Yararlı Bilgiler

Doğum sonrası süreçte de, süt verme ve hayat tarzındaki değişimler sıklıkla; karın, bacak ve kalça bölgesinde kilo alma, memelerde büyüme ve sarkma, genital bölgede deformasyon gibi istenmeyen görüntülere sebebiyet verebilir. Amerika'da momi makeover adı verilen tek ve / veya çoklu seans operasyonlarla kadının vücudu toparlanır. Hamilelik sonrası en çok yapılan estetik ameliyatlar abdominoplasti (karın germe), liposuction (yağ alımı), meme estetiği, bacak germe ve genital estetik ameliyatlardır. Ancak bu ameliyatlar için hastanın süt verme dönemini geçirmiş olması şarttır.

Doğum sonrası karın germe ameliyatı

Hamilelikte karın kasları orta hattan ayrılır, karın ön duvarı kasları gevşer ve karın cildi genişler. Bu sırada cilde çatlaklar oluşabilir. Karın germe ameliyatında hamilelikte oluşmuş olan bu deformasyonun düzeltilmesi amaçlanır. Göbek deliğinin altında kalan sakmış ve çatlaklar olan cilt çıkarılırken, karın ön duvarındaki birbirinden ayrılmış kaslar anatomik pozisyonuna getirilir. Böylece belde inceltilmiş olur. Ancak bu ameliyatları yapabilmek için doğum sonrası en az 3-4 ay geçmiş olması gerekir. Doğumla aynı anda karın germe ameliyatının yapılması uygun değildir. Büyümüş olan rahmin normal boyuta inmesi için beklenmesi şarttır.

Genel anestezi altında yapılan bu ameliyat sonrası bir gece hastanede yatış uygundur. Ameliyattan yaklaşık 6-8 saat sonra hastanın yürümesi gereklidir. 7-10 gün sonra hasta normal hayatına döner, ancak ağrı egzersizleri yaklaşık 6 hafta sonra yapabilir.

Doğum sonrası meme estetikleri

Hamilelik sürecinde başlayan memedeki büyüme ve değişim, doğum sonrasında emzirme ile devam eder. Emzirme dönemi sona erdiğinde meme dokusu adeta küçülür ancak memedeki fazla deri nedeniyle sıklıkla yarı sönmüş balon şeklinde görünüm olur. Bu durumda memelerin dikleştirilmesi ve bazen de büyütülmesi gerekir. Nadiren de memelerde büyüklük kalıcı olduğunda meme küçültme cerrahisi gerekebilir.

Meme estetiği cerrahisi için; emzirmenin bitmesi ve üzerinden en az 3, ideal olan 6 ay geçmiş olması gereklidir. Genel anestezi altında yapılan ameliyattan sonra 1 gece hastanede kalmak yeterlidir. Meme Dikleştirme ameliyatı; fazla olan cildin çıkarılması, meme başının olması gereken yere taşınması işlemidir. Bazen dikleştirmeyle beraber meme büyütme de yapılabilir. Böyle durumlarda meme protezİ meme dokusunun altına yerleştirilir.

Meme küçültme ameliyatında ise; meme dokusu ve meme derisindeki fazlalık çıkarılır. Tüm ameliyatlarda ortak amaç görünür iz olmamasıdır. Bu nedenle dikiş meme altında olur. Ameliyat sonrası 3-4 gün sonra hasta rutin hayatına dönebilir. Ancak 2 hafta kollarını kullanmasını gerektirecek ağır iş ve sporlardan kaçınması gereklidir.

Doğum sonrası liposuction (Yağ alımı)

Hamilelikte ve doğum sonrasında oluşan; karın, bel, kalça ve bacaklardaki yağlanmalar diyet ve egzersizle düzelmeyebilir. Bu durumda liposuction denen yöntemle yağlar negatif basınçlar alınır. Ancak bu ameliyat için hastanın ideal kilosuna inmiş olması gereklidir. Bu ameliyatlar zayıflama ameliyatı değil vücut şekillendirme ameliyatıdır. Ameliyat sonrası hastaların mutlaka korse giymesi gerekmektedir.

İyileşme sürecini hızlandırman, sonucun daha iyi olmasını sağlayan lazer laser lipoliz günümüzde kullanılır hale gelmiştir. Bazen karın germe, bazen de meme ameliyatları ile beraber yapılan bu ameliyattan sonra 4-6 hafta korse giyilmesi zorunludur.

Doğum sonrası genital estetik

Doğum sonrası kadın genital bölgesinde deformasyon gelişebilir. Çoğu zaman bu bozulma doğumdan önce de vardır ancak doğumla problemin büyüklüğü artar. En sık yapılan genital estetik küçük dudaklardaki sarkma ve fazlalıkların alınması, asimetrinin düzeltilmelidir. Bunun haricinde karın dokusunun hemen alt kararında mone pubis denen bölgeye liposuction, büyük dudakların doldurulması (yağ dokusu veya hazır dolgu maddeleri ile), klitorisdeki fazlalıkların alınması ve vajen girişinin daraltılması diğer genital estetik işlemlerdir. Doğum sonrası bu işlemlere ihtiyaç artar. Bu ameliyatlar hastanın hayat kalitesini arttırmak ve özgüvenini sağlamak açısından önemlidir.

İletişimde gözler çok önemli rol oynar. Öyle olur ki kişilerin bakışlarından üzgün, sinirli veya mutlu olduğunu anlarız ve kelimelere gerek bile duymayız. Bu nedenledir ki günümüzde sağlıklı ve mutlu görünümlü gözler için ne yapılması gerektiği aranır olmuştur. Göz ve çevresindeki anatomik farklılıklar ve yaşla oluşan değişiklikler kişiye yorgun, bezgin, sinirli görünüm verebilir. Kaşların daha aşağıda yerleşimli olması, çatık oluşu, göz kapaklarındaki sarkmalar, göz çevresindeki kırışıklıklar, gözaltındaki torbalanmalar bu ifadelere sebep olabilmektedir. Yaşın ilerlemesiyle kaşlar ve göz kapakları aşağıya doğru yer değiştirir.

Kimi kişilerde ise özellikle kaşların orta kısımları birbirine daha yakın ve aşağıdadır. Bu kişilere kızgın, kaşları çatık, öfkeli bir ifade verir. Bu görünüm kişiler arası ilişkilerde ön yargılara sebep olabilir. Yine kaşlar arasındaki kaş çatma çizgilerinin derinleşmiş ve yerleşmiş olması öfkeli ifade belirtisi olarak algılanabilir.

Göz çevresindeki sorunlar erkekleri de etkiler!

Erkeklerde, yüz kasları daha kuvvetli olabildiğinden bu kaş çatma kırışıklıkları daha derin olur. Erkeklerde kadınlara göre kaşlar daha aşağıda yerleşimlidirler ve bu da yine kızgın görünüme katkısı olan anatomik bir dezavantajdır. Erkekler, kadınlara göre göz kapakları ve çevresinde başka dezavantajlara da sahiptirler. Göz kapakları yaşla beraber sarkma gösterir. Göz kapaklarını kapatan kasların sürekli kullanımı nedeniyle göz çevresinde kırışıklıklar oluşur. Bu kırışıklıklar erkeklerde genelde daha derindir. Kadınlara göre erkeklerin daha az cilt bakım ürünleri kullanması, güneşten daha az sakınmaları bu kırışıklıkların daha derin olma sebeplerinden bazılarıdır.

Alkol kullanımı torbalanmayı artırır!

Yaşın ilerlemesi ile göz çevresinde torbalanmalar da görülür. Bu torbalar aslında göz çevresi yağ dokularının olması gereken yerden dışarı doğru çıkması nedeniyle oluşur. Ancak alkol kullanım gibi bir takım nedenler bu torbalanmaların daha hızlı ve fazla olmasına sebep olur. Erkeklerde alkol kullanımın genelde daha fazla olması nedeniyle erkeklerde bu göz torbalarının daha fazla olmasını kaçınılmaz hale getirir.

Göz çevresi estetiği iz bırakmaz!

Göz çevresi estetiği lokal anestezi altında yapılan hasta tarafından çok rahat tolere edilen müdahalelerdir. Özellikle erkek hastalarda estetik müdahale geçireceğinin belli olacağı korkusu ve normal hayat temposundan uzun süre ayıramama nedeniyle göz çevresi estetiğinden kaçınılır. Oysaki kızgın, öfkeli ifadeye sebep olan kaşların çatık ve aşağıdaki konumu kaşlara yapılacak düşük doz Botox enjeksiyonuyla düzeltilebilinir. Yine derin kaş çatma çizgileri ve göz çevresi kırışıklıkları Botox enjeksiyonuyla çözülebilen sorunlardır. Ancak Botoxun etkisinin kalıcı olmaması ve ortalama 6 ayda bir tekrarlanması gerektiği nedeniyle bu bölgelere estetik ameliyat yapılarak kaşlar kaldırılabilinir. Burada önemli olan kaş kaldırmada erkeksi görüntünün korunmasıdır. Kişinin yorgun, bezgin ifadesine sebep olan göz kapaklarındaki sarkmalar ve torbalanmalar için doğal göz kapağı çizgisinden yapılan estetik ameliyatla düzeltilir. Kesi yeri doğal göz kapağı çizgisi olacağından geçirilen ameliyata ait iz olmayacaktır. Bu müdahaleler sonrası hastanın gözlerini kapama gibi normal hayatına devam etmesine engel olan pansumanlar olmaz.

Sarkmış ve kırışmış göz kapaklarınızın gözlerinizdeki duyguyu kapatmasına izin vermeyin, bırakın gözleriniz kalbinizin aynası olsun.

Elin insan için önemi nedir?

Beynin yapısı incelendiğinde el ve üst ekstremite (el-dirsek ve omuz eklemi ile birlikte) için ayrılmış olan rezerv, birçok büyük organ için ayrılmış kapasiteden çok fazladır. Bu homunculus denilen tasvirlerde de gösterilmiştir. Bu yüzden elin fonksiyonları, aklın dışa vurumu olarak da düşünülebilir. “Eller, gözlerden hızlıdır" sözü de bu durumu yansıtan ve elin hayatsal önemini anlatan bir özdeyiştir.

El cerrahisinin önemiel cerrahisi ve önemi

El ve üst ekstremite (el-dirsek ve omuz eklemi ile birlikte) cerrahisi, günümüz ortopedi pratiğinde oldukça geniş yer tutan bir konsept. El cerrahisinin geçmişindeki daha izole yaklaşımlar yerine günümüzde omuz kavşağını da içine alan konsept, daha doğru bir yaklaşım. Yurt dışında birçok el cerrahisi merkezinin isminin değişerek, “El ve üst ekstremite merkezi" olması da bunu göstermekte. Geçmişte anatomik olarak daha riskli bölgeler olması ve özelleşmiş cerrahlar tarafından değerlendirilme imkanı daha kısıtlı olduğundan, bu bölgelere gereken özen gösterilememiş. Bununla birlikte, bu yaralanmalardan korunma yolları da yaygın bir şekilde anlatılamamış.

Günümüzde ise hızla yükselen yaşam standartlarını karşılamak adına el ve üst ekstremiteyi ilgilendiren rahatsızlıklar, bu konularda özelleşmiş cerrahlar tarafından güvenli bir şekilde gerçekleştirilmekte. Böylece hastalarımız önceki aktivite seviyelerine hızlı şekilde dönebiliyorlar. El yaralanmaları nasıl ve hangi sıklıkla karşınıza çıkıyor?

Yine üç boyutlu ortamda elin uzaysal durumu, varlığı en iyi şekilde konumlandırmak için bir çapa görevi görüyor. Bu da el-dirsek-omuz kavşağını kazalara ve yaralanmalara açık bir duruma sokuyor. Sıklıkla bu yaralanmalar işyerlerinde meydana gelmekle birlikte cam ya da kesici aletler ile ev kazaları şeklinde de ortaya çıkabilir. Bu yaralanmalar sonucunda elimizde bulunan çok ince sinir ve damarların kesilmesi ve bu yapılara acil müdahale gereksinimi söz konusu olabilir. Bu ameliyatlar sırasında 1-2 mm kalınlığındaki sinir ve damarlar mikroskoplar yardımı ile onarılabiliyor. Böylesine ince bir cerrahi için uzun yıllar boyunca eğitim almak gerekliliği söz konusu. Bu deneyimi elde etmek adına ben de eğitimim sırasında birçok kere İngiltere ve Amerika'da¬ki öncü kliniklerde çalışma fırsatı buldum.

İlk müdahaleler nasıl olmalı

Elin bu derece önemli bir yapı olmasından dolayı ilk müdahaleler sırasında zaman kaybetmemek gerekli. Yaralanma bölgesinde eğer bir kanama varsa bu bölgeye bası uygulayarak, en kısa zamanda acil servise başvurulmalı. Gecikmiş başvurular sonucunda maalesef yeterli müdahalelere rağmen istenilen sonuçlar elde edilemeyebiliyor. Yeterli müdahaleye rağmen etkin olmayan bir fizik tedavi protokolü uygulanması da, özellikle el ve üst ekstremite gibi ince iş yapan bir bölge için istenmeyen sonuçları ortaya çıkarabilmekte. Kadıköy Florence Nightingale Hastanesi olarak 7 gün 24 saat el yaralanmalarını karşılama kapasitesine sahibiz. Bu tür yaralanmalarda hastalarımıza en güncel tedaviyi etkin bir şekilde uygulayabiliyoruz. Ancak şu da unutulmamalı; iyi bir cerrahi müdahalenin sonunda 21. yüzyılın gereksinimleri de göz önüne alındığında mutlaka el cerrahı ve hasta ile uyumlu etkin bir fizyoterapinin alınması da gerekli.

Aciller dışında en sık hangi el hastalıkları ile karşılaşıyorsunuz?

El dirsek ve omuz hastalıkları, genel orto¬pedi pratiğinin oldukça büyük bir kısmını kapsamakta ve polikliniklerde hastalarımızın büyük bir kısmını oluşturmaktadır.

El bileğinde sıklıkla sinir sıkışma sendromları (karpal tünel sendromu), kirişlerin yani tendonların zorlanması, tetik parmak hastalığı, özellikle başparmak kök kısmında kireçlenme, el bilek bağ hastalıkları ve romatizmal hastalığa sahip eller ile karşılaşabilmekteyiz. Dirsek bölgesinde ise tenisçi dirseği olarak bilinen zorlanma tendinitleri ve sıklıkla 4-5. parmakta uyuşma-ağrı ile karşımıza çıkan sinir sıkışmaları (kubital tünel sendromu) sık görülmekte. Omuz bölgesinde özellikle gece ağrılarına sebep olabilen manşet kas yırtıkları, 50-60 yaş civarı kişilerde şikayetlere neden olabilir.

Bütün bu yaklaşımlar göz önüne alındığında, el-dirsek ve omuz hastalıkları iyi bir değerlendirme gerektiren ve yetkin ellerde sabır ve özveriyle tedavi edilmesi gereken gereken bir konsepttir.

 

Grup Florence Nightingale Hastaneleri I Kadıköy Life Dergisi

Mayıs & Haziran 2016 

Karın duvarının şekillendirilmesi için kullanılan başlıca plastik cerrahi yöntemleri nelerdir?

Karın duvarının şekillendirilmesi, mevcut olan yağlanmanın, sarkmanın ve cildin esnekliğinin durumuna bağlı olarak başlıca liposuction (yağ emme) ve abdominoplasti (karın germe) yöntemleri ile gerçekleştirilebilmektedir. Günümüzde bu her iki yöntem de çok sık yararlanılan tedavilerdendir. Liposuction en sık uygulanan estetik cerrahi ameliyatı, abdominoplasti ise sıklık sıralamasında altıncı sıklıkla uygulanan estetik cerrahi ameliyatıdır.

Abdominoplasti nedir?

Abdominoplasti yada karın germe ameliyatı, karın duvarındaki fazla yağ ve derinin çıkarılarak ve karın duvarındaki gevşemiş kasların sıkılaştırılarak karın duvarının yeniden gençleştirilip şekillendirilmesidir. Bu ameliyatla karnın gevşek, yağ dokusu artmış ve şiş görünümü giderilmekte, yeniden düz ve ince görünümünü kazanması sağlanmakta ve ayrıca bel inceltilmektedir. Benzer şekilde karın duvarı kaslarının orta hatta birbirinden ayrılmasıyla ortaya çıkan diyastaz adı verilen durum da bu ameliyatla onarılabilmektedir.

Abdominoplasti amaliyatında mevcut olan yağlanmanın, sarkmanın ve cildin esnekliğinin durumuna bağlı olarak klasik abdominoplasti, miniabdominoplasti ve marriage abdominoplasti gibi başlıca 3 değişik değişik yöntem uygulanabilmektedir.

Marriage Abdominoplasti nedir ve klasik abdominoplasti ve miniabdominoplasti tekniklerinden farklılıkları nelerdir?

Klasik abdominoplasti genellikle karın duvarında çok fazla miktarda yağ birikmesi olan ve karın derisinin esnekliğinin ileri derecede kaybolup sarktığı durumlarda uygulanır.

Mini-abdominoplasti;genellikle karın duvarındaki yağ birikmesinin orta dereceli olduğu ve karnın alt yarısında görüldüğü ve karın derisindeki esneklik azalmasının karnın alt yarısında izlendiği durumlarda tercih edilir.

Marriage abdominoplasti mini-abdominoplastide olduğu gibi genellikle karın duvarındaki yağ birikmesinin ve karın derisindeki esnekli azalmasının karnın alt yarısında görüldüğü ve bel bölgelerinde yağlanma izlenen hastalarda tercih edilir.

Abdominoplasti için en uygun adaylar kimlerdir?

Abdominoplasti ameliyatı için en uygun adaylar, karın duvarındaki fazla dokuların diyet ve egzersizle ortadan kaldırılamadığı sağlıklı kişilerdir. Bu girişim çoğunlukla kadın hastalarda uygulanmakla birlikte, hem kadın hem de erkek hastaların sıklıkla başvurduğu bir girişimdir. Kadınlarda daha sık uygulanmasının başlıca nedenlerinden birisi, karın duvarındaki kasların ve derinin hamilelikler sırasında gerilip esnekliğini yitirmesidir. Fazla yağ birikmesi ise hem kadınlarda hem de erkeklerde görülen diğer sık bir nedendir.

Abdominoplasti ile Liposuction arasındaki farklar nelerdir?

Abdominoplasti gibi liposuction da karın duvarının yeniden şekillendirilmesinde sık kullanılan bir yöntemdir. Liposuction ya da diğer adıyla yağ emme girişiminde karın duvarındaki fazla yağ dokusu aspirasyon yoluyla emilip çıkarılmakta, buna karşın deri alınmamakta ve karın duvarı kasları sıkılaştırılmamaktadır. Bu nedenle liposuction girişimi, karın derisinin esnekliğini yitirip sarkmadığı ve karın duvarı kaslarının gevşeyip karnın gergin görünümünü yitirmediği kişilerde uygulanır. Abdominoplasti ameliyatından ise karın derisinin esnekliğini yitirip sarktığı ve karın duvarı kaslarının gevşeyip karnın şiş görünüm aldığı kişilerde yararlanılır.

Abdominoplasti sonrası iyileşme dönemi nasıldır?

Abdominoplasti ameliyatlarından sonra hasta ya aynı gün eve çıkabilir ya da 1 gün hastanede kalabilir. Ameliyatın ertesi günü yürümeye başlanır. Üç-dört gün sonra evden dışarı çıkılabilir. İşe dönüş genellikle 2 hafta içinde mümkündür. Ameliyat izi 3-6 hafta içinde belirginliğini yitirir ve 6-9 ay içinde çok az görünür bir duruma gelir.

Abdominoplastinin uzun dönemdeki etkileri nelerdir?

Abdominoplasti sonrasında kişilerin %90'dan fazla çoğunluğu ameliyatlarından memnun ve tatmin olmaktadırlar. Abdominoplasti sonrasında görülen en önemli değişiklikler kişilerin duygusal durumlarında, sosyal işlevlerinde ve kendilerne güvenlerinde görülen olumlu değişikliklerdir.

Burun ameliyatınızdan sonra iyileşme süreci zaman ve sabır gerektirir. Ameliyat sonrasında gösterdiğiniz özen ve bakım  oldukça önem taşımaktadır.Burun ameliyatından sonra dikkat etmeniz gerekenler cerrahınız tarafından size detaylı olarak aktarılacaktır.

  1. Ameliyat sonrasında ,burnunuzun içindeki tamponlar nedeni ile burnunuzdan nefes alamıyor olabilirsiniz. Bu dönem süresince ağzınızdan nefes almalısınız. Tamponların burnunuzda kalma süresini doktorunuz belirleyecektir.
  2. Yeterli sıvı almanız önemlidir. Meyve suyu, su ve hafif içecekler ağızdan nefes almanın neden olduğu ağız kuruluğunu biraz olsun hafifletmeye yardımcı olacaktır. Pipet kullanmak yerine sıvıları yudum yudum içmeyi tercih ediniz. Yumuşak, kolay çiğnenen gıdalar yiyiniz. Dudaklarınızı nemli tutmak için jel veya dudak kremleri kullanınız.
  3. Sadece doktorunuz tarafından verilen ilaçları kullanınız. Aspirin veya aspirin içeren ilaçlar veya kan pıhtılaşmasını engelleyici ilaçlar kullanmayınız.
  4. Burnunuzdaki pansumanlar duruyorsa ,uyurken veya dinlenirken başınızı, en az iki yastık olacak şekilde yüksekte tutunuz. Mümkün olduğu kadar, gün boyu başınızı dik tutmaya özen gösteriniz; bu normal kan dolaşımını koruyacak ve ameliyat sonrası oluşacak şişliğin azalmasına yardımcı olacaktır.
  5. Burnunuzdan bir miktar sızıntı olması beklenen bir şeydir. Bu pembe /açık kırmızı renkli olacaktır, fakat sürekli kırmızı kan geliyorsa mutlaka doktorunuza bildirmelisiniz.
  6. Ameliyattan çıktığınızda, burnunuzun üzerinde iki kat plaster ve bir alçı atel olacaktır. Bunlar, burnunuza şekil vermek kadar burnunuzun korunması için de önemlidir. Bu pansumanlara dokunmayınız ve bozmayınız; bir hafta içinde doktorunuz tarafından çıkarılacaktır.
  7. Burnunuzun altındaki küçük tampon, gerektikçe değişebilir (veya hiçbir kanama yoksa çıkarılıp atılabilir).
  8. Burun deliklerinizi ovalamayınız veya burun silmeye teşebbüs etmeyiniz. Burnunuzu çarpmamaya özen gösteriniz. Tişört ve balıkçı yaka kıyafetler yerine önden düğmeli kıyafetler giyiniz.
  9. Dişlerinizi dikkatle fırçalayınız ve sadece yumuşak bir diş fırçası kullanınız. Dudaklarınızı büzmeyiniz veya üst dudağınızı aslında gerektiğinden daha fazla yukarı kaldırmaya çalışmayınız.
  10. Ameliyatınızdan sonra iki hafta süreyle ıkınmaktan, eğilmekten, ağır şeyler kaldırmaktan (özellikle küçük çocuklarınızı), efor gerektiren egzersizlerden ve spordan kaçınınız.
  11. Bir ay süre ile direk güneş ışınına maruz kalmaktan kaçınınız.
  12. Burnunuzun dışındaki pansumanlar çıkarıldığında çevre dokularda bir miktar şişme ve renk değişikliği olduğunu fark edeceksiniz. Burnunuz şiş ve ucu yukarı dönmüş görülebilir. Bu zamanla kendiliğinden düzelecektir.
  13. Burnunuzun ucunda ve bazen de üst dudağınızda uyuşukluk hissedebilirsiniz. Bu durum birkaç hafta içinde düzelecektir.
  14. Tamponlar çıkarıldıktan sonra, burnunuzu nazikçe günde 2-3 kez kulak temizleme çöpü ile musluk suyu kullanarak temizleyebilirsiniz. Kulak temizleme çöpünü burun deliğinizden yukarı doğru sokmayınız.
  15. Tamponlar alındıktan sonra dahi, burnunuz tıkalı olacaktır. Bu, dokuların cerrahiye normal yanıtıdır. Bir hafta süre ile burnunuzu sümkürmeye teşebbüs etmeyiniz. Aksırmak, sümkürmek zorunda kaldığınızda, her iki burun deliğiniz açık şekilde bunu nazikçe yapınız. Burun spreyleri veya damlaları kullanmayınız. Şayet hapşırmak zorunda kalırsanız ağzınız açık hapşırınız.
  16. Ameliyatınız boyunca almış olduğunuz ,sakinleştirici veya uyuşturucu ilaçların kullanımından sonra bitkinlik ve zafiyet oldukça sıktır. Bir veya birkaç gün içerisinde kendinizi daha güçlü hissedeceksiniz. Bazen de uykusuzluk olabilir. Bunu hafifletmeye yardımcı olmak için, ilk hafta boyunca size uyku ilacı verilebilir.
  17. Ameliyattan 12 ile 36 saat sonra depresyon görülmesi hiç de nadir bir olay değildir. Burnunuzun ameliyattan sonraki ilk görünümü sizi şaşırtabilir. Sabırlı ve gerçekçi olmanız gerektiğini hatırlayınız. Unutmayınız ki burnunuz cerrahi bir girişime maruz kaldı ve zamanla düzelip çok daha iyi olacaktır. Burnunuzun tam anlamıyla iyileşmesi 6 ile 12 aylık bir süre gerektirebilir.
  18. Pansumanlar alındıktan sonra normal iş hayatınıza dönebilirsiniz (yaptığınız işin türüne bağlı olarak). Küçük morlukların gizlenmesine yardımcı olmak için makyaj kullanılabilir.
  19. Ameliyat sonrası randevularınızın hepsine gittiğinizden emin olunuz. Bunlar, doktorunuzun iyileşmenizi ve burnunuzun gelişimini takip etmesi ve burnunuzun görünümündeki gelişimi değerlendirmek için çekilecek ameliyat sonrası fotoğraflar için gereklidir. Ameliyat sonrası randevular, genellikle ameliyattan 1 hafta, 1 ay, 3 ay ve 6 aya verilir.
  20. Ameliyat sonu zorunlu olmadıkça iki ay gözlük kullanmayın. Gözlükler sadece alçı tel yerindeyken takılabilir. Bu dönemden sonra bir parça bantla alnınıza asılmalıdır. Bunun nasıl yapıldığı size gösterilecektir.

Her ameliyatta olduğu gibi meme küçültme ameliyatının da bazı riskleri bulunmaktadır.

Kanama: Nadir bir durumdur, ameliyat sırasında veya ameliyat sonrası dönemde gözlenebilir. Ameliyat sonrası, memelere konan dren hem kanama olup olmadığını takip etmek, hem de az da olsa kanın meme dokusu içinde toplanmasını önlemek içindir.

Enfeksiyon: Nadir olmakla birlikte görülme olasılığı vardır. Çoğu cerrah ameliyatın hemen başında koruyucu antibiyotik kullanmaktadır.

Meme başı ve deri duyarlılığında değişme: Bu bölgelerin duyarlılığında azalma ortaya çıkabilmektedir. Ancak bu durum geçicidir.Daha sonra kendiliğinden düzelmektedir.

İzler: Her cerrahi işlem sonunda iz kalması kaçınılmazdır. Bazı durumlarda izler fark edilemeyecek boyutta iken, bazı hastalarda daha belirgin olabilmektedir.

Ağrı: Meme küçültme ameliyatı sonrası boyun, sırt ve omuz ağrılarınız devam edebilir. Nadir durumlarda deri ve memenin derin dokularında ortaya çıkan nedbeler ağrıya sebep olabilir.

Memede sertlik: Meme içindeki nedbe veya yağ nekrozuna bağlı sertlik nadir olarak görülebilir. Bu önceden tahmin edilemeyen bir durumdur.

Yara iyileşmesinde gecikme: Nadir de olsa gözlenebilir. Meme derisinde veya meme başında bazı bölgelerin tamamen iyileşmesi daha fazla zaman alabilir. Sık pansuman gerekebilir. Sigara alışkanlığı olanlarda yara iyileşmesi problemlerine daha sık rastlanmaktadır.

Emzirme: Meme küçültme ameliyatı olan bazı kadınlar çocuklarını emzirebilmektedir, ancak genellikle bu önceden tayini zor bir durum olabilir. Eğer çocuk sahibi olmak ve emzirmek istiyorsanız meme küçültme ameliyatı olamadan önce bu durumu cerrahınız ile tartışmalısınız.

Alerjik reaksiyonlar: Nadir de olsa flastere, dikiş malzemelerine veya kullanılan pomatlara karşı lokal alerji geliştiği bilinmektedir. İkinci ameliyat gerekliliği: Meme küçültme ameliyatının uzun dönemde sonuçlarını etkileyen pek çok faktör vardır. Memelerde gevşeklik, sarkma gibi durum ortaya çıkarsa ilave cerrahi gerekebilmektedir.

Her ameliyatın genel veya kendine özel riskleri bulunmaktadır. Ameliyat sonrasında meme bölgesinde şişlik ve ağrı gözlenebilmektedir. Ameliyata bağlı kanama ve enfeksiyon ise nadir görülen durumlardır.Bazı hastalar ameliyattan sonra meme başlarında artan veya azalan duyarlılıktan ya da kesi çevresinde hissizlikten şikayet edebilmektedirler. Bu durum genellikle geçici olmaktadır.

Meme büyütme ameliyatında kullanılan protezden kaynaklı bazı sorunlar ortaya çıkabilir. Bunlardan biri; kapsüler kontraktürdür. Kapsül kantraktüründe; protezin etrafındaki yara dokusu protezi sıkıştırır bu da meme sertmiş hissini ortaya çıkarır. Kapsül kontraktürü tedavi edilebilmektedir.Silikon protezlerin dış yüzeyi çok ince olmakla birlikte dış darbelere oldukça dayanıklıdır. Normal ve orta dereceli masajlar zarar vermez. Kişi ameliyattan 2 ay sonra yüzü koyun yatabilmektedir. Bazen , protez içeriğinin balon dışına sızması görülebilir. Eğer jel dolgulu protez kullanılmışsa, doku aralıklarına sızan bu maddeler kitle oluşmasına neden olabilir. Salin (uzlu su karışımı) dolgulu protez kullanılmışsa, dışarı sızan salin vücuda herhangi bir zarar vermeden dokular tarafından hızla emilir.

Protezin yırtılması nadir bir durumdur, araç içi trafik kazalarında olduğu gibi sıkışmalarla, yüksekten düşmelerle ve delici alet yaralanmaları ile ortaya çıkabilir. Protez konmuş memelerde daha sonra yapılacak mamografi ve cerrahi muayene problem oluşturmaz. Protez mamografide bir boşluk olarak görülür. Silikon meme protezli bir memede kanser gelişmesi riski artmaz, normal meme dokusu ile aynıdır. Böyle bir durum oluştuğunda protezli memede de kansere yönelik ameliyat ve diğer tedavi şekilleri standartlar doğrultusunda uygulanır.

Karın germe AMELİYATINDAN ÖNCE dikkat etmeniz gereken bazı konular vardır. Bunlar şöyle sıralanabilir:

  • Eğer düzenli alıyorsanız E vitamini ve aspirin kullanımını bırakmalısınız.
  • Düzenli kullandığınız ilaçlar varsa bunları mutlaka cerrahınız ile paylaşmalısınız.
  • Cerrahınız hangilerine kullanmaya ara vermeniz gerektiğini size detaylı şekilde aktaracaktır.
  • Sigara içiyorsanız, karın germe ameliyatından önce ve sonrasında sigara içmeye ara vermelisiniz. Mümkünse bırakmalısınız.
  • Ameliyat öncesi güneşte fazla kalmamaya özen göstermelisiniz.
  • Ağır diyetlerden kaçınmalısınız Soğuk algınlığı, grip gibi enfeksiyonlara dikkat etmelisiniz. Bu gibi rahatsızlıklar ameliyatın ertelenmesine neden olabilir.
  • Ameliyat, hastane koşullarında ameliyathanede ve anestezi uzmanının gözetiminde yapılır.
  • Lokal anestezi ve sedasyon (damar yolu ile uyutma) birlikte tercih edilir. Ancak çok sınırlı bir alana uygulama yapılacaksa lokal anestezi de uygulanabilmektedir.
  • Liposuction ameliyatı uygulanacak alanların/alanın sayısına ve durumuna göre yaklaşık 1-5 saat arasında sürebilmektedir.
  • Kanüllerin (yağın vücuttan uzaklaştırılmasını sağlayan borular)girmesi için yapılan kesiler çok ufak olduğu için genellikle dikilmez ya da en fazla 1-2 dikiş atılır. Bu izler 2-6 ay içinde belli belirsiz hale gelir.
  • Liposuction ameliyatından sonra genellikle aynı gün hastaneden çıkmak mümkün olmaktadır.
  • Liposuction ameliyatının sonunda uygulama yapılan bölgeler bandajlanır ve hastaya korse giydirilir.Hasta korse giymeye 5-6 hafta devam eder.
  • Liposuction ameliyatından sonra duyulan ağrı ilaçlarla rahatlıkla yönetilebilmektedir. Uygulama alanlarında morluk, şişlik, karıncalanma gözlenebilmektedir. Bu şikayetler genellikle 3 hafta içinde kendiliğinden kaybolmaktadır.

Hipospadias ameliyatından sonra HASTANEDE KALIŞ SÜRESİ nedir?

Hipospadiasın ciddiyetine ve uygulanan yönteme göre hastanede yatış süresi 3-10 gün arasında değişmektedir.

Hipospadias ameliyatlarının BAŞARISI nedir?

Hipospadias ameliyatından sonra çocuklar normal fonksiyon ve iyi bir estetik görüntüye sahip olabilmektedir. Hipospadiaslı çocukların %90'ında sorunlar tek bir ameliyat ile ortadan kalkabilmektedir. Ameliyatın başarısında ekibin, ameliyatın yapıldığı yerin önemi çok büyüktür.İşinin ehli olmayan kişilerce uygun olmayan ortamlarda yapılan ameliyatların sonunda istenilen fonksiyonel başarıya ve estetik görüntüye kavuşulamaması, komplikasyon görülme riski oldukça artmaktadır.

Hipospadiasın ÜREME FONKSİYONU üzerine etkileri nelerdir?

Hipospadias kısırlığa (infertiliteye) neden olan bir rahatsızlık değildir. Başarılı bir hipospadias ameliyatının da üreme üzerine olumsuz bir etkisi bulunmamaktadır.Aksine erişkin döneme kadar tedavi edilmeyen hipospadiaslı kişilerde iktidarsızlık sorunlarının boy gösterdiği bilinmektedir.

Hipospadias ameliyatı için EN UYGUN YAŞ nedir?

Günümüzde hipospadias ameliyatı için en uygun görülen yaş; 6-18 aylar arasıdır. Hipospadias ameliyatının komplikasyonları nelerdir? Hipospadias ameliyatından sonra her ameliyatta gözlenebilen bazı erken dönem riskler şöyledir: kanama, dikişlerin açılması, enfeksiyon. Geç dönemde ise, fistül (delik), stenoz (darlık), kordi tekrarlamasına bağlı peniste aşağı doğru eğrilme ve tekrarlayan üriner sistem enfeksiyonlarına eğilimde artış gözlenebilmektedir.Bu komplikasyonlar dikkatli ek cerrahi işlemler gerektirir.