Böbrekler, sağlıklı bir yaşam sürdürebilmemiz için gerekli olan çok sayıda işlevi yerine getirir. Böbreklerin temel görevlerinden biri, günlük metabolizma sonucunda oluşan üre ve kreatinin gibi zararlı artık maddeleri idrarla vücudumuzdan uzaklaştırmaktır.

Bu sayede vücudumuzdaki tüm organların uygun bir şekilde çalışması sağlanmış olur. Ayrıca böbrekler, gerek suyun, gerekse de sodyum ve potasyum gibi farklı yapıdaki tuzların fazlasını idrarla vücuttan atar. Böylece hem organlarımızın yeterli işlev görmesine yardımcı olur, hem de tansiyonumuzu dengede tutar. Böbrekler, bunlara ek olarak, aldığımız ilaçlardan bazılarının idrarla vücuttan uzaklaştırılmasını sağlar.

Böbreklerin idrar oluşturmak dışında başka önemli görevleri de vardır. Böbrekler, kemik iliğindeki kan hücrelerini olgunlaştıran eritropoetin adlı bir hormonun yapımından sorumludur. Bu sayede vücudu kansızlığa karşı korur. Buna ek olarak, D vitamininin sentez edilmesine katkıda bulunarak kalsiyum ve fosfor dengesini düzenler. Bu da kemiklerimizin dirençli olmasını sağlar. Tüm bu sayılan işlevlere ek olarak, böbreklerimiz, bazı hormonların kan seviyelerini düzenler.

İstanbul Florence Nightingale Hastanesi nefrologlarından, Prof. Dr. Tevfik Ecder, BÖBREKLERİN işlevlerini YERİNE GETİREMEMESİ sonucunda ortaya çıkacak tabloya DİKKAT çekiyor;

Çeşitli nedenlere bağlı olarak böbreklerimiz zarar görebilir ve böbrek işlevlerinde giderek azalmaya yol açan bir klinik tablo ile karşılaşılabilir. Böbreklerimizi yıllar içinde etkileyen ve kronik bir seyir gösteren bu tabloya kronik böbrek hastalığı adı verilir. Bir kronik böbrek hastalığının zamanla böbrek işlevlerini bozması durumuna da kronik böbrek yetersizliği denir. Kronik böbrek hastalığına yol açan nedenlerin başında şeker hastalığı ve yüksek tansiyon gelmektedir.

Kronik BÖBREK HASTALARINDA yıllarca hiçbir şikayet ve belirti olmayabilir.

Bazen altta yatan hastalığa özgü bulgularla karşılaşılabilir. Örneğin, kronik glomerülonefriti olanlarda idrarda kanama veya göz kapaklarında ve bacaklarda şişlikler görülebilir. Eğer araştırılacak olursa, tansiyonda yükseklik, idrar ve kan tahlillerinde bozukluklar saptanabilir. Hastalarda geceleri sık idrara çıkma görülebilir.

Kronik böbrek hastalıklarının erken dönemde fark edilebilmesi için toplumda herkesin kan basıncını kontrol etmesi ve periyodik olarak sağlık taraması yaptırması çok önemlidir. Kronik böbrek hastalığının yıllar içinde ilerlemesi ve böbrek işlevlerinin giderek azalması sonucunda bazı şikayetler ve bulgular ortaya çıkar. Böbreklerimizin atılması gerekli zararlı maddeleri vücuttan uzaklaştıramaması ve bu maddelerin kanda birikmesi ile halsizlik, iştahsızlık, bulantı, kusma, kaşıntı ve uykuya meyil gibi şikayetleri görülebilir.

Kronik böbrek yetersizliğinin daha ileri aşamalarında ise vücudumuza alınan su ve tuz yeteri kadar atılamaz. Bunun sonucunda göz kapaklarımızda, ayaklarımızda ve bacaklarımızda şişmeler olabilir. Buna tansiyon yüksekliği eşlik edebilir. Akciğerlerimizde sıvı birikerek nefes darlığına yol açabilir. Ayrıca, vücuttaki potasyumun atılamamasına bağlı olarak halsizlik, felçler ve kalp durmasına kadar gidebilen ölümcül bir tablo ortaya çıkabilir.

Kansızlığa DİKKAT!

Kronik böbrek yetersizliği olan hastalarda böbreklerin işlevlerini yerine getirememesi sonucunda oluşabilecek önemli sorunlardan biri de anemi (kansızlık) gelişmesidir. Anemi, halsizlik, çabuk yorulma, baş dönmesi, konsantrasyon güçlüğü, çarpıntı ve nefes darlığına neden olabilir. Ayrıca, bu hastalarda, D vitamininin yapılaması ve fosforun vücuttan atılamamasına bağlı olarak kalsiyum ve fosfor dengesinde bozukluk ortaya çıkar. Bunun sonucunda, boyundaki tiroid bezinin arkasında yer alan ve kalsiyum-fosfor dengesini düzenleyen paratiroid bezlerinin fazla çalışması ile ortaya çıkan bir tablo gelişir. Buna ikincil hiperparatiroidi adı verilir. Tüm bunlara bağlı olarak kemik yapımında bozulma, kemiklerin direncinde azalma ve kolay kırılmalarla karşılaşılabilir.

Bilinçsiz ilaç kullanılmamalı. Kronik böbrek hastalarında kullanılan bazı ilaçlar ve bunların atıkları vücutta birikebilir. Bu nedenle bu hastalarda ilaç tedavisi çok dikkatli bir şekilde planlanmalı ve bilinçsiz ilaç kullanımından kaçınmalıdır.

Böbrek hastalıklarını ÖNLEMEK veya İLERLEMESİNİ GECİKTİRMEK üzere, bireysel olarak alınabilecek ÖNLEMLER nelerdir?

Kronik böbrek hastalığı tüm dünyada ciddi bir halk sağlığı sorunudur. Günümüzde çeşitli nedenlere bağlı olarak kronik böbrek hastalığında artış görmekteyiz. Özellikle gelişmiş toplumlarda yaşam süresinin uzaması nedeniyle kronik hastalıklar da artmaktadır. Kronik böbrek hastalığının en sık nedeni olan diyabetin artışı, kronik böbrek yetersizliği olan hastaların artmasına neden olmaktadır. Türkiye’de diyabet son 12 yılda %90 artarak, %7.7’den %13.7’ye çıkmıştır. Bunun en önemli nedeni şişmanlık (obezite) ve sağlıksız yaşam tarzıdır. Kronik böbrek yetersizliğinin ikinci sıklıktaki nedeni hipertansiyondur. Ayrıca kronik glomerülonefrit adı verilen böbreğin bazı iltihabi hastalıkları ve genetik olan polikistik böbrek hastalığı da kronik böbrek yetersizliğine yol açabilir.

Kronik böbrek hastalığı açısından risk altında olan kişiler fazla kilolu olanlar, yüksek tansiyonu olanlar, diyabetikler ve ailesinde böbrek hastalığı olanlardır. Yaş ilerledikçe damarlar yaşlandığı ve böbrek yetersizliği riski de arttığı için ileri yaştakiler de kronik böbrek hastalığı açısından risk altındadır.

Kronik böbrek hastalığı ile ilgili önemli bir sorun, bu hastalığın bir çok hastada ileri aşamalara kadar herhangi bir belirti vermemesidir. Oysa, ucuz ve basit testlerle gerçekleştirilen taramalarla kronik böbrek hastalığı erken dönemlerde tanınabilmektedir. İdrar tahlili ve kanda kreatinin tayini erken tanıdaki en temel tetkiklerdir. Ayrıca kan basıncının ölçülmesi ile yüksek tansiyonun fark edilmesi önemlidir.

1- Kronik böbrek hastalığının ilerlemesinin geciktirilmesinde yaşam tarzı değişikliklerinin büyük önemi vardır. Böbreklerimiz kan damarlarından çok zengin olduğu için kalp ve damar sistemimizi koruyucu tüm önlemlerin böbreklerimizi de koruyucu etkisi vardır.

2- Kronik böbrek hastalarında, kalp ve damar hastalığı riski yüksektir. Bu nedenle, bu hastalara önerdiğimiz yaşam tarzı değişiklikleri ile hem kronik böbrek yetersizliğinin ilerlemesini geciktirmek, hem de kalp-damar hastalığı riskini azaltmak mümkündür. Bu amaçla alınması gereken önlemler, düzenli egzersiz yapmak, ideal vücut ağırlığında olmak, asla sigara içmemek, tuz tüketimini azaltmak, yeterli sıvı almak, aşırı alkolden uzak durmak ve hekim tavsiyesi olmadan bilinçsiz ilaç kullanmamaktır.

3- Toplumda, özellikle bazı ağrı kesicilerin bilinçsiz bir şekilde kullanılması böbrek fonksiyonlarındaki bozulmayı hızlandırmaktadır. Bazı bitkisel ürünlerin de böbrekler ve karaciğer üzerine zararlı etkilerinin olabileceği unutulmamalıdır.

4- Kronik böbrek hastalarında kan basıncının kontrol altına alınmasının hem böbrek yetersizliğinin ilerlemesini geciktirici, hem de kalp ve damar hastalığı riskini azaltıcı etkileri vardır. Bu nedenle, tüm kronik böbrek hastaları hekimleri tarafından önerilmiş olan tansiyon düşürücü ilaçları düzenli olarak ve önerilen dozlarda kullanmalıdır. Ayrıca, tüm hastalar, hekiminin önerdiği sıklıkta kontrollerini yaptırmalıdırlar.


BenimEmeklilik / 17 Şubat 2017

Tarih 17.2.2017 editor@florence.com
Paylaş
Benzer Haberler
/* */