Yararlı Bilgiler

  • Kilo almaktan kaçının.
  • Sigara kullanmayın.
  • Sert yatak kullanın.
  • Sırtüstü ya da yan yatın. Yüzükoyun yatmayın.
  • Yumuşak zeminlere oturmayın. Dik ve düzgün oturun, otururken sırtınızı destekletin.
  • Alçak yerlere oturmaktan kaçının.
  • Ağır taşımayın. Dolap itme-çekme gibi aktivitelerden uzak durun.
  • Uzun süre ayakta durmanız gerektiğinde bir ayağınızı bir destek üzerine koyun.
  • Rahat ve düz ayakkabıları tercih edin. Yüksek topuklu ayakkabı giymekten kaçının.
  • Yerden eşya kaldırmak için dizlerinizi bükerek çömelin. Eşyayı vücudunuza yakın tutarak kaldırın.
  • Günlük aktivitelerinizde belinizi zorlayacak rotasyon tarzı aktivitelerden kaçının. Gövdeyi blok halinde hareket ettirmeye çalışın.
  • Uzun süre aynı pozisyonda kalmaktan kaçının. (Çok fazla ayakta durmak, çok fazla oturmak, uzun süre araba kullanmak gibi...)
  • Binicilik tarzı sporlardan uzak durun.
  • Yaşamınızdaki stresi azaltın.
  • Çivi çakmak, matkapla delik açmak gibi aktivitelerden uzak durun.
  • Büroda çalışıyorsanız belli aralıklarla kalkıp dolaşın. Sık kullandığınız eşyaları vücudu döndürmeden rahat alabileceğiniz yerlere koyun.
  • Düzenli egzersiz yapın. Egzersizlerinizi yavaş yavaş yapmaya özen gösteri


Bel Egzersizleri


  • Sırtüstü dizlerinizi bükün, ayaklarınızı yere basın. Karın ve kalça kaslarınızı kasarak belinizi yatağa doğru bastırın. 10'a kadar sayıp-gevşeyin.
  • Sırtüstü pozisyonda, kollar vücudun yanında dizlerinizi bükün. Kollar ve omuzlar yerde, başınızı öne doğru kaldırın. 10'a kadar sayıp-gevşeyin.
  • Sırtüstü pozisyonda, kollar yanda, dizleri bükün. Kollarınızı dizlerinize doğru uzatıp, başınızı ve omuzlarınızı öne doğru hafif kaldırın. 10'a kadar sayıp-gevşeyin.
  • Sırtüstü pozisyonda, kollar yanda dizleri bükün. Kollarınızı sağ dizinize doğru uzatırken başınızı ve omuzlarınızı sağa doğru hafif kaldırın. 10'a kadar sayıp-gevşeyin. Daha sonra aynı hareketi sol taraf için tekrarlayın.
  • Sırtüstü pozisyonda dizinizi büküp bacağınızı elinizle kendinize doğru çekin. (Bu sırada düz olmasına dikkat ediniz). 10'a kadar sayıp-gevşeyin.
  • Sırtüstü pozisyonda, dizlerinizi bükerek her iki bacağı elinizle kendinize doğru çekin. 10'a kadar sayıp-gevşetin.
  • Yüzükoyun pozisyonda, karnınızın altına ince bir yastık-rulo koyun. Kollar yanda başınızı ve göğsünüzü yataktan kaldırmaya çalışın. 10'a kadar sayıp-gevşeyin.
  • Sırtüstü pozisyonda, havlu yada çarşaf ruloyu ayağınızın altından şekildeki gibi geçirin. Diğer bacak yataktan kalkmayacak. Ruloyu her iki taraftan tutarak bacağınızı düz olarak kaldırın. 10'a kadar sayıp-gevşeyin.
  • Eller ve dizler üzerinde emekleme pozisyonuna gelin. Bu pozisyonda önce sırtı tamamen çukurlaştırmaya çalışıp 10'a kadar sayıp-gevşeyin.
  • Egzersizlerinizi düzenli yavaş yapmaya özen gösterin. Egzersiz sırasında ağrı sınırınızı zorlamayın..

bel-agrisi-hakkinda-yararli-bilgiler.jpg








Kaslar, kemikler, eklemler ve bu yapıları birleştiren bağlarda ağrı ve hareket kısıtlılığına, bazen de şişlik ve şekil bozukluğuna neden olan hastalıklara genel olarak romatizma denilmektedir. Romatizmal hastalıklar genel olarak iltihabi olanlar ve olmayanlar olarak sınıflandırılabilir.

İltihabi olmayan romatizmal hastalıklar: Bu grup içerisinde en sık karşılaştığımız hastalıklar halk arasında kireçlenme olarak bilinen dejeneratif eklem hastalıkları (osteoartrit) ve boyun, sırt, kol, bacak yumuşak dokularında ağrı ile seyreden yumuşak doku romatizmalarıdır (miyalji, fibromiyalji, tendinit).

İltihabi romatizmal hastalıklar: Genellikle bağışıklık sistemindeki çeşitli nedenlere bağlı ( genetik yatkınlıklar, çevresel faktörler, infeksiyonlar, v.b.) bozukluklardan kaynaklanan eklemlerde ve bazen göz, kalp, akciğer, böbrek gibi organlarımızda da mikrobik olmayan bir iltihaplanmayla sonuçlanabilen sistemik bir grup hastalıklardır.

Başlıca şu şekilde sınıflandırılabilirler:

Romatoid artrit ve diğer bağ dokusu hastalıkları (sistemik lupus eritematozus, skleroderma, Sjögren sendromu, mikst bağ dokusu hastalığı, dermatomiyozit-polimiyozit, polimiyaljia romatika, antifosfolipid antikor sendromu)

Seronegatif spondilartropatiler( ankilozan spondilit, enteropatik artropatiler, psöriatik spondilartopatiler, Reiter sendromu ve reaktif artropatiler)

Behçet hastalığı

Damar iltihapları (vaskülitler)

Periodik ateş sendromları (ailevi akdeniz ateşi ve benzeri sendromlar)

Kristal artropatileri

Artrit, iltihabi romatizmal hastalıkların en belirgin özelliğidir. Artrit, oynar özellikteki eklemlerin iltihabı demektir. Artrit gelişen eklem şiş, sıcak, ağrılı, hareketleri kısıtlıdır; bazen kızarık görünümde olabilir.

Sistemik bazı hastalıklar (kronik iltihabi ve infeksiyöz hastalıklar, tümörler ) bazen iltihabi romatizmal hastalık bulguları verebilir. Yine hastalığın erken dönemlerinde, bu romatizmal bulgular esas hastalık ilişkili bulgulardan daha baskın olabilir.

Romatizmal Hastalıklarda Tedavi

İltihabi olmayan romatizmal hastalıklarda steroid (kortizon) olmayan antiinflamatuar ilaçlar, sıklıkla kullanılmaktadır. Bu hastalıkların tedavisinde fizik tedavi ve rehabilitasyon, nöroloji – nöroşirürji, ortopedi ve psikiyatri kliniklerinden destek tedaviler almak gerekebilmektedir.

İltihabi romatizmal hastalıkların bir kısmı tamamen iyileşmekle beraber büyük bir kısmı da iyileşme ve alevlenmelerle seyredebilmektedir. Hasta ve hekimin uyumu önemlidir. Tedavide amaç yakınmaların giderilmesi, olası organ tutulumlarının önlenebilmesi ve hastanın yaşam konforunun en üst düzeyde sürdürülmesini sağlamaktır. Erken ve uygun tedavi ile gelişebilecek eklem deformite ve sakatlıklarının önlenebilmesi mümkündür. Sistemik tutulum yapabilen hastalıkların erken tanı ve tedavisi doğrudan sağkalım üzerine etkilidir. Akut dönemde, iltihabı baskılamada kortizon tedavilerinden yararlanılmakta, uzun dönemde hastalık, temel bazı antiromatizmal ilaçlar ile tedavi edilerek hastaların kortizon alma süreleri mümkün olduğunca kısa tutulmaya çalışılmaktadır. Günümüzde temel antiromatizmal ilaçların yetersiz kaldığı hastalarda yeni biyolojik tedaviler ile başarılı sonuçlar alınmaktadır. Tüm hastalıklar gibi romatizmal hastalıkların da erken tanı ve tedavisi önemlidir.

Baş ağrısı tüm branşlarda, tüm hekimlerin karşılaştıkları yaygın bir sorundur. En büyük kısmını gerilim tipi baş ağrısı veya migren gibi kronik/epizodik (aralıklı) baş ağrıları oluşturur. Hastayı çok rahatsız etmenin yanı sıra baş ağrıları önemli işgücü kaybı, sağlık harcamaları ve benzer ekonomik götürülere neden olur.
Migrenli hastaların yaklaşık % 60-70'ı henüz tanı almamıştır. Baş ağrısı ile en sık doktora gidenler % 54 oranı ile süregen gerilim tipi baş ağrısı olan hastalardır. Bu hastalara sıklıkla "kronik sinüzüt", "boyun kireçlenmesi", "hipertansiyon kaynaklı" gibi yanlış tanılar konur.
Baş ağrısının altında bazen beynin ya da vücudun başka bölgelerine ait hastalıklar yatar. Bu baş ağrılarına ikincil (sekonder) baş ağrısı denir. Örnek olarak kansızlık, enfeksiyonlar, kazalar, kanamalar, tümörler veya ilaç yan etkileri sayılabilir. Migren, gerilim tipi baş ağrısı veya küme tipi baş ağrısı gibi altında başka bir hastalık yatmayan ağrılara ise birincil (primer) baş ağrıları denir.
Primer Baş Ağrıları
En sıkı görülen ağrı tipi gerilim tipidir ( Baş ağrılarının % 50 sinden daha fazlası). Ancak migren de sanıldığından daha sık gözlenir. Migren kadınlarda erkeklerden daha sıktır. Bunun dışında küme baş ağrıları, günlük süregen baş ağrıları gibi daha nadir baş ağrısı çeşitleri de bulunmaktadır.
Gerilim Tipi Baş Ağrısı
Gerilim tipi baş ağrıları hem daha kısa sürerler, hem günlük hayatı pek etkilemezler, hem de tedaviye daha kolay cevap verir. Nadir durumlarda aralıklı gelen bu ağrılar süregen bir hal alarak çok rahatsız edici olabilir.
Migren
Migren ağrısı oldukça karakteristiktir. Genellikle zonklayıcı karakterde yarım baş ağrıları olur ancak çok çeşitli başka şekillerde de gözlenebilir. Ağrı oldukça ızdırap vericidir ve hastanın günlük yaşam aktivitelerini engeller. İlaç tedavisine çok kolay cevap vermez, özel takip ve tedavisi vardır. Önemli bir nokta, migrenin baş ağrısı ile sınırlı olmayan bir hastalık olduğu ve vücudun başka alanlarını da etkilediğinin bilinmesidir.
Ağrının nedeni ile ilgili dikkat edilmesi gereken önemli noktalar:
 
  • Baş ağrısının süresi
  • Baş ağrısının hastada başladığı yaş
  • Aralıklı olup olmaması
  • Birden oluşup oluşmadığı
  • Ağrının şiddeti
  • Ağrının yeri
  • Ağrının karakteri
  • Eşlik eden başka yakınmaların varlığı
  • Ağrıya neden olan faktörlerin olup olmadığı
  • Tedavi
Eğer baş ağrısının altında herhangi bir neden yattığı anlaşıldıysa, tedavi bu nedene yönelik yapılacaktır. Hastada primer bir baş ağrısı saptandıysa ağrı tipine göre ve kişiye özel bir tedavi rejimi seçilecektir.
İlaç tedavisin yanı sıra destek tedavileri (psikolojik, fizik tedavi ve rehabilitasyon, supplementer tedaviler) de hastalara büyük oranda rahatlık sağlarlar.
Baş Ağrısında "ACİL"
Eğer baş ağrısı:
 
  • Ani ve çok şiddetli başladıysa
  • Ateş veya kusma eşlik ediyorsa
  • Hayatınızda ilk defa bu şekilde bir ağrı yaşıyorsanız
  • Sinir sistemine ait herhangi başka bir bozukluk eşlik ediyorsa
  • Bilincinizde değişiklik/ uykuya eğilim varsa;
hemen en yakın hastanenin "Acil Servis"ine başvurunuz.

Ağrı kliniklerinin görevleri nedir?

Tanı ve tedavisi güç ağrıların araştırılması, tanının konması ve gerekli tedavinin yürütülmesi ve ağrının kaynağını bulduktan sonra ilgili branşa yönlendirilmesi işlevini görür.

Tanısı ve tedavisi güç ağrıların araştırılması konusunda; öncelikle ağrının nedeni saptanmaya çalışılır. Bu amaçla hastanın bir çok hekim tarafından aynı anda değerlendirilmesi gerekebilir. Tam teşekküllü ağrı kliniklerinde bu tür multifonksiyonel çalışma mevcuttur. Ağrının nedeni saptandıktan sonra tedavisi aşamasına geçilir. Bu aşamada diğer tıp dalları tarafında uygulanamayan girişimsel yöntemler, uygulanabilir.

Ağrılı hastanın doğru branşa yönlendirilmesi konusunda; kronik ağrının bir çok tıp dalının sorumluluğunda olması sonucu doğru brans tarafından takibi önemlidir.Ağrı kliniklerinin hastayı doğru hekime yönlendirme konusunda da büyük görevleri vardır.

Ağrı nedir?

Uluslararası Ağrı Araştırmaları Teşkilatı (IASP) tanımlamasına göre ağrı; Vücudun herhangi bir yerinden kaynaklanan, gerçek ya da olası bir doku hasarı ile birlikte bulunan, insanın geçmişteki deneyimleriyle ilgili, duysal, afektif, hoş olmayan bir duyudur.

Vücutta yaygın görülen ağrının sebepleri neler olabilir?

Yaygın ağrı, D vitamini eksikliğine, osteoporoza, metabolik hastalıklara, kas güçsüzlüğüne, myofasiyal ağrı sendromuna, osteoartrit ve kansere bağlı olarak gelişebilir.

Ağrı kesici ilaç (analjezik) kullanımı ağrıya yol açar mı?

Bütün kronik ağrılı hastalarda analjeziklerin kötü kullanımı görülebilir. Özellikle baş ağrısına yatkın kişilerde ilaç kötü kullanımı ve buna bağlı olarak kronik günlük baş ağrısına ‘tepki baş ağrısı’ oluşumu görülür.

Bel ağrısında tedavi yaklaşımı nasıl olmalıdır?

Bel ağrılı hastaların tedavisinde amaç erken dönemde ağrıyı kontrol altına almak, tekrarı, kronikleşmeyi ve sakatlığı engellemek, hastayı birab önce normal hayata geri kazandırmaktır. Kişiye göre tedavi planlanmalıdır. Günümüzde bel ağrılı hastaların tedavisinde pasif yöntemler yerine, hastanın aktif katılımının sağlandığı, yoğun egzersiz programları ve bel koruma eğitiminden oluşan aktif yöntemler önerilmektedir.

Bizden haberdar olmak
ister misiniz?
florence nightingale hastanesi çağrı merkezi
florence nightingale hastanesi

Copyright 2016 Florence Nightingale. Tüm hakları saklıdır.

Web sitemizdeki bilgiler kişileri tanı ve tedaviye yönlendirme amacı taşımaz. Tanı ve tedaviye yönelik tüm işlemlerinizi doktorunuza danışmadan uygulamayınız.