Ergenlik döneminin bitimine kadar ara ara gözlenebilen büyüme ağrıları genellikle fizyolojik gelişim süreci ile ilişkili iyi huylu ağrılar olarak karşımıza çıkmaktadır. Hangi ağrının büyüme ağrısı olarak kabul edilmesi, hangi ağrının ise atlanmaması gerektiğinin ayrımına varmak beklenmedik sürprizlerle karşılaşmamak için oldukça önemlidir.

Çocuklarda kas-iskelet sistemi gelişimi, diğer organ ve sistemlerin gelişiminde olduğu gibi süreklilik gösteren ve ergenlik döneminin sonuna kadar devam eden bir süreci içerir. Doğum sonrası ilk iki yılda çok hızlı olan büyüme ve gelişim süreci ergenlik başlayıncaya kadar sabit ve çok hızlı olmayan bir şekilde devam eder. Kızlarda 8-10 yaş, erkeklerde ise 10-12 yaşta başlayan ergenlik dönemi ile birlikte boy uzaması ve kas-iskelet sistemi gelişimi hızlanır, kızlarda genellikle 15-17 yaşlar arasında, erkeklerde ise 16-18 yaşlar arasında büyüme sonlanır. Bazı ergenlerde ise büyüme ve gelişim 20-21 yaşlarına kadar devam edebilmektedir.  

Genellikle üç yaşından itibaren 12-13 yaşlarına kadar görülebilen ve çocukların % 25-40’ında rastlanan, özellikle erkek çocuklarda daha sık ortaya çıkan ve artmış fiziksel aktivitelerle ilişkilendirilen bir takım ağrılı durumlar “büyüme ağrısı” olarak isimlendirilir. Bu durumla ilgili yanlış inanışlar ve bir takım şehir efsaneleri aileleri gereksiz yere endişelendirmekte ve fizyolojik bir süreç olan büyüme ağrılarının altında önemli bir hastalık yattığı endişesi ile hekime başvuru sayısı artmaktadır. 

AĞRININ GÖRÜLDÜĞÜ DURUMLAR

Öncelikle doğal büyüme ve gelişme sürecinin ağrısız bir süreç olduğunu belirtmek gerekir. Hiçbir çocuğun ve ergenin fizyolojik boy uzaması ağrıya yol açmaz. Ancak büyüme döneminde fiziksel aktivitelerde artış sonucu görülebilecek bir takım ağrılar söz konusu olabilir. Büyüme ağrısı çocuklarda genellikle alt ekstremitelerde ortaya çıkar. Kalça, bel ve üst ekstremitelerde nadiren görülür. Bu ağrılar sıklıkla uyluk ön yüzü, diz arkası ve baldırlarda akşam ve geceleri ortaya çıkan, uykudan uyandıran, birkaç dakikadan birkaç saate dek sürebilen ağrılardır. Eklem veya kemikte değil, kasta ağrı söz konusudur. Genelde, artmış fiziksel aktivite sonrası görülür. Bazen günlerce ağrı olmazken, bazen de tekrarlayıcı bir özellik gösterebilir. Ağrılar kramp şeklinde, derin, rahatsız edici bir tarzda hissedilir. Sıklıkla çift taraflı ve simetriktir. Bazı çocuklarda bütün gece boyu sürebilir. Bu hastalarda topallama, eklemlerde şekil bozuklukları, fiziksel aktivite kaybı olmaz. Ağrılar genellikle sabahları tamamen geçer.  

Fizyolojik büyüme ağrıları tamamen iyi huylu ve geçici ağrılar olup, nedeni kesin olarak bilinmemektedir. Kemiklerin uzunlamasına ve enlemesine büyümesi sırasında, kemiklerin etrafını saran ve sinir uçlarının yerleştiği “periost” olarak isimlendirilen kemik zarının gerilmesinin ağrıya sebep olduğu düşünülmektedir. Hekim tarafından öncelikle çocuk ve aile rahatlatılmalı, böylesi ağrıların masum ağrılar olduğu açıklanmalıdır. 

Genellikle çocuğun istirahate alınması, fiziksel aktivitelerin sonlandırılması ya da minimuma indirilmesi, ağrılı bölgeye masaj yapılarak çocuğun rahatlatılması, zaman zaman ağrı kesici (analjezik) ve ödem çözücü (antienflamatuar) ilaçlarla, bir takım pomadların ilişkili bölgeye tatbik edilmesi sonucu ağrılar basitçe ortadan kaldırılabilir. Kramp tarzı ağrılarda kas gerdirme egzersizleri ağrının ortadan kaldırılmasına yardımcı olabilir. 

ENDİŞEYE ENGEL YOK

Boy uzamasının hızlanmış olduğu ergenlik döneminde de kas-iskelet sisteminde bir takım ağrılar görülebilir. Ergenlik döneminde büyüme ağrılarının “osteokondroz” olarak isimlendirilen daha özel bir türü ortaya çıkabilmektedir. Bu ağrılar ekleme yakın bölgelerde kemiklerin büyüme çekirdekleri (epifiz çekirdeği) dışında “apofiz” olarak isimlendirilen çıkıntılı kısımlarına yapışan büyük kas ve tendon gruplarının zorlanması sonucu ortaya çıkan ağrılardır. Böylesi ağrıların yakın gözlenmesi ve gerektiğinde radyografik görüntüleme yöntemleri ile takip edilmesi gerekir. Sıklıkla sıçramayla ilişkili sporlarla (basketbol, voleybol vb.) uğraşan ergenlerde ortaya çıkabilen bu durumun ergenlik dönemi sonlanıncaya kadar devam edebileceği bilinmelidir. Ağrıların sık görüldüğü bölgeler diz ve diz altı (diz kapağı kemiğinin alt ucu), topuk arkası ve ayak bölgesinin iç kısımlarıdır.   

Tamamen normal olan büyüme ağrılarında endişe etmeye gerek yoktur. Ancak ağrı ile birlikte ateş ve halsizlik gibi farklı hastalık bulguları varsa, ağrılı olan bölgede kızarıklık, ısı artışı, renk değişikliği, şişlik, morluk, solukluk gibi lokal bulgular mevcut ise ve çocuk ağrılı bölgeye dokunulduğunda aşırı hassasiyet gösteriyorsa mutlaka uzman bir hekim tarafından değerlendirme yapılmalıdır. Böylesi durumlarda iltihabi, romatizmal ve metabolik bir takım hastalıklar, nadiren de olsa tümöral bir takım patolojiler altta yatıyor olabilir. Detaylı fizik muayene ve bir takım görüntüleme yöntemleri ile laboratuar değerlendirme testlerinin yapılıp altta yatan problemin açıklığa kavuşturulması gerekir. 

HEKİME BAŞVURULMASI DURUMLAR

Büyüme ağrısı olarak kabul edilmemesi gereken ve çocuğun mutlaka bir hekim tarafından değerlendirilmesini gerektiren durumlar şunlar: 

  • Mevcut ağrıların bilinen bir travma ile ilişkili olması 
  • Ağrıların istirahatle ve yukarıda belirtilmiş olan tedavi yöntemleri ile ortadan kaldırılamamış olması 
  • Ağrılı olan bölgede lokal bulgularının (şişlik, kızarıklık, ısı artışı v.b) ve ateş, halsizlik gibi sistemik hastalık bulgularının olması 
  • Ağrıların tek taraflı olması 
  • Yürürken topallama ve günlük aktivitelere engel olan ağrı varlığı

Tarih 17.5.2018 editor@florence.com.tr
Paylaş
Benzer Haberler