Yararlı Bilgiler

Fizik tedavi alanında elektrik akımları ağrı kesici olarak ve dokuları iyileştirmek ve kasları güçlendirmek amacıyla zaten senelerdir kullanılıyor. Ancak tüm vücuda kas uyarımı, çok yeni bir yöntem.

EMS (Elektro Kas Uyarımı) olarak adlandırılan sistem, tam olarak vücuttaki ana kas gruplarına güçlendirme amaçlı elektriksel uyarım yapıyor. Basit bir hareket bile vücutta 3-4 misli kas güçlenmesi ile sonuçlanıyor.

Vücudun hangi bölgelerinde uygulanıyor?

Omurga ve omurgaya bağlı bel-boyun ağrıları ve fıtıkları, postür bozuklukları, skolyoz ve kifoz gibi omurga eğrilikleri sorunlarında kullanılıyor. Öncesinde yapılan postür analiziyle hangi kaslar üzerinde çalışılması gerektiği belirleniyor.

Ardından güçlendirilmesi gereken kaslar için bir program oluşturuluyor. Üzerinde elektrotlar bulunan özel bir yelekle, yarım saatlik egzersiz eşliğinde hastanın ana kas grupları çalıştırılıyor. Bu yöntemle küçük hareketlerle bile kasların maksimum oranda güçlendirilmesi sağlanıyor

Ameliyat sonrası da uygulanıyor mu?

Hasta uzun bir süre hareketsiz kaldığında kasları da zayıflıyor. Özellikle omurga ve fıtık ameliyatlarından sonra üç ay boyunca aktif spor hayatına dönmesi söz konusu değil. Bu dönemde yapılacak en iyi şey, omurganın güçlendirilmesi.

EMS (Elektro Kas Uyarımı) yöntemi, günlük hayata dönüşü kısaltıyor. Felsefemiz “sakatlık ne olursa olsun, omurgayla başlamak.” Çünkü vücudumuz

mekanik bir sistem. Onu bir bina olarak düşünürsek, omurga da vücudun taşıyıcı kolonudur.

Metabolik Bozukluk İçin EMSç

Çağımızın hastalığı olarak bilinen ve insülin direnci, karında yağlanma, kan şekerinin ani yükselmesi ve düşmesiyle kişinin metabolik bozukluk yaşadığı metabolik

sendromda da EMS sistemini kullanıyoruz. Bu sistemle karın ön duvarı, sırt ve omurgayı çevreleyen küçük kaslar çalışırken, karın içi yağ dokusu da eriyor. Bu da karaciğer yağlanmasını azaltıyor, kan şekerini regüle ediyor ve insülin direncini dengeliyor.

Sadece diyetle kilo kaybı hedefleyen kişilerin tedavisine egzersiz eklendiğinde, kilo

kaybının daha fazla olduğu, kas kitlesinin korunduğu, yeni kilo alımının uzun süre engellendiği ve kişinin ruhsal açıdan daha iyi hissettiği görülür.

Hedef Önce Kasları Güçlendirmek

Egzersiz tedavisine alınan obez hastalarda hedef, vücut ağırlığı nedeniyle kullanılmamaya bağlı olarak zayıf düşmüş eklem ve kasları güçlendirmektir. Ayrıca,

kasların dayanıklılığını arttırıp, kilo vermeyi sağlayacak ve aerobik kapasiteyi artıracak uzun soluklu aktif egzersizler programlanır.

İlk aşama:

Ultrason, sıcak paket gibi ısıtıcı fizik tedaviler ile kas, eklem ve bağların esnekliği artırılırken, elektro terapi cihazlarıyla kaslar güçlendirilir. Aynı zamanda eklem ve kas ağrıları hafifletilir. Kasların, özel kas cihazlarıyla güçlendirilmesi amaçlanır. Ayrıca eklem içinde oluşan ödem ve dolaşım bozukluğunun da tedavisi yapılır. Bacak ve kol bölgelerinde şişliğe sebep olan lenf ödemi masajla giderilir.

İkinci aşama:

Hasta, ağrısız ve yeterli bir kas kuvvetine ulaştığında aktif programa geçilir. Bu dönemde hastaya aktif eklem hareket açıklıkları, esneme ısınma egzersizleri ve aerobik kapasiteyi artırıcı egzersizler verilir. Aerobik egzersizler yürüme bandı ya da bisiklet ile uygulanabilir. Florence Nightingale Hastanesi’nde eğitmenler eşliğinde, antigravite yürüme sistemi, su içi yürüme sistemi ve elektromyostimulasyon sistemi obezite sorunu olan hastalara uygulanmaktadır. Bu sistemler klasik yürüme bandı veya bisiklete göre daha konforlu, güvenli ve etkin sistemlerdir.

Tüm Vücut Elektrokas Uyarımı - EMS:

EMS, hastanın kaslarını güçlendirmesine ve kısa sürede etkili egzersiz yapmasına olanak veren bir sistemdir. Bu sistemde vücuda giyilen bir yelek ve üzerindeki elektrotlar sayesinde bir taraftan elektriksel kas uyarımı yapılırken, aynı zamanda da

uzman bir eğitmen eşliğinde aktif olarak egzersiz yapılır.

Haftada 2 kez ve 1 seans 25 dakika olmak üzere uygulanan bu egzersiz sistemiyle tüm

vücut ve özellikle de karın kaslarında yeterli güçlendirme sağlanabiliyor. Hasta, çok kısa süre içinde uzun sürede elde edilebilen egzersiz sonuçlarına ulaşır. Kas gücü artarken yüksek kalori harcayıp kilo verir.

Su İçi Yürüme Sistemi (Hydrophysio):

Su dolu bir tankın içine yerleştirilmiş güvenli ve etkin bir yürüme bandıdır. Suyun sıcaklığı, masaj etkisi ve suyun direncine karşı yapılan egzersiz birleşince; kasların güçlenmesi ve daha çok kalori harcaması sağlanır.

                                                                 

İnsan ortalama ömrü ciddi olarak uzadı. Ülkemizde kadınlarda 76 erkeklerde ise 74 oldu. Amerika Birleşik Devletleri ve Japonya gibi ülkelerde ise 80 yaşın üzerine çıktı. Ömrün uzamasının yanında acaba bizim eklemlerimizi kaplayan kıkırdaklarımız da yenilenerek uzun yaşama ayak uyduruyor mu? Bilindiği gibi eklem yüzlerini kaplayan hyalin kıkırdak olarak isimlendirilen yapının yenilenmesi son derece zordur. İçindeki hücre sayısı toplam kütlenin ancak %1 ini oluşturmaktadır.

Bu kondrosit adı verdiğimiz hücreler ya yaşamımız esnasında geçirdiğimiz travmalar sonucunda kıkırdağın yaralanması ile ya da yaşın ilerlemesine bağlı olarak azalmaktadır. Sonuçta kıkırdağın yenilenmesi azken tamamen yok olur. Dolayısı ile eskiden daha kısa yaşamlarda kullandığımız aynı kıkırdağı daha uzun sürede kullanmaya başladık. Günlük yüklenmeleri de hesaba kattığımız zaman kıkırdakların yıpranması daha da artmaktadır. Osteoartrit dediğimiz maalesef halk arasında yanlış isimlendirilen kireçlenme oluşmaktadır.

Son 10 senedir spor yapmak çok yaygınlaştı. Bunun sonucunda spor yaralanmaları da arttı ve özellikle diz kıkırdak yaralanmaları çok güncel konu haline geldi. Özellikle genç yaşta yaşanılan kıkırdak lezyonları bölgesel olmakta ve iyi tedavi edildiğinde ileriye dönük eklem bozukluğunu engellemektedir. Eğer tedavi edilmezse zaman içinde tüm eklemi bozmaktadır.

Yıllar önce eklemlerden geçirilmiş cerrahi girişimler mesela menisküs ameliyatları yıllar sonra kıkırdak lezyonlarına neden olmaktadır.

Son bir grupta yapısal ve genetik formatın neden olduğu özellikle 55 yaş üstü bayanlarda daha fazla görülen kıkırdak lezyonları söz konusudur.

Bahsettiğim tüm bu gruplar sonuçta kıkırdaklarındaki lezyonlar nedeni ile çeşitli şikayetlere sahip olacaklardır. Ortalama ömrün de uzadığı düşünülürse uzun seneler bu şikayetler devam edecek ve artacaktır sonunda da protez uygulamalarına gidilecektir.

Özellikle diz gibi yük taşıyıcı eklemlerdeki bu problemler kişilerin yaşam kalitelerini düşürmekte ve onları depresyona sokmaktadır.

Bilim dünyası bu gerçeği görerek kıkırdak lezyonlarının ciddiyetini ve doğurduğu sonuçları üzerine kıkırdağın yenilenmesi konusunda araştırmalara başlamıştır.

Önceleri eklemin yükünü azaltıcı egzersiz programları, kilo verdirmeler, ilaç tedavileri uygulanmış ama problemin ilerlediği görülmüştür. Özellikle de tam kat kıkırdak kayıplarında kemik ortaya çıkmakta ve kıkırdak oluşmamaktadır.

Birinci jenerasyon tedavi olarak özellikle sınırları belli genç ve orta yaşlardaki kıkırdak eksikliklerinde mikrokırık yöntemi uygulanmaya başlanmıştır. Bu yöntem artroskopik olarak diz eklemini hiç açmadan monitörde görerek uygulanmaktadır. Amaç kıkırdağın olmadığı bölgede kemik iliğini açarak buradan gelen kanın o bölgede yerleşerek içindeki kök hücreleri de kullanarak yeni bir kıkırdak oluşturma felsefesine dayalıdır. Ancak oluşan yeni kıkırdak orjinali gibi olmamakta ve dayanıklılığı daha kısa sürmektedir. Uygulanabilir lezyonlar 2 cm kareye kadar büyüklükte olanlardır.

Daha büyük lezyonlarda ise mozaikplasti adı verilen yöntem uygulanmaktadır. Bu teknikte kişinin aynı ekleminin sağlam bölgesinden 7-8-9-10 mm. çaplı silindirik kıkırdak ile birlikte kemik greftlerin alınarak kıkırdak olmayan yere transferi yapılmaktadır. Dört santimetre kareye kadar büyüklükte olan lezyonlarda tercih edilir.

Bu iki teknik de endoskopik olarak yapılabilmekte ve hasta aynı gün evine gönderilmektedir. Ancak yeni kıkırdak olması için kişi, 4-6 hafta o tarafına yük vermemelidir.

Eğer lezyon daha da büyükse veya daha önce söylediğim teknikler başarısız olduysa o zaman kontrosit kültür uygulaması yapılabilir. Artık bu teknikler ikinci jenerasyondur. Burada yapılan sağlam kıkırdaktan bir parça alıp bu parçadan laboratuarlarda kıkırdak hücresi olan kondrositlerin üretilmesidir. Sonra bu kültür hücreleri ikinci ameliyatla ekleme kıkırdağın olmadığı kısmına nakledilir. Bu sıvı ortamlı olduğu için orada durmasını sağlayacak kemik zarı periostta kullanılmaktadır. Bu teknik daha da ilerletilmiş olup sıvı materyalin kaybolmasını da azaltmak için özel materyaller üretilmiş ve üretilen hücreler bunlara emdirilmiştir. Bunlara skafold adı verilmektedir. Sonra bu skafoldlar problemli bölgeye konmaktadır.

Ancak iş bu kadarla da bitmemektedir. Daha iyilerini yapmak üzere üçüncü jenerasyon teknikler geliştirilmiştir. Bu teknikte skafoldlar üzerine kondroprogenitör adı verilen yani bulunduğu ortama göre yapı özelliğini taşıyanhücreler konmuş ve bunlar uygulanmaya başlanmıştır. Bu hücreler kemik iliğinden, adaleden, yağdan ve sinovyumdan elde edilmektedir.

Bu teknikler hep iki operasyon ile de yapılmaktadır. Birincide sağlam doku alınıp çoğaltılmakta; ikinci operasyonda da oluşturulan doku kıkırdak yokluğunun olduğu bölgeye yerleştirilmektedir. Son çalışmalar ise bu olayın tek ameliyatla nasıl halledileceği konusundadır. Birçok araştırma devam etmektedir. Yine bu tekniklerdeki diğer bir yenilik skafoldlar üstüne dokuların yapımında kullanılan vücut tarafında salgılanan mediatör dediğimiz maddelerin yerleştirilmesidir. Gerçekten çok ileri bir teknolojidir.

Şu ana kadar bahsettiğim uygulamalar daha çok eklemin belli bölgesinde olan sınırlı kalmış kıkırdak defektlerinde uygulanan tekniklerdir. Bir de eklemin tamamını tutan ve tüm eklemde kıkırdak kaybı ile giden hastalıklar vardır. Günümüzde ilerlemiş bu hastalıklarda eklem protezleri uygulamaları başarı ile yapılmaktadır. Ancak hastalar artık kendi eklemleri yerine artifisyal eklemler kullanmaktadırlar. Gen tedavisi ile bu tip kıkırdak sorunları da çözülecektir. Bununla ilgili çalışmalar devam etmektedir. Ancak bu tekniklerde canlı virüslerin ve onlara yüklenen DNA'ların kullanılması bazı sorunlar getirmektedir. Bu nedenle daha çalışmalar hastalar üzerinde yaygın kullanıma müsaade etmemektedir. Bu sorunlar giderildiği taktirde hangi kıkırdak lezyonu olursa olsun tedavi edilebilecek herkes her zaman kıkırdağını korumuş veya yeniden yapmış olacaktır.

Sonuç olarak kıkırdaklar yenileniyor mu? Belki kendi başlarına hayır ama yeni teknolojik gelişmeler ve tedavi şekilleri ile evet; yenileniyor.

Sağlıklı Eklemler için Sağlıklı Kilo.

Fazla kilolar bu eklemlerin yükünü arttırır ve kıkırdağın bozulmasına yol açar. Kaybettiğiniz her 1 kilo, dizlerinizdeki 4 kiloluk basıncı yok eder.

Eklemler için Düşük Etkili Egzersiz.

Eklemleri korumak için en iyi egzersizler, yüzmek ve bisiklete binmek gibi düşük etkili egzersizlerdir. Çünkü yüksek etkili, vuruşlu, sarsıntılı egzersizler eklemlerinizin incinmesine ve kıkırdağınbozulmasına neden olabilir. Eklemlerin Etrafındaki Kasları Geliştirin. Eklemlerin etrafındaki kasların daha güçlü olması, eklemlerde daha az gerilim olduğu anlamına gelir. Kasların gücünde çok az artış olması bile, eklemlerimizin yükünü azaltır.

Tam Hareket Açıklığı Sağlayın.

Eklemlerinizin sertleşmesini önlemek ve esnekliklerini muhafaza etmek için hareket açıklığının tamamını kullanacak doğrultuda hareket ettirin. Eğer kireçlenmeniz varsa, doktorunuz veya fizyoterapistiniz size günlük hareket açıklığı egzersizlerini önerebilir. Karnınızı Güçlendirin.

Güçlü karın ve sırt kasları dengeye yardım eder. Ne kadar dengeli olursanız, düşme sonucu eklemlerinizi incitme riskinden o derece uzak olursunuz. Bu nedenle düzenli egzersizlerle karın kaslarınızı güçlendirin.

İyi Bir Duruşla Eklemlerinizi Koruyun

Ayakta ve otururken düz durun. İyi duruş, dirseğinizden dizlerinize kadar olan tüm eklemlerinizi korur. Duruşu iyileştirmenin en iyi yolu yürüyüş yapamaktır. Ne kadar hızlı yürürseniz, sizi dik pozisyonda tutmak için kaslarınız o kadar çok çalışır. Yüzme de duruşu düzeltir.

Ağır Kaldırırken ve Taşırken Dikkatli Olun

Bir şeyler kaldırırken ve taşırken eklemlerinizi düşün. Doğru eğilme, kalma pozisyonlarını öğrenin. Çantaları elleriniz yerine kollarınızda taşıyın.

Bizden haberdar olmak
ister misiniz?
florence nightingale hastanesi çağrı merkezi
florence nightingale hastanesi

Copyright 2016 Florence Nightingale. Tüm hakları saklıdır.

Web sitemizdeki bilgiler kişileri tanı ve tedaviye yönlendirme amacı taşımaz. Tanı ve tedaviye yönelik tüm işlemlerinizi doktorunuza danışmadan uygulamayınız.