Yararlı Bilgiler

  1. Evde nemli rutubetli duvarlar varsa tamirini yaptırın
  2. Evde havalandırmayı arttrrın
  3. Küflü malzemeleri atın, küflü yerleri çamaşır suyu ile silin
  1. Polen sezonu (nisan-mayıs-haziran) gerekli olmadıkça dışarıda dolaşmamalı, pikniğe gidilmemelidir.
  2. Ev ve arabalarda polenleri tutan hava filtreleri, hava temizleme cihazları kullanılabilir
  3. Polenin yoğun olduğu günlerde dış ortamda maske ve gözlük takılabilir
  4. Polenlerin yoğun olduğu dönemlerde kapı ve pencereler kapalı tutulmalıdır
  5. Evdeki pencerelerin ince örgülü telle kapatılması yarar sağlayabilir
  6. Polen sezonu boyunca alerjiye karşı koruyucu antialerjik ilaçlar alınmalıdır

Profesyonel olarak spor yapan allerjik astım hastaları olduğu gibi geç tanı ve yetersiz tedavi nedeniyle birkaç adım atmakla bile nefes darlığı ortaya çıkan, sık astım krizlerine giren ve hayatını kaybeden hastalar olduğu unutulmamalıdır!

Astım belirtileri nelerdir?

Kimlerde alerjik astım araştırılmalıdır? Lütfen aşağıdaki soruları kendinize sorun.

1. Göğsünüzde dönem dönem hırıltı, hışıltı veya ıslık sesi duyuyor musunuz?

2. Özellikle geceleri ve / veya sabah uyandığınızda ‘inatçı öksürüğünüz’ var mı?

3. Öksürük veya nefes darlığı nedeniyle uykunuz bölünüyor mu?

4. Koşarken veya hızlı hareket ederken öksürüyor ya da göğsünüzde hırıltı / hışırtı sesi duyuyor musunuz?

5. Şikayetleriniz mevsimlere göre değişiyor mu?

6. Sigara dumanı, yemek kokusu, boya veya ağır kokularla karşılaşınca öksürük, hırıltı / hışırtı veya nefes darlığı ortaya çıkıyor mu?

7. Soğuk algınlığı ‘göğsünüze iniyor’ mu veya iyileşmesi 3 haftadan fazla zaman alıyor mu?

8. Bu belirtiler ortaya çıktığında herhangi bir ilaç kullanıyor musunuz? Bu ilaçtan sonra nefes darlığınız rahatlıyor mu?

9. Zaman zaman nefes darlığınız artıyor mu?

10. Uzun süre devam eden hapşırma, geniz akıntısı, burun veya boğazınızda kaşıntı gibi yakınmalarınız var mı?

Yukarıdaki sorulardan herhangi birine ‘evet’ yanıtı verdiğiniz takdirde, doktorunuza başvurun. Astım olup olmadığınız ne kadar erken öğrenirseniz, ilerde akciğerlerinizde oluşabilecek daha kötü hasarlardan kendinizi o kadar erken korumuş olursunuz.

Astım yaygın bir hastalık mıdır?

Astım dünyada 300 milyon, ülkemizde 3.5 milyon kişiyi etkilemektedir. Her yıl tüm dünyada 250.000 kişi astım nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Çocukların % 2 - 15 ve yetişkinlerin % 2 - 5 ‘inde astım hastalığı görülmektedir.

Astım nedir?

Astım, akciğerde bronş adı verilen hava yollarını etkileyerek nefes darlığı, göğüste sıkışma hissi, öksürük gibi yakınmalara yol açan bir hastalıktır. Hava yollarında hem iltihaplanma, hem de tıkanma olmaktadır. Hastaların şikayetleri günden güne, hatta gün içinde değişiklik gösterebilmekte ve hatta dönem dönem tamamen ortadan kalkabilmektedir.

Sadece öksürük astım belirtisi olabilir mi?

Astımın tek belirtisinin uzun süre devam eden kuru öksürük olabileceği unutulmamalıdır.

Astım hangi yaşlarda ortaya çıkabilir?

Hem çocuk hem de büyüklerde; yani her yaşta ortaya çıkabilmektedir.

Astım tanısında önemli noktalar nelerdir?

Astım tanısında anamnez yani hastalık ile ilgili belirtilerin neler olduğu ve nasıl seyrettiği çok önemlidir. Astım şüphesi olanlarda solunum fonksiyon testleri, alerji testi, olası başka hastalıkları ekarte etmek için radyolojik görüntüleme gibi incelemeler yapmak tanı konulmasına yardımcı olur. Şikayetlerin olmadığı dönemde hiçbir muayene bulgusu olmayabilir ve solunum fonksiyon testleri normal çıkabilir; solunum fonksiyon testlerinin normal çıkması ve muayene bulgusun olmaması astım tanısını dışlamaz. Bu nedenle astım şüphesi olan kişilerin uygun yöntemlerle takip edilmesinde fayda vardır.

Astım benzeri bulgular veren başka hastalıklar var mıdır?

KOAH (kronik obstruktif akciğer hastalığı), bronşektzi, akciğer dokusunu tutan hastalıklar, tüberküloz, akciğer kanseri, gırtlak kanseri, lenfoma, akut bronşit ve bronşiyolitler, reflü, kronik sinuzit, yabancı cisim aspirasyonu, üst hava yollarını daraltan hastalıklar, ses tellerindeki hastalıklar, kalp yetmezliği, hipertansiyon ve tiroid rahatsızlıklarında astıma benzeyen bulgular olabilir.

Astım tedavisinde nelere dikkat edilmelidir?

Alerjik astım tedavisinde astımı tetikleyen faktörlere karşı önlem almak ve özellikle nefes yoluyla alınan ilaçları düzenli kullanmak önemlidir.

Astımı tetikleyen (Hastaların şikayetlerini artıran veya ortaya çıkmasını sağlayan) faktörler nelerdir?

Polen, hayvan tüyü ve ev tozu akarı gibi alerjenler, ilaçlar (aspirin, bazı göz damlaları, ağrı kesici ilaçlar vb), reflü, bazı besinler (karides, midye gibi kabuklu deniz ürünleri, şarap, bira, kurutulmuş meyveler, cips, hazır çorbalar) ağır kokular (boya, yemek kokusu,deterjan, çamaşır suyu vb), sigara dumanı, ev içi ve ev dışı hava kirliliği, viral veya bakteriyel enfeksiyonlar (grip, sinüzit, zatüre vb.) bazı meslek gruplarında maruz kalınan maddeler, aşırı stres veya üzüntü astımı tetikleyen faktörlerdendir.

Alerjenlere karşı hangi önlemler alınabilir?

Ev tozu akarları ve korunma yöntemleri

Ev tozu akarları 0.2-0.3 mm boyutunda saydam, gözleri görmeyen, 8 kancası bulunan bir canlıdır. Başlıca besin kaynağı insan deri döküntüsüdür. % 55´in üzerindeki nem, karanlık ortam ve 25 derece sıcaklık yaşamaları için en uygun koşullardır.

Kuru iklim ve yüksek rakımda düşük oranda bulunurlar ancak deniz kenarı ve yüksek nemlilik içeren bölgelerde yoğun olarak bulunurlar. İç ortamda başlıca akar kaynakları nevresim, çarşaf, yastık kılıfları, battaniye halı gibi yünlü ürünler, tüylü oyuncaklar, kumaş kaplı mobilyaların girintili bölgeleri ve perdelerdir. Akar allerjenleri havada asılı olmayıp sıklıkla yerdeki toza çökmüş durumda beklerler.

Ev tozu akarı sıcak ve nemli ortamda sıktır; yaşam süreleri hem ısıya hem de neme bağlıdır. %55 den fazla neme ve 15-35 derece sıcaklığa ihtiyaç duyarlar. İnsan epitel ve döküntülerinin beslenme kaynağı olarak kullanırlar. Böylece yataklarda yüksek oranlarda ev tozu allerjeni bulunur. Bu allerjenlerle karşılaşmayı azaltmada en etkili yöntem yatak, yorgan ve yastığın özel kılıflar ile kaplanmasıdır.

Korunma yöntemleri

• Yastık, yatak, yorgan için özel dokunmuş kılıflar kullanılmalı
• Yatak çarşafları her hafta 55-60 derecede yıkanmalı
• Mümkünse hiç halı kullanılmamalı, yerine muşamba, parke gibi yüzeyler tercih edilmeli
• Değiştirilemeyen halılar ev tozu akarlarına etkili temizlik malzemesi olan akarasidlerle temizlenmeli
• Döşemeli mobilyalar, deri, tahta veya vinil mobilyalar ile değiştirilmeli
• Ev her hafta çift kat torbası ve HEPA filtresi olan süpergeler ile süpürülmeli
• Perdeler kolay yıkanabilir kumaşlardan seçilmeli veya stor jaluzi tipi perdeler kullanılmalı
• Toz tutan malzemeler kapalı dolaplarda saklanmalı
• Yumuşak tüylü oyuncaklar sıcak su ile yıkanmalı veya derin dondurucuda tutulmalı
• İç ortam nem oranı azaltılmalı
• Bodumlarda yaşamaktan kaçınılmaldır.

Mantar allerjenleri korunma yöntemleri

Dış Ortam

• Çayırları biçmekten,yaprakları toplamaktan, saman veya bitkisel materyal ile çalışmaktan ve ahır temizlemekten kaçınma

İç Ortam

• Klima veya nem gidericiler ile nemi azaltma (%30-45)
• Fungisidler (mantar öldürücüler) veya % 10´luk çamaşır suyu ile mantar olan yüzeylerin temizlenmesi
• Buzdolabı ve nem gidericilerin çamaşır suyu ile temizlenmesi
• Mantarlı eşyaların uzaklaştırılması
• Elbiselerin kuru olarak dolaplarda muhafaza edilmesi
• Evde sıvı sızdıran yerlerin tamir edilmesi
• Yemek pişirme veya duş alma sırasında havalandırma yapılması
• Ev içi bitkilerin azaltılması
• Bodrum katında yaşamaktan kaçınma

Ev hayvanları (Kedi – Köpek) allerjisinden korunma yöntemleri

Öncelikli Önlemler

• Hayvanın evden uzaklaştırılması veya ev dışında tutulması

Ek Öneriler

• Hayvanın zemini cilalı ve ayrıca silinebilir mobilyalar olan bir odada tutulması
• Hayvanın yatak odası dışında tutulması
• Hayvanın olduğu odanın ventilatörlerinin kapalı tutulması
• HEPA filtreli hava temizleyiciler kullanılması
• Hayvanın ılık su ile düzenli olarak yıkanması
• Yatak çarşaflarının her hafta yıkanması

Hamam böceği allerjenleri için korunma yöntemleri

Böcek öldürücü ilaçların kullanılması, apartman tipi evlerde komşu dairelerden hamam böceği gelme ihtimali nedeniyle tek dairenin değil tüm apartmanın ilaçlanması

Ortam Temizliği

• Gıda artıklarının uzaklaştırılması
• Mutfakta bulaşık bırakılmaması
• Çamaşır suyu kullanımı
• Sık süpürme
• Yatak ve perdelerin temizlenmesi
• Çöplerin evin dışında tutulması
• Gıdaların sıkıca kapatılmış plastik kutularda saklanması
• Duvar çatlağı, giriş kapılarının tamir edilmesi
• Su sızdıran, akıtan muslukların tamiri

Dış ortam allerjenleri (Polen vb.) için korunma yöntemleri

Bu allerjenlerden tümüyle kaçınma güç olsa da, bazı pratik önlemler alınabilir.

• Allerjik olduğumuz polenin hangi mevsimde ve günlerde daha yoğun olduğunu bilmek
Bu dönemlerde mümkün olduğu kadar iç ortamda kalmak
Bu dönemlerde evde veya arabada pencereleri kapalı tutmak
Bu dönemlerde dış ortama çıkılması gerektiğinde yüz maskesi veya gözlük kullanmak
Eve dönüldüğünde dışarıda giydiğiniz giysileri çıkarmak, mümkünse duş almak

• Polen geçişine engel filtreleri olan havalandırma sistemleri kullanmak

Astım riski taşıyan meslek grupları hangileridir?

Fırıncılar (un, amilaz) çiftçiler (soya tozu) güzellik salonu çalışanları (persülfat), kaplamacılar (nikel tuzları) hastane çalışanları (dezenfektanlar), otomobil boyama (etonolamin), marangozlar (odun tozları, sedir meşe, çınar), gıda işleme, ipek işletmeciliği gibi birçok meslek grubunda astım gelişme riski mevcuttur.

Gebelik döneminde astım önemli mi?

Gebelik sırasında en sık karşılaşılan solunum sistemi hastalığıdır. Astımın kontrol altında tutulması anne ve bebeğin sağlığı için çok önemlidir. Gebelik sırasında kullanılabilen astım ilaçları mevcuttur.

Astım tedavisinde hangi ilaçları ne kadar süre kullanmalıyız?

Bronşlarınız açmak için kullanılan ve genellikle nefes yoluyla alınan ilaçlar kısa zamanda etkisini gösterecek ve daha rahat nefes alabileceksiniz. Ancak ilaçlarınızı uzun dönem kullanmanız gerekmektedir; zira astım rahatsızlığında hava yollarınızın daralmasının yanı sıra havayollarınızda iltihaplanma da önemlidir.

Kullandığımız ilaçların bir kısmı hava yollarındaki iltihabı gidermektedir. Etkisi uzun dönemde ortaya çıkacağından dolayı bu tip ilaçları nefes yoluyla alır almaz nefesinizin rahatladığını HİSSETMEYEBİLİRSİNİZ. LÜTFEN İLACINIZI KESMEYİNİZ!

Özetle astım tedavisinde hem bronşlarınızı açan ve etkisini hemen hissettiğiniz ilaçlar, hem de bronşlarınızdaki iltihabı gideren ve etkisi uzun dönemde ortaya çıkan ilaçları kullanmanız gerekmektedir. İlaçlarınızın erken kesilmesi hastalığınızın ilerlemesine sebep olabilecektir.

Lütfen unutmayınız! Astım tedavisinde;

• Düzenli olarak (şikayetiniz olmasa bile) doktorunuza önerilen aralıklarla görünmelisiniz.
• İlaçlarınızı düzenli kullanmalı; şikayetiniz olmasa bile doktorunuzun kontrolünde ilaçlarınızı kesmelisiniz.
• Astım tetikleyen alerji, infeksiyonlar, sigara dumanı, reflü, bazı ilaç ve besin maddeleri gibi etkenlere karşı gerekli önlemleri almalısınız.
• Belirli aralıklarla akciğer kapasitenizin belirlenmesi için solunum fonksiyon testi yaptırmalısınız.
• Şikayetlerinizde artma hissettiğinizde, doktorunuza danışmalısınız.

 

1- Pnömotoraks nedir?

Akciğer ile göğüs duvarı arasında hava birikmesidir
Daha önce var olan hava keseciklerinin (bül, bleb) patlaması sonrası görülür; akciğerin sönmesi için her zaman hava keseciği olmayabilir!

2- Pnömotoraks NASIL meydana gelir?

a. Göğüs kafesinin yaralanması

Düşme, çarpma, veya vurma sonrası; trafik kazası, darbe
Ateşli veya delici silah yaralanması
Akciğer biyopsisi sırasında veya sonrasında
Kırık kaburganın akciğere batması
Kalp masajı sırasında
- Bronkoskopi ile biyopsi yapılması sırasında (akciğerin endoskopisi)

b. Var olan akciğer hastalığının olması;

Amfizem (alveollerin bozulması; en küçük hava kesecikleri)
Pnomoni (zatürre)
Verem (tüberküloz)
Sarkoidoz
Kistik fibroz
Bül, bleb (hava kesecikleri)
Akciğer kanseri

3- ŞİKAYETLER?

Ani başlayan nefes darlığı
Göğüs ağrısı (kalp kriziyle karışabilir*)
Nefes alamamak
Sırt veya karın ağrısı
Batma
Bazen hiç şikayet yoktur!

4- Kimler daha çok RİSK vardır?

En sık 20 - 40 yaş aralığında; genç ve orta yaş yetişkin, erkeklerde görülür
Uzun ve zayıf yapılılarda daha sıktır (astenik yapı)
Altta yatan diğer akciğer hastalığının olması
Bazılarında genetik yatkınlık var olabilir (Ör. Alfa-1 antitripsin eksikliği)
Önceden geçirilen “pnömotoraks” varlığı sonraki 1-2 yılda tekrar olma olasılığını (aynı taraf veya diğer akcigerde) arttırır; ikinci ataktan sonra nüks etme olasılığı %80'lere yükselir!

5- Diğer RİSK altında olanlar?

Basınç değişikliklerine maruz kalanlar;

Dalgıçlar
Uçak yolculuğu yapanlar, pilotlar
Dağ tırmanıcıları
Suni solunum cihazina bağlı olanlar (Mekanik Ventilasyon)

6- TANI nasıl konur?

Hastanın şikayetleri; daha önceden var olan akciğer hastalığı, önceden geçirilmiş pnömotoraks hikayesi, vb.
Fizik muayenede solunum seslerinin kaybolması, azalması ve/veya derinden duyulması
Akciğer filmlerinde (düz grafi, Bilgisayarlı Tomografi) akciğerin kısmi veya tam söndüğünün tespit edilmesi.

7- ACİL durumlar?

Akciğerin tam sönmesi
Kalbi sıkıştırarak çalışmasını engellemesi; vücuda kan pompalama görevinin aksaması (Tansiyon Pnömotoraks); ÖNEMLİ NOT: Ölümcül bir durum olabilir. Uyanık olunmalı! -- Kalp durması nedeniyle "Kalp Masaji" gerektirebilir! Acilen hastaneye başvurulmalıdır!*

8- TEDAVİ?

Gözlem
Kateter ile hava aspirasyonu
Göğüs tüpü uygulaması
Cerrahi - akciğerdeki hava keseciklerinin kapalı “VATS yöntemi”yle (torakoskopik cerrahi) stapler – zımba kullanılarak çıkarılması

9- "GÖZLEM" tedavisi kimlere uygulanabilir?

%10-15'lik sönme varsa ve ilk ataksa
Belirgin hava keseciğinin veya bülün olmaması
Mesleksel risk grubunda değilse

10- "GÖĞÜS TÜPÜ tedavisi" kimlere uygulanabilir?

Tansiyon pnömotoraksta, zaman kaybetmeden “acil tüp” uygulanmalıdır!*; (her an acil cerrahi müdahale için hazır olunmalıdır!*)
İlk ataksa
Belirgin hava keseciği veya bül tespit edilemediyse

11- "Kapalı VATS - endoskopik stapler (zımba) tedavisi" kimlere uygulanır?

%15'ten fazla sönme varsa
Ikinci nüks ile gelen hastalarda
Tespit edilmiş hava kesecikleri veya bül varsa
Mesleksel risk grubunda olanlarda *“ilk atakta” yapılmalıdır.

12- Ameliyat sonrası nelere dikkat edilmelidir?

Sigara kesinlikle bir daha hiç kullanılmamalı
Sigara içilen ortamda dahi durulmamalı (sigarada akciğerin ve diğer organların dahil elastin ve kollajen liflerini parçalayan maddeler hızla ciltten nüfuz ederek kana karışırlar)
Verilen ilaçlar düzenli kullanılmalı
Düzenli yürüyüş yapılmalı
Kabız kalınmamalı
Bol meyve ve sebze tüketilmeli
Ağır yük kaldırılmamalı; en az 6 ay boyunca efor veya ıkınma gerektirecek fiziksel aktivitelerden ve sportif faaliyetlerden uzak durulmalı
Aylık doktor kontrolleri ihmal edilmemeli.

Akciğerin Sönme (Pnömotoraks & Bül) Hastalığının Torakoskopik (kapalı) Cerrahi Tedavisi

Kısa ameliyat süresi
Daha az ağrı
Akciğerlerin daha hızlı normal haline ulaşması
Daha çabuk akciğer fonksiyonlarının normale dönmesi
Daha hızlı ayağa kalkma
Daha az hastane yatış süresi
Daha hızlı taburculuk
Daha hızlı günlük hayata dönme
Hasta ve hasta yakınlarının daha az işgücü ve zaman kaybı

Verem (tüberküloz) hastalığını yapan bir bakteridir. Bu mikrobu 24 Mart 1882 de Robert Koch keşfetmiştir. Özellikle solunum yolu ile bulaşan bir mikroptur ve dünya nüfusunun üçte birinde yaklaşık 2 milyar insan da bu mikrop bulunmaktadır. Mikrobun vücutta bulunması hastalık anlamına gelmez. Taşıyıcıların ancak % 10'unda hastalık meydana gelir. Hastalığın oluşabilmesi için mikrobun çoğalmaya başlaması gerekir.

Yıl da 8 milyon insan vereme yakalanıyor!

Özellikle vücut savunma sistemi zayıflamış kişilerde bu daha kolay gerçekleşir. Uyuşturucu madde kullanımı, sigara ve alkol tüketimi, d vitamini eksikliği, kilonun düşük olması, silika tozlarına maruz kalmak, kanser, şeker hastalığı, kronik böbrek hastalığı, çölyak hastalığı, AIDS, kortizon kullanımı, organ nakli ve tüberküloz hastası ile yakında ve uzun süreli temas hastalık gelişimini kolaylaştırmaktadır. Dünyada yılsa 8 milyon, (ülkemizde de yaklaşık 20.000) yeni tüberküloz hastası ortaya çıkarken, 2 milyon insan da tüberküloz nedeniyle hayatını kaybetmektedir.

2 haftadan uzun süren öksürük tehlikeli!

Öksürük, balgam çıkarma, kan tükürme, kilo kaybı, gece terlemesi ve halsizlik verem hastalığının en sık görülen belirtilerindendir. Özellikle öksürük yakınmasının antibiyotik ve diğer tedavilere rağmen 2 haftadan uzun sürmesi dikkate alınmalıdır. En sık akciğerler tutulmakla birlikte diğer organlarımızda da (örneğin kemik, bağırsak, ses telleri vb) tüberküloz gelişebilmektedir.

Akciğer tüberkülozunda kesin tanı için en geçerli yöntem balgam incelemesinde mikrobun saptanmasıdır. Balgam çıkaramayan hastalarda balgam çıkarmayı kolaylaştıracak ilaç ve yöntemler denenebilir; Bronkoskopi adı verilen endoskopik inceleme ile balgam örneği alınması gerekebilir.

Verem tedavi edilebilen ancak tedavisi uzun süren bir hastalıktır!

Tüberküloz tedavi edilebilen bir hastalıktır. Tedavi süresi 6 aydır. Bazı durumlarda bu sürenin uzatılması gerekebilir. İlk iki ay 4 farklı antibiyotik kullanırken son 4 ay iki antibiyotik ile devam edilir. Genellikle tedavinin 15. gününden itibaren hastalar kendilerini daha iyi hissederler ve bulaştırıcılık ciddi oranda ortadan kalkar. Bu dönemde tedavinin "nasıl olsa kendimi daha iyi hissediyorum" düşüncesiyle erken kesilmesi hastalığın ilerlemesi ve ilaç direnci gelişmesi gibi çok ciddi sorunlara yol açabilir. Dirençli tüberkülozun tedavisi hem daha uzundur, maliyeti yüksektir hem de başarı oranı çok daha düşüktür.

Tüberkülozdan korunmak için alınması gereken en önemli önlem bulaştırıcı hasta bireylerin düzgün tedavi edilmesinin sağlanmasıdır. BCG aşısı tüberküloz menenjit gibi tüberkülozun tehlikeli formlarından koruyucu etki gösterir. Kişinin uykusuna ve beslenmesine özen göstermesi, stresle mücadele etmesi önemlidir. Güneş ışığı da ortamdaki verem mikroplarının ölmesine neden olmaktadır.

Dünyada ve ülkemizde sigara kullanım oranları nelerdir?

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünyada bir milyar üç yüz milyon düzenli sigara içicisi var. Bu sayının yarısının sigaraya bağlı oluşan hastalıklardan dolayı hayatını kaybedeceği biliniyor. Ülkemizde ise sigara içme oranları erkeklerde %60, kadınlarda %15 olarak belirlendi. Toplamda Türkiye'de 17 milyon sigara tüketicisi var ve Türkiye'de yıllık tütün mamülü tüketimi 5.5 milyar pakettir. Her yıl sigara içen 100.000 insanımız sigaraya bağlı hastalıklardan dolayı hayatını kaybediyor.

Sigara kullanımı hangi hastalıklara neden olur?

Tütün dumanında 4000'den fazla kimyasal madde mevcut, bunların 80'den fazlası kanser yapıcı özelliğe sahiptir. Sigara kullanıcılarında en çok görülen hastalıklardan biri akciğer kanseridir. Akciğer kanserine yakalanan her 10 hastadan 9'u sigara tüketmekte. Sinsi bir hastalık olan akciğer kanserine yakalanan hastaların %60 - % 80'ine ancak ileri evrede tanı konabilmektedir. Bir diğer hastalık ise kronik bronşittir. Günümüzde en ölümcül dördüncü hastalık olan olan kronik bronşit rahatsızlığının %90 tek sebebi sigaradır. Koroner kalp hastalığı ölümlerinin %10 - 30'undan sigara sorumludur. Günde 1- 4 arası sigara içimi ve hatta pasif sigara dumanına maruz kalınmasının kalp ve akciğer hastalıklarına yakalanma riskini arttırdığı bilinmekte. Ayrıca hamilelikte sigara içiminin bebeğe zararlı olduğu kanıtlanmıştır.

Kaç çeşit sigara bağımlılığı vardır?

Bilinen üç çeşit sigara bağımlılığı vardır. Bunları şöyle sıralamak mümkün:

Fizyolojik bağımlılık: İçmediğinizde baş ağrısı konsantrasyon güçlüğü, sinirlilik, kabızlık, yorgunluk gibi yakınmalarınızın olması

Psikolojik bağımlılık: Üzüntü, stres, öfke veya sevinç gibi durumlarda kullanım

Sosyal bağımlılık: Çay ve kahve ile birlikte veya arkadaşlarınızla sohbet gibi faaliyetler esnasında kullanım

Sigara bırakmak isteyenlere öneriler?

Bırakmak için bir gün belirleyin.

Aile ve iş çevrenizdeki kişilere sigarayı bırakacağınızı söyleyin ve onların desteğini isteyin.

Fazla zaman geçirdiğiniz yerlerde (araba ve ev gibi) sigara içmeyin.

Nikotin eksikliğine bağlı ortaya çıkabilecek sinirlilik, konsatrasyon güçlüğü gibi yakınmalara hazırlık yapın. Birkaç hafta içinde bu şikayetler oldukça azalacaktır.

Sigara içimini tetikleyebilecek stresli durumlar, alkol kullanımı veya arkadaş çevresi gibi faktörlere karşı hazırlık yapın.

Düzenli egzersiz yapın.

Bir sigaradan bir şey olmaz demeyin. Bırakma sürecinde içeceğiniz bir sigara bile başarısızlığa yol açabilir.

Stresle mücadale etmek için sağlıklı yöntemler bulun.

Canınız çok fazla sigara istediğinde hemen yapacak bir şeyler bulun. Örneğin bir arkadaşınızı arayın, yürüyüşe çıkın, yemek yapın vb.

Bırakma sürecinde bir kez başarısız olsanız bile yeni denemelerde şansınızın artacağını unutmayın.

Profesyonel kurumların yardımına başvurun. Etkinliği bilimsel olarak ispat edilmiş yöntemlerle, kişiye özel özel çözümlerle, hem fizyolojik hemde psikolojik yaklaşım sunan merkezlerde yardım alabilirsiniz.

 

Kronik bronşit ve amfizeme bağlı olarak gelişen kronik, geri dönüşümsüz ve ilerleyici olan hava akımı kısıtlanması ile karakterize bir hastalıktır. Hava akımı kısıtlanması kısmen geri dönüşümlü ve solunum yolları aşırı duyarlılığı ile birlikte olabilir. Kronik bronşit ya da amfizemi olan bir hastada KOAH hastalığının geliştiğini söyleyebilmek için kronik hava akımı kısıtlanmasının meydana gelmiş olması gerekmektedir.

KOAH, zararlı madde ve gazların uzun süreli solunması sonucu akciğerlerde oluşan anormal yanıtın neden olduğu ilerleyici hava yolu daralmasına bağlı hava akımı kısıtlanması ile karakterize bir hastalıktır.
KOAH’ta kronik bronşit ve amfizem genellikle bir aradadır.

1. Kronik bronşit

Artarda en az iki yıl tekrarlayan ve en az üç ay boyunca devam eden, çoğu günler görülen ve diğer solunum ya da kalp hastalıklarına bağlanamayan öksürük ve balgam çıkarma ile karakterize bir hastalıktır. Solunum yollarında salgı yapan bezlerin sayı ve hacmindeki artış neticesinde gelişen salgı miktarının fazlalığına bağlı olarak oluşur. Salgı yapan bezlerin sayı ve hacmindeki artış solunum yollarının duvar kalınlaşmasındaki önde gelen nedendir ve bu da solunum yollarında tıkanmaya sebep olur.

2. Amfizem

Alveol denilen hava keselerinin duvarlarının yıkımı ile meydana gelen bir hastalıktır. Duvar yıkımı hava boşluklarının anormal ve kalıcı şekilde genişlemesine ve akciğer esnekliğinin kaybolmasına yol açar. Sonuç olarak küçük hava yollarında tıkanmalar meydana gelir.

Sıklık

KOAH daha ziyade ileri yaş hastalığıdır. Yaş ilerledikçe KOAH’a bağlı ölüm sıklığı artmaktadır. Erkeklerde daha sık olarak gözlenmektedir. KOAH’ın dünyada görülme sıklığı tüm yaş grupları için erkeklerde % 0,9 ve kadınlarda % 0,7 olarak bildirilmektedir. Türkiye’de yapılan bir çalışmada 40 yaş üzeri insanlarda KOAH’ın görülme sıklığının % 13,6 olduğu, erkeklerde bu oranın % 20,1 ve kadınlarda % 8,2 olduğu bildirilmiştir.

Etkenler

1. Tütün: KOAH gelişiminde en önemli risk faktörü sigara içimidir. Gelişmiş ülkelerde KOAH gelişiminden %80-90 oranında sigara kullanımının sorumlu olduğu bildirilmektedir. Sigara içenlerde içmeyenlere oranla KOAH gelişiminde belirgin artış olmaktadır (sigara kullananlarda 9-30 kat daha sık KOAH gelişmektedir).

Kronik bronşitin şiddeti ve ölüme sebebiyet vermesi ile sigara kullanımı arasında bir paralelizm mevcuttur. Sigara içenlerde içmeyenlere oranla 6 kat daha fazla kronik bronşite bağlı ölüm görülmektedir.

Sigara tiryakiliği amfizemin oluşmasında da başta gelen nedenlerden biridir. Sigara içenlerde amfizemin şiddeti ve ölüme sebebiyet vermesi sigara kullanmayanlara göre belirgin bir şekilde yüksektir.

2. Hava kirliliği: Kronik bronşit ve amfizem hava kirliliği olan ve endüstri bölgelerinde yaşayan insanlarda daha sık olarak görülmektedir. Bu da hava kirliliğinin KOAH gelişiminde önemli bir faktör olduğunu göstermektedir.

3. Mesleksel faktörler: İşyerinde endüstriyel gazlar, dumanlar ve tozlarla temas içinde olan kişilerde KOAH gelişimi daha sık görülmektedir. Madenlerde, ağaç sanayiinde, metal işlerinde, ulaşım sektöründe, inşaat ve boya iş gruplarında, yem sanayiinde ve tarımla uğraşanlarda KOAH gelişme riski yüksektir.

Sigara kullanımı ile çevresel ve mesleki faktörler bir arada olduğunda karşılıklı olarak birbirlerinin zararlı etkilerini artırmakta ve KOAH gelişime ihtimalini artırmaktadır.

4. Sosyoekonomik şartlar: Hijyenik şartların iyi olmadığı evlerde ve bölgelerde yaşayan insanlarda KOAH gelişme oranı artmaktadır. Kişilerin eğitim düzeyleri de KOAH gelişiminde önem taşımaktadır.

5. Solunum yolu enfeksiyonları: Çocukluk çağında geçirilen solunum yolu enfeksiyonlarının ileride gelişecek KOAH için uygun zemin hazırladığını, buna diğer faktörlerin de ilave olması ile KOAH gelişme sıklığının arttığını gösteren çalışmalar mevcuttur.

6. Genetik faktörler: Doğumsal alfa-1 antitripsin eksikliği genetik bir hastalıktır ve bu kişilerde serum alfa-1 antitripsin düzeylerinde belirgin azalma ile birlikte buna bağlı olarak 30-40 yaşlarında amfizem gelişmi ile karakterizedir. Bu hastalarda çevresel faktörler olmasa bile genç yaşlarda amfizem gelişir.

7. Diğer faktörler: Akciğerde yaygın harabiyete ve sekel oluşumuna neden olan hastalıklar (pnömokonyozlar, sarkoidozis, yaygın tüberküloz vs.) amfizem nedeni olabilirler. Uzun yıllar devam eden astım bronşiale de sonunda amfizeme neden olabilir.

Çocukluk çağında anne-babanın sigara kullanımına bağlı olarak pasif sigara içimi neticesi ileri yaşlarda KOAH gelişme riski artmaktadır.

Alkol kullanımı ile KOAH gelişimi arasında da ilişki tespit edilmiştir.

Ailesinde KOAH’lı hasta bulunanlarda, düşük doğum ağırlığı ile dünyaya gelen bebeklerde, allerjik bünyeli çocuklarda, solunum yollarının dış etkenlere karşı aşırı duyarlılığı bulunanlarda geç dönemlerde KOAH gelişme riskleri yüksektir.

Adenovirus enfeksiyonu geçirenlerde, vitamin C yönünden zayıf gıdalarla beslenenlerde, A kan grubunda olanlarda KOAH gelişme ihtimali olabileceği öne sürülmektedir.

Şikayetler

KOAH’ın en belirgin semptomları olan öksürük ve balgam hastalığın başlangıcından itibaren vardır. Daha sonra şiddeti artan bu şikayetlere nefes darlığı ve hışıltılı solunum da ilave olur.

Öksürük başlangıçta hafiftir, genellikle sabahları şiddetlenir ve balgam atılması ile hasta kısmen rahatlar. İlerleyen yıllarda hastalığın ilerlemesiyle ya da ataklar sırasında şiddetlenir.

Balgam ataklar dışında az miktardadır ve nispeten kolay atılır. Hastalığın kronikleşmesiyle günlük miktarı ve koyuluğu artar. Hastaların bir kısmı bol balgam çıkarmaktan yakınırken bir kısmı da balgam çıkaramamaktan yakınır.

Öksürük nöbetleri esnasında solunum yollarındaki kılcal damarlarda yırtılmalar olabilir ve balgam üzerinde çizgi şeklinde kan görülebilir.

KOAH’ın başlangıcında egzersizle gelen nefes darlığı vardır, hastalık ilerledikçe istirahatte de nefes darlığı görülmeye başlar. KOAH’lı hastalarda görülen nefes darlığından solunum yollarındaki daralma, aşırı havalanma nedeniyle solunum pompasının etkinliğini kaybetmesi, akciğerde damarsal yatağın azalması ve psikolojik faktörler sorumludur.

KOAH’ta bazen ataklar sırasında hışıltılı solunum sesleri duyulabilir. Hastalık ilerleyip oksijen azlığı da geliştiğinde eller, ayaklar ve yüzde morarmalar da görülebilmektedir.
Kronik oksijen eksikliği ve tekrarlayan ataklar kalp yetersizliği gelişimine neden olur.

Fizik bulgular

Birinci saniyede dışarı verilen hava miktarı (FEV1) beklenen değerin % 50’sinden fazla olan KOAH’lı hastalarda hiçbir anormal bulguya rastlanamayabilir. Yerleşmiş KOAH’ı olan hastalarda ise hastalığın derecesine göre fizik muayene bulguları saptanabilir.

Hastalar genellikle geniş, fıçı göğüse sahiptir, göğüs ön-arka çapı artmıştır. Boyunda yardımcı solunum kaslarının belirgin hale gelmiş olması ve nefes alırken bu kasların solunuma katılmaları izlenebilir.

KOAH’lı hastalarda dinleme bulguları değişkendir. Genellikle solunum sesleri azalmış olarak duyulur ve kalp sesleri derinden ve hafif şekilde duyulabilir. Hastalarda solunumun nefes verme safhası uzamıştır.

Genellikle ataklar sırasında, nefes verme döneminde daha belirgin olan, ancak solunumun hem nefes alma hem de nefes verme dönemlerinde işitilebilen, ronküs denilen anormal sesler duyulabilir. Hafif vakalarda sadece yalnız derin soluk verme esnasında işitilirler.

Hastalarda el, ayak ve yüzde morarmalar görülebilir. Bu hastalığın şiddetli olduğunu gösterebilir. Ayrıca uzun süreli olgularda parmak uçlarında çomaklaşmalar izlenebilir.

Tanı

Hafif KOAH’ta akciğer grafisi genellikle normaldir. Hastalık ilerledikçe akciğer hacminde artış, havalanma artışı ve kalp gölgesinde incelme izlenir. Amfizemin ön planda olduğu durumlarda akciğer çevre alandaki damar görünümlerinde belirgin azalma gözlenir. Kalp yetmezliği geliştiğinde merkezi bölgede damarsal yapılar belirginleşir ve kalp büyüyebilir.

Solunum fonksiyon testleri hastalığın tanısında, şiddetinin belirlenmesinde ve seyrinin izlenmesinde kullanılır. KOAH’ın kesin bulgusu, büyük oranda geri dönüşümsüz olan hava akımı azalması solunum yolları daralmasına ait bulgulardır.

Hastalarda FEV1’de daima azalma mevcuttur, hastalık ilerledikçe FEV1’deki bu azalma giderek artar. KOAH’ın şiddetini ve seyrini göstermedeki en yararlı test FEV1 ölçümüdür.

Solunum ile alınan Salbutamol veya Terbutalin’in solunum fonksiyon testi üzerine etkisi genellikle en az düzeydedir. Bu ilaçların verilmesinden sonra oluşan FEV1’deki artış %15’in altındadır ya da 200 ml’nin altındadır.

Tedavi

KOAH’ta tedavinin amacı, hastada şikayetlerinde rahatlama sağlamak ve yaşam kalitesini yükseltmek, solunum sıkıntısı ataklarını engellemek, hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak, olası komplikasyonları önlemek ve tedavi etmek olmalıdır.

KOAH tedavisinin birinci kuralı sigara kullanımının kesin olarak bırakılmasıdır. Ayrıca solunum yollarını açıcı ilaçlar ile tedavi devam ettirilir, gerektiğinde oksijen verilmelidir, kalp yetersizliği gelişmiş olan hastalarda buna yönelik tedavi de verilmelidir.

KOAH tedavisinde solunum ile alınan ilaçlar ilk etapta tercih edilmeli, bunları kullanamayan hastalarda diğer ilaç formları (tablet, flakon vs.) verilmelidir.

KOAH’ın ilaç tedavisinde birinci derecede verilmesi gereken ilaçların başında antikolinerjik ilaçlar gelmektedir. Hastalığın şiddetine göre, uzun etkili beta-2 agonist ilaçlar, teofilin türevleri ve steroidlerden bir veya birkaçı tedaviye eklenebilir. Kısa etkili beta-2 agonist ilaçlar solunum sıkıntısı atakları sırasında verilebilir.

İleri derecede hastalığı bulunanlar ve ataklar sırasında uygulanan tedaviye rağmen rahatlamayan hastalar hastaneye yatırılarak hastane koşullarında tedavilerine devam edilmelidir.

Hastalığın tedavisi mutlaka yapılan tetkikler neticesinde hastalığın derecesine göre planlanmalı ve verilecek ilaçlar düzenli kontroller yapılarak hekim tarafından ayarlanmalıdır.

Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH), akciğerin zararlı gaz ve partiküllere karşı anormal iltihabi yanıtı sonucu ortaya çıkan tıkayıcı ve ilerleyici bir akciğer hastalığıdır. Nefes verme sırasında havayollarında ortaya çıkan çökme ve aşırı bronşiyal ifrazat havayollarında daralmaya neden olarak hava akım hızını azaltmakta ve bu olay sürekli olarak şiddetini arttırarak hastanın yaşam kalitesinde bozulmaya yol açmaktadır.

KOAH'ta havayollarında meydana gelen değişikler geri dönüşümsüzdür ve sürekli ilerleyici karakter gösterir.

Tüm dünyada ciddi bir ölüm nedeni olan bu hastalık yüzünden her yıl yaklaşık 2,5 milyon kişi yaşamını yitirmektedir. KOAH bugün tüm dünya genelinde ölüm nedenleri arasında 6. sırada yer almaktadır ve 2020 yılında 3. sıraya yerleşeceği öngörülmektedir. Ülkemizde elimizde kesin sayısal veriler olmamakla birlikte yaklaşık 2,5-3 milyon KOAH hastası olduğu tahmin edilmektedir.

KOAH için risk faktörleri genetik ve çevresel olmak üzere 2 grupta ele alınabilir. Gelişmiş ülkelerde, KOAH gelişiminden sorumlu en büyük risk faktörü sigara iken gelişmekte olan ülkelerde sigaranın yanısıra çevresel ve mesleki zararlı gaz ve partiküllere ya da hava kirliliğine maruz kalma da önemli oranda KOAH gelişiminden sorumlu tutulmaktadır.

Aktif sigara kullanımı KOAH için bilinen en önemli risk faktörüdür. Sigara içenlerde KOAH gelişme riski içmeyenlere göre 10-25 kat daha fazladır. Bugün sigara içenlerin yaklaşık % 15-20 kadarında KOAH geliştiği bilinmektedir.

Mesleksel maruziyet de KOAH için önemli bir risk faktörüdür. Havalandırması kötü, korunma önlemlerinin uygulanmadığı dumanlı ve tozlu işyerlerinde çalışanlar KOAH gelişimi için daha yüksek risk taşımaktadırlar.

KOAH için Risk Faktörleri

Çevresel Faktörler                                                                                    Kişiye Bağlı Faktörler

Sigara tüketimi                                                                                           Genetik faktörler (antitripsin enzim eksikliği gibi)

Mesleksel toz ve kimyasal maruziyeti                                                    Havayolu aşırı duyarlılığı

Hava kirliliği                                                                                                Akciğer gelişimini etkileyen faktörler (düşük doğum ağırlığı vb.)
 

Enfeksiyonlar

Sosyo-ekonomik faktörler

Nefes darlığı, çabuk yorulma, nefes alıp verirken ıslık sesi duyulması, öksürük ve kilo kaybı gibi belirtilerle ortaya çıkan KOAH, hastaların yaşam kalitelerini oldukça düşürmektedir.

KOAH’lı hastaların büyük bir kısmında amfizem gelişmektedir. Amfizem, akciğerlerde gaz değişiminin gerçekleştiği hava keseciklerinin (alveol) duvar bütünlüğünün bozulup, parçalanması sonucu büyük hava boşluklarının oluşması durumudur. Hasta nefes aldığında hava boşluklarına dolan havanın tamamı tekrar dışarı atılamaz ve içeride hapsolur. Her seferinde bir miktar havanın atılamaması nedeni ile akciğerler şişer ve en önemli solunum kası olan diyafragma aşağı doğru itildiğinden fonksiyonu azalır.

Hava ile dolmuş olan hava kesecikleri (alveoller) nefes verildiğinde tam olarak boşalamaz ve akciğere giren taze hava miktarı azalır. Bu nedenle hasta hava açlığı çeker. Nefes aldığını ama aldığı havanın kendisine yetmediğini ifade eder. Dolayısı ile kişi hafif bir iş yapsa bile nefes darlığı çeker.

Bugün KOAH tedavisinde kullanılan pek çok çeşit ilaç piyasada bulunmakla beraber bu ilaçların hiçbiri hastalığı tamamen ortadan kaldıramaz ve hiçbir ilaç sigaranın bırakılması kadar hastalığın ilerlemesini yavaşlatıcı etki gösteremez. Solunum egzersizleri, ağızdan veya nefes yolu ile alınan nefes açıcılar ve kortizon diğer tedavi seçenekleridir. Hastalığın ağırlık durumuna göre bu ilaçlar gerektiğinde yani hasta örneğin efor yaparken nefes darlığı hissetiğinde kullanılabilir ya da hekimin önerdiği şekilde sürekli ve düzenli bir tedavi şeması uygulanabilir. Amfizemin çok ağır derecede olması durumunda devamlı oksijen tedavisi gerekebilmektedir.

İleri kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH-Amfizem) olgularında ideal ilaç tedavisine rağmen eforla meydana gelen nefes darlığı sürmeye devam etmektedir.

Akciğerler çok fazla şişmiş ve hastanın günlük hareketini ciddi oranda kısıtlıyorsa yani kişi birkaç basamak dahi çıkamaz hale gelmişse hacim küçültmek amacı ile ameliyatla akciğerin bir bölümü çıkarılabilir. Seçilmiş hastalardaki sonuçlar, akciğer hacmini azaltma cerrahisinin egzersiz kapasitesini ve yaşam kalitesini artırdığını göstermektedir. Son seçenek ise akciğer naklidir. Ancak bu her iki ameliyatın da çok zor ve riskli girişimler oldukları akıldan çıkarılmamalıdır.

Bu cerrahi yöntemlerin yüksek riskleri nedeniyle daha güvenli alternatiflere ihtiyaç duyulması üzerine bronkoskopik hacim azaltma yöntemleri geliştirilmiştir. Bronkoskopiyle akciğer hacmi azaltımında; akciğerin en fazla havalanan, gaz alışverişine katılmayan ya da işlev görmeyen amfizemli bölgelerine giden hava yollarına valfler yerleştirilmektedir. ‘Endobronşiyal Valf Yöntemi’, havanın soluk verme esnasında hedeflenen akciğer kısmından çıkmasına olanak tanıyarak sönmesini kolaylaştıran tek yönlü kapakçık sisteminden oluşmaktadır. Bu yöntemde, bronş içine yerleştirilen valfler bu alanların sönmesini sağlayarak fazla havalanmayı azalttmaktadır ve cerrahiye gerek kalmadan belirtileri hafifletmektedir. Bu yöntem sayesinde amfizemli hastaların efor kapasiteleri ve yaşam kaliteleri artar ve nefes darlıkları azalmaktadır.

Endobronşiyal Valf Yöntemi, bronkoskopi ile uygulanmaktadır. Bronkoskopi işlemi için genel anestezi gerekmemektedir. İşlem öncesinde hafif uyku getirecek bir ilaç verilerek, işlemin hasta tarafından hissedilmesi önlenir. Valf, havayoluna yerleştirildikten hemen sonra çalışmaya başlar. Nefesle alınan hava, valf yerleştirilen kısıma giremez ve içeride kalmış olan hava dışarı çıkabilir. İçerdeki hava bittiğinde akciğerin o bölgesi bir balon gibi söner ve genişlemiş olan akciğerin hacmi azalır. İşlemin ciddi bir yan etkisi yoktur.

Takılan valfler yarar sağlamazsa ya da yan etki (zatürre vb.) görülürse gerektiğinde valfler tekrar çıkartılabilmektedir.

Günümüzde bu konuyla ilgili çalışmalar yoğun olarak devam etmektedir. Bugüne kadar yararı kesin olarak kanıtlanmış, yaşam süresini uzattığı gösterilmiş bir tarama yöntemi yoktur. Akciğer kanserinin belirtilerini bilmek ve bu belirtiler varsa, hemen doktora başvurmak önemlidir.

Ancak akciğer kanserinin çoğu erken evrede belirti vermez, bu nedenle esas olan risk faktörlerinden, özellikle sigaradan uzaklaşmaktır.

Akciğer kanseri belirtileri olan veya akciğer röntgenleri ile akciğerde şüpheli bir durum görülen kişiler zaman kaybetmeden Göğüs Hastalıkları bölümüne başvurmalıdır.

Akciğer kanseri içn ispatlanmış en önemli risk faktörü sigaradır. Uzun süre sigara içenlerin yaklaşık 1/7’sinde akciğer kanseri gelişir. Akciğer kanserlerinin %90’ından sigara sorumludur. Günde içilen sigara miktarı, içilen yıl sayısı, sigaraya başlama yaşı önemlidir. Hatta başkalarının içtiği sigara sizde veya sizin içtiğiniz sigara sevdiklerinizde akciğer kanseri yapabilir. Kadın hastaların %65’ i bu sebeple akciğer kanseri olmaktadır.

Akciğer kanserine sebep olabilen diğer bir risk faktörü de kirli havadır. Ailede akciğer kanseri öyküsü de oldukça önemli kayda değer faktördür. Ailede erken yaşta (50 yaşından önce) akciğer kanseri olmuş yakınları olanlarda akciğer kanseri riski 2 katına çıkmaktadır. Kronik bronşit, önceden geçirilmiş tüberküloz ve bazı akciğer hastalıkları olanlarda da bazen akciğer kanseri riski artar.

Hamileyken sigara içen annelerin bebeklerinde astım gelişme riski fazla olduğu gibi gebelik süresince pasif sigaraya maruz kalan gebelerin (örneğin baba sigara içiyorsa) çocuklarında da astım gelişme olasılığı fazladır.

Çocukların hayatlarının ilk yıllarında sigaraya maruz kalmaları ,akciğer gelişimini olumsuz etkilediği,solunum fonksiyonlarının yaşıtlarından daha düşük olmasına yol açtığı gibi astım gelişme olasılığını artırmaktadır.

Astımlıların pasif olarak sigaraya maruz kalmaları astım ataklarının sıklığını arttırmakta kontrolü güçleştirmektedir.

Sigara astımlılarda tedavi edici ilaçların tedavi etme yeteneğini bariz şekilde azaltmaktadır.

Astımlı hastaların bir kısmında reflü şikayetleri vardır. Reflü mide asidinin yemek borusundan yukarı doğru kaçmasına verilen isimdir. Kendisini göğüs arkasında yanma, midede ekşime,ağza acı ekşi sular gelme gibi belirtilerle gösterebilir. Ancak reflüsü olanların yarısında reflü belirtisi yoktur. Mide asidi solunum yollarına kaçtığında astımın kontrolünü güçleştirebilir ve müzmin inatçı bir öksürüğe yol açabilir.

Ağır yağlı, baharatlı yiyecekler yenilmemeli, kolalı ve alkollü içecekler içilmemelidir

Az ve sık yemek yenilmesi önerilir

Yatarken yüksek yastık kullanmalı veya yatağın baş tarafı yükseltilmelidir

Reflüyü engelleyen tedavi eden ilaçlarla hem reflünün hem astımın kontrolünde başarı sağlanabilir.

Gıdalarla astımın ilişkisi özellikle erken çocukluk döneminde ortaya konmuştur. Erişkinlerde bu ilişki belirgin değildir. Yine de özellikle gıda katkı maddesi içeren yiyecek ve içeceklerden uzak durmkta fayda vardır. Mümkün olduğu kadar doğal beslenme önerilmektedir.

Astım hastası diğer ilaçları kullanırken nelere dikkat etmeli ?

Astımlı hastaların bir kısmında bazı ilaçlara karşı hassasiyet olabilir. Bu ilaçları aldıktan sonra alerjik reaksiyonlar ve astım ortaya çıkabilir.

1. Aspirin ve diğer ağrı kesicileri mümkün olduğunca kullanmayın. Kullanmanız gerektiğinde yan etki ihtimali daha az olan parasetamol veya nimesulid türü ilaçları tercih edin

2. Bazı tansiyon ilaçları bronşlardaki duyarlığı artırabilir. Öksürük krizlerine ve nefes darlığında artmaya neden olabilir.

3. Bazı antibiyotikler seyrekde olsa astım krizlerini tetikleyebilir.Antibiyotikleri dikkatli ve doktor önerisi ile kullanmak da fayda vardır.

Astım ve alerjik nezle;

Astımlı hastaların yaklaşık %70-80 inde alerjik nezle vardır. Bu yüzden tek hava yolu hastalığı kavramından bahsedilmektedir.

Astımınız varsa  sık hapşırık,burun tıkanıklığı, burun akıntısı gibi şikayetleriniz varsa alerjik nezleniz de vardır

 Alerjik nezle tedavisi ile astım kontrolü çok daha iyi sağlanabilmektedir.

 Doktorunuzun önerdiği anti alerjik ilaç ve burun spreylerini önerilen süre kullanınız

Alerjik nezle birlikte sinüzit sık görüldüğü için arada Kulak Burun Boğaz muayenesi olarak sinüzit olup olmadığı ,burunda polip denen etlerin gelişip gelişmediğinin kontrolünde fayda vardır.  

Astım ve gebelik ;

 Gebelerin 1/3 ünde astım şikayetleri artar

 Astım semptomları en çok 29-38.haftalar arasında artış gösterir

 Gebelik süresince astımınızı tetikleyecek etkenlerden uzak durun

 Bebeğinize yardım etmenin en iyi yolu astımınızın kontrol altına alınmasıdır. Astım ilaçlarının büyük bir çoğunluğu bebek üzerine herhangi bir olumsuz etkiye sahip  olmayıp güvenle kullanılabilir.  

Astım ve mesleki faktörler

Mesleki astım en sık rastlanan meslek hastalıklarından biridir. Eğer şikayetler belli bir işyerine girdikten sonra ortaya çıkıyor ve kesin iş ile ilişki kurulabiliyorsa mesleki astım tanısı konabilir. Eğer var olan astım bir işyerine girdikten sonra artıyorsa buna işle artan astım denir.

Korunma için:

1. İşten uzaklaştırma,yer değiştirme

2. Meslek seçerken riskli mesleklerden uzak durma (ör:fırın,berber, oto boyacılığı, mobilya imalatı, deterjan fabrikası,ilaç imalatı vs.

Astım hastaları ve iklim

İklim astımı olumlu veya olumsuz etkileyebilir.

Özellikle rutubetli iklime sahip yerlerde yaşayan astımlılarda   şikayetlerde artma mevcuttur.Örneğin bir çok hastanın astımı rutubetin fazla ve hava kirliliğinin yoğun olduğu bir yer olan İstanbulda  fazlalaşmaktadır. Bu amaçla mümkün olduğunca ılıman iklime sahip yerlerde yaşanması önerilmektedir

Astım ve egzersiz ;

Astımlı hastaların büyük bir kısmında egzersiz sonrası nefes darlığı şikayetleri ortaya çıkmaktadır.

Korunmak için:  

1. Özellikle soğuk kuru havalarda egzersiz yapmaktan kaçının

2. Kirli,sisli havalarda egzersiz  yapmaktan kaçının

3. Egzersiz öncesi kısa sprintlerle ısınma hareketleri yapın

4. Gerekiyorsa egzersiz öncesi rahatlatıcı ilacınızı alın  

Astım hastası için PSİKOLOJİK KORUNMA mümkün müdür?

Astımda kontrolü güçleştiren  en önemli faktörlerden biridir. Psikolojik sorunlar astım atağını tetikleyebilir ve  astım tedavisine uyumu güçleştirebilir .

1. Rahatlatıcı , gevşetici nefes alma teknikleri, meditasyon gibi teknikleri öğrenin ve uygulayın

2. Sürekli pozitif düşünmeye çalışın.Gerekirse bu konuda gerekli kitap okuma ,kurs  gibi eğitimsel faaliyetlerde bulunun

3. Doktorunuz  gerek görüyorsa sizi psikolojik yönden destekleyecek bir ilaç kullanın  

Astım hastası için ZARARLI ETKENLER nelerdir?

1. Sigara içilen ortamda bulunmayın

2. Hava kirliliğinin,sisin yoğun olduğu havalarda dışarıya çıkmayın

3. Saç spreyi, parfüm deodarnt kullanmayın ,yakınlarınızı da sizin iyiliğiniz açısından kullanmamaları açısından ikna edin,

4. Isınmak için odun ,kömür sobasından kaçının

Astım hastası ve enfeksiyonlardan korunmada nelere dikkat etmeli?

Astımlılarda en çok tetiği çeken faktör enfeksiyonlardır. Korunma için:

1. Her sene sonbahar aylarında mutlaka grip aşısı yaptırın

2. Gribi olan kişi ile yakın temas kurmayın

3. Kış ayları boyunca vücut direncini arttırıcı vitaminler ve antioksidanlar içeren meyve ve sebzeleri bol miktarda tüketin, gerekirse vitamin takviyesi alın.

4. Özellikle merkezi havalandırması olan işyerlerinde çalışanların havalandırmadan gelebilecek enfeksiyon etkenlerine karşı koruyucu olarak hava temizleme cihazı kullanması önerilebilir.

5. Astımlı hastalarda sık görülen sinüzit hastalığına karşı dikkatli olun. Islak saçla dışarıya çıkmayın. Sinüzit belirtileri varsa (burun tıkanıklığı, koyu renkli geniz akıntısı, öksürük, balgam) doktor önerisi ile uzun süreli 15-20 gün antibiyotik kullanmanız gerekebilir.

6. İnfeksiyon döneminde astım ilaçlarınızın dozunu arttırmanız gerekebilir

Astım ile ev hayvanları ilişkisi nasıl olmalı?

1. Allerjik kişinin evine mümkünse ev hayvanı alınmamalı

2. Eğer evde hayvan varsa mümkünse uzaklaştırılmalı

3. Evdeki hayvan uzaklaştırılamıyorsa HEPA filtreli bir hava temizleme cihazı yararlı olabilir

4. Yakın temasta maske takılabilir

5. Hayvanın tüyleri allerjenlerin miktarını azalatabilecek özel bir şampuanla haftada bir yıkanabilir.

Astım ve hamam böcekleri  

Evde bulunan kalorifer böceği veya hamam böceği dediğimiz böceklerin  son yıllarda astımlılarda  şikayetleri arttırdığı ortaya konmuştur.

Korunma için:

  1. Böcek giriş yerleri yok edilmeli
  2. Böcek ilacı ile ilaçlama, ardından yoğun temizlik yapılmalı
  3. Açıkta çöp, gereksiz eşya, yiyecek bırakılmamalı, mutfak temizliğine özen gösterilmelidir.  

Astım hastası EV TOZU akarlarından NASIL korunabilir?

Ev tozu akarları gözle göremediğimiz ancak iç ortamlarda  milyarlarca bulunan mikroskop altında keneye benzeyen canlılardır. Bunlar en çok yatak, yastık yorgan battaniye, halı, perde mobilya gibi yerlerde barınır. Yüksek yerlerde akarların yaşama olasılığı çok azken özellikle rutubetli iklimlerde yaşama olasılığı çok fazladır.

Örneğin Erzurum’da ev içi havadaki akar konsantrasyonları  çok çok düşükken İstanbul’da akar konsantrasyonları çok fazladır.

Akar ALERJİSİ olan hastaların KORUNMAK için:

  1. Yatak örtüsü, nevresim ve çarşafların haftada en az iki kez değiştirilerek 60C üzerinde bir sıcaklıkta yıkanması
  2. Evde sık sık temizlik yapılması, tercihen temizliği başkasının yapması, kendiniz yapıyorsanız  maske kullanmanız
  3. Evin sık sık havalandırılması,
  4. Yatak odasında halı varsa kaldırılması
  5. Kumaş döşeli eşyalar yerine deri, suni deri, ahşap ve plastikten yapılmış olanlar tercih edilmesi
  6. Evde peluş oyuncak barındırmamak
  7. Yatak ve yastıkların  akarları geçirmeyen özel bir kılıf ile kaplanması
  8. Akarları öldüren özel kimyasal solüsyonlarla temizlik yapılması
  9. Özellikle HEPA filtre içeren hava temizleme cihazlarının  kullanılması gibi önlemlerin alınması uzun vadede alerjik şikayetlerin kontrolü açısından faydalı olabilir .