibrin ağı, daha sonra bu bölgeye gelecek hücreler için bir yol niteliği taşır. Kemiğin kırık uçlarındaki damarların bozulması sonucu bu bölgedeki hücreler ölür. Yani sınırlı bir alanda kemik nekrozu gelişir.

Organizasyon dönemi

Kırığı izleyen ilk 24 saat içinde, bu bölgede granülasyon dokusu gelişir. Granülasyon dokusu daha sonra bağ dokusuna dönüşür. Bağ dokusundaki bazı hücrelerden osteoblastlar gelişir. Bu dönem bir hafta sürer. Bu süre boyunca osteoblastlar kemik trabeküllerini ve osteoid maddeyi oluşturur.

Kallus dönemi

Organizasyon döneminde bağ dokusu içinde gelişen osteoid ve kemik trabekülleri adacıkları, kallus döneminde birbirleriyle birleşir ve bir kemik ağı kurarlar. Daha sonra “Enkondral kemikleşme” denilen özel bir kemikleşme ile asıl kemikleşmeye yönelinir. Bu yeni kemikleşme sonucu ortaya çıkan kemiğe “Kallus” denir. Kallus, kemik yüzeyinden biraz kabarıktır. Kallus dönemi, kırığı izleyen ikinci ve üçüncü haftaları kapsar.

Kallusun biçimlenmesi

Kallus içinde yeni kurulan kemik trabeküllerinin, kemiğe binen yükü en iyi karşılayacak biçimde dizilmeleri, kallusun biçim kazanma dönemidir. Bu dönem, kırığı izleyen dördüncü ve beşinci haftaları kapsar.

Kallusun normal kemik yüzeyine inmesi

Kemik yüzeylerinden kabarık duran kallus, aylar sonra bazen birkaç yıl sonra kemiğin normal yüzeyine iner.

Kırık tedavisinde güncel yaklaşımlar

Ortopedi ve Travmatoloji alanında hızlı gelişmelerin yaşandığı alanlardan birisi de kırık tedavileridir. Son 10 yılda, kırık tedavisine yaklaşım ve cerrahi tedavi yöntemleri büyük oranda değişmiştir. Amaç; kırık nedeniyle bozulan iş ve sosyal yaşamın en kısa zamanda düzeltilmesidir. Ortopedik travmaların tedavisinde ki yeni yaklaşımlar şu şekilde özetlenebilir.

Kaynamayı hızlandırıcı yöntemler

Özellikle stress kırıkları, küçük kemik kırıklarında ultrasonik ses dalgası ile kemik iyileşme hızını arttıran cihazlardır. Özellikle kaynama gecikmesi gibi durumlarda tercih edilirler. Elektronik bir cihaz olan stimülatörler yüksek fiyatları nedeniyle profesyonel sporcularda veya iyileşme süresi çok uzun olan kırıklarda daha çok uygulama olanağı bulmuştur.

Kırıkların kapalı çivilenmesi

Bacak ve kollardaki uzun kemiklerin eklem dışı kırıklarının büyük bölümünde uygulanan, kırık hattının açılmadan, 2-3 cm uzunluğunda kesilerden yapılan ve kırık iyileşme süresini kısaltan tekniklerdir.

Artroskopik yardımla yapılan kırık tespitleri

Eklem içi kırıkların bir kısmında eklemin açılmadan eklem dışından kırıkların tespitini sağlayan, bu sayede ameliyat sonrası oluşabilecek eklem sertliği olasılığını azaltan, fizyoterapi ve tam fonksiyona ulaşma zamanını kısaltan tekniklerdir. Özellikle diz ve ayak bileği eklem içi kırıklarında cerrahinin temel amacı eklem yüzeyinde seviye farkı olmaksızın kırığı tamamen sabit bir biçimde tespit etmektir. Klasik cerrahi yöntemlerde eklem açılarak direkt görüş altında kırık tespit edilmektedir. Bu ciddi eklem sertliklerine neden olmaktadır. Bu yöntemle yapılan ameliyatlar çok daha ağrısız, yara ve enfeksiyon riski az, eklem kısıtlılığı olasılığı az, fonksiyon iyidir.

Protez cerrahisindeki yenilikler

Yaşlıların kalça kırık çeşitlerinden daha büyük kısmına uygulama şansı veren yeni protez dizaynları ile ameliyatın ertesi günü yürüme şansı veren uygulamalardır. Günümüzde gelişmiş protez dizaynları ile kalça kırıklarının çok büyük kısmı tedavi edilebilmektedir. Gelişen anestezi teknikleri yaş ve dahili problemlere rağmen her yaşta insanın ameliyatına ve hastaların ertesi gün üzerine basarak yürümelerine olanak vermektedir.

Radikal büyük cerrahilerdeki gelişmeler

Gelişen tespit materyalleri ve cerrahi teknikler, leğen kemiği (pelvis) büyük kırıkları, büyük eklemlerdeki parçalı kırıklar gibi geçmişte tedavi olanağı sınırlı olan durumlarda iyi sonuçlar alınması olanağı getirmiştir. Alçı uygulamasına gerek kalmadan sağlanan erken hareket olanağı ile tatmin edici sonuçlar alınabilmektedir.

Eklem bağ cerrahileri

Kırıkla veya izole bağ yaralanmalarında, açık cerrahi ya da artroskopik tekniklerle diz, dirsek, ayak bileği, omuz eklem bağ yaralanmaları başarıyla tedavi edilmektedir. Modern yaklaşımda yaralanma mekanizmaları ve kırık tiplerinin birlikte olabileceği bağ yaralanması tipleri daha iyi anlaşılmış ve MR gibi modern tedavi yöntemleri ile kesine yakın tanı olanağı sağlanmıştır. Bu durumlarda bağ yırtıkları bir kırık ciddiyetinde ele alınmakta ve tedavi sağlanmaktadır.

Kırıkların fonksiyonel tespit edilmesi

Uzun alçılama yerine daha kısa, yarı sert, erken yük vermeye ve adale fonksiyonuna izin veren alçı uygulamalarıdır. Kaslar alçı içinde kasılıp gevşemeyebilmekte, kırık ve alçı içinde kan dolaşımının iyi olması sayesinde kırık iyileşmesi hızlı olmaktadır. Klasik alçılara göre daha kısa uygulanabilme olanağı daha fazla eklemin hareketine izin vermekte ve erken yük verme şansı sağlamaktadır.

Erken ve agresif fizyoterapi

Etkin kırık tespiti tekniklerinin verdiği olanaklar sayesinde fizyoterapiye ameliyatların hemen sonrasında başlanabilmekte ve kırık iyileşme sürecinde tam fonksiyon için gereken eklem hareket açıklığı ve adale gücü büyük oranda sağlanmaktadır. Özellikle eklemi ilgilendiren kırık veya bağ ameliyatlarında başarıyı, uygun ve stabil cerrahi sonrası başlanan erken hareket belirlemektedir. Günümüzde bu tür operasyonlar sonrası ilk 48 saat içerisinde CPM (devamlı pasif hareket) cihazları ile harekete başlanmaktadır. Bu cihazlar elektronik programlı eklem hareketi sağlamaktadırlar. Bu sırada oluşacak ağrılar epidural kateter yöntemiyle kontrol edilebilmektedir. Ağrı azalır azalmaz etkin ve sürekli fizyoterapi devam etmektedir. Eklemi ilgilendirmeyen kırıklarda da adale gücünü devam ettirici, çevre eklem hareketlerini koruyucu fizyoterapi hemen başlamaktadır.


Tarih 20.3.2018 editor@florence.com
Paylaş