Anestezi ile İlgili Yararlı Bilgiler

Öncelikle anestezi doktoru ve anestezi teknikeri tarafından karşılanır, hastanın kimliği, yapılacak ameliyat, cerrahın ismi gibi bir takım denetimlerden geçtikten sonra sedyeden ameliyat masasına ameliyat ekibi tarafından anestezi doktorunun gözetiminde alınırlar.

Ameliyat başlamadan önce anestezi teknikeri hastaya kan basıncını takip etmek için tansiyon aletini, kalp atışlarını görüntüleyebilmek için kalp monitör cihazının elektrotlarını ve solunum fonksiyonunu takip edebilmek için de kandaki oksijeni ölçen puls oksimetre cihazının parmak ucu kablosunu bağlar. Bunlar ameliyat boyunca hastanın yaşamsal fonksiyonlarının yakından izlenebilmesini sağlayan uygulamalardır.

İşte hasta ameliyathaneye geldikten sonra hemen uyutulur mu sorusunun cevabı burada yatmaktadır. Önce hastanın yaşamsal faaliyetlerinin görüntülenmesi sağlanır ve sonrasında gerekirse anestezi başlamadan önce 3-5 dakika süreyle hastaya maskeyle oksijen verilebilir.

Bundan sonra sırasıyla ağrılı uyaranları azaltacak, anestezi denen özel uyku halini oluşturacak ve kas gevşemesi sağlayacak ilaçları damar yoluyla hastaya uygular. Daha sonra anestezist tarafından hastanın nefes borusuna yerleştirilen bir tüp sayesinde hastaya oksijenle birlikte anestezik gazlar verilir. Damardan ve solunum yolundan anestezik ilaçlar ve gazlar verildiği sürece anestezi devam eder. Cerrahi işlem bitiğinde anestezik ilaçlarda kesilir, ilaçların vücuttaki etkilerinin azalması ile birlikte kısa süre içinde hasta uyanır.

Bu süreç içinde anestezi doktoru sürekli hastanın başındadır ve ameliyatın seyri ile ilgili gerekli tedavileri yapar. Ameliyatın öncesi ve sonrasın da anestezi doktorunuz sürekli yanınızdadır.

Hastaların bir kısmı anestezi doktorunun kendisini "uyuttuktan" sonra başka bir işi kalmadığını, ameliyathaneden ayrıldığını zannedebilir. Ancak ameliyat öncesi yapılan muayenesinde gayet sağlıklı bulunan hastalarda bile yaşamsal fonksiyonlarda beklenmedik değişiklikler olabilir.

Bu nedenle anestezi doktorunuz, bu tip durumları anında tespit etmek ve tedavi etmek için sürekli yanınızda ve sizin tek koruyucunuzdur.

Günümüzde ameliyat sonrası aşırı ağrı çekmek artık kader değildir. Ameliyat sonrası çekilen ağrının pek çok zararlı etkilerinin olduğu artık kanıtlanmıştır.

Hastaların, anestezi ilaçlarının etkilerinden tamamen kurtulup yaşamsal fonksiyonlarının dengeye kavuşması için bir süre bekletildikleri "derlenme bölümünde" ağrı kesiciler uygulanarak ağrı hafifletilmeye çalışılır. 

Hastanın bilinci tamamen açılınca "Hasta Kontrollü Analjezi" uygulamasına geçilir. Bu uygulama bir cihaz yardımı ile yapılır. Cihaz hastaya düşük dozda ağrı kesiciyi sürekli olarak verirken, ağrısı olduğunda hastanın bir düğmeye basarak kendisine serumun gittiği damar yolundan ilave bir miktar ağrı kesici vermesine olanak tanır. Bu ilacın miktarı, cihazın programlanması ile doktor tarafından önceden belirlenmiştir, dolayısıyla aşırı dozlarda kullanım mümkün değildir. Burada amaç en düşük dozda ilaç kullanarak hastanın ağrısını dindirmek ve konforunu sağlamaktır.

Gerek tıbbi anlamda yaşanan gelişmeler gerekse modern tıp teknolojisindeki ilerlemeler sayesinde cerrahi ve anestezi bilimi eskiye oranla çok daha güvenli bir noktaya ulaşmış durumda. Ancak bu gelişmeler anestezi işlemlerinin risksiz olduğu anlamına gelmemektedir. Tüm anestezi işlemlerinin birçok parametrenin de etkisiyle küçük ya da büyük yan etki ve komplikasyonları vardır.

Hastada bulunan bazı yandaş hastalıklar da anestezi ve cerrahiye ilişkin komplikasyonları ve ameliyatın risklerini artırabilmektedir. Hipertansiyon, kalp yetmezliği, kalp kapağı hastalıkları gibi bazı kalp hastalıkları, inme, bazı nörolojjk bozukluklar, obezite, uyku apnesi, astım, KOAH gibi bazı akciğer hastalıkları, böbrek sorunları, hastanın mevcut alerji hikayesi risklerin artmasına neden olan sorunlardan bazılarını oluşturmaktadır. Ayrıca, sigara, alkol ve madde bağımlılığı riskleri ve komplikasyon olasılığını etkileyebilmektedir.

Herhangi bir cerrahi operasyon ya da işlemden önce hastanın risklerini ortaya koymak ve uygun anestezi koşullarını belirlemek için anestezi uzmanı tarafından ayrıntılı değerlendirmesi yapılır. Bu değerlendirme sırasında, hastanın yaşı, cinsiyeti, var olan hastalıkları, fiziksel fonksiyonları, alışkanlıkları gibi hastanın tıbbı tablosu ortaya konulur. Hastaya anestezi anlamında nasıl bir şekilde yaklaşılacağı ise tüm bu parametrelerle birlikte uygulanacak cerrahi işleme göre karar verilmektedir.

Genel anestezinin yan etkileri

Genel anesteziye bağlı yan etkilerin çoğu hayati risk taşımaz ve kolaylıkla tedavi edilebilmektedir. Genel anesteziye bağlı en sık görülen yan etki bulantı ve kusmadır. Ameliyatın türü, kullanılan ilaçlar gibi tetikleyici birçok faktöre bağlı olarak ortaya çıkan bu durumun önüne geçmek için ameliyat sırasında bazı ilaçlar kullanılmaktadır.

Bununla birlikte boğaz ağrısı, kas ağrıları, kaşıntı tansiyon düşüklüğü ya da yükselmesi, kalp ritim bozuklukları ve geçici bilinç kaybı da genel anestezi sırasında ve sonrasında gözlenen yan etkiler arasındadır.

Genel anestezi sırasında kullanılan ilaçların solunum sistemini baskılaması nedeniyle en sık etkilenen sistemlerden biri solunum sistemidir. Bu nedenle anestezi sırasında ve sonrasında solunum problemleri de ortaya çıkabilmektedir. Hem anesteziye ilişkin istenmeyen etkileri tedavi etmek hem de olası solunum güçlüğüne zamanında müdahale edebilmek için hastalar anestezi sonrası bir süre derlenme odası denilen uyanma odasında gözlemlenir.

Genel anestezinin nadir görülen yan etkileri

Nadiren de olsa genel anestezi uygulamaları sırasında miyokard enfaktüsü, solunum yetmezliği, böbrek yetmezliği gibi ciddi komplikasyonlar ortaya çıkabilmektedir. Fakat bu durumlar genellikle yandaş hastalığı olan riskli hastalarda ortaya çıkmaktadır. sağlıklı hastalarda ise nadir gözlenmektedir. Bazen anestezi başlangıcında anestezi sırasında veya hemen anesteziden sonra hastanın yutma, öksürük gibi koruyucu reflekslerinin ortadan kalkması nedeniyle mide içeriği soluk borusuna kaçabilmekte ve sonuçta akciğerler zarar görebilmektedir. Aspirasyon olarak tanımlanan bu durumu önlemek için genel anestezi alacak olan tüm hastaların ameliyat öncesi belli bir süre herhangi bir şey yiyip içmeme yasağına riayet etmeleri çok büyük önem arz etmektedir.

Bölgesel ve lokal anestezideki riskler

Uygulanacak cerrahi işlemin kapsadığı alana göre vücudun sadece bir bölgesinin uyuşturulması bölgesel anestezi olarak adlandırılır. Spinal ve Epidural anestezi en yaygın kullanılan iki bölgesel anestezi yöntemidir. Ameliyatın yerine göre diğer periferik sinir blokları da uygulanabilir. Lokal anestezide sadece girişimin yapılacağı cilt bölgesi uyuşturulur. Bu uygulamalarda da nadir de olsa bazı yan etkiler gözlemlenebilir. Yüksek dozda ilaca bağlı sistemik ve toksik etkiler, uzun süren kuvvet kaybı, baş ağrısı, idrar yapmada geçici güçlük, damar yaralanmaları,vb görülebilir.

Anestezinin yan etkileri önlemlerle engellenebilir

Tüm bu bilgiler ışığında hastaların bilmesi gereken nokta, gelişmiş merkezler ve uzman kişiler tarafından yapılan anestezi işlemlerinde, bahsettiğimiz tüm yan etkilerin alınacak önlemlerle engellenebildiğidir. Gerek anestezi öncesinde, gerekse anestezi sırasında olası riskler önceden değerlendirilerek riskler minimize edilebilmektedir. Bunun için anestezi öncesinde hastanın ayrıntılı olarak değerlendirilmesi ve bu doğrultuda gerekli tedavilerin düzenlenip doğru anestezi yönteminin belirlenmesiyle anesteziye bağlı oluşabilecek yan etkilerin görülme ihtimalini en aza indirmek mümkündür.

Temelde, bilinç ve ağrı algısının ortadan kaldırılması olarak tanımlanabilecek anestezi cerrahi işlemler için vazgeçilmezdir. Son yıllarda anestezi alanında yaşanan olumlu gelişmeler de daha radikal cerrahi işlemlerin yapılabilmesine olanak sağlamıştır. Bu nedenle doğru ve uygun şekilde yapılan anestezi son derece güvenlidir.

Tüm anestezi yöntemlerinde ilk aşama hastanın genel değerlendirilmesiyle başlamaktadır. Anestezi uzmanı, hastanın uyutulmasından ameliyat sonrasında hastanın uyanmasına kadar devam eden süreçte, hastanın hayati fonksiyonlarının takibi, ağrı hissetmemesi ve ihtiyaç duyulduğunda gerekli müdahalelerin yapılmasından ve tedavilerin düzenlenmesinden sorumludur.

Anestezi uzmanının kontrolünde devam eden anestezi süreçleri de uygulanacak yönteme göre değişmektedir.

Hastanın fiziki muayenesi

Anestezinin ilk aşaması olan fiziksel muayenede ilk olarak hastanın ayrıntılı hikayesi alınır. Daha önce herhangi bir cerrahi operasyon geçirip geçirmediği, herhangi bir nedenle anestezi almak durumunda kalıp kalmadığı, kronik bir hastalığının olup olmadığı, alerji hikayesi sorgulanır. Sigara ve alkol kullanımıyla yaşam alışkanlıkları öğrenilir. Elde edilen bilgiler ışığında ve yapılacak ameliyatın özelliğine göre de bazı kan tahlilleri istenebilir. Böylelikle hastanın genel sağlık durumu ortaya konularak gerçekleştirilmesi planlanan operasyon için uygunluğu değerlendirilir. Ameliyat için risk değerlendirilmesi yapılarak ameliyata hazırlanır. Bu sırada hastaya tüm riskler anlatılır, gerekli bilgilendirmeler yapılır.

Anestezi yöntemleri içinde en yaygın olarak kullanılan genel anestezi üç aşamadan oluşmaktadır.

Premedikasyon, ön hazırlık dönemi: Anestezinin başlangıç aşamasıdır. Ameliyatın yarattığı stresi ve baskıyı azaltıp hastanın ameliyathaneye sakinleşmiş olarak gitmesi amaçlanmaktadır. Bunun için damar yolu açılarak ya da ağız yoluyla bazı ilaçlar verilir ve uykuya hazırlanması sağlanır.

Derin uyku, bilinçsizlik hali: Ameliyathaneye alınan hastaya daha etkili uyutucu ilaçlar verilerek derin uykuya geçmesi sağlanır.

Hareketsizlik halinin sağlanması: Bu aşamada hastaya kas gevşetici niteliğindeki özel ilaçlar uygulanarak ameliyat sırasında hareketsiz kalması sağlanır. Aynı zamanda ağrı duymaması için, damar ya da solunum yoluyla ilaç verilmeye devam edilir. Hasta derin bir uykudadır ve ağrı hissetmez, cerrahi işlem devam eder. Bu sırada anestezi uzmanı, hastanın solunumu ile diğer fonksiyonlarını takip eder. Ameliyat süresince hasta, yaşam fonksiyonları ve olası komplikasyonlar açısından gözlem altında tutulur.

Anesteziden uyanma: Ameliyatın tamamlanmasıyla hastanın uyandırılması aşamasına geçilir. Verilen tüm anestezik ilaçlar kesilerek hastanın kendiliğinden uyanması ve tüm yaşam fonksiyonlarının yerine gelmesi beklenir. Ameliyathanede uyanan hasta hem kullanılan anestezik maddelerin olası etkilerini gözlemlemek hem de ağrı kontrolü amacıyla Derlenme odasına alınır. Derlenmede bir süre gözlenen hasta solunum, tansiyon, nabız ve ağrı kontrolü yönünden stabilize edildikten sonra Anestezi doktorunun onayıyla servise gönderilir.

 

Günümüzde girişimsel ağrı tedavisi yöntemleri ile ağrının algılanışından, taşınması ve işlenmesine kadar geçen süreçlere etki edilerek ağrılar dindirilebiliyor. Özellikle radyofrekans ve ozon uygulamalarıyla, bel fıtığı ağrıları ,baş ve boyun ağrıları, ameliyat sonrası ağrılar ve kanser ağrıları tedavi edilebiliyor.

Hangi ağrılar nasıl tedavi ediliyor?

Ameliyat sonrası ağrılar çoğunlukla sinirlerin bulunduğu bel bölgesinden küçük dozda ağrı kesici uygulanarak tedavi edilebiliyor, Ayrıca ağrının hissedildiği merkeze ağrıyı taşıyan siniri etkisiz hale getirerek de ağrıları tedavi etmek mümkün.

Bel fıtığı ve omurga sistemindeki bozukluklardan kaynaklı ağrılar boyun ya da sırttaki sinirler üzerinde baskı ve yangı yaratarak ağrıya neden oluyor. Yangıyı gideren ilaçlar özel görüntüleme sistemleriyle ilgili sinir çevresine uygulanıyor. Omurga kemikleri arasında bulunan disklerin hacmini azaltan girişimler de yapılıyor.

Kanser ve kanser dışı ağrılarda da aynı yöntemler uygulanabiliyor.

Uygulama nasıl gerçekleştiriliyor?

Uygulamalar, ameliyathane koşullarında, lokal anestezi altında yapılıyor. Ağrı tedavisi uygulanacak bölgeye gelişmiş görüntüleme sistemleri kullanılarak kateter ile giriş yapılıyor. Ağrıyı taşıyan sinirler, radyofrekans uygulanarak kalıcı ya da geçici olarak uyutuluyor.

Ozon tedavisinin ağrı üzerindeki etkisi

Ozonu pek çok tedavide uygulayabiliyoruz. Çünkü ozon antienflamatuar, yani kuvvetli ödem çözücü bir ajandır. Bu tedavide Oksijeni (O2) birtakım cihazlarla O3’e dönüştürüyoruz. Bu ödem çözücü gazı disk içine yani omurgalar arasındaki yastıkçıklara enjekte ediyoruz. Bu işlem o diski yaşlandırıp küçültmeye yarıyor. Böylece disk içi ozon uygulaması, diske bağlı bel ve boyun ağrılarında elimizde önemli bir araca dönüşüyor. Ayrıca bu uygulamayı seçmemizdeki nedenlerden biri de hiçbir yan etkisinin bulunmaması.

Uluslararası Ağrı Enstitüsü’nün, Amerika ve Avrupa’nın ilgili kuruluşlarının hangi koşullarda hangi uygulamaları yapabileceğimize dair bize tedaviyle ilgili sundukları pek çok kılavuz var. Biz bu kılavuzları takip ediyoruz. Disk içi uygulamaların da tedavi şemamızda önemli bir yeri var. Olabildiğinde yani hastanın ameliyat endikasyonu yoksa, bu uygulamaları gerçekleştiriyoruz.

Anesteziyoloji, öncesi ve sonrası da dahil olmak üzere ameliyat süresince hastanın ağrı duymamasını, konforunu ve yapılan girişime tahammülünü sağlamak üzere geliştirilmiş bir dizi tıbbi uygulamayı içeren bilim dalının adıdır.

Anestezi uzmanı doktorunuz, Tıp Fakültesi mezunu, bu dalda dört yıllık uzmanlık eğitimi almış olan, üst düzey tıp teknolojisini kullanabilen ve bu bilgi ve becerisi ile sizin ameliyat sürecini güvenle geçirerek sağlığınıza kavuşmanıza olanak sağlayan kişidir.

Anestezi, kelime anlamı olarak "hissizlik, duyusuzluk" demektir. Bundan dolayı ameliyatlar hasta için ağrısız ve hatırlanmayan işlemlerdir. Ancak güvenle ameliyat olabilmeniz için duyunun ortadan kaldırılması gerekli olmakla birlikte yeterli değildir. Ameliyat sırasında, solunum, dolaşım gibi yaşamsal işlevleriniz de kontrol altında tutulmaktadır daha da ötesi anestezi doktorunuz sizin her bakımdan koruyucunuzdur.

Ameliyatlar yaklaşık 150 yıldır anestezi ile yapılmaktadır ve ameliyat tekniklerinin gelişmesi anesteziyolojideki gelişmeler ile mümkün olmuştur.

Anestezi doktorunuz ameliyat öncesi sizi muayene edip, yapılacak ameliyat için en uygun anestezi yöntemine sizinle birlikte karar verecektir.

Kaç türlü anestezi vardır?

Genel Anestezi:

Eğer hasta anestezi altında tamamen şuursuz ise buna "Genel Anestezi" denir. Genel anestezi için pek çok ilaç kullanılır. Bunlar damara verilen ilaçlar olduğu gibi, oksijen ile birlikte kullanılan gazlar da vardır. Her hastanın özelliğine göre gerekli ilaçlar seçilir. Eskiden çok kullanılan ve anestezi ile özdeşleşmiş olan eter son yıllarda kullanılmamaktadır; yerini çok daha iyi sonuçlar veren modern tıp teknolojisi ile geliştirilen başka ilaçlara bırakmıştır.

Bölgesel Anestezi:

Vücudun bir kısmının; ( kol, bacak, göğüs vs. ) iğne yapılarak uyuşturulmasına "Bölgesel Anestezi" denilir. Bunun da spinal, epidural, sinir bloğu gibi çeşitleri vardır.

Lokal Anestezi:

Küçük cerrahi girişimlerde sadece girişimin yapıldığı kısım uyuşturulur. Uyuşturma işlemini ameliyatı yapacak olan doktorunuz yapabilir, ancak yaşamsal fonksiyonlarınızın takibi veya sakinleştirilme gereksinimi doğduğunda anestezi doktorunuz yine yanınızda olacaktır.

Anestezi doktorunuz ve siz

Genellikle anestezist çalışırken hasta, uyku halinde olduğundan onun neler yaptığını ve kendisine nasıl yardım ettiğini bilmez. Ameliyatın öncesi ve sonrası da dahil olmak üzere sürekli yanınızdadır.

Ameliyattan önce

Sizin sağlık durumunuzu inceler. Sizi odanızda ziyaret edip, yapacaklarını anlatır ve sorularınızı cevaplandırır.

Yapılmasını istediği muayene, tedavi ve bakımı salık verir.

Anesteziden önce size gereken ilaçları yaptırır.

Muayenelerin sonucuna ve hastalığınıza göre size en uygun anestezi yöntemini seçer.

Ameliyat süresince

Ameliyatta ağrı duymamanız için gerekli ilaçları verir, kalbinizin ve akciğerlerinizin düzenli çalışmasını kontrol eder, bunların ve diğer organlarınızın iyi bir şekilde çalışması için gerekli tedavileri yapar, serum, kan ve diğer ilaçları verir.

Siz, ameliyatta anestezistinizin, cerrahın işini kolaylaştırmak ve sizi yaşatmak için yaptığı bütün bu işlerden habersizsinizdir !

Ameliyat boyunca anestezistiniz sizinle birliktedir ve sizin en yakın koruyucunuz, bütün varlığınızın bekçisidir. Başınızda anestezistiniz varken cerrahınız sizin bakımınızın emin ellerde olduğunu bilerek, bütün dikkatini kendi işine verir.

Ameliyattan sonra 

Anestezist sizi yalnız uyutmakla değil, aynı zamanda uyandırmakla da görevlidir. Onun diğer önemli bir işi de ameliyatta aldığınız ilaçların etkisinden kurtulmanız, ameliyattan sonra da ağrı duymamanız ve sağlıklı kalmanız için gerekli bakım ve tedavilerin hazırlığını yapmak ve bunları uygulatmaktır. Son yıllarda ameliyat sonrası ağrılar, sizin de kontrolünüz altındaki bir yöntem ile (hasta kontrollü analjezi) anestezist tarafından dindirilmektedir.

Bütün bunlar, uygun şartlar altında, yeterli bilgi donanımı olan kişilerce uygulanmakta olan anestezinin son derece güvenli ve ameliyat sürecinde konforunuzu, daha da önemlisi, ameliyata tahammülünüzü sağlayacak bir uygulama olduğunu göstermektedir.

Ameliyathane dışındaki anestezi doktoru

Anesteziyoloji zannedildiğinden daha geniş kapsamlı bir tıp dalıdır. Günümüzde anestezi doktorlarının ameliyathane dışında da pek çok uğraşı alanları vardır. Anestezi doktorunun diplomasında "Anesteziyoloji ve Reanimasyon Uzmanı" yazar. Animasyon, özellikle tatil köylerinde "canlandırma" anlamında sık olarak kullanılan bir terimdir. Reanimasyon ise "yeniden canlandırma" anlamına gelir, yani herhangi bir nedenle yaşamı kesintiye uğramış hastalara temel ve ileri yaşam desteği uygulayarak, neden ortadan kalkıncaya kadar hayatta kalmasını sağlamaya yönelik çabaların tümüdür. Bu yaklaşım pek çok insanı hayata döndüren, Yoğun Bakım Üniteleri'nin temelini oluşturmuştur. Yoğun Bakım Üniteleri ameliyattaki hastalarını yoğun bir biçimde takip etme deneyimlerinden dolayı anestezi uzmanı doktorların yönetimindedir.

Son yıllarda modern tıbbın içerisinde Algoloji Bilim Dalı hızla gelişmiş ve bugünkü konumuna gelmiştir. Herkes yaşamının herhangi bir döneminde şiddetli ağrıdan yakınmıştır. Bu yüzden ağrının geçmişi insanoğlu kadar eskidir. Geçmişte hastalık bulgusu olarak görülen ağrı özellikle kronik ağrı artık başlı başına bir hastalık olarak kabul edilmektedir. Hastalıklara bağlı ağrılar, o hastalığın tedavi edilmesi ile birlikte ortadan kalkabilmektedir. Ancak bazı kronik ağrı sendromları vardır ki nedeni belli değildir, bazen de neden ortadan kaldırılamaz, bu gibi durumlarda çabalar sadece kişiye ağrısız bir yaşam sürdürmesini sağlamaya yöneliktir. Ağrı Tedavi Merkezinde kronik ağrılı hastaların değerlendirilmesi, tanılarının konulması ve uygun tedavileri multidisipliner bir anlayışla yapılmalı, bilimsel temellere dayandırılarak oluşturulan protokollerle tedaviler uygulanmalıdır.

Anestezi uzmanı doktorlar ameliyat sırasındaki ağrıyı ortadan kaldırmadaki deneyimleri nedeni ile bu alanda da aktif ve primer rol almaktadır. Geliştirilmiş olan pek çok yöntem ile ameliyat sonrası akut ağrıların kontrölü, ağrısız doğum ve dindirilemeyen kronik ağrıların tedavisi mümkün olabilmektedir.

1. Hastalar nasıl uyutulur?

Hastalar ameliyathaneye geldiğinde anestezi doktoru tarafından karşılanır, sedyeden ameliyat masasına ameliyat ekibi tarafından anestezi doktorunun yardımıyla alınırlar. Bundan sonra anestezi doktoru hastaya tansiyon aletini, kalp monitörünün elektrodlarını ve puls oksimetre (kandaki oksijeni ölçer) cihazının parmak ucu kablosunu bağlar. Bunlar ameliyat boyunca hastanın yaşamsal fonksiyonlarının yakından izlenebilmesini sağlar. Gerekirse anestezi başlamadan önce 3-5 dakika süreyle maskeyle oksijen verilebilir. Bundan sonra sırasıyla ağrılı uyaranları azaltacak, anestezi denen özel uyku halini oluşturacak ve kas gevşemesi sağlayacak ilaçları damar yoluyla hastaya uygular. Daha sonra anestezist tarafından hastanın nefes borusuna yerleştirilen bir tüp sayesinde hastaya oksijenle karıştırılmış olarak anestezik gazlar verilir. Bu gazlar verildiği sürece anestezi devam eder, kesildikten kısa bir süre sonra anestezi sonlanmış olur ve hasta uyanır. Bu süreç içerisinde anestezi doktoru sürekli hastanın başındadır ve ameliyatın seyri ile ilgili gerekli tedavileri yapar.

2. Anestezist sizi "uyuttuktan" sonra başınızdan ayrılır mı?

Anestezi verilen hastalar hiç bir şekilde ameliyathanede yalnız bırakılmaz. Hastaların bir kısmı anestezi doktorunun kendisini "uyuttuktan" sonra başka bir işi kalmadığını, ameliyathaneden ayrıldığını zannedebilir. Ancak ameliyat öncesi yapılan muayenesinde gayet sağlıklı bulunan hastalarda bile yaşamsal fonksiyonlarda beklenmedik değişiklikler olabilir. Bu nedenle anestezi doktorunuz sürekli yanınızda ve sizin tek koruyucunuzdur.

3. Uyku ve anestezi aynı şey midir?

Genel anestezi günlük konuşmalarda "uyumak" olarak isimlendirilir. Genel anestezi uygulandığı zaman şuur kaybolur, hasta uyur. Fakat bu normal bir uyku değildir. Şuur kaybolmuş ve vücudun birçok organlarının işlemesi de değişmiştir. Bu durumda, anestezist vücudun işlemesi değişen organlarını kontrol eder ve bunlar için gerekli tedavileri yapar. "Narkoz" daha eski dönemlerden gelen bir terimdir; "derin uyku" halini belirtir. Bazen anestezi kelimesinin yerine kullanılsa da anesteziyi eksik olarak tarif eder, bu nedenle anestezistlerce pek sevilmez.

4. Ameliyatın ortasında uyanmak diye bir şey var mıdır?

Modern anestezi tekniklerinin henüz yaygın kullanıma girmediği dönemlerde bazen bu durum ile karşılaşılabiliyordu. Günümüzdeki teknikler ve kontrolü kolay ilaçlar sayesinde oldukça ender olarak rastlanan bu durumdur. Ameliyat süresince daima yanınızda bulunacak olan anestezi doktorunuz modern izleme yöntemleri ile uyku derinliğinizi saptayarak böyle bir duruma izin vermeyecektir.

5. Anestezi süresi en çok ne kadardır?

Anestezi birkaç dakika veya saatlerce sürebilir. Bu ameliyatın türüne ve seyrine bağlıdır, ameliyatın ne kadar sürmesi gerekiyorsa, anestezi de kesintisiz olarak o kadar sürdürülür.

6. Hangi hastalar anestezi alamaz?

Günümüzdeki geliştirilmiş anestezi ilaçları, anestezi teknikleri ve hastaların yaşamsal fonksiyonlarını izlemeye yarayan cihazlar ve ameliyat sonrası yoğun bakım üniteleri sayesinde daha önceleri anestezi verilemeyen hastaların artık güvenle her türlü ameliyatı olabilmeleri mümkündür . Kalp hastalığı, uzun süreden beri devam etmekte olan böbrek hastalığı ve ağır akciğer hastalığı olan hastaların da ameliyat geçirip iyileşme şansı var. Daha da ötesi bu hastalar mevcut bu hastalıklara yönelik ameliyatlarını rahatlıkla olabiliyorlar.

Bu tür hastalığı olan hastasını muayene eden anestezi doktoru, yapacağı tetkiklerle hastalığın derecesini saptayıp, ameliyat öncesi yapılacak tedaviyle hastalığın belirtilerinin azaltılması için çaba sarf eder, eğer gerek duyarsa ilgili bölümlerden görüş ister. Bütün bu çabanın amacı sizin için en az tehlike yaratacak uygun anestezi ilaç ve tekniğini seçmektir. Bütün bu çalışmalar sonucu uygun koşullarda her hasta güvenle anestezi alabilir.

7. Ameliyat süresince yaşamsal bulgularınızı kim, nasıl izler?

Daha önce de belirtildiği gibi ameliyat süresince yaşamsal bulguları izlemek anestezi doktorunun en temel görevidir. Ameliyattan önce hastaya takılan uygun bağlantılar sayesinde hastanın kalp atımları, dokularına ulaşan oksijen yoğunluğu ve kan basıncı devamlı olarak izlenir. Gelişmiş anestezi cihazları sayesinde anestezi verilmeye başlandıktan sonra yerleştirilen bağlantılarla vücut ısısı, nefesle alıp verdiği karbon dioksit, anestetik gazlar ve oksijen miktarı ve hatta anestezi derinliği devamlı olarak ölçülmekte ve kaydedilmektedir.

8. Bölgesel veya lokal anestezi uygulandığında hasta ameliyatı seyreder mi?

Kesinlikle hayır, bölgesel anestezi uygulandığında, damardan bazı sakinleştirici ilaçlar verilerek hastalarda uykuya benzer bir hal oluşturulabilir. Bu şekilde rahatlayan hasta ameliyathanedeki faaliyetlerden ve konuşmalardan etkilenmez ve ameliyatın rahatsızlık verebilecek bölümlerini hafif uykuda geçirir. Bazı hastalar bölgesel anestezinin etkileri iyice yerleşince ve ağrı duymadıklarını fark edince uyumak istemeyebilirler. Hastalar isterse ameliyat süresince anestezistleriyle konuşarak vakit geçirebilirler. Tüm ameliyatlarda bir siper yerleştirildiğinden zaten hastanın ameliyat bölgesini görmesi olanaksızdır.

9. Ameliyata niçin aç gelmek lazım?

Anestezi verilecek hastaların midesi boş olmalıdır. Hasta anestezi altındayken, dolu midede bulunan gıdalar ve asitli mide sıvısı yemek borusundan geri gelerek, nefes borusuna kaçabilir bu da istenmeyen bir durumdur ve hayati tehlikeye neden olabilir.

Yetişkin hastalara ameliyat öncesi gece 24.00'ten itibaren katı gıda almamalıdır, ameliyat öğleden sonra ise sabah 06.00 da iki dilim ekmek veya 4 bisküvi ile istenilen sıvı ile alabilirler. Ameliyattan 2 saat öncesine kadar berrak sıvı (su, şekerli su, çay, ıhlamur, berrak meyve suları) alabilirler (süt, gazlı içecekler, çorba hariç). İlaçlar ameliyattan 1 saat öncesine kadar bir yudum su ile içilebilir.

Bazı annelerin az miktar bir şeyler yemenin çocuklara zarar vermeyeceğini, onları doyurmayacağını düşünerek, doktorunun izni olmadan ameliyattan önce bebeklerini beslemeleri veya emzirmeleri sakıncalı bir durumdur.

Çocuklarda aşağıdaki tabloya uyulmalıdır:

Yaş

Süt- Katı gıda

Süre

Berrak sıvı miktarı


6 aydan küçük

Berrak sıvı

Anne sütü

Formüle süt (mama)

2 saat

3 saat

4 saat

 20 ml/kg


6 ay - 5 yıl

Berrak sıvı

Formüle süt (mama)

Püre ve çorbalar

Katı gıdalar

3 saat

4 saat

4 saat

6 saat

10 ml/kg


5 yaş ve üzeri

Berrak sıvı

Püre ve çorbalar

Katı gıdalar

3 saat

4 saat

8 saat

10 ml/kg

10. Ameliyattan önce neden serum takarlar?

Ameliyattan önce damara yerleştirilen plastik bir kanül yardımı ile hastaya serum takılır. Bu damar yoluyla verilen ilaçlar kısa süre içinde hastanın bilincinin kaybolmasını ve anestezinin başlamasını sağlar. Ameliyattan önce ve ameliyat sırasında hastanın sıvı ve elektrolit gereksinimi bu damar yolu ile karşılanır. Yine bu damar yolundan, ameliyat sırasında yaşamsal bulgularda oluşabilecek değişiklikleri kontrol altına almaya yarayacak ve tedavi edecek ilaçlar enjekte edilir. Kısacası ameliyattan önce açılan damar yolu hastayı hayata bağlayan en önemli araçlardan biridir. Ameliyattan sonra da damar yolundan ağrı kesiciler, kusma ve bulantıyı önleyecek ilaçlar ve hasta ağızdan gıda alabilecek hale gelene kadar sıvı verilir. Damardaki bu plastik kanül ihtiyaç sona erdiğinde çıkartılarak iptal edilir.

11. Anesteziye karşı alerji olabilir mi?

Sadece anestezikler değil, bütün ilaçlar alerjiye neden olabilir. Ancak birkaçı dışında anestezi ilaçlarına alerji ender rastlanır. Alerjik reaksiyonlar ilacın verildiği bölgede, bazen damar boyunca kızarıklık, bazı hastalarda ürtiker biçiminde döküntüler, çok daha ender olarak da ani tansiyon düşmesi, nefes almada zorluk ve çarpıntı şeklinde olabilir. Anestezi öncesi yapılan alerji testlerinin bilimsel değeri yoktur. Anestezi doktorunuz her türlü alerjik reaksiyona müdahale konusunda eğitimli ve deneyimlidir ve ameliyathane koşulları böyle durumların tedavisi için en uygun ortamdır.

12. Anestezi sırasında dişler zarar görebilir mi?

Anestezi doktoruna ağzınızda takma diş, protezinizi tutan tek bir veya birkaç diş veya sallanmakta olan herhangi bir diş olduğunu ameliyattan önce söylemenizde büyük yarar vardır. Genellikte çıkabilen protezler ameliyathaneye gelmeden önce çıkarılır. Anestezist, nefes borunuza tüp yerleştirirken kısmi protezi tutmaya yarayan tek dişin zarar görmemesi için çaba sarf eder. Ancak herhangi bir işlevi olmayan ve sallanan dişlerin ameliyattan önce çekilmesinde yarar vardır. Çünkü bunlar ne kadar dikkat edilse de anestezi sırasında yerinden çıkabilir. Normal şartlar altında sağlam dişler zarar görmezler.

13. Sigara içenlerde risk nedir?

Anestezi doktoru hastanın sigara tiryakisi olmasından hoşlanmaz. Sigara içen hastalar anestezi sırasında ve özellikle anestezi sonrasında uyanma döneminde birtakım sorunlar yaşar ve anestezistlerine de yaşatırlar, ancak bu yaşananları kendileri pek hatırlamadığı için ameliyattan sonraki yaşantılarında da sigara içmeye devam ederler .

Eğer sigara içiyorsanız bir an önce bundan vazgeçmeniz en doğrusudur, çünkü sigaranın yıllardır yapmış olduğu tahribatın iyileşmesi bıraktıktan sonra uzun zaman alır. Ameliyattan birkaç gün önce sigarayı bırakmış olmanın ne size, ne de anestezistinize herhangi bir faydası yoktur. Kendinize ve anestezi doktorunuza yapacağınız en büyük kötülük ise ameliyattan birkaç saat önce sigara içip ameliyathaneye gelmektir.

14. Ameliyat sonrasında boğaz ağrısı neden olur?

Ameliyat sonunda anestetik gazlar kapatılır ve hastanın yavaş yavaş uyanması beklenir. Hastanın yaşamsal refkeksleri geri döndükten sonra, nefes yollarındaki tüp çekilir ve hastanın kendi kendine soluması sağlanır. Ameliyat sırasında büyük yararı olan bu tüp bazı hastalarda nefes borusunda bir miktar tahriş yapabilir. Ameliyattan sonra hastanın boğazında hissettiği ağrı, gıcık ve yutkunma zorluğu bunun nedeni olup geçicidir. Son yıllarda geliştirilmiş olan özel maddelerden yapılmış yumuşak tüpler bunu en az düzeye indirmiştir.

15. Ameliyat sonrası bulantı-kusma neden olur?

Bazı ameliyatlarda cerrahi uyaranlar ameliyat sonrası bulantı ve kusmaya yol açabilirler. Çocuklarda şaşılık ameliyatlarından sonra, yetişkinde karın ameliyatlarından sonra kusma ve bulantı diğer ameliyatlara göre daha sık olarak ortaya çıkar. Son yıllarda geliştirilmiş olan anestezi ilaçlarının bu etkileri son derece azaltılmıştır, hatta bazı anestezi ilaçlarının bulantı-kusmayı önleyici etkileri vardır.Bulantı-kusmayı önleyen pek çok ilaç bulunmaktadır, anesteziden uyanmadan önce bu ilaçlar damardan verilerek bu sorun önlenebilir.

16. Ameliyat sonrasında ağrı çekmek kader midir?

Günümüzde ameliyat sonrası aşırı ağrı çekmek artık kader değildir. Ameliyat sonrası çekilen ağrının pek çok zararlı etkilerinin olduğu artık kanıtlanmıştır. Hastaların, anestezi ilaçlarının etkilerinden tamamen kurtulup yaşamsal fonksiyonlarının dengeye kavuşması için bir süre bekletildikleri "derlenme bölümünde" ağrı kesiciler uygulanarak ağrı hafifletilmeye çalışılır. Hastanın bilinci tamamen açılınca "Hasta Kontrollü Analjezi" uygulamasına geçilir. Bu uygulama bir cihaz yardımı ile yapılır. Cihaz hastaya düşük dozda ağrı kesiciyi sürekli olarak verirken, ağrısı olduğunda hastanın bir düğmeye basarak kendisine serumun gittiği damar yolundan ilave bir miktar ağrı kesici vermesine olanak tanır. Bu miktarın sınırları da cihazın programlanması ile önceden belirlenmiştir. Burada amaç en düşük dozda ilaç kullanarak hastanın ağrısını dindirmek ve konforunu sağlamaktır.

17. Ameliyat sonrası ağrınız için verilen morfin zararlı mıdır?

Kesinlikle değildir, şiddetli ağrı devam ettiği sürece uygun dozda morfin verilen hastalar morfinman olmaz. Ameliyattan sonra ağrısı azalan hasta kısa sürede ayağa kalkıp dolaşabileceği ve daha rahat nefes alıp verebileceği için iyileşme hızlanır. 24-48 saat sonra ağrının şiddeti azalınca morfin yerine başka ağrı kesicilerle ağrı tedavisine devam edilir.

Evvelce ilaç bağımlısı olup tedavi görmüş olan hastaların durumu farklıdır.

18. Her ameliyatta kan verilir mi?

Hayır, ancak çok gerektiğinde ameliyat olan hastaya kan verilir, günümüzde kan vermenin sınırları daha da daraltılmıştır. Ameliyatta kan verilmesi, ameliyattaki kanama miktarı, hastanın ameliyat öncesi kan değerleri ve hastanın yaşı ile kalp fonksiyonları ile ilgilidir.

Kesinlikle değildir, şiddetli ağrı devam ettiği sürece uygun dozda morfin verilen hastalar morfinman olmaz. Ameliyattan sonra ağrısı azalan hasta kısa sürede ayağa kalkıp dolaşabileceği ve daha rahat nefes alıp verebileceği için iyileşme hızlanır. 24-48 saat sonra ağrının şiddeti azalınca morfin yerine başka ağrı kesicilerle ağrı tedavisine devam edilir.

Evvelce ilaç bağımlısı olup tedavi görmüş olan hastaların durumu farklılık arzeder. 

Anestezik ilaçların etkileriyle olabileceği gibi, bazı ameliyatlarda cerrahi uyaranlar ameliyat sonrası bulantı ve kusmaya yol açabilirler. Çocuklarda şaşılık ameliyatlarından sonra, yetişkinde karın ameliyatlarından sonra kusma ve bulantı diğer ameliyatlara göre daha sık olarak ortaya çıkar. Son yıllarda geliştirilmiş olan anestezi ilaçlarının bu etkileri son derece azaltılmıştır, hatta bazı anestezi ilaçlarının bulantı-kusmayı önleyici etkileri vardır. Bulantı-kusmayı önleyen ilaçlar, anesteziden uyanmadan önce damardan verilerek bu sorun önlenmeye çalışılır.

Ameliyat sonunda anestetik gazlar kapatılır ve hastanın yavaş yavaş uyanması beklenir. Hastanın yaşamsal refkeksleri geri döndükten sonra, nefes yollarındaki tüp çekilir ve hastanın kendi kendine soluması sağlanır. Ameliyat sırasında büyük yararı olan bu tüp bazı hastalarda nefes borusunda bir miktar tahriş yapabilir.

Ameliyattan sonra hastanın boğazında hissettiği ağrının nedeni, gıcık ve yutkunma zorluğudur ve geçicidir. Son yıllarda geliştirilmiş olan özel maddelerden yapılmış yumuşak tüpler bunu en az düzeye indirmiştir.

Sigara içen hastaların, anestezi sırasında ve özellikle uyanma döneminde hava yolu spazmı gibi birtakım istenmeyen sorunlarla karşılaşma olasılığı daha fazladır. Ne yazık ki sigara içen hastalar anestezi esnasında yaşadıkları sorunları pek hatırlamazlar ve ameliyattan sonraki yaşantılarında da sigara içmeye devam ederler.

Sigaranın anestezi açısından en önemli etkisi midede asit salgısını artırması ve koruyucu hava yolu reflekslerini baskılamasıdır. Bu nedenle bir hafta öncesinden, veya en az 24 saat öncesinden itibaren hiç sigara içilmemesi çok önemlidir. Eğer sigara içiyorsanız bir an önce bundan vazgeçmeniz en doğrusudur. Kendinize ve anestezi doktorunuza yapacağınız en büyük kötülük ise ameliyattan birkaç saat önce sigara içip ameliyathaneye gelmektir.

Evet, anestezi doktoruna ağzınızda takma diş, protezinizi tutan tek bir veya birkaç diş veya sallanmakta olan herhangi bir diş olduğunu ameliyattan önce söylemenizde büyük yarar vardır.

Genellikte çıkabilen protezler ameliyathaneye gelmeden önce çıkarılır. Anestezist, nefes borunuza tüp yerleştirirken mevcut dişlerinizin zarar görmemesi için çaba sarf eder.

Ancak herhangi bir işlevi olmayan ve sallanan dişlerin ameliyattan önce çekilmesinde yarar vardır. Çünkü bunlar ne kadar dikkat edilse de anestezi sırasında yerinden çıkabilir. Normal şartlar altında sağlam dişler zarar görmezler.

Sadece anesteziye değil, bütün ilaçlar alerjiye neden olabilir. Ancak birkaçı dışında anestezi ilaçlarına alerji ender rastlanır.

Alerjik reaksiyonlar ilacın verildiği bölgede, bazen damar boyunca kızarıklık, bazı hastalarda ürtiker biçiminde döküntüler, çok daha ender olarak da ani tansiyon düşmesi, nefes almada zorluk ve çarpıntı şeklinde olabilir.

Anestezi öncesi, anestezik ilaçlara karşı yapılan alerji testlerinin bilimsel değeri yoktur. Anestezi doktorunuz her türlü alerjik reaksiyona müdahale konusunda eğitimli ve deneyimlidir ve ameliyathane koşulları böyle durumların tedavisi için en uygun ortamdır.

Hayır, ancak çok gerektiğinde ameliyat olan hastaya kan verilir. Günümüzde kan vermenin sınırları oldukça daraltılmıştır. Ameliyat sırasında kan verilmesine, ameliyattaki kanama miktarına göre, hastanın ameliyat öncesi kan değerleri ve hastanın yaşı, kalp fonksiyonları yandaş hastalıkları göz önüne alınarak karar verilir.

Ameliyattan önce damara yerleştirilen plastik bir kanül yardımı ile hastaya serum takılır. Anestezik ilaçlar bu damar yolundan verilir, ameliyattan önce ve ameliyat sırasında hastanın sıvı ve elektrolit gereksinimi bu damar yolu ile karşılanır. Yine ameliyat sırasında yaşamsal bulgularda oluşabilecek değişikliklerin tedavisinde kullanılacak ilaçlar, vücuda bu damar yolundan verilir.

Kısacası ameliyattan önce açılan damar yolu hastayı hayata bağlayan en önemli girişimdir. Ameliyattan sonra da damar yolundan ağrı kesiciler, kusma ve bulantıyı önleyecek ilaçlar ve hasta ağızdan gıda alabilecek hale gelene kadar sıvı verilir. Damardaki bu plastik kanül ihtiyaç sona erdiğinde çıkartılarak iptal edilir.

Anestezi verilecek hastaların midesi boş olmalıdır. Hasta anestezi altındayken, dolu midede bulunan gıdalar ve asitli mide sıvısı yemek borusundan geri gelerek, nefes borusuna kaçabilir bu da istenmeyen bir durumdur ve hayati tehlikeye neden olabilir.

Yetişkin hastaları ameliyattan en az 6-8 saat öncesinden itibaren herhangi bir gıda almamaları gerekmektedir. Ameliyattan 2 saat önce bir bardağı geçmeyen su, çay, ıhlamur gibi berrak sıvılar alınabilir. Süt gazlı içecekler, çorba dan uzak durulmalıdır. Devamlı kullanılan ilaçlar doktora danışılarak ameliyattan bir saat öncesine kadar yarım bardak suyla alınabilir.

Bazı annelerin az miktar bir şeyler yemenin çocuklara zarar vermeyeceğini, onları doyurmayacağını düşünerek, doktorunun izni olmadan ameliyattan önce bebeklerini beslemeleri veya emzirmeleri sakıncalı bir durumdur.

Daha önce de belirtildiği gibi ameliyat süresince yaşamsal bulguları izlemek anestezi doktorunun en temel görevidir. Ameliyattan önce hastaya takılan uygun bağlantılar sayesinde hastanın kalp atımları, kan oksijen düzeyi ve kan basıncı devamlı olarak izlenir. Gelişmiş anestezi cihazları sayesinde anestezi verilmeye başlandıktan sonra vücut ısısı, nefesle alıp verdiği karbon dioksit miktarı, anestetik gazlar ve oksijen miktarı ve hatta anestezi derinliği devamlı olarak ölçülmekte ve kaydedilmektedir.

Günümüzdeki geliştirilmiş anestezi ilaçları, anestezi teknikleri ve hastaların yaşamsal fonksiyonlarını izlemeye yarayan cihazlar ve ameliyat sonrası yoğun bakım üniteleri sayesinde daha önceleri anestezi verilemeyen hastaların artık güvenle her türlü ameliyatı olabilmeleri mümkündür.

Ameliyat nedeni olan ya da bununla ilgisiz kalp, akciğer, böbrek hastalığı gibi ciddi sistemik hastalığı olan hastalar öncelikle anestezi doktoru tarafından ayrıntılı olarak sorgulanır ve muayene edilir. Gerektiğinde diğer bölüm doktorları ile de görüşülüp yapılan tetkikler doğrultusunda hastanın o anki durumunun saptanması ve mevcut hastalığın ameliyat öncesi tedavi edilmesi sağlanır. Anestezi uzmanı hastanın ameliyat öncesi yandaş hastalığı ile ilgili bulgu ve belirtilerin olabilecek en iyi duruma gelmesi için çaba sarf eder.

Bütün bu çabanın amacı sizin için en az tehlike yaratacak uygun anestezi tekniğinin ve anestezik ilaçlarının seçilmesidir. Böylelikle uygun koşullarda her hastanın güvenle anestezi alması sağlanabilir.

Anestezi birkaç dakika veya saatlerce sürebilir. Bu ameliyatın türüne ve seyrine bağlıdır, ameliyatın ne kadar sürmesi gerekiyorsa, anestezi de kesintisiz olarak o kadar sürdürülür.
Modern anestezi tekniklerinin henüz yaygın kullanıma girmediği dönemlerde bazen bu durum ile karşılaşılabiliyordu. Ancak günümüzde kullanılan ilaçların en önemli özelliği vücutta çok çabuk etki gösterip, vücuttan çok çabuk temizlenebiliyor olmasıdır. Bu gün böyle durumlarla çok nadir karşılaşılmaktadır. Ameliyat süresince daima yanınızda bulunacak olan anestezi doktorunuz modern izleme yöntemleri ile uyku derinliğinizi saptayarak böyle bir duruma izin vermeyecektir.

Genel anestezi günlük konuşmalarda "uyumak" olarak isimlendirilir.

Ancak bu uygulamada bilinç tamamen kaybolur. Hasta herhangi bir sözel ya da ağrılı uyarana cevap veremez.

Dolayısıyla bu durum normal uykudan çok farklıdır.

Bizden haberdar olmak ister misiniz?
florence nightingale hastanesi çağrı merkezi
florence nightingale hastanesi

Copyright 2016 Florence Nightingale. Tüm hakları saklıdır.

Web sitemizdeki bilgiler kişileri tanı ve tedaviye yönlendirme amacı taşımaz. Tanı ve tedaviye yönelik tüm işlemlerinizi doktorunuza danışmadan uygulamayınız.