Yararlı Bilgiler

Astım hastası küf mantarlarından nasıl korunabilir?

1. Evde nemli rutubetli duvarlar varsa tamirini yaptırın

2. Evde havalandırmayı arttrrın

3. Küflü malzemeleri atın, küflü yerleri çamaşır suyu ile silin

1. Polen sezonu( nisan-mayıs-haziran) gerekli olmadıkça dışarıda dolaşmamalı,pikniğe gidilmemelidir.

2. Ev ve arabalarda polenleri tutan hava filtreleri,hava temizleme cihazları kullanılabilir

3. Polenin yoğun olduğu günlerde dış ortamda maske ve gözlük takılabilir

4. Polenlerin yoğun olduğu dönemlerde kapı ve pencereler kapalı tutulmalıdır

5. Evdeki pencerelerin ince örgülü telle kapatılması yarar sağlayabilir

6. Polen sezonu boyunca alerjiye karşı koruyucu antialerjik ilaçlar alınmalıdır

Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH), akciğerin zararlı gaz ve partiküllere karşı anormal iltihabi yanıtı sonucu ortaya çıkan tıkayıcı ve ilerleyici bir akciğer hastalığıdır. Nefes verme sırasında havayollarında ortaya çıkan çökme ve aşırı bronşiyal ifrazat havayollarında daralmaya neden olarak hava akım hızını azaltmakta ve bu olay sürekli olarak şiddetini arttırarak hastanın yaşam kalitesinde bozulmaya yol açmaktadır.

KOAH'ta havayollarında meydana gelen değişikler geri dönüşümsüzdür ve sürekli ilerleyici karakter gösterir.

Tüm dünyada ciddi bir ölüm nedeni olan bu hastalık yüzünden her yıl yaklaşık 2,5 milyon kişi yaşamını yitirmektedir. KOAH bugün tüm dünya genelinde ölüm nedenleri arasında 6. sırada yer almaktadır ve 2020 yılında 3. sıraya yerleşeceği öngörülmektedir. Ülkemizde elimizde kesin sayısal veriler olmamakla birlikte yaklaşık 2,5-3 milyon KOAH hastası olduğu tahmin edilmektedir.

KOAH için risk faktörleri genetik ve çevresel olmak üzere 2 grupta ele alınabilir. Gelişmiş ülkelerde, KOAH gelişiminden sorumlu en büyük risk faktörü sigara iken gelişmekte olan ülkelerde sigaranın yanısıra çevresel ve mesleki zararlı gaz ve partiküllere ya da hava kirliliğine maruz kalma da önemli oranda KOAH gelişiminden sorumlu tutulmaktadır.

Aktif sigara kullanımı KOAH için bilinen en önemli risk faktörüdür. Sigara içenlerde KOAH gelişme riski içmeyenlere göre 10-25 kat daha fazladır. Bugün sigara içenlerin yaklaşık % 15-20 kadarında KOAH geliştiği bilinmektedir.

Mesleksel maruziyet de KOAH için önemli bir risk faktörüdür. Havalandırması kötü, korunma önlemlerinin uygulanmadığı dumanlı ve tozlu işyerlerinde çalışanlar KOAH gelişimi için daha yüksek risk taşımaktadırlar.

KOAH için Risk Faktörleri

Çevresel Faktörler                                                                                    Kişiye Bağlı Faktörler

Sigara tüketimi                                                                                           Genetik faktörler (antitripsin enzim eksikliği gibi)

Mesleksel toz ve kimyasal maruziyeti                                                    Havayolu aşırı duyarlılığı

Hava kirliliği                                                                                                Akciğer gelişimini etkileyen faktörler (düşük doğum ağırlığı vb.)
 

Enfeksiyonlar

Sosyo-ekonomik faktörler

Nefes darlığı, çabuk yorulma, nefes alıp verirken ıslık sesi duyulması, öksürük ve kilo kaybı gibi belirtilerle ortaya çıkan KOAH, hastaların yaşam kalitelerini oldukça düşürmektedir.

KOAH’lı hastaların büyük bir kısmında amfizem gelişmektedir. Amfizem, akciğerlerde gaz değişiminin gerçekleştiği hava keseciklerinin (alveol) duvar bütünlüğünün bozulup, parçalanması sonucu büyük hava boşluklarının oluşması durumudur. Hasta nefes aldığında hava boşluklarına dolan havanın tamamı tekrar dışarı atılamaz ve içeride hapsolur. Her seferinde bir miktar havanın atılamaması nedeni ile akciğerler şişer ve en önemli solunum kası olan diyafragma aşağı doğru itildiğinden fonksiyonu azalır.

Hava ile dolmuş olan hava kesecikleri (alveoller) nefes verildiğinde tam olarak boşalamaz ve akciğere giren taze hava miktarı azalır. Bu nedenle hasta hava açlığı çeker. Nefes aldığını ama aldığı havanın kendisine yetmediğini ifade eder. Dolayısı ile kişi hafif bir iş yapsa bile nefes darlığı çeker.

Bugün KOAH tedavisinde kullanılan pek çok çeşit ilaç piyasada bulunmakla beraber bu ilaçların hiçbiri hastalığı tamamen ortadan kaldıramaz ve hiçbir ilaç sigaranın bırakılması kadar hastalığın ilerlemesini yavaşlatıcı etki gösteremez. Solunum egzersizleri, ağızdan veya nefes yolu ile alınan nefes açıcılar ve kortizon diğer tedavi seçenekleridir. Hastalığın ağırlık durumuna göre bu ilaçlar gerektiğinde yani hasta örneğin efor yaparken nefes darlığı hissetiğinde kullanılabilir ya da hekimin önerdiği şekilde sürekli ve düzenli bir tedavi şeması uygulanabilir. Amfizemin çok ağır derecede olması durumunda devamlı oksijen tedavisi gerekebilmektedir.

İleri kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH-Amfizem) olgularında ideal ilaç tedavisine rağmen eforla meydana gelen nefes darlığı sürmeye devam etmektedir.

Akciğerler çok fazla şişmiş ve hastanın günlük hareketini ciddi oranda kısıtlıyorsa yani kişi birkaç basamak dahi çıkamaz hale gelmişse hacim küçültmek amacı ile ameliyatla akciğerin bir bölümü çıkarılabilir. Seçilmiş hastalardaki sonuçlar, akciğer hacmini azaltma cerrahisinin egzersiz kapasitesini ve yaşam kalitesini artırdığını göstermektedir. Son seçenek ise akciğer naklidir. Ancak bu her iki ameliyatın da çok zor ve riskli girişimler oldukları akıldan çıkarılmamalıdır.

Bu cerrahi yöntemlerin yüksek riskleri nedeniyle daha güvenli alternatiflere ihtiyaç duyulması üzerine bronkoskopik hacim azaltma yöntemleri geliştirilmiştir. Bronkoskopiyle akciğer hacmi azaltımında; akciğerin en fazla havalanan, gaz alışverişine katılmayan ya da işlev görmeyen amfizemli bölgelerine giden hava yollarına valfler yerleştirilmektedir. ‘Endobronşiyal Valf Yöntemi’, havanın soluk verme esnasında hedeflenen akciğer kısmından çıkmasına olanak tanıyarak sönmesini kolaylaştıran tek yönlü kapakçık sisteminden oluşmaktadır. Bu yöntemde, bronş içine yerleştirilen valfler bu alanların sönmesini sağlayarak fazla havalanmayı azalttmaktadır ve cerrahiye gerek kalmadan belirtileri hafifletmektedir. Bu yöntem sayesinde amfizemli hastaların efor kapasiteleri ve yaşam kaliteleri artar ve nefes darlıkları azalmaktadır.

Endobronşiyal Valf Yöntemi, bronkoskopi ile uygulanmaktadır. Bronkoskopi işlemi için genel anestezi gerekmemektedir. İşlem öncesinde hafif uyku getirecek bir ilaç verilerek, işlemin hasta tarafından hissedilmesi önlenir. Valf, havayoluna yerleştirildikten hemen sonra çalışmaya başlar. Nefesle alınan hava, valf yerleştirilen kısıma giremez ve içeride kalmış olan hava dışarı çıkabilir. İçerdeki hava bittiğinde akciğerin o bölgesi bir balon gibi söner ve genişlemiş olan akciğerin hacmi azalır. İşlemin ciddi bir yan etkisi yoktur.

Takılan valfler yarar sağlamazsa ya da yan etki (zatürre vb.) görülürse gerektiğinde valfler tekrar çıkartılabilmektedir.

Akciğer kanserinde erken tanı için tarama ve tetkikler var mıdır?

Günümüzde bu konuyla ilgili çalışmalar yoğun olarak devam etmektedir. Bugüne kadar yararı kesin olarak kanıtlanmış, yaşam süresini uzattığı gösterilmiş bir tarama yöntemi yoktur. Akciğer kanserinin belirtilerini bilmek ve bu belirtiler varsa, hemen doktora başvurmak önemlidir.

Ancak akciğer kanserinin çoğu erken evrede belirti vermez, bu nedenle esas olan risk faktörlerinden, özellikle sigaradan uzaklaşmaktır.

Akciğer kanseri belirtileri olan veya akciğer röntgenleri ile akciğerde şüpheli bir durum görülen kişiler zaman kaybetmeden Göğüs Hastalıkları bölümüne başvurmalıdır.

Kimler akciğer kanseri için risk altındadır ?

Akciğer kanseri, normal akciğer hücrelerinin kontrol dışı çoğalarak akciğer içinde tümör oluşturması durumudur. 

Akciğer kanseri içn ispatlanmış en önemli risk faktörü sigaradır. Uzun süre sigara içenlerin yaklaşık 1/7’sinde akciğer kanseri gelişir. Akciğer kanserlerinin %90’ından sigara sorumludur. Günde içilen sigara miktarı, içilen yıl sayısı, sigaraya başlama yaşı önemlidir. Hatta başkalarının içtiği sigara sizde veya sizin içtiğiniz sigara sevdiklerinizde akciğer kanseri yapabilir. Kadın hastaların %65’ i bu sebeple akciğer kanseri olmaktadır.

Akciğer kanserine sebep olabilen diğer bir risk faktörü de kirli havadır. Ailede akciğer kanseri öyküsü de oldukça önemli kayda değer faktördür. Ailede erken yaşta (50 yaşından önce) akciğer kanseri olmuş yakınları olanlarda akciğer kanseri riski 2 katına çıkmaktadır. Kronik bronşit, önceden geçirilmiş tüberküloz ve bazı akciğer hastalıkları olanlarda da bazen akciğer kanseri riski artar.

Astım ve sigara;

Hamileyken sigara içen annelerin bebeklerinde astım gelişme riski fazla olduğu gibi gebelik süresince pasif sigaraya maruz kalan gebelerin (örneğin baba sigara içiyorsa) çocuklarında da astım gelişme olasılığı fazladır.

Çocukların hayatlarının ilk yıllarında sigaraya maruz kalmaları ,akciğer gelişimini olumsuz etkilediği,solunum fonksiyonlarının yaşıtlarından daha düşük olmasına yol açtığı gibi astım gelişme olasılığını artırmaktadır.

Astımlıların pasif olarak sigaraya maruz kalmaları astım ataklarının sıklığını arttırmakta kontrolü güçleştirmektedir.

Sigara astımlılarda tedavi edici ilaçların tedavi etme yeteneğini bariz şekilde azaltmaktadır.

Astım ve reflü

Astımlı hastaların bir kısmında reflü şikayetleri vardır. Reflü mide asidinin yemek borusundan yukarı doğru kaçmasına verilen isimdir. Kendisini göğüs arkasında yanma, midede ekşime,ağza acı ekşi sular gelme gibi belirtilerle gösterebilir. Ancak reflüsü olanların yarısında reflü belirtisi yoktur. Mide asidi solunum yollarına kaçtığında astımın kontrolünü güçleştirebilir ve müzmin inatçı bir öksürüğe yol açabilir.

Ağır, yağlı, baharatlı,kolalı yiyecekler yenilmemeli ve alkol içilmemelidir

Az ve sık yemek yenilmesi önerilir -Yatarken yüksek yastık kullanmalı veya yatağın baş tarafı yükseltilmelidir

Reflüyü engelleyen tedavi eden ilaçlarla hem reflünün hem astımın kontrolünde başarı sağlanabilir.

Astım ve gıda ilişkisi ;

Gıdalarla astımın ilişkisi özellikle erken çocukluk döneminde ortaya konmuştur. Erişkinlerde bu ilişki belirgin değildir. Yine de özellikle gıda katkı maddesi içeren yiyecek ve içeceklerden uzak durmkta fayda vardır. Mümkün olduğu kadar doğal beslenme önerilmektedir.

Astım hastası diğer ilaçları kullanırken nelere dikkat etmeli ?

Astımlı hastaların bir kısmında bazı ilaçlara karşı hassasiyet olabilir. Bu ilaçları aldıktan sonra alerjik reaksiyonlar ve astım ortaya çıkabilir.

1. Aspirin ve diğer ağrı kesicileri mümkün olduğunca kullanmayın. Kullanmanız gerektiğinde yan etki ihtimali daha az olan parasetamol veya nimesulid türü ilaçları tercih edin

2. Bazı tansiyon ilaçları bronşlardaki duyarlığı artırabilir. Öksürük krizlerine ve nefes darlığında artmaya neden olabilir.

3. Bazı antibiyotikler seyrekde olsa astım krizlerini tetikleyebilir.Antibiyotikleri dikkatli ve doktor önerisi ile kullanmak da fayda vardır.

Astım ve alerjik nezle;

Astımlı hastaların yaklaşık %70-80 inde alerjik nezle vardır. Bu yüzden tek hava yolu hastalığı kavramından bahsedilmektedir.

Astımınız varsa  sık hapşırık,burun tıkanıklığı, burun akıntısı gibi şikayetleriniz varsa alerjik nezleniz de vardır

 Alerjik nezle tedavisi ile astım kontrolü çok daha iyi sağlanabilmektedir.

 Doktorunuzun önerdiği anti alerjik ilaç ve burun spreylerini önerilen süre kullanınız

Alerjik nezle birlikte sinüzit sık görüldüğü için arada Kulak Burun Boğaz muayenesi olarak sinüzit olup olmadığı ,burunda polip denen etlerin gelişip gelişmediğinin kontrolünde fayda vardır.  

Astım ve gebelik ;

 Gebelerin 1/3 ünde astım şikayetleri artar

 Astım semptomları en çok 29-38.haftalar arasında artış gösterir

 Gebelik süresince astımınızı tetikleyecek etkenlerden uzak durun

 Bebeğinize yardım etmenin en iyi yolu astımınızın kontrol altına alınmasıdır. Astım ilaçlarının büyük bir çoğunluğu bebek üzerine herhangi bir olumsuz etkiye sahip  olmayıp güvenle kullanılabilir.  

Astım ve mesleki faktörler

Mesleki astım en sık rastlanan meslek hastalıklarından biridir. Eğer şikayetler belli bir işyerine girdikten sonra ortaya çıkıyor ve kesin iş ile ilişki kurulabiliyorsa mesleki astım tanısı konabilir. Eğer var olan astım bir işyerine girdikten sonra artıyorsa buna işle artan astım denir.

Korunma için:

1. İşten uzaklaştırma,yer değiştirme

2. Meslek seçerken riskli mesleklerden uzak durma (ör:fırın,berber, oto boyacılığı, mobilya imalatı, deterjan fabrikası,ilaç imalatı vs.

Astım hastaları ve iklim

İklim astımı olumlu veya olumsuz etkileyebilir.

Özellikle rutubetli iklime sahip yerlerde yaşayan astımlılarda   şikayetlerde artma mevcuttur.Örneğin bir çok hastanın astımı rutubetin fazla ve hava kirliliğinin yoğun olduğu bir yer olan İstanbulda  fazlalaşmaktadır. Bu amaçla mümkün olduğunca ılıman iklime sahip yerlerde yaşanması önerilmektedir

Astım ve egzersiz ;


Astımlı hastaların büyük bir kısmında egzersiz sonrası nefes darlığı şikayetleri ortaya çıkmaktadır.

Korunmak için:  

1. Özellikle soğuk kuru havalarda egzersiz yapmaktan kaçının

2. Kirli,sisli havalarda egzersiz  yapmaktan kaçının

3. Egzersiz öncesi kısa sprintlerle ısınma hareketleri yapın

4. Gerekiyorsa egzersiz öncesi rahatlatıcı ilacınızı alın  

Astım hastası için psikolojik korunma mümkün müdür?

Astımda kontrolü güçleştiren  en önemli faktörlerden biridir. Psikolojik sorunlar astım atağını tetikleyebilir ve  astım tedavisine uyumu güçleştirebilir .

1. Rahatlatıcı , gevşetici nefes alma teknikleri, meditasyon gibi teknikleri öğrenin ve uygulayın

2. Sürekli pozitif düşünmeye çalışın.Gerekirse bu konuda gerekli kitap okuma ,kurs  gibi eğitimsel faaliyetlerde bulunun

3. Doktorunuz  gerek görüyorsa sizi psikolojik yönden destekleyecek bir ilaç kullanın  

Astım hastası için zararlı etkenler nelerdir?

1. Sigara içilen ortamda bulunmayın

2. Hava kirliliğinin,sisin yoğun olduğu havalarda dışarıya çıkmayın

3. Saç spreyi, parfüm deodarnt kullanmayın ,yakınlarınızı da sizin iyiliğiniz açısından kullanmamaları açısından ikna edin,

4. Isınmak için odun ,kömür sobasından kaçının

Astım hastası ve enfeksiyonlardan korunmada nelere dikkat etmeli?

Astımlılarda en çok tetiği çeken faktör enfeksiyonlardır. Korunma için:

1. Her sene sonbahar aylarında mutlaka grip aşısı yaptırın

2. Gribi olan kişi ile yakın temas kurmayın

3. Kış ayları boyunca vücut direncini arttırıcı vitaminler ve antioksidanlar içeren meyve ve sebzeleri bol miktarda tüketin, gerekirse vitamin takviyesi alın.

4. Özellikle merkezi havalandırması olan işyerlerinde çalışanların havalandırmadan gelebilecek enfeksiyon etkenlerine karşı koruyucu olarak hava temizleme cihazı kullanması önerilebilir.

5. Astımlı hastalarda sık görülen sinüzit hastalığına karşı dikkatli olun. Islak saçla dışarıya çıkmayın. Sinüzit belirtileri varsa (burun tıkanıklığı, koyu renkli geniz akıntısı, öksürük balgam) doktor önerisi ile uzun süreli 15-20 gün antibiyotik kullanmanız gerekebilir.

6. İnfeksiyon döneminde astım ilaçlarınızın dozunu arttırmanız gerekebilir

Astım ile ev hayvanları ilişkisi nasıl olmalı?

1. Allerjik kişinin evine mümkünse ev hayvanı alınmamalı

2. Eğer evde hayvan varsa mümkünse uzaklaştırılmalı

3. Evdeki hayvan uzaklaştırılamıyorsa HEPA filtreli bir hava temizleme cihazı yararlı olabilir

4. Yakın temasta maske takılabilir

5. Hayvanın tüyleri allerjenlerin miktarını azalatabilecek özel bir şampuanla haftada bir yıkanabilir.

Astım ve hamam böcekleri  

Evde bulunan kalorifer böceği veya hamam böceği dediğimiz böceklerin  son yıllarda astımlılarda  şikayetleri arttırdığı ortaya konmuştur.

Korunma için:

1. Böcek giriş yerleri yok edilmeli

2. Böcek ilacı ile ilaçlama, ardından yoğun temizlik yapılmalı

3. Açıkta çöp, gereksiz eşya, yiyecek bırakılmamalı ,mutfak temizliğine özen gösterilmelidir.  

Astım hastası ev tozu akarlarından nasıl korunabilir?

Ev tozu akarları gözle göremediğimiz ancak iç ortamlarda  milyarlarca bulunan mikroskop altında keneye benzeyen canlılardır. Bunlar en çok yatak, yastık yorgan  battaniye, halı ,perde mobilya gibi yerlerde barınır. Yüksek yerlerde akarların yaşama olasılığı çok azken özellikle rutubetli iklimlerde yaşama olasılığı çok fazladır.

Örneğin Erzurum’da ev içi havadaki akar konsantrasyonları  çok çok düşükken Istanbul’da akar konsantrasyonları çok fazladır.

Akar alerjisi  olan hastaların korunmak için :

1. Yatak örtüsü,nevresim ve çarşafların haftada en az iki kez değiştirilerk 60C üzerinde bir sıcaklıkta yıkanması

2. Evde sık sık temizlik yapılması, tercihan temizliği başkasının yapması,kendiniz yapıyorsanız  maske kullanmanız

3. Evin sık sık havalandırılması,

4. Yatak odasında halı varsa kaldırılması

5. Kumaş döşeli eşyalar yerine deri, suni deri, ahşap ve plastikten yapılmış olanlar tercih edilmesi

6. Evde peluş oyuncak barındırmamak

7. Yatak ve yastıkların  akarları geçirmeyen   özel bir kılıf ile kaplanması

8. Akarları öldüren özel kimyasal solüsyonlarla temizlik yapılması

9. Özellikle HEPA filtre içeren hava temizleme cihazlarının  kullanılması gibi önlemlerin alınması uzun vadede alerjik şikayetlerin kontrolü açısından faydalı olabilir .  

Bizden haberdar olmak
ister misiniz?
florence nightingale hastanesi çağrı merkezi
florence nightingale hastanesi

Copyright 2016 Florence Nightingale. Tüm hakları saklıdır.

Web sitemizdeki bilgiler kişileri tanı ve tedaviye yönlendirme amacı taşımaz. Tanı ve tedaviye yönelik tüm işlemlerinizi doktorunuza danışmadan uygulamayınız.