Anne karnındaki bebeklerde ortaya çıkan ve omurilik sinirinin hasarına yol açan

Spina Bifida ayrık ya da açık omurga anlamına gelir. Omurilik sinirinin hasarlandığı bu hastalık birçok şekilde görülebilir. Kalıtsal olabileceği, hamilelikte yüksek ısıya maruz kalma, şeker hastalığı gibi durumlarla ortaya çıkabileceği ile ilgili görüşler de mevcuttur. Şişli Florence Nightingale Hastanesi, Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı, Yrd. Doç. Dr. İbrahim Alataş hastalığın anne karnında en erken 12'nci haftadan itibaren saptanabildiğine dikkat çekiyor. Spina Bifida sadece omuriliğin açık olması değil omurilikle ilgili pek çok problemi de kapsamaktadır. 

'Problemler yaşıyorlar' 

Spina Bifida hakkında bilgi veren Yard. Doç. Dr. Alataş, omuriliğin gelişim kusuruna bağlı sinir hasarıyla beraber mesane ve böbrek problemlerini de berabarende getirdiğini söyleyen Alataş şöyle konuştu: "Beyinde su toplanması ve beyinde mevcut olan ek kusurlar omuriliğin hasarlanması ile oluşan ayak hareketlerinde bozulmalar, omurga eğrilikleri, çocuğun okul öncesine okul çağına gelince psikolojik problemleri, kalp sorunları, kabızlık, dışkı hissetmeme gibi sorunlar da beraber görülebilmektedir. 

Anne ve çevresel faktör 

Anne ile ilgili çevresel faktörlerin spinabifida oluşumunda önemli rol oynadığı biliniyor. Annenin, gebeliği sırasında aşırı ısıya maruz kalması bunlardan biri. Bu; annenin ateşli hastalık geçirmesi, aşırı güneş altında kalması veya kuzey Avrupa ülkelerinde gördüğümüz gibi uzun süre saunada kalması sonucu olabiliyor. Annenin gebelik sırasında bazı enfeksiyon hastalıklarını geçirmesi, birtakım anticpileptik ilaçlar kullanması, yüksek doz radyasyona maruz kalması da diğer önemli nedenlerdendir. 

'İlk 8 saat önemli' 

Spina Bifidalı hastalar doğduklarında ilk 8 saatte ameliyat edilirse başarı şansı daha yüksektir. Spina Bifidalı hastalarda yüzde 85 oranında görülen beyinde su toplanması için çocuk beyin cerrahisi tarafından çeşitli ameliyatlar yapılmaktadır. Hem omurgaya yönelik hem de iskelet sisteminde gelişen diğer sorunlar neticesinde ortopedik ameliyatlar ve özellikle mesaneye yönelik çocuk cerrahisi/ ürolojisi ameliyatları da yapılabilmektedir. 

İki yöntemle ameliyat 

Seçim kriterlerini karşılayan bebekler, gebeliğin 25-27'nci haftalarında ameliyat edilebilirler. Anne karnında Spina Bifida onarılmasına yönelik dünyada halen uygulanmakta olan iki yöntem var. Açık yöntemde sezaryende olduğu gibi açılarak bebeğe ulaşılıyor. Sonrasında onarılarak bebek tekrar uterus içine yerleştirilip katlar usulüne uygun olarak kapatılıyor. Endoskopik yöntemde ise anne karnındaki bebeğe uygun bir bölgeden üç adet alet yardımı ile ulaşılıyor. Sırttaki açık omurga olan bölge, sinirlere zarar vermeden uygun şekilde etrafı kesilerek hazırlanır. Hazırlanan bu bölgeye doğal kökenli bir zar yama olarak konularak bu yama su sızdırmaz şekilde cilde dikiliyor. Böylelikle açıkta olan omurilik, anne suyundan ve bebeğin omuriliğin anne rahmine çarpması ile oluşabilecek kaşarlanmalar engellenmiş oluyor. 

'Kayıpları en aza indirir' 

Fetal cerrahiye (anne karnında ameliyat) uygun olmayan gebeliklerde omurgadaki sorun, çocuk doğduktan sonra kapatılıyor. Fakat bu çocuklarda nörolojik fonksiyonlardaki kayıp daha fazla oluyor. Fetal cerrahi, Spinabifida için kesin çözüm değildir. Hastalığı tamamen ortadan kaldırmaz. Nörolojik kayıpları en aza indirmek amacı ile daha erken bir müdahale yöntemidir. Fetal cerrahi ile müdahale edilmiş çocuklar da, doğum sonrası ameliyat olan çocuklar gibi Spina Bifidanın uzun dönem komplikasyonları açısından sıkı takip edilmektedir. 

'Büyük risk altındalar' 

Ameliyat sonrası süreç daha yorucu ve aileler için daha zor ve stresli geçmektedir. Yapılan tetkik ve tedavi yöntemleri ameliyatlar ile hastaların yaşamı mümkün olduğunca konforlu hale getirilmeye çalışılır. Tamamen sağlıklı bir kişi olmasalar dahi bağımsız yaşayabilir hale getirilebilirler. Ancak bu tıbbi desteğin yanında hastaların bilinçlendirilmesi, tedavi imkanlarına kolayca ulaşılabilecek şartların sağlanması gerekmektedir. Yukarıda saydığımız nedenlerden dolayı Spina Bifidalı hasta potansiyel olarak hem zihinsel özürlü hem de bedensel özürlü olma riski ile karşı karşıyadır."


MİLLİYET Gazetesi  /  24 Ekim 2017

Tarih 24.10.2017 editor@florence.com
Paylaş