Gülben Ergen bu hafta Prof. Dr. Canan Karatay’la buluştu, son dönemde tartışılan palmiye yağı, ekmek, şeker tüketimi gibi merak edilen konuları konuştu.

Prof. Dr. Canan Karatay, ekmek ve şekere savaş açmış bir doktor. Bu sene meslekte 50’nci yılını kutluyor. Hayatını işine adamış şahane bir Cumhuriyet kadını aynı zamanda. Sağlıklı beslenme ile ilgili çıkardığı kitaplar uzun yıllardır en çok satanlar listelerinde.

Her söylediği Türkiye’de yeni bir tartışmaya yol açıyor. “Ekmek yemeyin” diyor, hem de bizim gibi “Ekmeksiz doymuyorum” diyen bir topluma...

“Şekeri hayatınızdan çıkarın, hastalıkların en büyük sebeplerinden biri o” diyor… Soğuk sıkım zeytinyağı ve köy tereyağını tavsiye ediyor. “Turşu yiyin, yaşlanmazsınız” diyor. Gebelikte annelere şeker yüklemesi yapılmasına da sık ve az yemek yenmesine de karşı. 74 yaşında olmasına rağmen hâlâ işinin başında ve dinç. Canan Hoca’yı çalıştığı hastanede ziyaret ettim. Palmiye yağı tartışmalarından şekere, ekmekten antibiyotiğe kadar merak ettiğim her şeyi sordum...

Palmiye yağı tartışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

- Palmiye yağı ile diğer rafine bitkisel yağların hiçbir farkı yok. Avrupa Güvenlik Birliği’nden o tartışılan ürünle ilgili böyle bir konu gündeme geldi. Mısırözü, ayçiçeği ve palmiye yağı aynı grupta… Uzun senelerdir bu yağların yüksek miktarda kırılgan oldukları ve yüksek miktarda Omega 6 içerdikleri biliniyor. Bu Omega 6’lar basınçla, yüksek ya da düşük ısıyla, havaya ya da güneşe temasla çok çabuk bozuluyor. Böylece bozuk yağlar dediğimiz trans yağlar meydana geliyor. Trans yağlar insan vücudunun kullanamadığı katılaşmış sıvı yağlardır. Margarin gibi! İnsan vücudu için bu yağlar çok tehlikelidir. Palmiye yağı Malezya’dan ithal ediliyor. Afrika kökenlidir. Çok büyük yağmur ormanlarını yok ederek çok çabuk ürüyorlar. Tropikal bitki olduğu için 12 ay ürün veriyor. Çok ucuza geliyor. Seneler önce 1 tonu 30-50 dolar arasındaydı. Bu sene 1 ton fiyatı 700 dolar olmuş, borsa gibi. Ama yine de rakamlar çok ucuz. O yüzden de her türlü yiyeceğin içinde kullanılıyor. Hem yetişkinler hem de çocuklar için çok zararlı.

Dünya Sağlık Örgütü şekere savaş açtı

Annelerin çocuklarına özellikle ekmeğin üzerine sürüp yedirdiği çikolata kremasının zararları neler?

- Ekmek başlı başına bir dert zaten. Bir de ekmeğin üzerine çikolata kreması sürünce daha beter oluyor. Dünya Sağlık Örgütü 2016’da şekere savaş açtı. Bunun en başında şekerli içeceklerin reklamları geliyor. Bu içeceklere ve reklamlara yüksek vergi koyulmasını önerdiler. Yeni Zelanda, İngiltere ve ABD’nin Kaliforniya eyaleti bunu yaptı. Vergiyi artırarak tüketimi azaltmayı hedefliyorlar. Dünya Sağlık Örgütü kendi binasında şekerli ve pakete giren içecekleri kaldırmış. Bunu bütün dünyaya da öneriyor. Çünkü şekerin ve kötü yağların yol açtığı kronik inflamasyon yani kronik yangın, hastalıkların temeli. Obezite, şeker hastalığı, kalp krizi, Alzheimer, Parkinson, depresyon, karaciğer yağlanması, karaciğer ve pankreas kanseri gibi hastalıkların altında trans yağların ve şekerin olduğu ortaya çıktı. Dünya Sağlık Örgütü artık tsunami gibi çoğalan obezite ve şeker hastalığı ile mücadeleye başladı. Türkiye’de 2006’da yıllık kişi başı ekmek tüketim miktarı 200 kiloydu. Ekmek tüketimi azaltılırsa hastalıklar da yüzde 30 azalır.

Ekmek neden bu kadar zararlı?

Ekmeğin içinde ağır metal var!

ekmek-zararli.jpg- Ekmekte kullanılan un, katkı maddeleri ve ekmeğin yapılış şekli zararlı. Buğday hibrit. Un rafine. Ayrıca unda ortalama yüzde 10 katkı maddesi var ve bakanlık tarafından onaylı. Bana göre bu yanlış. Bu katkı maddelerinin arasında bromür denen ve çok tehlikeli bir ağır metal içeren madde de var. Hiçbir şey girmese o vücuda giriyor. Beyaz ekmekte de var, tam buğday ekmeğinde de, diğerlerinde de... Tabii bir de endüstriyel maya kullanılıyor. O da çok tehlikeli. Bu kadar tehlike bir araya gelince ortada faydalı bir şey kalır mı? O yüzden yemeyin diyorum. Ceviz, fındık, zeytin gibi hakiki besin değeri olan şeyler tüketin. Ekmek sizi 2 saat sonra acıktırıyor. İki dilim tam buğday ekmeği, şekerinizi iki çorba kaşığı toz şekerden daha fazla yükseltiyor. İçindeki modern buğday glüteni çok fazla. Bu glüten bağırsaklarda sindirildiği zaman 23 bin türlü yabancı protein üretiyor. Bunlar bütün otoimmün hastalıkların temelini atıyor. Ve beyinde morfin reseptörlerine bağlanıyor. Morfinman gibi bırakamıyorsunuz, sonra “Ben ekmeksiz doyamam” demeye başlıyorsunuz. Ekmek gelenektir diyorlar. Ben de diyorum ki geleneksel Türk yemeklerine dönün. Gelenek, dünyada az miktarda bulunan, Yaradan’ın Anadolu topraklarına lütfettiği siyez, kavılca, karakılçık gibi atalık buğdayların taş değirmende öğütülmüş unundan lavaş ya da çörek, pide gibi yapılandır. Fabrikasyon olmayandır. İnsanları kandırıyorlar maalesef.

Ekmek tüketimi azaltılırsa, hangi hastalıklar yüzde 30 oranında azalır?

- Az önce saydığım kanser de dahil hepsi... Dünya Sağlık Örgütü, en kötü ekmeğin Türkiye’de üretildiğini söyledi. Ben de “Ekmek yemeyin” diyerek bunlara dikkat çekiyorum. Eğer siz 3 yaşındaki çocuğa ekmek verip bir de üzerine çikolata kreması sürerseniz, o çocuk ileride karaciğer yağlanması sorunuyla karşılaşır ve hastalıkların temeli atılmış olur. Anneler eğer hamilelik dönemlerinde bunları yerse, çocuklarının ileride bu hastalıklara yakalanma ihtimalleri de çok artar. Amerikan Kalp Derneği, 2016 yılının Ağustos ayında bir bildiri yayınladı ve “Çocuklarınıza 2 yaşına kadar şeker vermeyin” dedi. “Çocuklarınıza 2 yaşına kadar şeker verirseniz çocuklarınız ileride kalp hastası olabilir” dedi. Bu çok doğru. Çocukların pankreasları bir senede, karaciğerleri ise beş senede gelişir. Bütün bu organlar tam gelişmeden hamilelere 6’ncı ayda şeker yüklemesi yapılıyor ülkemizde. Ben bununla mücadele ediyorum. Anneye yüklenen yüksek şeker olduğu gibi çocuğa geçiyor. Bu da organlarda sorunlara, ileride potansiyel birer hasta olmalarına neden olabiliyor.

Şeker yüklemesi yapılmadan nasıl tanı konulabilir? Gebelik şekeri diye bir hastalık olduğunu biliyoruz…

- Gebelik şekeri çok önemli bir hastalıktır. Şeker yüklemesi de gebelik şekeri araştırması için en kötü tekniktir. Aynı zamanda çok zararlıdır. Teşhis koymanın çok daha kolay yolları var. Hamileliğin başından itibaren tedbir alınması gerek. Kan şekeri, tokluk şekeri testlerine bakılacak. Açlık ve tokluk kan şekerleri, kan trigliseridleri ve insülin takip edilecek. Bir kan testiyle bunlar ortaya çıkabiliyor. Anneye hamileyken şeker yüklendiğinde anne de çocuk da şeker hastası olabiliyor.

Artık Türkiye'de doğal birşey yok

Bal ya da pekmez yerken nelere dikkat etmeliyiz? İstediğimiz kadar yiyebilir miyiz?

- Eğer karaciğeriniz yağlıysa, şeker hastalığınız, insülin direnciniz ya da hipogliseminiz varsa istediği kadar doğal olsun bal da pekmez de yememelisiniz. Çünkü insülin direncini artırıyor. Eğer böyle hastalıklarınız yoksa ve doğal olduğuna güveniyorsanız yiyebilirsiniz. Çünkü Türkiye’de neredeyse arı kalmadı. Ayrıca arılar 300 kilometrekare uçabiliyor. Çiftçi “Ben sentetik ilaç kullanmıyorum” dese bile arı 300 kilometre gidip başka bir çiçekten GDO’lu bir şey alıp bala koyabiliyor. Artık balların peteklerinde ve balmumlarında GDO’lar tespit edildi. Bunu bilerek az tüketilebilir. Ama bilin ki artık Türkiye’de doğal ürün çok azaldı. Taleple doğal ürün arzını artırmamız gerekli.

Zeytinyağı en sağlıklı meyve suyudur

zeytinyagi.jpgBir programda bir bardak dolusu zeytinyağı içtiniz. Peki çiğ mi tüketilmeli?

- Evet. Zeytinyağı en sağlıklı meyve suyudur. Soğuk sıkım zeytinyağı hem çiğ hem de düşük ısıda uzun süre pişirilerek tüketilebilir. Çok sağlıklıdır. Zeytinyağı ve köy tereyağı diğer yağlar gibi kırılgan değildir.

Yemeklerin haricinde zeytinyağı içilmesini öneriyor musunuz?

- İçilebilir. Biz eşimle her sabah içiyoruz. Ege’de de içerler. İçinde en doğal E vitamini bulunur. En doğal antioksidan, antibiyotik ve antiviraldir. Mide ülserini tedavi eder. Bağırsakları düzenler. Vücudu dengeler ve karaciğer yağını eritir.

Peki hangi zeytinyağı olmalı?

- Zeytinyağı mutlaka soğuk sıkım olmalı. Rafine zeytinyağı olmamalı. Bütün yağlar rafine oldukları zaman tehlikelidir. Zeytinyağı da buna dahildir. Rafine olduklarında içlerindeki besin öğeleri sıfırlanıyor. Herhangi bir faydası kalmıyor. Kızartmalarda da çok tehlikeli trans yağlar meydana geliyor.

Köy tereyağını da sıkça öneriyorsunuz. Piyasadaki tereyağlarına nasıl güveneceğiz?

- Ben genel olarak işlem görmüş, pakete girmiş hiçbir şeyi önermiyorum. Bunu senelerden beri söylüyorum. İstanbul’da köy tereyağı artık kolay bulunuyor. Anadolu’daki üreticiler en iyi ürünlerini İstanbul’a yolluyorlar. Geleneksel yemeklerimizi, içeceklerimizi niye dile getirmiyoruz? Yalnız ekmek mi geleneksel?

Annelere tavsiyeler

Annelere çocuk yetiştirme konusunda neler tavsiye edersiniz?

- Çocuk doğurdularsa zahmetini çekecekler. “Çocuğum arsız” demesinler. Zeki ve akıllı çocuklar arsız olur. “Çocuğum arsız” diye doktor doktor dolaşmasınlar. Bir de çok titiz annelerin çocuklarını görüyorum, genellikle erken yaşlarında alerji başlıyor. Çok fazla titiz olmamak gerekli. Çocuğun kara, çamura belenerek büyümesi lazım. Anne-baba rol modeldir. Kendilerine olmasını istemedikleri şeyleri çocuklara da yaptırmayacaklar. Sigara içip “Oğlum sen sigara içemezsin” diyemezsiniz. Şekerli içecekler içip çocuğunuza “İçme” diyemezsiniz. Çocuğa  “yapma-etme” demeyeceksiniz. Çok tehlikeli bir şey yapıyor diyelim, “Ama bak burada da bu var, bunu yapsan daha iyi” deseniz hemen bırakır.

Turp yerseniz turp gibi olursunuz

“Vazgeçmem” dediğiniz besinler neler?

turp.jpg- Yumurta, köy tereyağı, ceviz, peynir, zeytin. Kışın da turp. Buraya gelmeden sabah havucumu ve turbumu yedim. Peynirle turp yiyin de nasıl enerjik oluyorsunuz görün. Turp elmadan daha faydalıdır. Turp yerseniz turp gibi olursunuz.

Vejetaryen ve veganlık hakkında ne düşünüyorsunuz? Etsiz bir yaşam sağlıklı olabilir mi?

- Veganlığa karşıyım. Ama vejetaryenliğe felsefe olarak saygım var. Türk mutfağı vejetaryenliğe çok müsait. Zeytinyağlılarımız, baklagillerimiz, bulgur pilavımız…

Kış aylarında turşu tüketimi artıyor. Sizce sağlıklı mı?

- Öneriyorum. En doğal probiyotiktir ama evde yapacaksınız. Yediğiniz sürece yaşlanmazsınız. Kaya tuzu ile yapılmalı.

Kavurma ve pastırma desem size ne söylersiniz? Onlar da mı kara listede?

- Onlar kara listede değil. Kavurma ve pastırma sağlıklıdır. Yenebilir. Ama salam, sosis gibi işlenmiş gıdalar çok zararlı.

Tırmanmadığım dağ gitmediğim köy kalmadı

50 yıllık doktorsunuz. İşinizin arasına bu zamana kadar neler sığdırdınız?

- Yapmadığım spor, gezmediğim ülke, tırmanmadığım dağ, gitmediğim köy kalmadı.

Dünyada gezdiğiniz yerler içinde sizi en çok mesleki olarak neresi etkiledi?

- 1976-78 yılları arasında Cape Town’da çalıştım. Havası çok temiz bir yerdi. Şehir de çok temizdi. Benim olduğum dönemde insanlar sokaklarda çıplak ayak dolaşıyordu. Avokadoyu ilk defa orada görmüştüm. Hemşireler bir avokadoyu ikiye ayırıp öğle yemeği niyetine yiyordu.

Peki Türkiye’de?

- Ben Harputluyum. Harput’un müziği, şiiri ve mutfağının üzerine yoktur.

Vücudumuz sık sık yemek yemeğe programlı değil

En önemli öğün kahvaltı mı?

- Kahvaltı, 24 saatin en önemli öğünüdür. Zengin bir kahvaltı yaparsanız bütün bir günü enerjik geçirirsiniz. En sağlıklısı da Karatay kahvaltısıdır. Karatay kahvaltısında ekmek ve tatlı yok. Onun dışında mevsimine göre doğal olan her şeyi rahatlıkla yiyebilirsiniz. İnsanlara vücutlarını dinlemelerini tavsiye ediyorum.

Siz, sık ve az yemeyi tavsiye etmiyor ve hatta bunu önerenleri eleştiriyorsunuz. Neden?

- Ben sık ve az yeme işine itiraz ediyorum. Artık diğer doktorlar da benim söylediğime döndü. Vücudumuz sık yemek yemeye programlı değil. İyi bir kahvaltı yapıp sonrasında da acıkınca yemek yiyeceksiniz.

Asla yemediğiniz şeyler neler?

- Mümkün olduğunca dışarıda yemek yemem. Mecbur kalırsam bildiğimiz bir lokantada et ya da balık yerim. Yanında da salata ve ayran.

Antibiyotik sınırlaması geç kalınmış bir durum

Sağlık Bakanlığı antibiyotik kullanımına sınırlama getiriyor. Bu uygulamayı doğru buluyor musunuz?

- Öyle olması gerekiyordu zaten. Geç kalınmış bir uygulama. Kolesterol ve antidepresan ilaçlarına da aynı sınırlama getirilmeli. Leblebi gibi kullanılıyor bu ilaçlar. Kış hastalıklarının çoğu viraldir ve antibiyotik etki etmez. Antibiyotik vücuda girdiği zaman bağırsak florasını mahvediyor. Direncinizi yıkıyor. Anti-biyo, anti-canlı demek. İlaç diye bakmayın, bence zehir. Özellikle annelerin daha bilinçli olmaları gerekiyor. Ateşi çıkan bir çocuğa eczaneden gidip rastgele antibiyotik almaları son derece yanlış!

 

HÜRRİYET Kelebek / 01 Şubat 2017

Tarih 1.2.2017 editor@florence.com
Paylaş
Benzer Haberler