Anestezi ile İlgili Yararlı Bilgiler

Günümüzde girişimsel ağrı tedavisi yöntemleri ile ağrının algılanışından, taşınması ve işlenmesine kadar geçen süreçlere etki edilerek ağrılar dindirilebiliyor. Özellikle radyofrekans ve ozon uygulamalarıyla, bel fıtığı ağrıları ,baş ve boyun ağrıları, ameliyat sonrası ağrılar ve kanser ağrıları tedavi edilebiliyor.

Hangi Ağrılar Nasıl Tedavi Ediliyor?

Ameliyat sonrası ağrılar çoğunlukla sinirlerin bulunduğu bel bölgesinden küçük dozda ağrı kesici uygulanarak tedavi edilebiliyor, Ayrıca ağrının hissedildiği merkeze ağrıyı taşıyan siniri etkisiz hale getirerek de ağrıları tedavi etmek mümkün.

Bel fıtığı ve omurga sistemindeki bozukluklardan kaynaklı ağrılar boyun ya da sırttaki sinirler üzerinde baskı ve yangı yaratarak ağrıya neden oluyor. Yangıyı gideren ilaçlar özel görüntüleme sistemleriyle ilgili sinir çevresine uygulanıyor. Omurga kemikleri arasında bulunan disklerin hacmini azaltan girişimler de yapılıyor.

Kanser ve kanser dışı ağrılarda da aynı yöntemler uygulanabiliyor.

Uygulama Nasıl Gerçekleştiriliyor?

Uygulamalar, ameliyathane koşullarında, lokal anestezi altında yapılıyor. Ağrı tedavisi uygulanacak bölgeye gelişmiş görüntüleme sistemleri kullanılarak kateter ile giriş yapılıyor. Ağrıyı taşıyan sinirler, radyofrekans uygulanarak kalıcı ya da geçici olarak uyutuluyor.

Ozon Tedavisinin Ağrı Üzerindeki Etkisi

Ozonu pek çok tedavide uygulayabiliyoruz. Çünkü ozon antienflamatuar, yani kuvvetli ödem çözücü bir ajandır. Bu tedavide Oksijeni (O2) birtakım cihazlarla O3’e dönüştürüyoruz. Bu ödem çözücü gazı disk içine yani omurgalar arasındaki yastıkçıklara enjekte ediyoruz. Bu işlem o diski yaşlandırıp küçültmeye yarıyor. Böylece disk içi ozon uygulaması, diske bağlı bel ve boyun ağrılarında elimizde önemli bir araca dönüşüyor. Ayrıca bu uygulamayı seçmemizdeki nedenlerden biri de hiçbir yan etkisinin bulunmaması.

Uluslararası Ağrı Enstitüsü’nün, Amerika ve Avrupa’nın ilgili kuruluşlarının hangi koşullarda hangi uygulamaları yapabileceğimize dair bize tedaviyle ilgili sundukları pek çok kılavuz var. Biz bu kılavuzları takip ediyoruz. Disk içi uygulamaların da tedavi şemamızda önemli bir yeri var. Olabildiğinde yani hastanın ameliyat endikasyonu yoksa, bu uygulamaları gerçekleştiriyoruz.


Kesinlikle değildir, şiddetli ağrı devam ettiği sürece uygun dozda morfin verilen hastalar morfinman olmaz. Ameliyattan sonra ağrısı azalan hasta kısa sürede ayağa kalkıp dolaşabileceği ve daha rahat nefes alıp verebileceği için iyileşme hızlanır. 24-48 saat sonra ağrının şiddeti azalınca morfin yerine başka ağrı kesicilerle ağrı tedavisine devam edilir.

Evvelce ilaç bağımlısı olup tedavi görmüş olan hastaların durumu farklılık arzeder. 

Günümüzde ameliyat sonrası aşırı ağrı çekmek artık kader değildir. Ameliyat sonrası çekilen ağrının pek çok zararlı etkilerinin olduğu artık kanıtlanmıştır.

Hastaların, anestezi ilaçlarının etkilerinden tamamen kurtulup yaşamsal fonksiyonlarının dengeye kavuşması için bir süre bekletildikleri "derlenme bölümünde" ağrı kesiciler uygulanarak ağrı hafifletilmeye çalışılır. 

Hastanın bilinci tamamen açılınca "Hasta Kontrollü Analjezi" uygulamasına geçilir. Bu uygulama bir cihaz yardımı ile yapılır. Cihaz hastaya düşük dozda ağrı kesiciyi sürekli olarak verirken, ağrısı olduğunda hastanın bir düğmeye basarak kendisine serumun gittiği damar yolundan ilave bir miktar ağrı kesici vermesine olanak tanır. Bu ilacın miktarı, cihazın programlanması ile doktor tarafından önceden belirlenmiştir, dolayısıyla aşırı dozlarda kullanım mümkün değildir. Burada amaç en düşük dozda ilaç kullanarak hastanın ağrısını dindirmek ve konforunu sağlamaktır.

Anestezik ilaçların etkileriyle olabileceği gibi, bazı ameliyatlarda cerrahi uyaranlar ameliyat sonrası bulantı ve kusmaya yol açabilirler. Çocuklarda şaşılık ameliyatlarından sonra, yetişkinde karın ameliyatlarından sonra kusma ve bulantı diğer ameliyatlara göre daha sık olarak ortaya çıkar. Son yıllarda geliştirilmiş olan anestezi ilaçlarının bu etkileri son derece azaltılmıştır, hatta bazı anestezi ilaçlarının bulantı-kusmayı önleyici etkileri vardır. Bulantı-kusmayı önleyen ilaçlar, anesteziden uyanmadan önce damardan verilerek bu sorun önlenmeye çalışılır.

Ameliyat sonunda anestetik gazlar kapatılır ve hastanın yavaş yavaş uyanması beklenir. Hastanın yaşamsal refkeksleri geri döndükten sonra, nefes yollarındaki tüp çekilir ve hastanın kendi kendine soluması sağlanır. Ameliyat sırasında büyük yararı olan bu tüp bazı hastalarda nefes borusunda bir miktar tahriş yapabilir.

Ameliyattan sonra hastanın boğazında hissettiği ağrının nedeni, gıcık ve yutkunma zorluğudur ve geçicidir. Son yıllarda geliştirilmiş olan özel maddelerden yapılmış yumuşak tüpler bunu en az düzeye indirmiştir.

Sigara içen hastaların, anestezi sırasında ve özellikle uyanma döneminde hava yolu spazmı gibi birtakım istenmeyen sorunlarla karşılaşma olasılığı daha fazladır. Ne yazık ki sigara içen hastalar anestezi esnasında yaşadıkları sorunları pek hatırlamazlar ve ameliyattan sonraki yaşantılarında da sigara içmeye devam ederler.

Sigaranın anestezi açısından en önemli etkisi midede asit salgısını artırması ve koruyucu hava yolu reflekslerini baskılamasıdır. Bu nedenle bir hafta öncesinden, veya en az 24 saat öncesinden itibaren hiç sigara içilmemesi çok önemlidir. Eğer sigara içiyorsanız bir an önce bundan vazgeçmeniz en doğrusudur. Kendinize ve anestezi doktorunuza yapacağınız en büyük kötülük ise ameliyattan birkaç saat önce sigara içip ameliyathaneye gelmektir.

Evet, anestezi doktoruna ağzınızda takma diş, protezinizi tutan tek bir veya birkaç diş veya sallanmakta olan herhangi bir diş olduğunu ameliyattan önce söylemenizde büyük yarar vardır.

Genellikte çıkabilen protezler ameliyathaneye gelmeden önce çıkarılır. Anestezist, nefes borunuza tüp yerleştirirken mevcut dişlerinizin zarar görmemesi için çaba sarf eder.

Ancak herhangi bir işlevi olmayan ve sallanan dişlerin ameliyattan önce çekilmesinde yarar vardır. Çünkü bunlar ne kadar dikkat edilse de anestezi sırasında yerinden çıkabilir. Normal şartlar altında sağlam dişler zarar görmezler.

Sadece anesteziye değil, bütün ilaçlar alerjiye neden olabilir. Ancak birkaçı dışında anestezi ilaçlarına alerji ender rastlanır.

Alerjik reaksiyonlar ilacın verildiği bölgede, bazen damar boyunca kızarıklık, bazı hastalarda ürtiker biçiminde döküntüler, çok daha ender olarak da ani tansiyon düşmesi, nefes almada zorluk ve çarpıntı şeklinde olabilir.

Anestezi öncesi, anestezik ilaçlara karşı yapılan alerji testlerinin bilimsel değeri yoktur. Anestezi doktorunuz her türlü alerjik reaksiyona müdahale konusunda eğitimli ve deneyimlidir ve ameliyathane koşulları böyle durumların tedavisi için en uygun ortamdır.

Hayır, ancak çok gerektiğinde ameliyat olan hastaya kan verilir. Günümüzde kan vermenin sınırları oldukça daraltılmıştır. Ameliyat sırasında kan verilmesine, ameliyattaki kanama miktarına göre, hastanın ameliyat öncesi kan değerleri ve hastanın yaşı, kalp fonksiyonları yandaş hastalıkları göz önüne alınarak karar verilir.

Ameliyattan önce damara yerleştirilen plastik bir kanül yardımı ile hastaya serum takılır. Anestezik ilaçlar bu damar yolundan verilir, ameliyattan önce ve ameliyat sırasında hastanın sıvı ve elektrolit gereksinimi bu damar yolu ile karşılanır. Yine ameliyat sırasında yaşamsal bulgularda oluşabilecek değişikliklerin tedavisinde kullanılacak ilaçlar, vücuda bu damar yolundan verilir.

Kısacası ameliyattan önce açılan damar yolu hastayı hayata bağlayan en önemli girişimdir. Ameliyattan sonra da damar yolundan ağrı kesiciler, kusma ve bulantıyı önleyecek ilaçlar ve hasta ağızdan gıda alabilecek hale gelene kadar sıvı verilir. Damardaki bu plastik kanül ihtiyaç sona erdiğinde çıkartılarak iptal edilir.

Anestezi verilecek hastaların midesi boş olmalıdır. Hasta anestezi altındayken, dolu midede bulunan gıdalar ve asitli mide sıvısı yemek borusundan geri gelerek, nefes borusuna kaçabilir bu da istenmeyen bir durumdur ve hayati tehlikeye neden olabilir.

yetişkin hastaları ameliyattan en az 6-8 saat öncesinden itibaren herhangi bir gıda almamaları gerekmektedir. Ameliyattan 2 saat önce bir bardağı geçmeyen su, çay, ıhlamur gibi berrak sıvılar alınabilir. Süt gazlı içecekler, çorba dan uzak durulmalıdır. Devamlı kullanılan ilaçlar doktora danışılarak ameliyattan bir saat öncesine kadar yarım bardak suyla alınabilir.

Bazı annelerin az miktar bir şeyler yemenin çocuklara zarar vermeyeceğini, onları doyurmayacağını düşünerek, doktorunun izni olmadan ameliyattan önce bebeklerini beslemeleri veya emzirmeleri sakıncalı bir durumdur.

Daha önce de belirtildiği gibi ameliyat süresince yaşamsal bulguları izlemek anestezi doktorunun en temel görevidir. Ameliyattan önce hastaya takılan uygun bağlantılar sayesinde hastanın kalp atımları, kan oksijen düzeyi ve kan basıncı devamlı olarak izlenir. Gelişmiş anestezi cihazları sayesinde anestezi verilmeye başlandıktan sonra vücut ısısı, nefesle alıp verdiği karbon dioksit miktarı, anestetik gazlar ve oksijen miktarı ve hatta anestezi derinliği devamlı olarak ölçülmekte ve kaydedilmektedir.

Günümüzdeki geliştirilmiş anestezi ilaçları, anestezi teknikleri ve hastaların yaşamsal fonksiyonlarını izlemeye yarayan cihazlar ve ameliyat sonrası yoğun bakım üniteleri sayesinde daha önceleri anestezi verilemeyen hastaların artık güvenle her türlü ameliyatı olabilmeleri mümkündür.

Ameliyat nedeni olan ya da bununla ilgisiz kalp, akciğer, böbrek hastalığı gibi ciddi sistemik hastalığı olan hastalar öncelikle anestezi doktoru tarafından ayrıntılı olarak sorgulanır ve muayene edilir. Gerektiğinde diğer bölüm doktorları ile de görüşülüp yapılan tetkikler doğrultusunda hastanın o anki durumunun saptanması ve mevcut hastalığın ameliyat öncesi tedavi edilmesi sağlanır. Anestezi uzmanı hastanın ameliyat öncesi yandaş hastalığı ile ilgili bulgu ve belirtilerin olabilecek en iyi duruma gelmesi için çaba sarf eder.

Bütün bu çabanın amacı sizin için en az tehlike yaratacak uygun anestezi tekniğinin ve anestezik ilaçlarının seçilmesidir. Böylelikle uygun koşullarda her hastanın güvenle anestezi alması sağlanabilir.

Anestezi birkaç dakika veya saatlerce sürebilir. Bu ameliyatın türüne ve seyrine bağlıdır, ameliyatın ne kadar sürmesi gerekiyorsa, anestezi de kesintisiz olarak o kadar sürdürülür.
Modern anestezi tekniklerinin henüz yaygın kullanıma girmediği dönemlerde bazen bu durum ile karşılaşılabiliyordu. Ancak günümüzde kullanılan ilaçların en önemli özelliği vücutta çok çabuk etki gösterip, vücuttan çok çabuk temizlenebiliyor olmasıdır. Bu gün böyle durumlarla çok nadir karşılaşılmaktadır. Ameliyat süresince daima yanınızda bulunacak olan anestezi doktorunuz modern izleme yöntemleri ile uyku derinliğinizi saptayarak böyle bir duruma izin vermeyecektir.

Genel anestezi günlük konuşmalarda "uyumak" olarak isimlendirilir.

Ancak bu uygulamada bilinç tamamen kaybolur. Hasta herhangi bir sözel ya da ağrılı uyarana cevap veremez.

Dolayısıyla bu durum normal uykudan çok farklıdır.

Anestezi verilen hastalar hiç bir şekilde ameliyathanede yalnız bırakılmaz.

Hastaların bir kısmı anestezi doktorunun kendisini "uyuttuktan" sonra başka bir işi kalmadığını, ameliyathaneden ayrıldığını zannedebilir. Ancak ameliyat öncesi yapılan muayenesinde gayet sağlıklı bulunan hastalarda bile yaşamsal fonksiyonlarda beklenmedik değişiklikler olabilir.

Bu nedenle anestezi doktorunuz, bu tip durumları anında tespit etmek ve tedavi etmek için sürekli yanınızda ve sizin tek koruyucunuzdur.

Hastalar ameliyathaneye genellikle rahatlatıcı ilaç etkisi altında gelir. Öncelikle anestezi doktoru ve anestezi teknikeri tarafından karşılanır, hastanın kimliği, yapılacak ameliyat, cerrahın ismi gibi bir takım denetimlerden geçtikten sonra sedyeden ameliyat masasına ameliyat ekibi tarafından anestezi doktorunun gözetiminde alınırlar.

Ameliyat başlamadan önce anestezi teknikeri hastaya kan basıncını takip etmek için tansiyon aletini, kalp atışlarını görüntüleyebilmek için kalp monitör cihazının elektrotlarını ve solunum fonksiyonunu takip edebilmek için de kandaki oksijeni ölçen puls oksimetre cihazının parmak ucu kablosunu bağlar. Bunlar ameliyat boyunca hastanın yaşamsal fonksiyonlarının yakından izlenebilmesini sağlayan uygulamalardır.

İşte hasta ameliyathaneye geldikten sonra hemen uyutulur mu sorusunun cevabı burada yatmaktadır. Önce hastanın yaşamsal faaliyetlerinin görüntülenmesi sağlanır ve sonrasında gerekirse anestezi başlamadan önce 3-5 dakika süreyle hastaya maskeyle oksijen verilebilir.

Bundan sonra sırasıyla ağrılı uyaranları azaltacak, anestezi denen özel uyku halini oluşturacak ve kas gevşemesi sağlayacak ilaçları damar yoluyla hastaya uygular. Daha sonra anestezist tarafından hastanın nefes borusuna yerleştirilen bir tüp sayesinde hastaya oksijenle birlikte anestezik gazlar verilir. Damardan ve solunum yolundan anestezik ilaçlar ve gazlar verildiği sürece anestezi devam eder. Cerrahi işlem bitiğinde anestezik ilaçlarda kesilir, ilaçların vücuttaki etkilerinin azalması ile birlikte kısa süre içinde hasta uyanır.

Bu süreç içinde anestezi doktoru sürekli hastanın başındadır ve ameliyatın seyri ile ilgili gerekli tedavileri yapar. Ameliyatın öncesi ve sonrasın da anestezi doktorunuz sürekli yanınızdadır.

Bizden haberdar olmak
ister misiniz?
florence nightingale hastanesi çağrı merkezi
florence nightingale hastanesi

Copyright 2016 Florence Nightingale. Tüm hakları saklıdır.

Web sitemizdeki bilgiler kişileri tanı ve tedaviye yönlendirme amacı taşımaz. Tanı ve tedaviye yönelik tüm işlemlerinizi doktorunuza danışmadan uygulamayınız.