Yararlı Bilgiler

Alzheimer hastaları unutkan olurlar ve kafaları kolaylıkla karışır. Konsantre olmada zorlanıp garip davranabilirler. Hastalık ilerledikçe daha da artan bu problemler, hasta yakınlarının ve bakım verenin işini zorlaştırır. Alzheimer hastalarının bakımında sorun teşkil eden konular arasında özellikle iletişim yeteneklerindeki değişiklikler ile kişilik, davranış farklılıkları öne çıkar. Önemli olan bu değişikliklere hastanın değil hastalığın yol açtığını akılda tutmaktır.

Hastalarda görülen iletişim sorunları

Alzheimer hastasıyla iletişim zordur çünkü birçok şeyi hatırlamazlar. Çoğu kez doğru sözcüğü bulamayıp ne söyleyeceklerini unutabildikleri gibi sözcükleri de zorlukla anlayabilirler. Uzun konuşmalarda dikkatleri dağılabilir. Dokunmaya ve seslerin tonuna, yüksekliğine karşı aşırı hassasiyet iletişimi zorlaştıran bir başka unsurdur. İlaveten iletişimde sorun olduğunu görünce hayal kırıklığı yaşayıp üzülebilirler. Sabırsız hissedebilir ve söyleyeceklerini hemen söylemesini istersiniz ama bunu yapamazlar.

Alzheimer hastasında görülen iletişim problemleriyle başa çıkabilmek için öncelikle bu sorunlara hastalığın yol açtığını anlamanız gerekir.

Hasta ile iletişimde başlıca dikkat etmeniz gerekenler;

  • Hasta ile konuşurken doğrudan göz kontağı kurarak adını söylemek onun dikkatini çekmenizi sağlayacaktır.
  • Konuşma tonunuza, sesinizin yüksekliğine, ona nasıl baktığınıza ve vücut dilinize dikkat edin.
  • Basit ve adım adım talimatlar kullanın.
  • Bir seferde tek bir şey sormanız veya söylemeniz yerinde olacaktır.
  • Talimatları tekrarlayın ve cevap vermesi için zaman tanıyın, sözünü kesmeyin.
  • Mümkün olduğunca karşılıklı bir konuşma sürdürmeye çalışın. Bu, hastanın kendisini daha iyi hissetmesini sağlar.
  • Sıcak ve sevgi dolu bir yaklaşım sergilemeniz, sizinle konuşurken elini tutmanız, onun iletişim kurmasını kolaylaştıracaktır.
  • Sanki o orada yokmuşçasına onun hakkında konuşmayın veya konuşurken bebekmiş gibi davranmayın.
  • Anlaşılması zor olsa da kaygılarını dinlemenizi onu anlamaya çalışmanız ve bazı kararları kendisinin vermesini sağlamanız onu rahatlatacaktır.
  • Buna karşın her halükarda hastanın olası öfke patlamalarına karşı sabırlı olun.
  • Unutmayın konuşan hasta değil, hastalıktır.
  • Tüm bunlara karşın dayanamayacağınızı hissederseniz ara verin.

Kişilik ve davranış değişiklikleri

Alzheimer hastalığı beyin hücrelerinin ölümüne yol açtığı için beynin çalışması giderek kötüleşir. Bu durum hastanın davranışlarını etkiler. Bazı günleri iyi bazı günleri kötü olacaktır. Daha kolay üzülecek, kaygılanacak ve sinirlenecektir. Hüzünlü olabilir veya ilgisiz davranabilir. Eşyaları saklayabilir veya başkalarının sakladığını düşünebilir. Olmayan şeyleri hayal edebilir, evden uzaklaşabilir. Sıra dışı cinsel davranışlar gösterebilir. Size veya başkasına vurabilir. Gördüğü ya da duyduğu bir şeyi yanlış anlayabilir.

Bu durumda doktoruna danışmak değişikliklerle başa çıkmak için çok önemlidir. Günlük bir rutininizin olması, hastanın ne zaman ne olacağını bilmesini sağlar. Güvende olduğunu, ona yardım etmek için orada olduğunuzu söyleyin. Tartışmayın, kızgınlığınızı göstermemeye çalışın, gerekirse geri çekilin. Gördüğünü veya duyduğunu söylediği halüsinasyonlarıyla ilgili tartışmaya girmeden korkuyorsa onu rahatlatıp dikkatini başka şeye çekmeye çalışın. Onun da bulunduğu bir ortamda televizyonda gerilimli bir program izlemeyin. Kendisine veya başkasına zarar verebileceği şeyleri etrafında bulundurmayın. Kendisine zarar verileceğine dair şüpheleri olursa, sizi suçlarsa reaksiyon göstermeyin. Hastanız huzursuz ve öfkeli olduğunda bu durumu tetikleyen nedeni bulmaya çalışın. Davranışı tetikleyen nedeni ortadan kaldırırsanız davranış ta düzelebilir. Sizin kaygılarınızın hastayı etkilediğini düşünüyorsanız yavaşlayın ve sakinleşmeye çalışın. Hastanın kendi hayatının olabildiğince fazla bir kısmını kontrol etmesine izin verin. Evin içinde sevdiği fotoğraflar ve objeler bulundurun ki kendini güvende hissetsin. Hastanızın bulunduğu ortamda gürültüyü azaltın, gün içinde aktivitelerin yan ısıra sessiz zamanlar olsun. Öfkeli ve saldırgansa kendinizi koruyun.

Hasta yakınlarının en büyük sorunu: Belirsiz kayıp

Hastalık nedeniyle hafıza kaybı yaşayan hastaların yakınları veya bakımını sağlayanlar asıl problemin hastalığın kendisi değil yol açtığı belirsizlik olduğunu söylerler. Fiziksel olarak var olan ancak zihinsel ve psikolojik olarak yok olan bir kişiyle ilgilenmek ve onun bakımını sürdürmek, hasta yakınlarında "belirsiz kayıp" duygusuna yol açabilir.

Ne var olan ne de var olmayan bir kişinin bakımını üstlenmek zordur. Birçok kişi için sanki evde bir yabancı vardır. Bazı hastalarda hafıza kaybı öngörülemez bir şekilde dalgalanır yani bir gelir bir gider. Bu yokluk ve varlık arasındaki sürekli gidiş geliş çok stresli bir kayıp duygusunu yaratır. Ölümden farklı olarak bir kapanış bir resmi teyit yoktur. Kendinizi yalnız hissedersiniz bazı açılardan gerçekten de yalnızsınızdır. Toplumsal ve hatta dini destek zayıftır. Ruhsal olarak en güçlü kişilikte olan kişiler bile bu durumda kaygılı ve depresif hissederler.

Belirsiz kayıp belirtileri

Belirsiz kayıp duygusu hasta yakınlarında kişiyi hareketsiz kılan sürekli bir acı yaratır. Örneğin kararlar ertelenir, görevler birikir, rutin işler aksar, şüphe, kafa karışıklığı, çaresizlik, umutsuzluk yaşanır. Hastanın bakımı giderek çok daha fazla zaman aldığı için arkadaşlıklar azalır. Yakınlarla çatışmalar artar. Bakım sağlayan kişi giderek artan bir biçimde kendini izole hisseder. Buna bağlı olarak depresyon, anksiyete, suçluluk, utanç, kendisiyle ilgilenmeme, fiziksel hastalık olasılığı artar.

Başa çıkma yöntemleri

Sevdiğiniz bir kişinin ne var ne yok olmasının yarattığı stresi kabul etmek, bu stresle başa çıkmanın birinci koşuludur. Başka kişilerle iletişim içinde olmaktan, diğer aile fertlerinden ve çevrenizden destek almaktan çekinmeyin. Böyle bir strese başa çıkabilmek için sizin ve diğer aile bireylerinin alışageldiğiniz rollerde değişiklik yapmak gerekebilir. Aile içi rolleri gözden geçirin ve bakımın aile içinde paylaşılmasını sağlayın. Örneğin haftada bir yakınlarınızdan biri gelip hastanın bakımıyla ilgilenirken siz başka bir şeyle ilgilenin. Aile ile birlikte olan kutlama, tatil gibi ritüellere devam edin ancak bunları biraz sadeleştirin. Farklı insanlarla iletişim stresinizi azaltacaktır. Ümit edeceğiniz yeni bir hayaliniz olsun. Yeni arkadaşlıklar, hobiler, seyahat planları yapın. Takip ettiğiniz televizyon programları olsun.

“Ne şöyle ne böyle” yerine, “hem şöyle hem böyle” düşünce tarzını benimseyebilirsiniz. Örneğin hastanın ne var olduğunu ne de olmadığını düşünmek yerine hem var olduğunu hem de olmadığını düşünebilirsiniz. Bu düşünce şeklini kendiniz için de uygulayabilirsiniz. “Ben hem başkasına bakım sağlayan hem de kendi ihtiyaçları olan bir kişiyim.” “Hem her şeyin sona ermesini istiyorum hem de onun yaşamasını istiyorum.” “Hem onun hastalığından dolayı üzgünüm hem de yeni torunumun doğumundan ötürü mutluyum.”

Kendi sağlığınıza önem verin. Öfke ve suçluluğun normal duygular olduğunu kabul edin. Depresif, fiziksel olarak hasta veya çaresiz hissettiğinizde kendinize veya hasta yakınınıza zarar vermek veya bağırmak istiyorsanız, alkol alma isteğiniz artıyorsa, diğer aile üyeleriyle sıklıkla tartışıyorsanız, kendi bakımınızla ilgilenmiyorsanız bir ruh sağlığı uzmanından yardım alın.

Parkinson hastalığı nedir?

Parkinson hastalığı hareket yavaşlığı, titreme, hastalık ilerledikçe denge sorunları ve davranış değişiklikleri ile kendini gösteren sinir hücresi erken ölümüyle ortaya çıkan bir nörolojik hastalıktır. Altmış yaş ve üzeri kişilerde ve erkeklerde daha sık görülür. Parkinson hastalığının nedeni tam bilinmemekte; genetik yatkınlığı olan bireylerde bazı toksik maddelere maruz kalmayla ortaya çıktığı düşünülmektedir.

Parkinson hastalığı ve tedavisi, üzerinde en çok araştırma yapılan nörolojik hastalıklardan biridir. Özellikle hastalık ilerledikçe mevcut ilaç tedavisi ile zorlanılmakta, bu aşamada son yıllarda farklı tedavi alternatifleri hastalara uygulanmaktadır. Bu tedaviler içinde derin beyin stimülasyonu (beyin pili) yöntemi hasta memnuniyeti en yüksek olan tedavi yöntemidir. Hastanın belirlenen beyin bölgelerine yerleştirilen özel elektrotlar ile beyin hareket merkezinin çalışması kontrol edilmektedir. Farklı şiddet ve dalga boyu ayarları yapılarak en iyi düzelme sağlayan parametreler saptanmaktadır. İlk pil ayarları yapıldıktan sonra hasta 3 - 6 ay aralarla pil ayarlarını kontrol ettirmek için nöroloji uzmanı ile görüşmektedir. Beynin subtalamik alanına yerleştirilen elektrotlar sonunda hastanın ilaç sayısı % 70 azalmakta ve ilaçlardan aldığı verim dramatik artmaktadır. Beyin pili tedavisi sonrasında hastaların yaşam kalitesi belirgin yükselmekte ve Parkinson için kullandıkları ilaç sayısı çok azaldığı için bu ilaçlara bağlı yan etkiler kaybolmaktadır.

Hangi hastalar beyin pili ameliyatı olabilirler?

1. Derin beyin stimülasyonu (DBS) veya beyin pili ameliyatları Parkinson hastalığı ve esansiyel tremor hastalarına uygulanır.
2. Parkinson hastalığı ilaç tedavisi ile bulgularında geçmişte olan iyilik halinin kaybolduğu hastalar.
3. Parkinson hastalığı tedavisinde kullanılan ilaçları geçmişte kullanmasına rağmen, son yıllarda ilaç yan etkileri nedeniyle hayat kalitesinde bozulma olan hastalar.
4. Hastanın yaşının 75 ve üzeri olması cerrahi sırasında elektrota bağlı kanama ve diğer komplikasyonlar için risk teşkil eder.
5. Kontrolsüz diyabet, kontrolsüz yüksek tansiyon ve ağır kalp hastalıkları olan hastalar cerrahi için uygun değildir.
6. Orta ve ağır şiddette hafıza promlemleri yaşayan hastalar cerrahi için uygun değildir.

Beyin pili nasıl takılır?

1. Öncelikle hastanın cerrahi tedaviye uygun olup olmadığı ilgili nöroloji uzmanı tarafından belirlenir. Bu aşamada beyin cerrahisi ve psikiyatri ile görüşmeler yapılır.
2. Ameliyattan 3 gün önce hastaneye kabul edilen hasta bu dönemde anestezi uzmanı tarafından değerlendirilir.
3. Ameliyat öncesinde hastanın ilaçları belli bir düzende azaltılır ve ameliyat sabahı beyin haritalaması için kullanılan bir çerçeve (frame) hastaya lokal anestezi ile takılır. Hastanın MR görüntüleri alınır ve son hesaplamalar yapılır. Hasta ameliyathaneye alınır.
4. Hasta uyutulmadan elektrotların ince ayarları muayene ederek ve elektrofizyolojik kayıtlayarak belirlenir.
5. Sistemin enerji kaynaği cilt altına yerleştirilirken hasta anestezi uzmanı tarafından uyutulur.
6. Ameliyathaneye girme ve çıkma arasındaki süre hastaya göre değişmekle birlikte 3 - 5 saattir.
7. Ameliyat sonrası ile gece hasta tedbir gereği yoğun bakım ünitesinde izlenir.
8. Ameliyattan sonra taburculuk 3-5 gün içinde gerçekleşir. Dikişler 10.günde alınır.
9. Pil ayarlarının yapılması ameliyattan sonra birinci hafta için planlanır. Takip eden haftalar için hasta 7 - 10 gün aralarla kontrole çağrılır. 4 - 6 haftadan sonra vizitler (hasta kontrolleri) aylık veya 3 aylık gerçekleşir.

Parkinson hastalığı ilaçları ile eski faydalanımı kaybeden ve ilaç yan etkileri ile sorunları olan hastalar cerrahi tedaviye (Beyin Pili) aday hastalardır.

Merkezimizde nöroloji, beyin cerrahisi ve psikiyatri birimlerinin ortak çalışması ile bu ameliyatlar başarıyla uygulanmaktadır.

İnme basitçe beynin damarsal sebeplerle bir kısım işlevini kaybetmesi olarak tanımlanabilir. Genellikle halk arasında felç olarak da tanınır, ancak her felç beyin damarlarından kaynaklanmadığından inme değildir (örneğin çocuk felci, yüz felçlerinin çoğu gibi). Damar tıkanıklığı veya kanama sonucu olabilir. Sonuçta işlevini kaybeden bölgeye göre belirtiler oluşur. Örneğin beynin sol tarafında (orta-dış bölgelerde) bir tıkanıklık olduğunda hasta karşı tarafta yüz-kol-bacakta güç ve his kaybı, konuşma bozukluğu olurken, sağ tarafta aynı bölge tutulduğunda konuşma korunur.

İnme neden olur?

Halk arasında kalp krizi sebepleri daha iyi bilindiğinden bu örnek üzerinden gidebiliriz. Yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, diyabet, obezite ve sigara nasıl kalp damarlarında tıkanıklık yapıp o bölgenin kanlanmasını bozarak işlevini kaybettiriyorsa, beyinde de aynı sebeplerle tıkanma ile inme ortaya çıkar. Ayrıca özellikle yaşlılarda sıklıkla kalpteki ritim bozukluklarında düzensiz dolaşım sonucu oluşan pıhtıların koparak beyin damarına ulaşıp tıkamasıyla da inme oluşabilir.

Kanama ise çoğunlukla yukarıda bahsedilen sebeplerle damar cidarının elastikiyetini ve dayanıklılığını kaybetmesi ile yüksek tansiyon sonucu ortaya çıkar.

İnme önlenebilir mi? Tedavisi nedir?

İnme tansiyon, kolesterol, kan şekeri, kilo kontrolü ve ritim bozukluklarına yönelik müdaheleler ile büyük oranda önlenebilir. Önleyici olarak hastanın riski varsa kanın pıhtılaşmasını veya çökmesini engelleyecek ilaçlar verilebilir.

İnmenin tedavisi ise yaygın kanının aksine tıkalı damarın ilaçla veya cerrahi ile açılması değildir. Nadiren, o da çok sınırlı sayıda hastada ilk birkaç saat içinde tıkanıklığı açıcı ilaç verilerek iyi sonuçlar alınabilir, ancak bu ilaçların kanama yapıcı riskleri de büyük olduğundan hastaya uygun değilse verilmezler. İnme zaten kanama sonucu gelişmişse bu ilaçlar verilemez.

İnme sebebine bağlı olarak farklı tedavi edilir. Tıkanıklık sonucu oluşmuş olan inmede kanın pıhtılaşmasını veya çökmesini engelleyecek ilaçlar verilir, bahsedilen risk faktörleri daha sıkı kontrol altına alınmaya çalışılır.

Kanama sonucu oluşmuş ise daha çok tansiyon kontrolü üzerinde durulmalıdır. Tabi ki diğer risk faktörleri de yine yakından takip edilerek müdahale edilir.

Daha sonraki dönemde ise hastanın düzenli fizik tedavi görmesi tedavinin bel kemiğini oluşturur.

İnme düzelir mi?

İnmenin düzelmesi beynin hasar görmüş alanının büyüklüğüne ve hastanın yaşıyla beraber var olan diğer hastalıklarına bağlıdır. Özellikle iyi bir fizik tedavi alması, bu tedaviye uyum sağlaması çok önemlidir. Sonuç olarak inme geçiren hastada hemen hiçbir belirti kalmayabileceği gibi, hiç düzelme de olmayabilir. Ancak sıklıkla hastanın ne kadar sürede ve ne oranda düzeleceği öngörülemez. İlk 6 ayda maksimum düzelme görülür.

Elektronöromiyografi (ENMG) veya daha yerleşmiş adı ile Elektromiyografi (EMG), elektro (elektriksel), nöro (sinir), miyo (kas) ve grafi (yazı) sözcüklerinden oluşan bileşik bir sözcük olup sinirler ve kasların elektriksel sinyallerinin yazdırılması anlamını taşır. EMG çevresel sinirleri etkileyen hastalıklarda tanı koymak, tanıyı doğrulamak, çevresel sinirlerde ortaya çıkan işlev bozukluklarını ya da yapısal hasarların şiddetini belirlemek, hastalık sürecini izlemek ve uygulanan tedavinin etkisini değerlendirmek için başvurulan bir inceleme yöntemidir. Bir EMG incelemesinde hastaya farklı testler uygulanabilir. En çok uygulanan testler "sinir ileti çalışmaları" ve "iğne elektromiyografisi" testleridir.

EMG hangi durumlarda yapılır?

Polinöropatiler: Diabet, B12 eksikliği veya böbrek yetmezliği gibi periferik sinirlerde yaygın hasara neden olan hastalıklar.

Fokal nöropatiler: Tuzak nöropatiler (ör. Karpal, Kubital , Tarsal Tünel sendomları) başta olmak üzere genellikle tek sinirde hasara neden olan hastalıklar.

Radikülopatiler: Bel veya boyun fıtığı gibi omurilikten çıkan sinir köklerinin hasarına sebep olan hastalıklar.

Miyopatiler: Kas liflerinde hasara neden olan hastalıklar.

Motor Nöron hastalıkları: Çocuk felci veya ALS gibi omurilikteki motor sinir hücrelerinde hasara neden olan hastalıklar.

Nöromüsküler hastalıklar: Myastenia Gravis gibi sinir-kas iletisini bozan hastalıklar.

EMG incelemesi öncesinde nelere dikkat etmelisiniz?

• EMG incelemesi uzun zaman gerektiren hassas bir inceleme olduğundan acil durumlar dışında genellikle hasta ve hekim için uygun zaman belirlenir ve randevu verilerek yapılır. EMG incelemesi genellikle yarım saat ile 1 saat arasında zaman alan bir işlemdir. Ancak incelemenin planlanandan daha fazla işlem gerektirmesi, hastanın hareket kısıtlılığı ya da kooperasyon eksikliği gibi nedenlerle nörofizyolog incelemeyi planladığı süreden daha uzun sürede sonuçlandırabilir. Böylesi durumlarda sizden önceki hastanın işlemleri beklenenden daha uzun zaman alabileceği için size verilen randevu saatinden yaklaşık yarım saat kadar daha uzun süre beklemeniz gerekebilir. Yapılacak incelemenin 1 ila 1.5 saat sürebileceğini dikkate alıp, EMG laboratuarında yaklaşık 1.5 ila 2 saat geçirebileceğinizi planlayarak gelmeniz yararlı olacaktır.

• İncelemeye kolayca çıkarıp giyebileceğiniz, olabildiğince bol giysilerle gelmeniz uygun olur. Yüzük, bilezik, saat gibi takıların incelemeden önce çıkarılması incelemenin rahat yapılabilmesini sağlayacaktır.

• Bu incelemeler sırasında vücudunuzun çeşitli bölgelerinde deriniz üzerine yapıştırılan elektrodlardan çok küçük voltajlı elektrik sinyalleri kayıtları yapılacaktır. Yapılacak işlemlerde derinizin elektriksel iletkenliği önemlidir. Cildinizin üzerinde bulunan kir ve yağ katmanları bu sinyallerin iletilmesinde güçlüğe neden olup, inceleme süresinin gereksiz uzamasına yol açabilir. Bu nedenle bu incelemelerden önce zamanınız varsa ve durumunuz uygun ise banyo yapmanız ve banyodan sonra cildinizin üzerine krem, losyon gibi maddeler sürmemeniz uygun olur.

• EMG incelemesini yapacak nörofizyoloğun incelemeyi planlayabilmesi için durumunuz ile ilgili bilgilere ihtiyacı olacaktır. Bu nedenle doktorunuzun size verdiği EMG istek formunu ve durumunuzla ilişkili önceden yapılmış olan incelemelerin raporlarını (radyolojik incelemeler, laboratuar incelemeleri ve önceki EMG incelemelerinin sonuçlarını) yanınızda getiriniz.

• Hepatit, AIDS gibi kan yolu ile bulaşan bir hastalığınız varsa ya da taşıyıcı iseniz, size EMG incelemesini yapacak nörofizyoloğa inceleme öncesinde durumunuzu bildiriniz.

• Kullanmakta olduğunuz ilaçları yanınızda getirin ya da isimlerini bir kağıda not alınız.

• Pace maker (kalp pili) taşıyorsanız ya da kan sulandırıcı ilaç kullanıyorsanız, bu durumu incelemeyi yapacak olan nörofizyoloğa bildirin. Bu durumlar incelemenin yapılmasına engel değildir, ancak hekimin bu konularda bilgi sahibi olması önemlidir. İnceleme sırasında size küçük elektrik uyarıları verilecektir. Bu uyarılar kesinlikle zararsızdır. Ayrıca kaslarınıza tek kullanımlık steril iğne elektrodlar batırılacaktır. Bu elektrodlar tamamen sinyal kaydı amacına yöneliktir ve bunlardan ilaç verilmeyecektir. İğne elektrod batırılan yerlerde inceleme sonrasında birkaç saat süren ağrı olabilir. Nadir olarak iğne elektrod batırılan yerlerde küçük ve kısa sürede düzelen cilt altı kanamalar olabilir. EMG ağrı ve nadiren olabilen küçük cilt altı kanamaları dışında tümüyle zararsız bir inceleme yöntemidir.

• Çocuklarda inceleme sırasında tepki ve kooperasyon eksikliği olabilir. Bu nedenle EMG incelemesi bir çocuğa yapılacaksa, incelemeden önce uygun bir biçimde çocuğun bilgilendirilmesi, korkusunun azaltılması için güler yüzlü ve anlayışlı bir tavırla olabildiğince güven verilmesi uygun olur.

• Tetkik öncesi aç kalmanız gerekmez.

Parkinson hastalığı yaşlılıkla birlikte görülme sıklığını arttırır. Geriatrik dönemde, 65 yaş üzeri her 100 kişiden 1 – 2’ sinde Parkinson hastalığı tanısı vardır. Yaşlı erkeklerde daha sıktır ve ailede Parkinson hastası olması, hastalığın ortaya çıkma riskini arttırır.

Parkinson hastalığının bulguları

Yayılım hızı kişiden kişiye farklılık gösterir. Yine aynı şekilde kullanılan ilaçlar ve ilaçlardan alınan fayda da her bireyde farklıdır. Bu nedenle yaşlı hastanın genel sağlık durumu, kullandığı diğer ilaçlar, sosyal durumu ve yaşam tarzına göre Parkinson tedavisi planlanır ve hasta 3 - 5 ay aralarla takip edilir.

Parkinson´da ilk belirti titremedir!

Parkinson hastalarının ilk yakındığı bulgular titreme ve hareketlerde yavaşlamadır. Tek taraflı başlayan bu bulgular zaman içinde koldan bacağa veya karşı vücut yarısına ilerler. Parkinsonun ilerleme hızı her hastada farklıdır. Erken dönemdeki yakınmalar tek kolun yürürken az sallanması, omuz ağrısı, bir bacağın yürüyüşte geri kalması ve yere sürülmesi olabilir. Parkinson hastalarının yüz ifadeleri donuklaşır ve seslerinde şiddette ve tonasyonda farklılıklar olur. On Parkinson hastasının yedisinde ise ilk bulgu titremedir. Tek elde istirahat sırasında olan titreme harekete başlayınca kaybolur. Ayakta dururken kolu aşağı sarkıtınca bir süre sonra başlar.

Parkinson hastalığı ile geçirilen süre arttıkça kişi parkinsonu tanır. Parkinson tedavisinde başarıyı sağlayan özelliklerden birisi hasta ve yakınının Parkinson hastalığını kabullenerek ilaçları düzenli kullanmasıdır. İlaçların amacı temel olarak, Parkinson hastalığı nedeniyle yaşlı kişinin yaşam kalitesinin bozulmasına engel olmaktır. Bir grup ajan Parkinsonun ilerleme hızını yavaşlatır. Erken başlanan Parkinson tedavisinin beyinde dopaminerjik mekanizmaları düzenleyerek Parkinson hastalığı için olumlu etkisi olduğu bilinmektedir.

Parkinson hastalığının ilerleyen evrelerinde sinirlilik ve tahammülsüzlük görülür!

Parkinson hastalığı ilerledikçe hareketlerde yavaşlama ve denge problemleri belirginleşir. Tabloya eklenen sinirlilik, tahammülsüzlük, unutkanlık ve takıntılar hasta ve yakınlarını zor durumda bırakır. Davranış kontrolünde zorlanan Parkinson hastalarının nöroloji doktoru tarafından aldığı ilaçlar gözden geçirilerek tedavileri yeniden düzenlenir. Bu dönemde ortaya çıkan davranışsal sorunlar temel olarak dopamin içeren ilaçlardan kaynaklanmaktadır. Yeni ilaç düzenlenmesi ve ek tedavi ile kontrol edilebilir. Ancak erken dönemde sıkıntıların Parkinson hastasını izleyen nöroloji uzmanı ile paylaşılması gerekir.

Parkinson hastalığı ilerlediğinde hangi belirtiler eklenir?

• Tek taraflı başlama - Balayı dönemi
• 10 yıldan sonra ilaca bağlı yan etkiler problem olmaya başlar
• 10-15 yıl arasında ilaç yan etkileri – Hafıza ve dikkatte yavaşlamalar – Davranış problemleri olabilir
• Her parkinson hastasının klinik seyri farklıdır
• Kendinizi başka parkinson hastalarıyla karşılaştırmayın

Parkinson hastalığında ilk 5 yıl:

• Parkinson hastalığını kabullenmek zordur. Farklı doktorlara fikir sorulur.
• Parkinson kabul edilir ama bir suçlu aranır.
• Hastalığın bulguları meydana çıktığında beyinde dopamin üreten hücrelerin %75’i hasarlanmıştır.
• İlaç uyumu etkinlikte çok önemlidir
• İlk yıllarda hasta ilaç saatlerini atlasa da belirgin fark etmez
• İlacını içmese bile bir iki gün iyilik hali devam eder.
• Ancak düzensiz ilaç kullananların hastalıkları daha hızlı ilerler.

Parkinson hastalığında 5-10 yıl:

• Kullanılan ilaç sayısı ve sıklığı artmıştır.
• İlacın etkisini ve etkisinin azaldığını hisseder.
• Doz atlayamaz.
• %40-50 parkinson hastasında ilaç sonrası yerinde duramama ve istemsiz hareket olabilir.
• Doktoruna 4-6 ayda muhakkak gitme gereksinimi duyar.
• Hemen başlanan ilaç tedavisi ile beyinde bozulan kimyasal dengenin tekrar sağlanması gerekir.

Parkinson hastalığında 10 yıldan sonra:

• Gün içinde şikayetlerinde dalgalanmalar hisseder
• İlaç sayısı ve sıklığı artmıştır.
• İlaçlardan eski verimi alamaz.
• Doktorunu üç ayda bir ziyaret eder.
• Bazı huysuzluklar, sinirlilik, alınganlıklar olabilir.
• Çabuk yorulur.
• Denge problemleri rahatsız eder.

Parkinson ilaç tedavisinin yetersiz kaldığı veya yan etkiler nedeniyle kullanılamadığı hastalar için üç farklı tedavi seçeneği vardır:

1. Cilt altı kateter kullanarak dopaminerjik ajanın sürekli Parkinson hastasına verilmesi (Apo-morfin tedavisi)
2. Endoskopik girişimle açılan yolla jel formundaki dopanın bağırsaktan pompa ile sürekli verilmesi (Duo-dopa tedavisi)
3. Beyin pili ameliyatları (Derin beyin stimülasyonu tedavisi)

Bu dönemde Parkinson hastasının hastalık yılı, yaşı ve diğer hastalıkların durumuna göre, ailesi ve nöroloji uzmanı “ileri evre Parkinson tedavileri” den birine karar verirler.

Grup Florence Nightingale Nöroşirurji Bölümümüzde acil durumda olan hastaların ameliyatları günün 24 saati gerçekleştirilebilir.

Diğer elektif cerrahi uygulanacak hastalar genellikle bir gün öncesinden servise yatırılarak ya da ayaktan ameliyat öncesi tetkikleri yapılarak ameliyata hazırlanırlar. Bu tetkikler genellikle anestezi öncesi hazırlık kapsamında yapılan kan tetkikleri, akciğer grafisi ve elektrokardiyografidir. Bu tetkikler gereken hastalarda ilgili branşlar (kardiyoloji, göğüs hastalıkları gibi) tarafından konsültasyonlar yapılarak çeşitlendirilir.

Ameliyat günü hastalarımız anestezi ekibi tarafından serviste sedasyon yapılarak ameliyathaneye indirilir. Bu süreçte hasta yakınları hasta odası ya da isterlerse ameliyathane bekleme odasında bekleyebilir

Hastanın ameliyatı ve durumu konusunda hasta yakınları sık sık bilgilendirilir. Ameliyatın bitiminde ameliyat ekibi tarafından hasta yakınları ile yüz yüze görüşme yapılarak uygulanan ameliyat ve hastalık konusunda ayrıntılı konuşma gerçekleştirilir.

Ameliyat sonrası hasta durumuna göre ayılma bölümünde bir süre tutulduktan sonra yatağına alınır ya da yoğun bakım birimine geçirilir.

Sigaraya veda: Tütün ürünleri kullanmayın.

Organik gıda ile beslenin: Çevre kirliliğinden etkilenmiş ve yapay katkılı gıdalar yerine, doğal ve mümkünse organik gıdayla beslenin.

Mevsimin sebzelerini tüketin: Mevsiminde taze meyve sebze, zeytinyağı, kuruyemiş tüketimine ağırlık verin, daha az miktarda tam tahıl ürünleri tüketin.

Şekere dikkat: Saf şeker yerine bölgenizde üretilen bal tercih edin.

Katkılı yiyeceklerden uzak durun: Katkılı, işlenmiş et ürünleri (salam, sosis, sucuk vb) yerine, serbest otlayan (yeşillik yiyen) hayvan yağı, eti, tavuk, açık deniz balığı tüketin.

Yemekleri düşük ısıda pişirin: Yüksek ısıda, is ve duman altında pişirme ve kızartma yerine, daha düşük ısıda buğulama, haşlama ve ızgara yöntemleri tercih edin.

Yoğurt, sirke, turşu gibi fermente edilmiş faydalı bakterilerden zengin gıdalar tüketmeyi ihmal etmeyin.

Düşük kalorili beslenin: Tüm bu yediklerinizin miktarı az tutularak düşük kalorili beslenin.

Yemek yaptığınız kapları değiştirmenin vakti geldi: Çelik, cam veya porselen pişirme kapları, zararlı kimyasal maddeler içeren diğer kaplara tercih edin.

Kilonuzu kontrol edin: İdeal kilonun yüzde 5-10'dan fazlasına çıkmamaya gayret gösterin.

Egzersiz hayatınızın parçası olsun: Düzenli ve değişken tipte aşırıya kaçmadan, haftada 5 gün 30-60 dakika civarında egzersiz yapın.

Güneş: Sağlıklı güneşlenmeyi asla ihmal etmeyin.

Hekim kontrollerini aksatmayın: Kan basıncı (tansiyon) ve düzenli hekim kontrollerini aksatmayn.

Herşeyin başı sağlıklı uyku: Düzenli ve ortalama 7 saat uykuyu ihmal edilmeyin.

Hijyene önem verin: Hijyen (temizlik) kurallarına dikkat edin.

Stresinizi yönetin: Sosyal strese karşı, dostluklar kurulmalı, hobi ve inanç sistemlerini içine alan çözümler üretmeyi deneyin.

Epilepsi nedir?

Epileptik nöbet beyin hücrelerinde geçici anormal elektrik yayılması sonucu ortaya çıkan bir klinik tablodur.Hastada klinik olarak belli bir süreye sınırlı, bilinç, davranış, duygu, hareket veya algılama fonksiyonlarına ilişkin bozukluk görülür. Her epileptik nöbet geçiren kişi epilepsi hastası demek değildir. Nöbetler zaman içinde her hasta için belli özelliklerde, bazen kendiliğinden bazen de tetikleyen faktörler zemininde tekrarlarsa epilepsi (sara hastalığı) tanısı konulur.

Epilepsi çocukluk ve ergenlik çağının en sık, erişkin döneminin de inmeden sonra ikinci sıklıkta görülen nörolojik hastalığıdır. Gelişmiş ülkelerde insidensi 20-50/100.000'dir. Erkek ve kadınlarda eşit sıklıkta görülen bu hastalık her yaş grubunda görülmekle birlikte en fazla en genç ve en yaşlı grupta görülür.

Uzun süreli tedavi ve izlem gerektiren bu hastalık yaşam kalitesini önemli ölçüde etkiler. Doğru tedavi ile hastaların büyük kısmında nöbetler kontrol alınır ve hasta normal yaşantısını sürdürür. Bu nedenle nöbetlerin kontrol altına alınması çok önemlidir. Ancak hastaların %25'inde uygun ilaç kullanımına rağmen nöbetler kontrol altına alınamamaktadır. İlaç tedavisine dirençli epilepsi hastaları ve antiepileptik ilaç tedavisini yan etkilerinden dolayı tolere edemeyen hastalar epilepsi cerrahisi adayıdır.

Epilepsi TANISI nasıl konur?

Epilepsi klinik olarak tanısı konulan bir hastalıktır. Geçirilmiş bir atağın epilepsi olup olmadığına karar vermek, epilepsi ise ne tür bir epilepsi olduğunu tespit etmek için hastanın ve/veya hasta yakının gözlemi ve bunu doktora doğru bir şekilde aktarması çok önemlidir. Epilepsi tanısı konduktan sonra ne tür nöbet olduğunu tespit etmekse hangi epilepsi ilacının daha etkili olacağı konusunda yol gösterici olacaktır.

Epilepsi tanısı için YAPILAN TETKİKLER

Elektroensefalografi: Epilepsi biliminin temel direğini EEG oluşturmaktadır. EEG beyindeki geniş bir sinir hücresi grubunun elektriksel aktivitisindeki dalgalanmanın kayıtlanması ilkesine dayanır. Elektrotların saçlı deriye yapıştırılması ile kayıtlama yapılır. Bu inceleme ağrılı veya sağlığa zararlı değildir. Elektrikle hiç temas olmaz. Giderek teknolojinin de desteği ile geliştirilen ve bilgisayarlarla bağlantılı hale getirilen klasik EEG cihazlarının yanı sıra telemetrik incelemeler ve video-EEG monitorizasyon incelemeleri epilepsi hastalarının daha iyi değerlendirilmesine yardımcı olur. EEG tetkiki kısa süreli bir inceleme olduğu için ilk incelemede bozukluk saptanamayabilir. Klinik olarak şüpheli ve tekrarlayan durumlarda birden fazla EEG incelemesi hatta hastayı uykusuz bırakarak kısa veya uzun süreli uyku incelemeleri yapılabilir.

Manyetik rezonans görüntüleme(MRG): Beynin yapısı hakkında en iyi bilgiyi veren MRG çember şeklinde büyük bir mıknatısın içine yatar durumda girerek çekilir. Buradan elde edilen görüntüler bir bilgisayar tarafından analiz edilir. Her hasta için gerekmemekle birlikte özellikle fokal epilepsi düşünülen hastalarda MRG yapılması altta yatan nedeni ortaya koymada çok önemlidir.

Bilgisayarlı beyin tomografisi (BBT): BBT X ışınlarını kullanarak çalışan, MRG kadar hassas olmamakla birlikte yapısal lezyonları görüntülemede kullanılan bir inceleme yöntemidir. MRG olmadığı durumlarda tercih edilebilir.

Kan tetkikleri: Çeşitli kan incelemeleri ile hastanın genel sağlık durumunu değerlendirip, epilepsi nedenlerini araştırmak gerekir.

Epilepsi hastalığının TEDAVİSİ

Epilepsi tedavi edilebilir bir hastalıktır. Epilepsi hastalığının tedavisinde ilk basamak tanının doğru konması ve ilaçla tedaviye gerek olup olmadığının karar verilmesidir. Yaklaşık olarak 20 kişiden biri yaşam boyu bir defa nöbet geçirebilir ve tek nöbet sonrası bir daha nöbet tekrarlamayabilir. Bu nedenle çoğunlukla ilk nöbet sonrası ilaç başlanmaması tercih edilir.

Doğru tanı konulup, tedaviye gerek olduğuna karar verildikten sonra hangi ilaç tedavisinin başlanacağına karar verilir. Genellikle tek bir ilaç düşük dozda başlanarak yavaş yavaş dozu arttırılır. Bu süre içinde doktorun takibi devam eder ve gereğinde kan örneği alınarak bakılabilen ilaç kan düzeylerine bakılır. Düzenli ve uzun yıllar süren bir tedaviye uyum sağlamak açısından hastanın işbirliği çok önemlidir.

Her ilacın yararının yanısıra yan etkileri de olacaktır. Bazı yan etkiler vücut ilaca alıştıkça azalarak kaybolur. En sık rastlanılan yan etkiler uyku hali, baş dönmesi ve dengesizliktir. İlk birkaç hafta içinde kaybolması beklenen bu tip yan etkiler devam ettiği takdirde bazen sadece doz azaltımı yeterli olurken bazı durumlarda başka ilaç seçenekleri denenebilir.

Beş epileptik hastanın dördünde uygun ilaç kullanımı ile nöbetler kontrol altına alınabilirken bir hastada nöbetler devam edebilmektedir. Bu durum ilaç tedavisine dirençli epilepsi olarak adlandırılır. Öncelikle ilk başlanan ilaç değiştirilir veya ikinci bir ilaç eklenir. Bazı seçilmiş dirençli epilepsisi olan hastalarda epilepsi cerrahisi uygulanabilmektedir. Böyle hastaların epilepsi konusunda uzman hekimlerce epilepsi merkezlerinde değerlendirilmesi uygun olacaktır.

Epilepsi MERKEZİ

Epilepsi gelişen bireylerin yaklaşık %10-15'inde epilepsi merkezine gereksinim olasılığı vardır. Epilepsi nöbetleri ilaç başlandıktan sonraki 1-2 yıl içinde kontrol edilemediyse, ikili kombine ilaçla başarısız olunmuşsa, antiepileptik ilaçlarla kabul edilemez yan etkiler ortaya çıkıyorsa, MRI lezyonu varsa, eşlik eden psikolojik ve/veya psikiyatrik hastalık varsa, nöbet tipi veya epilepsi sendromundan emin olunamıyorsa hasta epilepsi merkezlerinde multidisipliner ekip tarafından değerlendirilmelidir.

İstanbul Florence Nightingale Hastanesi Nöroloji Birimi içinde yapılanmış olan merkezimizde epilepsili hastalarımıza mulltidisipliner bir yaklaşımla medikal ve cerrahi tedavinin gerektirdiği araştırmalar ve tedaviler uygulanabilmektedir. Merkezimizde epilepsi konusunda uzmanlaşmış nöroloji uzmanı, nöroşirürji, nöroradyoloji uzmanları, psikiyatrist, nöropsikolog, fizyoterapist gibi mutidisipliner uzmanlar birlikte çalışmaktadır.

1. Epilepsi polikliniği :

Acil ve genel nöroloji polikliniğinden epilepsi ön tanısı veya tanısı ile bu polikliniğe refere edilen hastalara günümüzün ileri tanı ve tedavi programları uygulanmakadır. Bu grup içinden epilepsi cerrahisi için aday olduğu düşünülen dirençli epilepsili hastaları epilepsi cerrahisinin preoperatuvar hazırlık protokolüne uygun olarak takibe alınmak üzere epilepsi cerrahisi polikliniğine yönlendirilmektedir. Ayrıca bu poliklinik bünyesinde hasta ve hasta yakınlarına evlenme ve çocuk sahibi olma, askerlik, eğitim gibi epilepsi hastalarının zorluk çektiği sosyal konularda danışmanlık yapılmakta, gereğinde psikiyatri polikliniği ile hastalar birlikte değerlendirilmektedir.

2. Epilepsi Cerrahisi Polikliniği:

Epilepsi cerrahisi adayı veya epilepsi cerrahisi uygulanmış hastaların preoperatuvar ve postoperatuvar takipleri bu poliklinikte yapılmaktadır. Özellikle preoperatuvar hazırlık döneminde tetkikleri hızlı ve bir bütün olarak tamamlamak ve değerlendirmek için hastalar 1-7 gün yatırılarak izlenmektedir.

3. Rutin EEG laboratuvarı:

Laboratuvarımız biri sabit diğeri portabl olmak üzere 2 tane 32 kanal EEG cihazı ile 24 saat/7 gün hizmet vermektedir. Şu anda mevcut sabit cihazımızla kısa süreli uyku, tüm gece uyku ve videoEEG incelemeri de yapılmaktadır. Portabl EEG cihazımızla laboratuvara getirelemeyen hastalara yatak başı EEG incelemesi yapılmaktadır.

4. Video EEG monitorizasyon laboratuvarı:

128 kanal EEG cihazımızla öncelikle epilepsi cerrahisi adayı hastaların preoperatuvar noninvazif monitorizasyonları yapılabilmektedir. Sağlıklı bir karar almak için en az 5 klinik ve elektrofizyolojik nöbet kaydı yapılması gerekmektedir. Bunun için de 1-5 gün monitorizasyon planlanmaktadır. Nöbet kaydı için gereğinde medikal tedaviyi azaltmak hatta kesmek tüm dünyada olduğu gibi merkezimizde de uygulanan bir yöntemdir. Ayrıca video monitorizasyon ünitesi yalancı nöbet-gerçek nöbet ayrımı için tek tanı yöntemidir. Bu amaçla da özellikle psikiyatri ve senkopla ayırıcı tanısı için kardiyoloji polikliniklerinden yönlendirilecek hastalara da bu konuda hizmet verilmektedir.