Prof. Dr. Sezer Sağlam, hemoroid ve kanser arasındaki ilişkiye dikkat çekerek konuyla ilgili bilgi verdi...

Türkiye'de Avrupa ve Amerika'ya göre rektum kanseri görülme sıklığının daha az olduğunu belirten Prof. Dr. Sezer Sağlam her kanamanın hemoroide yorumlanmaması gerektiğini ifade etti Kalın bağırsa anüse ya, bölümüne rektum, bölümden kaynaklanan kötü huylu tümörlere rektum kanseri denir. 35 yaşından itibaren görülme sıklığı artmakta ve en sık 50 yaştan sonra rastlanmaktadır. Batı dünyasında en sık rastlanan üçüncü kanser tipi ve ölüme yol açan kanserler arasında ikinci sıradadır.

Türk halkının tuvaletle sorunlarını anlatmasındaki güçlük nedeniyle teşhisin de geç konulduğunu belirten Gayrettepe Florence Nightingale Hastanesi Medikal Onkoloji bölümünden Prof. Dr. Sezer Sağlam, "En önemli belirtinin dışkılama şeklindeki değişikliktir, ikinci en sık görülen bulgu ise makattan gelen kandır ve bunlar hastalığın ilk belirtilerindendir. Kanamanın da Türk halkında ne yazık ki hemoroide yorumlanmasından dolayı tanı geç konulmaktadır." dedi.

Erken teşhis önemli

Hastalık erken evrede saptandığında ameliyat öncesi radyoterapiye ve kemoterapiye gerek duyulmamaktadır. Hastalığa erken evrede teşhis koyabilmek için Dünya Sağlık Örgütü'nün de onay verdiği şekilde 40 yaşından itibaren kolonoskopi ve gastroskopi 7-10 yılda bir yapılmalıdır. Erken dönemde tanı koyulan kanserlerde iyileşme oranı %80-90 arasındadır, iyi huylu poliplerin kanserleşmeden tanınması ve cerrahi yöntemlerle çıkarılması gerekmektedir. Hastalığın tedavi edilmediği durumlarda hastalığın başka organlara sıçraması çok yüksek orandadır. Ayrıca acil ameliyatlar gündeme gelebilmektedir. Bu ameliyatlar, normal ameliyatlara nispetle daha başarısız olacağından başarısız geçen cerrahi müdahale hastanın ömrünü kısaltmaktadır. TÜlK'in istatistiklere göre Batı Avrupa ve Amerika'ya göre rektum kanseri biz de daha az görülüyor ama nüfusumuzun da yaşlandığı göz önüne alındığında rektum kanserinin görülme olasılığının 3 katma çıkacağını söyleyebiliriz.

Kimler tehlikede

Kolon ve rektum kanserlerine yakalanma da beslenme şekli ilk faktördür. Çiğ meyve ve sebzelerin tüketilmemesi hastalığa katkı verdiği belirtilirken fazla kırmızı et özellikle çiğ sığır eti tüketiminin de rektum kanserine katkı yaptığı biliniyor. Genetik bir diğer faktördür. Ailede 50 yaş altında birinde tümör varsa birinci derece yakının da normal tarama yaşından 10 yaş daha alt yaşta taranması gerekiyor.

Hastanın konforu arttı

Ameliyat sonrasında bölgesel nüks yüksek oluyor. Ameliyat öncesi mutlaka kemoterapi ve radyoterapinin birlikte olması gerekiyor. Hastalar, makatının kurtarılmasını, bağırsağın duvara açılmamasını istiyorlar. Bu anlamda ameliyat öncesi radyokemoterapi tedaviye iki kat fayda sağlıyor. Hekimlerse makatın kurtarılmasında ziyade hastalığın nüks etmemesini istiyor. O zaman tedavi biraz daha zorlaşabiliyor. Ameliyat öncesi tedavi hem hastaları memnun ederken dışkılama yolunun karına açılmasını azaltıyor hem de hastalığın tekrarının azaltarak doktorlar memnun ediyor. Ameliyat öncesi tedaviyle hastalığın bölgesel nüksü yüzde 10'un altında, tedavi olmazsa yüzde 25-40 civarında oluyor. Hastalar ilk hafta içinde taburcu oluyorlar vekapalı ameliyat dediğimiz laporoskopik ameliyat bugün rektum kanserlerinde de kullanılabiliyor. O nedenle de ameliyat, doktor ve hasta konforu oldukça iyi bir seviyeye gelmiş durumda.


MİLLİYET Gazetesi / 5 Ocak 2018

  • Prof. Dr. Sezer Sağlam, hemoroid ve kanser arasındaki ilişkiye dikkat çekerek konuyla ilgili bilgi verdi...
Tarih 8.1.2018 editor@florence.com
Paylaş
Benzer Haberler